You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İllerimizin Tarihi Müzeleri

İllerimizin Tarihi Müzeleri

Posting Freak
İllerimizin Tarihi Müzeleri
ÇANAKKALE

Bozcaada Yerel Tarih Müzesi


Bozcaada Yerel Tarih Müzesi, Çanakkale iline bağlı Bozcaada'da koleksiyoner Hakan Gürüney' tarafından oluşturulan 2005 yılında ziyarete açılmış bir müzedir.

Müze, ada merkezine 2km. mesafede, Ayazma yolu üzeri Palamar mevkii'nde yer alan bağ evi şeklinde bir yapıdır. Bozcaada'nın yerel tarihini aydınlatacak her türlü obje ve evrak sergilenmekte olan koleksiyonda yer alır. Şarapçılık tarihine ilişkin objeler, deniz kabukları koleksiyonu, kartpostallar, harita ve gravürler, Bozcaada'ya ilişkin her türlü yayın serginin bir bölümünü oluşturur.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
İllerimizin Tarihi Müzeleri
ÇANAKKALE

Bozcaada Yerel Tarih Müzesi

Bozcaada Yerel Tarih Müzesi, Çanakkale iline bağlı Bozcaada'da koleksiyoner Hakan Gürüney' tarafından oluşturulan 2005 yılında ziyarete açılmış bir müzedir.

Müze, ada merkezine 2km. mesafede, Ayazma yolu üzeri Palamar mevkii'nde yer alan bağ evi şeklinde bir yapıdır. Bozcaada'nın yerel tarihini aydınlatacak her türlü obje ve evrak sergilenmekte olan koleksiyonda yer alır. Şarapçılık tarihine ilişkin objeler, deniz kabukları koleksiyonu, kartpostallar, harita ve gravürler, Bozcaada'ya ilişkin her türlü yayın serginin bir bölümünü oluşturur.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
İllerimizin Tarihi Müzeleri
ÇANAKKALE
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Çanakkale ili sınırları içerisinde, Gelibolu Yarımadası'nın güney ucunda, Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasında 33.000 hektarlık bir alanı kapsayan park. 1973'te kurulmuş ve Birleşmiş Milletler Milli Parklar ve Koruma Alanları listesinde yer almaktadır.

Ulaşım

Park'a Edirne ve İstanbul'dan Tekirdağ ve Gelibolu yolu ile; Ankara, Bursa ve İzmir'den ise Çanakkale'den Kilitbahir ve Eceabat'a düzenlenen feribot seferiyle ulaşılır. En yakın havaalanı Çanakkale'dedir ancak tarifeli sefer yapılmamaktadır. yanlış bilgi veya doğru bilgi demedik...doğruda olabilir yanlışta

Özellikler

Birinci Dünya Savaşı Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerinin yapıldığı yerler Gelibolu Yarımadası içerisindedir. Ayrıca batık gemiler, toplar, siperler, kaleler ve burçlardan ve savaşla ilgili yüzlerce başka kalıntıdan oluşan geniş bir yelpazenin yanı sıra 60.000'i aşan Türk şehidinin ve yine 250.000'i aşan Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz ve Fransız askerlerinin savaş mezarları ve anıtları buradadır.

Muharebe alanları, savaş mezarları, anıtlar ve savaşla ilgili kalıntılar "tarihi sit alanı" ve "kültürel varlık" olarak tescil edilmiştir. Ayrıca MÖ 4000 tarihine dek giden birçok "Arkeolojik sit alanı ve anıtı" vardır. Çok çeşitli "doğal sit alanları ve anıtlar" içerisinde ise kumsallar, koyaklar, Akdeniz çalıları(maki) ile karışık koru parçaları, çarpıcı görünümlü jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar, bir tuz gölü(yakın zamana kadar bir kıyı gölüydü) ve 15. yüzyıl askeri mimarisinin eşsiz örneklerini içeren ilginç bir "kültürel miras" kolleksiyonu vardır.

