Beşiktaş iskelesine vardığımda manzara şöyleydi: Yüzlerce beyaz kasklı çevik kuvvet polisi kalkanları ile bir sıraya dizilmişti. Önlerinde yaklaşık 100 kişilik bir grup oturma eylemi yapıyordu. 15 eylemci birkaç dakika önce çıkan arbedede gözaltına alınmış, eylemciler arkadaşlarının serbest bırakılmasını istiyordu. Birazdan bir TOMA gelip polis barikatının arkasında durdu. Kalabalıktan bir ’Oooo..’ sesi yükseldi. Ardından hep beraber ’I love you TOMAAAAA’ diye tezahürat yapmaya başladılar. Polisler kasklarını giydi. Herkes bunun birazdan müdahale olacağı anlamını çoktan öğrenmişti. İkinci TOMA tam bu sırada diğerinin yanına yanaştı. Kalabalık hep beraber tempo tutmaya başladı. ’üç üç üç...’ . Kasklı polisler de bu tezahürat sonrası artık kendilerini tutamayıp gülmeye başladılar. Bu sırada biz de arbedede arada kalmamak için kenara çekildik. Bir ara TOMA’lardan biri su fışkırtan fıskıyesini bana doğru çevirdi. Yanımdaki gazeteci arkadaşım espriyi patlattı: Galiba senden başlayacaklar abi.
[COLOR="#B22222"]Bu anlattığım sahne cuma günü yaşandı. Eylemcilerin ve onların önündeki kalkanlı polislerin orada bulunmasının nedeni bir süre önce Beşiktaş iskelesinin özelleştirilmesi (şehrin en kalabalık iskelesinin bir otele satılarak özelleştirilmesinin hangi kanuna nasıl uydurulduğunu hâlâ anlamış değilim) sonrasında çay ocaklarının kaldırılmasını protesto etmek için çay içme eylemiydi. Yanlış duymadınız eylemciler termoslarını alıp, iskelenin önüne gelip çay içerek ’eylem koyuyordu’. Benim gecenin o saati orada bulunmamın nedeni ise önümüzdeki hafta içinde açıklanacak olan demokrasi paketine dair bu eylemci gençlerin ne düşündüğünü sormaktı.
Şu anlattığım manzara bile aslında ne kadar ’acil demokrasi’ye ihtiyacımız olduğunun bir göstergesi olmaya yetip de artıyor.
Önümüzdeki hafta Başbakan Erdoğan’ın açıklayacağı demokrasi paketi ile ilgili farklı kesimlerle görüşüyorum. Cemevlerine gidip Alevi vatandaşlarımıza umutlarını sordum. Seçim anketleri ile ünlü Tarhan Erdem’in kapısını çaldım. Yeni kurulan Hayvan Partisi’ni mütevazı merkezlerinde ziyaret ettim. Türkiye’nin tek Kürtçe kitaplarını satan kitapçıda Muhsin Kızılkaya ile buluştum. Bugün de Heybeliada Ruhban Okulu’na gitmeyi planlıyorum. Bu izlenimlerimi cnntürk’te 5n1k’da ayrıntıları ile izleyeceksiniz. İşin tuhafı bütün bu görüşmeler sonrasında ortaya çıkan tablo oldu.
Bildiğiniz gibi ben PKK ile devletin barış görüşmeleri başladığından bu yana Türkiye’nin olası bir PKK barışından sonra barış sürecinin tüm Türkiye’yi demokratikleştireceğini savunuyorum. Nitekim önümüzdeki hafta açıklanacak demokrasi paketinin de bunun ilk adımı olacağına inanıyorum.
Ne yazık ki herkes benim kadar iyimser değil. Kürt’ünden Alevisine, öğrencisinden azınlık yöneticisine kadar hemen herkesin üzerinde ciddi bir ’şüphe’ bulutu toplanmış. Mesela hepsine somut olarak ’Ne istiyorsunuz’ diye sorup, madde madde saymalarını istedim. Sonra da saydıklarının açılacak pakette yer alırsa problemin ne olduğunu birkaç defa sormak zorunda kaldım. Hemen hepsi yasalardaki değişikliklerin hayata geçmesine yönelik tereddütlerini sıraladılar. Hemen herkesin üzerinde ciddi bir ’güven’ bunalımı yaşanıyor. Hedeflerinde Başbakan’ın söylemi ve ülkedeki derin siyasi atmosferin sicili var. Türkiye ne yazık ki yakın siyasi tarihinde yasaların değişse de kafaların değişmediğini yaşayarak öğrendi. Bu yüzden paketin içinden ne çıkacağından çok uygulamanın nasıl olacağı daha çok merak uyandırıyor.
Size bununla ilgili somut bir örnek vereyim. Önceki gün öğle saatlerinde ilginç bir telefon aldım. Tanımadığım numaradan arayan bir kadın ’Cüneyt Bey merhaba’ dedi ve hıçkırıklara boğuldu. Kalakaldım. ’Hanımefendi sakin olun, problem nedir’ diye sorduğumda 7 yıldır tutuklu yargılanan kardeşi Füsun Erdoğan’ın hikâyesini anlattı. Biraz araştırınca Ragıp Zarakol’un Füsun Erdoğan’a yazdığı açık mektuba da ulaştım. Özgür Radyo’nun kurucusu Füsun Erdoğan’ın hikâyesini yazıp çeksek film olur. İzmir’de sokak ortasında sivil bir araçla başlayan tutukluluğu, bir yıl boyunca dosyası gizli denilerek neden tutuklandığını bile bilmemesi, sonrasında hakkında tek bir somut delil olmamasına rağmen 7 yıldır tutuklu olarak yargılanmaya devam etmesi... Diyorum ya normal demokrasilerde ancak filmlerde görebileceğiniz hereketler bunlar.
Peki bu demokrasi paketi 24 Eylül’de mahkemesi olan Füsun Erdoğan’ın tahliyesini sağlar mı? Aslında yeni bir pakete gerek yok. Zira son açılan demokrasi paketine göre zaten 2 yıl önce tahliye edilmesi gereken düzenlemeler yapılmıştı.
Sonuç ortada.
Anlayacağınız haftaya demokrasi paketi ile birlikte yeni bir zihniyet devrimi tepeden tırnağa açılmazsa önümüzdeki günlerde biz daha çooook ’I love you TOMA’ şarkısını duyarız.
radikal
I love you TOMA!
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
2422
I love you TOMA!
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi