You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Hz. Peygamber aslında Türkmüş!

Hz. Peygamber aslında Türkmüş!

Posting Freak
Hz. Peygamber aslında Türkmüş!
Demokratikleşme paketi ile kaldırıldığının açıklanmasıyla "Andımız" tartışması yeniden alevlendi. Türk olsa da olmasa da çocuklara zorla "Varlığım Türk varlığına armağan olsun" denilmesinin kaldırılmasını destekleyenler olduğu gibi milliyetçi kesim bunu Türklüğü kaldırmak olarak gördü.

Peki bu Andımız'ı yazan kişi kim? Çocukları için yazdığı metni Atatürk'e sunan Reşit Galip aslında nasıl biriydi hangi okullarda yetişmişti?

Zaman yazarı tarihçi-yazar Mustafa Armağan, bugünkü yazısında Reşit Galip'in bilinmeyen hikayesini yazdı. Yahudi okulunda yetişme, ezanın ilk Türkçeleştirilmiş halini yazan, kafatası ölçümlerine katılan hatta Hz. Muhammed'e Türk deme cesaretini dahi gösteren biri...

İşte Mustafa Armağan'ın bugünkü yazısı...

Adı, Dr. Reşit Galip. Bir tıbbiyeli ama bulaşmadığı iş yok neredeyse. Neler mi? Yorulmazsanız sayalım:

Mübadele Komisyonu delegesi, Aydın Milletvekili, Ankara İstiklal Mahkemesi üyesi, Türk Ocakları Merkez Heyeti Başkan Vekili, Türk Tarihi Tetkik Encümeni Genel Sekreteri, Türk Tarih Kurumu Genel Sekreteri, CHP GYK Üyesi, Halkevleri’nin kurucularından...

Dahası var ama o zamanlar daha ’milli’ olmamış olan Eğitim (Maarif) Bakanlığı yaptığını söyleyeyim de kestirmeden gidelim. 41 yaşında ölen, Andımız’ın bu becerikli mucidinin bilmediğimiz daha nice yönleri olduğunu görelim mi?

ABDÜLHAMİD YAHUDİ OKULUNDAN ÇIKARTMIŞ

Rodos’ta dünyaya gelen Reşit Galip’in 1919 yılında Köycüler Cemiyeti’ne kendi eliyle verdiği hayat hikâyesinde ilginç bir ayrıntıyı yakalıyoruz. Buna göre Yahudilerin kurduğu Alliance İsraelite İlkokulu’na girmiş ama bir sene sonra Sultan Abdülhamid’in emriyle okuldan çıkarılmış! Sultan bunu yaptıysa bir bildiği vardır, diyor ve söz konusu okulların hangi gayeyle kurulduğunu Aron Rodrigue’in ’Türkiye Yahudilerinin Batılılaşması’ adlı kitabından okuyoruz (Ayraç: 1997, s. 126):

’(Bu okullar), Batılılaşmanın yanında öğrencilerinden Yahudilik inancına tam bir bağlılık içinde olmalarını da istemekteydi. Örgüte göre Yahudilik, üstün bir ’ahlaki’ din olarak okullarda verilen eğitimin ayrılmaz bir parçası olmalıydı. Alliance okullarını kuranlar Doğu ve Kuzey Afrika’daki Yahudi halklarının dinsel duygularını güçlendirmeyi, onların Yahudiliğe, Yahudiliğin tarihine ve geleneklerine, iyi ve soylu olan her şeye bağlı olmalarını istemekteydi.’

Muhtemelen gizlice Amerikan Kız Koleji’ne giden genç Halide Edip Adıvar’ı okula gitmekten men eden Sultan Abdülhamid’in gözü, görünüşte Reşit Galip’in de kökü dışarıda bir Yahudi okuluna gitmesine göz yummamıştır.

TARİH KİTABI YAZMIŞ

Ne gariptir ki, aynı Reşit Galip, Darülfünun’un yerli kadrosunu ’inkılapçı değil’ gibi sudan bahanelerle hemen tamamen tasfiye edecek ve Hitler Almanya’sından kaçmak isteyen Yahudi profesörlerle yeni bir ’Türk üniversitesi’ kurmaya soyunan Eğitim Bakanı olarak tarihe geçecektir.

İşte doktorumuz bu az zamanda büyük işler başardığı bakanlığı sırasında Andımız’ı önce kendi kızları için yazacak, ardından 80 yıllık bir bağırtma eyleminin fitilini ateşleyen inkılapçı olacaktır.

Reşit Galip’in bilinmeyen yanlarından biri de, inkılap tarihinin temelini teşkil eden ’Tarih IV’(1931) adlı kitabın yazarı olması. Hâlâ etkisi devam eden bu kitabı Gazi Mustafa Kemal ile baş başa yazdıklarını, müsveddelerin Gazi tarafından tashih edildiğini, doktorumuzun ise bazı müphem noktaların açılması için soru sormak gibi katkılar yaptığını biliyoruz (Millet, 7 Ağustos 1947).

Cemal Kutay, Reşit Galip’in ağzından şu sözleri aktarmıştı: ’Onun önünde bir nevi hususi inkılap dersi alıyordum. Yaptığım itirazlar sadece kendimi bu sahada derinleştirmek içindi.’ Böylece yalnız kaldırılan Andımız’da değil, inkılap tarihlerimizin temelinde de bir tıp doktorunun emeğinin yattığını öğreniyoruz.

Reşit Galip’in inkılap maceralarını 32 kısım tekmili birden anlatmak ne mümkün. Onun için en iyisi birkaç önemli olay üzerinde durarak hakkında bir fikir vermek.

KAFATASI ÖLÇÜYOR

İlk baskısı 1971 yılında yapılan ’Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri’, Çankaya’da 12 yıl sofracılık yapmış olan Cemal Granda’nın anılarıdır. (Şaşırtıcı tarafı, kitabın 2. baskısını Hürriyet Yayınları’nın yapmış olması.) Granda ’Kafa ölçüsü’ başlığı altında şunları anlatır:

’Şapka devriminden sonra fes bir kenara atılmış, herkes şapka giymeye başlamıştı. Şapkayla beraber bunu giyecek olanların kafa ölçüleri de ortaya çıkmıştı. 1930 yılında Ankara’dayız. O zaman Milli Eğitim bakanı olan Dr. Reşit Galip, elindeki bir makineyle herkesin kafasını ölçüyor. Dolikosefal mi, Brakisefal mi? Hatırımda kaldığına göre 77-79 gelen kafalar Dolikosefal, 81’den ileri olanlar da Brakisefal.

Atatürk’ün başı ölçüldü ve 81 geldi. Odadakiler sıraya girmişler, başlarının ölçülmesini bekliyorlar. Atatürk, Reşit Galip’e ’Çelebi’ninkini (yazarı kastediyor) ölç.’ dedi. Öbürlerinden önce başım ölçüldü, 81 çıktı. Sevinmeye başlamıştım. Öyle ya, Atatürk’le aynı kafa ölçüsü taşıyordum. Fakat sevincim uzun sürmedi. Atatürk ’Olmaz! O hayvan kafalıdır. Bir yanlışlık olmasın.’ dedi. Neredeyse ağlayacaktım’’ (Kent Kitap: 2011, s. 61)

Buna göre Andımız’ın yazarı Reşit Galip aynı zamanda kafatası ölçen bir doktordur!

On parmağında on marifet bulunan doktorumuz 1932 yılında düzenlenen Türk Tarih Kongresi’ne ’Türk ırk ve medeniyet tarihine umumi bir bakış’ adlı bilimsel(!) bir tebliğ de sunacak ve tam 62 sayfa tutan tebliğinin ardından kürsüye çıkıp tezlerini çürüten büyük bilim adamı Zeki Velidi Togan’a açıkça saldıranların başında gelecek, sonuçta Togan hocanın üniversiteden ipini çekmeyi başaracaktır!

Kongre’deki şu sözlerle tarihe geçmeyi hak etmiş olmalı: ’Uzun boylu, uzun, beyaz simalı, düz veya kemerli ince burunlu, muntazam dudaklı, çok kere mavi gözlü ve göz kapakları çekik olarak değil, ufki (yatay) açılan ’Türk’, beyaz ırkın en güzel örneklerinden biridir.’ (1932, s. 159).

’Türk tarihi Ergenekon’dan çıkacaktır.’ diyerek sahneyi terk eden doktorun ardından ’şiddetli ve sürekli alkışlar’ koptuğunu söylememize gerek yok. Irkçı tarih anlayışının Türkiye’de yerleştirilmesi uğruna elinden geleni esirgememiştir ne de olsa.

