Tevrat’a göre, kurban kıssası: «1, 2. Hak İbrahim’i deneyip ona dedi: Ey İbrahim! sevdiğin biricik oğlunu, İshak’ı al ve Moriya diyarına git, orada sana söyliyeceğim dağların biri üzerinde onu yakılan kurban olarak taktim et. 3. İbrahim sabahleyin erken kalktı, eşeğine palan vurdu, kendisile beraber uşaklarından ikisi ve oğlu İshak’ı aldı; yakılan kurban odunlarını yardı, kalkıp Hak’ın kendisine söylemiş olduğu yere gitti. 4. İbrahim üçüncü günde gözlerini kaldırıp uzaktan o yeri gördü. 5. İbrahim uşaklarına dedi: Siz burada eşekle beraber kalın, ben çocukla beraber oraya gideceğim; secde edip yanınıza döneriz. 6. İbrahim yakılan kurban odunlarını alıp, oğlu İshak’a yükletti; ateşi ve bıçağı kendi elinde taşıdı ve ikisi birlikte gittiler. 7. İshak, babası İbrahim’e şöyle dedi: Ey baba! işte ben, işte ateş ve odun; fakat yakılan kurbanlık kuzu nerde? 8. İbrahim dedi: Oğlum! yakılan kurban için kuzuyu Hak kendisi tedarik eder. 9. Hak’ın kendisine demiş olduğu yere vardılar; İbrahim orada bir mezbah yaptı, odunları dizdi ve oğlu İshak’ı bağlayıp odunların üstüne koydu. 10. İbrahim elini uzattı, oğlunu boğazlamak için bıçağı aldı. 11, 12. Hak’ın meleği göklerden ona çağırıp dedi: İbrahim, İbrahim! elini çocuğa uzatma ve ona bir şey yapma; çünkü şimdi bildim ki, sen Hak’tan korkuyorsun ve kendi biricik oğlunu benden esirgemedin. 13. İbrahim gözlerini kaldırıp gördü; işte arkasında bir koç çalılıkta boynuzlarından tutulmuştu; İbrahim gidip koçu aldı ve oğlu İshak’ın yerine onu yakılan kurban olarak takdim etti. 14. Ýbrahim o yerin adını Yehova’yire koydu; nasıl ki, bugüne kadar: Hak’ın dağında tedarik olunacaktır, deniliyor.» Kaynak : Tevrat, Tekvin, Bap 22, ayet 1-14.
Yukarıda Tevrat’ta mevcut bulunan ayetlerde, İshak’ın kurban edilmesi anlatılır. Kurban kıssası, İbrahim ile oğlu İshak arasında cereyan etmiştir. Bundan şüphe etmek için de bir sebep yoktur. Fakat Moriya diyar’ı neresidir?
Kur’an’a göre, kurban kıssası: «101. İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik. 102. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! ruyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. 103, 104, 105, 106. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Ruyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik. 107, 108, 109, 110, 111. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (nam) bıraktık: İbrahim’e selam! dedik. Biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.» Kaynak : Kur’an’ın, Saffat süresi, ayet 101-111 Allaha, manen yaklaşmak maksadı ile, sunulan şey, kurban. Bu kelime arapçaya, ihtimal ibranice korban’dan aramice vasıtası ile geçmiştir. Diğer taraftan yukarıda görüldüğü üzere, Tevrat’ta zikredilen kurba kıssası, Kur’an’da, tatmin edici bir tarzda izah edilmemiþtir. Kur’an’da kurban edilecek çocuğun isminden söz edilmediği gibi, tarih ve yer konusunda da malumat vermez.
Kurban ile alakalı mevcut ve mevsuk eserlerde, eski Mezopotamya, Hint, Yemen, Yunan ve Mısır evsanelerinde ve destanlarında bakire kızların, gelinlik kadınların ve genç yakışıklı deli kanlıların kurban edildiğini öğrenmekteyiz. Mısır’da Nil nehri’nin boluk ve bereket İlah’i sayıldığı da yine Mısır mitolojisinde geçmektedir; orada ön sırada bulunan kahinlerin, Nil’in coþtuðu nisan ayında ona üç veya yedi bakire kız kurban ettikleri bilinen bir gerçektir.
İşaret edilmesi gereken en ünemli husus, yukarıda Tevrat, Tekvin, 22, ayet 12-13 ve Kur-an’ın saffat süresi, 107 ayetleri delildir ki, Hak, insanı kurban etmeyi kesinlikle yasaklarken, kul ile Hak arasındaki ilgiyi kuvvetlendiren amellerden biri olarak, eti yenilen davarlardan birinin kurban edilmesini tavsiye etmiştir.
İbrahim tarafında kurban edilecek kimsenin oğlu İsmail mi?, yoksa oğlu İshak mi?, bu konuda müslümanlar arasında bir takım anlaşmazlıklar ve çelişkiler baş göstermiştir. İslam müellifleri kanaatlarına göre, İbrahim tarafında kurban edilecek kimsenin oğlu İsmail olduğu görüşünü terci etmişlerdir. Fakat yukarıda görüldüğü gibi, ne Tevrat’ta ne de Kur’an’da bulunmiyan bu iddia hiç bir ciddi esasa dayanmamaktadır.
şu noktaya dikkati çekmek gerekir ki, Anadolu Alevileri, hacca gidip, Kabe’yi ziyaret etmedikleri gibi, kurban bayramına da ehemmiyet vermezler. Çünkü kendilerine mahsus, mali bir ibadet niyeti ile sundukları kurban ameli farklıdır.
Ben, Hak’ın mabedini bu dünyada ariyanlara şaşiyorum; bu insan oğlu niçin Hak’ı kendi gönüllerinde bulmağa çalışmiyorlar.» Muhammed b. Fazıl.
Hak, kamil insanın temiz kalbin de,
Hoş dilin de ve nur cemalinde’dir.» Pir Bozi.
Hararet nardadır, sacda değildir
Keramet baştadır, taçda değildir
Her ne arar isen kendinden ara
Mekke’de, Kudüs’te hac’da değildir.» Hacı Bektaş-ı veli.
Ellerin Kabe’si var, benim Kabem insandır.
Gören de, gösteren de insanoğlu insandır.» Yunus Emre.
Pir Ali Baba
Hz. İBRAHİMâİN KURBAN KISSASI
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler