You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İhanet Hep Vardı....

İhanet Hep Vardı....

Posting Freak
İhanet Hep Vardı....
Ata' mızın dönemin dışişleri bakanının yaptığı anlaşmalar üzerine gösterdiği tepkiyi ve bu vatanı ne kadar sevdiğini anlatacak güzel bir yazı....

GIRTLAĞINI sıkarak Sevr’i Osmanlı’ya imzalatan işgalci devletler, Kemalciler’in başkaldırısı nedeniyle bu
anlaşmanın yürümeyeceğini anladılar.

Bunun üzerine 1920 yılında Londra’da alelacele topladıkları konferansa Ankara hükümetinin temsilcilerini de çağırdılar.

Konferansa, Dışişleri Bakanı Bekir Sami Kunduk’un başkanlığında bir kurul gönderildi.

Bekir Sami görüşmeler sırasında İngiliz, Fransız ve İtalyanlarla kurul üyelerinden habersiz, kabul edilemeyecek koşullar içeren anlaşmalar imzaladı.

Olay Ankara’da büyük bir infialle karşılandı. Meclis ayaktaydı. Bekir Sami Ankara’ya döner dönmez Mustafa Kemal tarafından çağrıldı.

Dışişleri Bakanı, Mustafa Kemal’in istasyondaki lojmanına gitti ve kendisine anlaşmalarla ilgili geniş bilgi verdikten sonra şunları söyledi:

‘...Paşa hazretleri, bu savaşı sürdürürsek, bir gün mutlaka felakete uğrayacağız. Çok feci durumlara
düşeceğiz. Esir ve zelil olacağız. Bunun için bir an önce barış yapmalıyız. Bu anlaşmalarla barış yolunu açtığımı
sanıyorum. Eğer reddedilirse, hepimiz, tarih ve millet önünde sorumlu oluruz.’

Bekir Sami’yi hiç müdahale etmeden dinleyen Mustafa
Kemal ‘Bitti mi?’ diye sordu, sonra sigarasını bastıra bastıra söndürdü:

‘...Bin zorlukla topladığımız Meclis uygar dünyadan çok basit bir şey istedi: Hür ve bağımsız yaşamak. Doğru mu?’

‘Doğru.’

‘Ben askerim. Savaşın ne olduğunu hepinizden daha iyi bilirim. Zorunlu değilse savaş cinayettir. Ben de elbette
barıştan yanayım. Çünkü yüzlerce yıllık yaralarımızı ancak barışta sarabiliriz. Ama galip devletler, hür ve bağımsız yaşama hakkımızı kabul etmiyorlar.’

Ayağa kalktı ‘Geliniz’ dedi, pencereye yürüdü ve perdeyi yırtar gibi açtı. ‘Lütfen bakınız! Bu tren az önce
Eskişehir’den geldi. Vatanına kan borcunu ödeyen gazileri getirdi. Biraz sonra da şimdi yaralı arkadaşlarını
taşıyan şu gencecik askerleri alıp cepheye götürecek. Bu insafsız ve vahşi savaşı, kendi vatanında garip
dolaşan bu mazlum millet mi başlattı beyefendi?’

‘Hayır efendim.’

‘... Üzerine kinle, entrikayla, ateşle gelen dış düşmanlara ve içerdeki hainlere ve gafillere karşı namusunu ve
vatanını savunmaktan başka ne yapıyor? Biz bu zavallı milletin maddi ve manevi haklarını, sırf lütuflarını kazanmak için yabancılara nasıl bağışlayabiliriz? Asıl
o zaman tarih ve millet önünde sorumlu olmaz mıyız? Kendimizi kurtarmak için geleceklerini satarsak bu insanlar ilerde hepimizi lanetle anmazlar mı?’

O sırada bir asker, kucağında küçük bir çocukla vagondan aşağı atladı. Bekir Sami çocuk sandığı bu
insanın iki bacağı kökünden kesilmiş genç bir subay olduğunu fark etti. Gözlerinin dolmasına engel olamadı.

Mustafa Kemal son sözlerini üstüne basa basa söyledi:

‘... İmzaladığınız anlaşmaları, Misak-ı Milli’ye aykırı oldukları için reddetmesi tavsiyesiyle hükümete götüreceğim. Kişisel dostluğumuz elbette sürecektir. Ama hükümette arkadaşlık etmemize artık imkán
kalmadığını sizin de teslim edeceğinizi sanıyorum.’

Bekir Sami, Mustafa Kemal Paşa’nın bu kesin tepkisi karşısında çıplak kalmış gibi titredi ve bitmiş, tükenmiş bir halde odayı terk etti.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
İhanet Hep Vardı....
Atatürk, Florya'dan Çekmece'ye doğru bir yaya yürüyüşünde, bir ağaç altında dinlenen ihtiyar bir adama rastladı. Adam hürmetle ayağa kalktı, Ata'yı selamladı. Atatürk sordu: "Beni tanır mısın?" , "Tanımaz olurmuyum, Evimde resmin bile var!" Atatürk memnun olmuştu. Konuşmaya başladılar. İhtiyar: "Bir işine aklım ermedi" dedi. "Cumhuriyetçiliği, İnkılâpçılığı, Milliyetçiliği Halkçılığı hatta Devletçiliği anlıyorum ama, şu Laikliği pek kavrayamadım. Neden herşeyi birden bozdun?" Ata: "Bunu sana bir hikaye ile anlatayım" dedi. Amr-İbnl-As, Mısır'ı fethettiği zaman, Halife Ömer'e bir mektup yazmış: "Burada birçok kütüphaneler, içlerinde de birçok kitaplar var. Bunları yakayım mı, yoksa bırakayım mı?.." Ömer cevap vermiş: "Kitapları tetkik et, eğer faydasız şeyler ise, yak! Yok, eğer faydalı şeyler ise yine yak! Çünki halk o kitapları okudukça, onlara uymaktan vazgeçmeyecekler, eskiyi unutmayacaklar ve bize yani - yeniye ve yeniliğe - daima düşman olacaklardır!.." Hikayeyi anlatan Ata, ihtiyara sordu: "Şimdi sana Laikliğin ne olduğunu izah edeyim mi?" İhtiyar derin bir sezgi ve sağduyu ile cevap verdi: "İstemez Paşam, hepsini anladım!" dedi.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.