HZ. PEYGAMBER TÜRKMÜŞ

Bitmedi. Bir marifeti de İslam’da reform yapmaktır Reşit Galip’in. Hızını alamayıp din işine de el atmış ve ’Müslümanlık Türk’ün Milli Dini’ adlı bir tez hazırlamış. Özeti elimizde bulunan tez, Atatürk’ün direktiflerinden ilhamını almış, onun tarafından okunup üzerinde fikir yürütülmüş ve el yazılarıyla notlar konulmuş. Münir Hayri Egeli’nin ’Eski bir Atatürkçü’ imzasıyla ’Millet’ dergisinde çıkan tefrikasında (Ekim1947-Ocak 1948) aktardığına göre saçtığı bazı inciler şunlarmış:

-Hz. Peygamber, Türk aslındandır.

-Müslüman medeniyeti bir Türk medeniyetidir.

EZANI DA TÜRKÇELEŞTİRMİŞ

-Müslümanlığı Türk’ün anlayacağı bir hale getirmek gerekir. Bu da ancak ibadetin Türk diliyle yapılmasıyla kabil olabilir.

İşte bu ’tez’in arkasından tekbir ile ezanın Türkçeleştirilmesi işine girişilmiştir ki, ilk Türkçe ezan çevirisini yapanın Andımız’ın yazarı olması sanırım fazla söze hacet bırakmayacaktır.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Hz. Peygamber aslında Türkmüş!
Reşit Bey'i karalamaya çalışmış ama adamın karalanacak bir hareketi yok... Yahudi okulunda okudu diye Yahudi gibi mi düşünecek . Öyle düşünmüş olsaydı zaten "Andımız" gibi Türk kokan bir yazı yazmazdı.

Şimdiki zamanda da insanlar çocuklarını yabancı kolejlere gönderiyor , bu O çocukların, gittikleri kolejin dinine uyduğunu mu gösterir.

Ayrıca insanların anladığı dilde ibadetini yapmasından daha doğal ne olabilir ki. Örneğin namaz kılarken okunan duaların anlamını kaç kişi biliyor? Kaç kişi Allah'a yalvardığında, Allah'tan ne istediğini veya Allah'a ne söz verdiğini biliyor? Türkçe yapılan namazda örneğin "elime ,dilime, belime sahip olacağıma , yarattığın kulunu kuluna azdırıp düşürmeyeceğime" derken Allah'a bu konuda söz verdiğinin bilincinde oluyor insan...
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Administrator
Hz. Peygamber aslında Türkmüş!
Alıntı:]Kaç kişi Allah'a yalvardığında, Allah'tan ne istediğini veya Allah'a ne söz verdiğini biliyor?

Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkçe İbadet devriminin altında yatan neden budur işte !.. Yüzyıllarca insanlar benzetmek olmasın "papağan gibi" söylenenleri taklit etmişler ama merak edip te acaba Allah bu duada ne demek istiyor veya ben okuyorum ama acaba ne manaya geliyor bu söylediklerim diye düşünmemişlerdir. Büyük bir güvenle kendilerini, ebedi hayatlarını bir hocanın ağzından çıkan sözlere emanet etmişlerdir !..

Şuan dünyada İslam siyaset üzerinden şekillenmektedir. Yani yaşanılan islam tıpkı Emeviler dönemindeki Siyasal İslamdan ibarettir.
Öz yani Ehlibeyt yoktur temelde !
Ne vardır peki?
Vahhabi,Selefi, Arabi gelenek ve görenekler vardır.

Peygamberimizin torunlarını, damadını ve soyunu (Ehlibeyt) hunharca katledip daha sonra "İslam" " Müslümanlık" adı altında yaşamak, "İslam" coğrafyasını genişletmek, Arap olmayan müslümanları hakir görmek akıl ve izan sahiplerine soruyorum İslam olabilir mi?

Sen bir defa Allah'ın bu güzel yolu bildirmesi için görevlendirilen Ehlibeyti, yol sahiplerini şehit etmişsin. Nasıl oluyor da "İslam" oluyorsun bre kâfir! Sonra kalkıyorsun Aleviler "İslam'ın" içinde mi dışında mı tartışmalarını yapıyorsun ! Gülelim mi ağlayalım mı bu halinize ?

Bu soruyu benim sana sormam gerekirken sen geçmişte ecdadının yaptıklarından da utanmadan beni yargılıyorsun !

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.