Görülebilecek yerler

Gelibolu Yarımadası, denizlerin kendine has akıntıları, az yükseltili, dik yamaçlı kıyıları, oya gibi işlenmiş girintili çıkıntılı koyları, uzun kumsalları ile yörenin ormanlık tepeleri, vadileri savaşın akışında etkili rol oynamıştır.

Milli Parkta, Kilitbahirtaş Yaylası, Seddülbahir Savaş Alanı, Maeste Koyu, Tekke Köyü, Ertuğrul Koyu, İkizler Koyu, Hisarlık Tepe, Alçı Tepe, Zığındere, Kereviz Dere, Arıburnu, Anafartalar Savaş Alanlarında Kaba Tepe, Kanlı Şist, Conkbayırı, Suvla ovası, Kakma Dağı ayrıca Türk Şehitlik ve Anıtları, Yabancı Mezarlık ve Anıtlar, savaş kalıntıları (Tabyalar-silahlar, siperler, batıklar) Arkeolojik ve Tarihi Sitler, Müzeler ve Yerleşmeler görülmesi gerekli yerlerdir.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
İllerimizin Tarihi Müzeleri
Çorum Müzesi

Alacahöyük, Boğazköy-Hattuşa, Pazarlı ve Kuşsaray gibi arkeolojik kazı merkezlerinden çıkarılan buluntuların sergilendiği bir müzedir. Çorum Müzesi ilk olarak 13 Ekim 1968 tarihinde günümüzde kullanılmayan ilk binasında hizmete girmiştir. Müze, Çorum il merkezinde bulunmaktadır
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
İllerimizin Tarihi Müzeleri
İSTANBUL

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi

Türk ulusunun insancıl hoşgörüsünü yurt içinde ve yurt dışında tanıtma amacı güden 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi, 25 Kasım 2001`de açılarak hizmete girmiştir. 1671 tarihinde mevcut olduğu bilinen, çeşitli zamanlarda yapılan restorasyon çalışmalarıyla, günümüze kadar güzelliğini koruyan Zülfaris Sinagogu, Kamhi Ailesinin maddi katkıları, ve şimdi müzenin küratörü olan Naim Güleryüz'ün öneri ve tasarımıyla 500. Yıl Vakfı "Kutlama Programı" çerçevesinde müze olarak düzenlenerek kapılarını ziyaretçilere açtı. Türk Yahudileriin kültür mirasıyla ilgili verileri korumak, derlemek, sergilemek ve yorumlamak için açılan müze üç bölümden oluşuyor. Ana sergi salonunda Türk Yahudilerinin Müslüman geniş toplumla beraberlik ve iletişimi, etkileşimi, ülkenin sosyal ve toplumsal yaş***** katılımları, eşya, belge ve fotograflarla anlatılıyor. Galeri bölümünde geçmişten insan manzaraları sunuluyor. Erkekler, kadınlar, çocuklar, çiftler, aileler tarihe tanıklık ediyor. Çeşitli bireysel konular ele alınıyor. Etnografya bölümünde doğum, sünnet, çeyiz, düğün gibi günlük yaşamdaki çeşitli öğelerden sahneler, Türk Yahudileriin gelenek ve göreneklerini gözler önüne seriyor.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
İllerimizin Tarihi Müzeleri
İSTANBUL
Askeri Müze

Askeri Müze, Cumhuriyet Caddesi üzerinde, 54.000 m²lik bir alan üzerinde kurulu 18.600 m²lik binasıyla bir yapılar kompleksidir. Geniş bir alana yayılan Mekteb-i Harbiye binası, Osmanlı Devleti’ne subay yetiştirmek amacıyla kurulmuş ve 1862’de inşa edilmiştir.

II. Abdülhamid tarafından yaptırılan okul binası, 1936’ya kadar okul, 1964’e kadar Kolordu Karargâhı olarak kullanılmıştır. Binanın güney bölümü Harbiye Orduevi inşa edilene kadar orduevi olarak hizmet vermiştir. 1964’te asıl binanın askeri müze olarak kullanımına karar verilmiş ve 1966’da restorasyonuna Mimar Prof. Dr. Nezih Eldem tarafından başlanarak, 1991’de bitirilmiştir. Başlangıcından bugüne kadar yapıda işlevsel ve mekânsal değişiklikler meydana gelmiş ve bina okuldan müzeye çevrilene kadar gerek iç, gerekse dış görünümü itibariyle birçok değişiklik geçirmiştir.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
İllerimizin Tarihi Müzeleri
İSTANBUL
Ayasofya Müzesi

Ayasofya Müzesi (Ayasofya Cami veya Ayasofya Kilisesi), Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından M.S. 537 yılında İstanbul'un eski şehir merkezine inşa ettirildi. "Kutsal Bilgelik" anl***** gelen "Hagia Sophia", Yunanca: Αγιά Σοφιά adı verilen bina 6 yılda tamamlandı.

Ayasofya, sanat tarihi ve mimarlık dünyasının baş yapıtları arasında yer alır. Başlangıçta bir kilise olarak inşa edilen ve Osmanlı döneminde camii'ye çevrilen Ayasofya, günümüzde bir müze olarak hizmet vermektedir.

Bizans tarihçileri (Theophanes, Nikephoros, Gramerci Leon) ilk Ayasofya'nın İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Bazilika planlı, ahşap çatılı bu yapı, bir ayaklanma sonunda yanmıştır. Bu yapıdan hiçbir kalıntı günümüze gelmemiştir.

İmparator II. Theodosius, Ayasofya'yı ikinci defa yaptırmış ve 415'te ibadete açmıştır. Yine bazilika planlı bu yapı 532'de Nika ihtilali sırasında yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimari parçalardır.

İmparator Justinianus (527-565) ilk iki Ayasofya'dan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletos'lu İsidoros ve Tralles'i Anthemios'a günümüze ulaşan Ayasofya'yı yaptırmıştır. Yapımına 23 Aralık 532'de başlanmış, 27 Aralık 537'de tamamlanmıştır. Miletli Isidore ve Trallesli Anthemius tarafından tasarlanan binanın Aralık 557 depreminden sonra zayıflayan kubbesi Mayıs 558'de çökünce farklılaştırılarak yeniden inşa edilmiştir. Anadolu'nun antik şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar Ayasofya'da kullanılmak üzere İstanbul'a getirilmiştir. Döneminin en geniş kubbesine sahip olan yapı, asırlar boyunca sık sık çöküp yenilendi.

Bizans dönemi mimarisinin ve sanatının en görkemli örneklerine sahip olan yapı, Mimar Sinan'ın yaptığı Süleymaniye ve Selimiye Camii'nin esin kaynağı oldu. 916 yıl kilise olarak kullanıldıktan sonra 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u ele geçirmesiyle camiye dönüştürüldü, cumhuriyetin ilanından sonra 1935 yılında Atatürk'ün emriyle müze olarak kullanılmaya başlandı.

Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.

Ayasofya'nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks (Bizans kiliselerinde avluya verilen isim) ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler 9.-12. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'a girişinin ardından ilk iş olarak Ayasofya'nın onarılmış olması dikkat çekicidir.Bazı rivayetlere göre camii'nin kıblesi ters olduğu için eli ile duvarı kıbleye doğru iterek düzelttiği anlatılır. Ayasofya'daki papaz odalarını medrese olarak faaliyete başlatmış, İstanbul Üniversitesi'nin temeli sayılan bu medreseler 1934 yılında Müzeler Müdürlüğü tarafından her nedense yıktırılmıştır.

Fatih Sultan Mehmet tarafından döneminde camiye çevirilmiş olan Ayasofya, Osmanlılar arasında 500 yıl içinde İstanbul'un en önemli camilerinden birisi oldu. Yapıya çeşitli padişahlarca dört minare eklendi.

Ayasofya İstanbul'un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk Hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin Kuran'dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin'in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.

Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmut'un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecit'in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya'daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.

Ayasofya 1935 yılında müze haline getirildi. Mozaikleriyle ünlü yapıyı 55.60 m. yüksekliğinde ve içten 30.80.-31.88 m. çapında 40 kaburgalı bir kubbe örtmektedir. Binanın ağırlığını 40'ı aşağıda, 67'si üst katta 107 sütun taşımaktadır.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.