Kamuoyunda tartışma konusu olan ve 61 sayfanın 30'unu gizli tanık ifadelerinin oluşturduğu Erzincan iddianamesi hukuksal açıdan tartışılmaya devam edecek gibi duruyor.Çünkü, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamenin 46. sayfasında, öyle bir sözde suçlama var ki, bu tuhaf saptama milyonlarca aleviyi hem kırdı, hem de kızdırdı. İşte, savcıların 3. ordu komutanı orgeneral Saldıray Berk'e yönelttiği o sözde suçlama...
3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Erzincan'daki alevi köyleri ile özel olarak ilgileniyor. Elevi köylerinin ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda Orgeneral Saldıray Berk, ordunun imkanlarını kullanıyor. Buna mukabil yöredeki alevi dedeleri Orgeneral'i çok seviyor ve kendisine takdir beratleri veriyor.Orgeneral Berk'in bu davranışının gayesi ülkede yaşayan kişiler arasında çatışma çıkararak toplumsal barışın bozulması, buna bağlı olarak yürütme organının zafiyete düşürülerek ülkede kaos ortamı yaratılması ve sonucunda askeri darbeye zemin hazırlanmasıdır.
İnanması güç ama Erzurum savcıları, Orgeneral Berk'i işte böyle suçluyor. Oysa herkes bilir ki, Türk askeri Anadolu'da ihtiyacı olan hemen her köye yardım götürmek için elinden geleni yapar. Bunu yaparken de tek ayrım noktası, köylerin ihtiyaç öncelikleridir. Yıllardır Erzincan'da geri bırakılan ve hizmet götürülmeyen alevi köylerine bu hizmeti vermek aslında yürütme organının görevi. Ama bu yapılmadığı için,sünni yurttaşların yaşadığı köylere yapılan hizmet gibi alevi köylerine de Orgenel Berk tarafından hizmet götürülmüş.İşte Erzurum savcılarına göre, alevi köylerine hizmetde bulunmak suç. Alevi dedelerinin de bu hizmetler için Orgeneral Berk'e takdir beratları vermesi de suç.
Aslında, Orgenaral Berk'in yaptığı Türkiye'deki yurttaşlar arasında ayrımcılık yapmamak. Bu ülkenin tüm evlatlarına yakın durmak. Yani, bir bakıma birleştirici bir tavır. Erzurum savcılarına göre ise, alevi köylerine yardımda bulunmak "ülkede çatışma ortamı yaratmaya zemin hazırlamak". İşte bu zihniyete ilk tepki CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'den geldi. Özdemir, iddianamedeki bu çok tuhaf sözde suçlamayı bir mektup yazarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sordu. Henüz yanıt yok. Cem TV'nin haber bültenlerine konuk olarak katılan Özdemir, konuyu HSYK'ya da götürdüğünün altını çizdi.
Özdemir, ‘Cumhurbaşkanı Gül’e bir mektup yazdım. Aynı zamanda hem Adalet Bakanlığı’na hem de HSYK’ya suç duyurusunda bulundum. Cumhurbaşkanı’na yazdığım mektupta kendisinin Anayasa’da geçen görevinin aynı zamanda TSK’nın Başkomutanı olmak olduğunu söyledim. Cumhurbaşkanı olarak bu başsavcının iddianamelerinde geçen ‘alevi köylerine hizmet götürmek’ gerçekten suçsa ve bu suçu işlemişse bu komutan o zaman bu komutanın görevden alınması lazım. Aksine bu bir suç değilse ve bu sadece bir karalama kampanyası ise o zaman bu iddianameyi düzenleyen başsavcı hakkında devletin işlem yapması gerekir. Bunu dile getirmeye çalışarak HSYK’ya bu iddianameyi düzenleyen başsavcı hakkında suç duyurusunda bulundum’ diye konuştu.
Cem TV ana haber bülteninde soruları yanıtlayan Özdemir, ‘Dünden bu yana görüştüğüm tüm hukukçular bunun bir ayrımcılık suçu oluşturduğunu ve yasalarımızda da cezai yaptırıma tabi olmasını gerektirdiğini söylediler. Eğer bu ülkede adalet işliyorsa bu iddianameyi hazırlama cesareti gösteren başsavcı hakkında HSYK’nın gerekli müeyyideyi yapmasını umutla bekliyorum. Dün aynı dilekçeyi Adalet Bakanı’na elden verdim ve Sayın Bakan bana bu iddianameden haberdar olmadığını söyledi.Ama ben bu iddianameyi internetten indirdim. Yani her vatandaş elde edebilir’ diye konuştu.
Alevi köylerine yardımı suç sayan Erzurum savcısına MHP Grup Başkenvekili Oktay Vural da tepkiliydi. Oktay Vural da Cem TV Ana Haber Bülteni’ne telefonla katılırarak konuya ilişkin görüşlerini bildirdi.
Vural, ‘Hayretler içerisindeyim. Böyle bir konu nasıl bir iddianamenin konusu olabilir. Yani Alevi vatandaşlarımızla ilgilenmek ne zamandan beri suç oldu. Potansiyel suçlu mudur bu insanlar. Yardıma muhtaç olan vatandaşlara yardım etmek ordumuzun valilerimizn vs. görevidir. Bu konunun oraya konulmasının anlamı fişleyici bir zihniyetin tezahürü müdür, değil midir diye gerçekten endişe içindeyim. Vatandaşlarımızın hangi inanca sahip olduğuyla ilgili bir değerlendirme kanun önünde eşitlik ilkesine aykırıdır bu nasıl bir iddianamenin konusu olabilir. Bu ilkeyi korumakla görevli savcılarımızın bu iddianameyi hazırlaması adeta onların ayrımcılık yapması olarak yorumlanabilir. İşin vahim tarafı da, Alevi vatandaşlarımızın rencide olmasıdır. Alevilerin bu şekilde hedef gösterilmesi kabul edilemez’ diye konuştu.
Bakalım, hem Cumhurbaşkanı Gül hem de hsyk, alevi köylerine yardımı suç sayan bir savcıyı ve ve o zihniyeti nasıl yorumyacak...
TEPKİLER ÇIĞ GİBİ....
CEM TV Ana haber bülteninde Erzincan iddianamesinde Org Saldıray Berk hakkında hazırlanan ifadelerde Alevi köylerine yardım yapıldığı ifadelerinin geçtiği konusu değerlendirdi…
Mustafa Kul- Eski Çalışma Bakanı
‘Gerek Saldıray Paşa ile ilgili gerekse de Başsavcı İlhan Cihaner hakkında hazırlanan iddianamede bu tür olaylarının da konu edinmiş olması şuandaki iktidar partisinin onların talimatlarını yerine getirmekle görevlendirilmiş özel yetkili savcıların birtakım konularda kendilerine ihale edilmiş olan işleri yapma peşinde olduklarını gösteriyor
Mevcut iktidar partisi Alevi çalıştaylarını çalıştırarak sözümona Alevilik konusunu Türkiye’nin gündemine getirip de buna bir yasal statü kazandırmaya çalışmaları kamuoyu tarafından biliniyor… Ama onların görevlendirdikleri özel yetkili savcıların özelikle ordu komutanı ile Erzincan başsavcı ile ilgili bu tür konuları iddianameye konu etmiş olmaları gerçekten Türkiye açısından utanç verici bir olay..
Bugüne kadar askerlerin hep halktan uzak olduğu konusunda yakınmalar olurdu. Ordu komutanının Erzincan’da o tür hizmetlere muhtaç durumda olan köylülerimize yardım etmiş olması, o köylerde ziyaret etmesi, onların dertlerini dinlemesi acaba nasıl oluyor da suç teşkil ediyor.
Yüzde 46 oy almanın verdiği rahatlıkla 'ne yaparsak doğru yaparız, çamur at izi kalsın' anlayışı ile kendileri gibi düşünmeyen, laik cumhuriyetten yana olan herkesi suçluyorlar. İntihar eden Albay emeklisi Ali Tatar yine ıslak imza konusunda suçlanan Dursun Çiçek’in Alevi kökenli olması İlhan Cihaner’in de Alevi kökenli olması nedeniyle konu kamuoyunun gündeminde. Türkiye’de sözümona ayrımcılığı bir tarafa bırakıp her inançtan insanla barışıklık sağlamayı düşünen bugünkü siyasal iktidar bir ordu komutanı veya başsavcının Alevi köyündekilere yardım etmesini suç olarak görmesi ve onların talimatıyla bir başsavcının bu kişilerle ilgili iddianame hazırlaması gerçekten esefle karşılanacak bir olay.
Doğan Bermek- AVF BAŞKANI
Yapılan şey akılla mantıkla ifade edilen bir hadise değil… İddianamede geçen ifadeler sonucunda demek ki Alevi köyündeki bir okulun biraz onarılması Türkiye’de demek ki bir darbe konusudur…. Okul meselesini araştırdık. 3. ordu komutanlığının hemen 150 metre yakınında bir köy okulu var, Alevi bir köyün okulu.. Ancak, okuldaki öğrencilerin yüzde 80’i 3.ordudaki subayların çocukları… Ordu komutanı bu okulu onarmış… Okulda yapılan hadise ise doğramaların değiştirilmesi, biraz onarılması yapılan iş bu kadar. Bu işle ilgili bütün notlar jandarma astsubayının bilgisayarından çıkarılmış oluyor ve savcı bütün bunları ciddi bir şekilde iddianamesine bir darbe hareketinin başlangıcı olarak koyuyor.
Bir devlet görevlisinin geri bıraktırılmış bir Alevi köyü ile ilgilenmesi, oraya okul yaptırması suç mu?.. Alevi köyünlerine cami yaptırmakla uğraşan görevliler var, bunlar ayrımcı değil mi? Onlar da darbe zemini hazırlıyorlar öyleyse.Cami yaptırmakla uğraşanların peşine neden düşmüyor savcılar? Bir okulun onarılması bu ülkede yaşayanlar arasında çatışma çıkarabilir mi? Toplumsal barışı bozacak bir eylem mi Alevi köylerine okul yaptırmak isteyince yürütme organını zafiyete mi uğratıyoruz. Bu soruların cevaplarını kim verecek?
Böyle bir suçlamanın oluşturulması ve iddianameye suç olarak konulması ne insan haklarına ne çağa uyar, bugün köktendinci kesimin veya en faşist yönetimlerin bile böyle bir olaya bu anlayış ile bakması mümkün değil ama Türkiye’de demek ki mümkün.
EMİR ALİCAN – CEM VAKFI ULALAR CEMEVİ BAŞKANI
Burada yapılan bence çok abartılı. 3. Ordu yakınındaki köy hem aleviler hem de Sünni vatandaşlar oturuyor. Bahsedilen okul hemen 3. Ordu’nun yanında, yalnız oraya hem alevi çocuklar hem Sünni çocuklar hem de subay çocukları gidiyor. Ayrıca yardım değil sadece tadilat yapıldı o okula. O tadilatı da ordu komutanı değil ‘Boing’ adlı bir firma yapmıştır. Bu firmaya da plaket verildi okul aile birliği tarafından. Bu arada da ordu komutanına da verildi. Ayrıca Alevilere yardım yapmak ne zamandan beri suç sayılıyor.
Hüseyin Baydaş - ADD Şube Başkanı
Erzincan’ı özellikle seçtiler çünkü Erzincan alevi sünni çatışmasına çok açık bir bölge. Bir defa paşamız o okulu kendisi yapmadı ‘boing’ firması yaptı. Türkiye’de farklı yerlerde de yaptılar. Biz alevi sünni ayırımına taraf olmadık ama bizi taraf etmek istioyrlar. Bu iddianame aleviler üzerinde oynanmak istenenb bir oyun. Asker sünni köylerine de gitmiştir yardım etmiştir. Komutan Berk çok kıymetli bir insan. Kendisiyle ilgili böyle iddialara biz çok üzülüyoruz. Daha önce uyuşturucudan kalpazanlıktan hüküm giymiş insanları gizli tanık yaptılar bu iddianamede. Bunların hepsi oyun ama biz bu ülkenin bir çakıl taşını bile bunlara kaptırmayacağız.
'ŞANAL BAŞBAKAN İLE KAÇ KEZ GÖRÜŞTU?'
Turgut Kazan- İst Barosu Eski Bşk.
İddianameyi okuduğumda hiç şaşırmadım. Ancak bir hukukçu olarak utandım. Mecliste şunu araştırmak daha yararlı olur. Tarikatlarla ilgili bir soruşturmadan patlak vermiştir bu sonuç. Osman Şanal kimdir? Başbakan ile kaç kez görüşmüştür? Neyi görüşmüştür? Bunların aydınlatılması gerekir. İlhan Cihaner’in de Alevi olması yukarıda söylenenlerle birleşince nasıl bir bakış açısı içinde olunduğunu gösterir. Sonuç olarak siyasal iktidar Alevi Açılımı gibi türküler söylerken bu bakış açısını Erzincan’da uygulamaya koymuştur. Alevilerin bunu fark etmesi gerekir. 3. Ordu Komutanı ile ilgili olarak, Alevilerin köylerine gitmesi ile ilgili Aleviler tarafından sevilmesi ile ilgili suçlama, dünyanın çağdaş ülkelerinde en ağır suçlamadır, tipik bir ayrımcılıktır. Adalet Bakanı’na iddianameyi gördünüz mü? diye sormanın bir anlamı yoktur. Bu iddianameyi siyasal iktidar içerisinde görmeyen yoktur. Demokratik tepkileri ortaya koyarak bu savcı için, yani notları hazırlayan Osman Şanal için, sonra bu notları 3 gün içinde hazırlayan Taner Aksakal için önce suç duyurusunda bulunacak. Yalnızca milletvekilleri değil, bundan tepki duyan bütün Aleviler de Adalet Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunacak, ceza davası açılması için takipçisi olacak. Türkiye demokratikleşecekse özel yetkili mahkemeler derhal kaldırılmalıdır. Çünkü özel yetkili mahkemeler bu siyasal iktidarın belirlediği bakış açısını paylaşan insanlardan oluşan , Osman Şanal gibi insanlardan oluşan mahkemelerdir.