You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Hz. ALİ’NİN HAYATI

Hz. ALİ’NİN HAYATI

Administrator
Hz. ALİ’NİN HAYATI
Hz. ALİ’NİN HAYATI


Hz. Muhammed’in amcasının oğlu, damadı ve dördüncü halife Hz. Ali b. (Abd Manaf) Ebü Talib b. Abdülmuttalib b. Haşim’in oğlu idi. Anasının adı Fatima binti Esad b. Haşim idi. Ancak Hz. Ali’nin doğduğu dönemde araplarda henüz hicri takvimi olmadığı için, Hz. Ali’nin hangi yılda doğduğuna dair kesin bilgiye sahip değiliz. Kaldıki ay ve günü tespit etmek imkansızdır. Muhammed İbni İshak’ın rivayetine göre: Hz. Muhammed davete başlamalarından Hz. Ali o zaman on yaşında idi. İbni Hişam, Muhammed İbni İshak’a itifak ederek aynı malumatı verir. Kaynak: Muhammed b. İshak, Siyer, sa.194 A.Y. Siret-i ibn-i Hişam, c.1, sa.326 K.Y. Sahih-i Buhari, c.4, sa.40 D.İ.B.Y.
Abdülbaki Gölpınarlı hiç bir kaynak göstermeden şöyle der: Hz. Ali, Hz. Muhammed davete başlamalarından otuz yıl önce (yanı M.580) receb ayının onüçüncü cuma günü, tanyeri ağırırken Kabe’nin içinde doğmuşlardır. Kaynak: İslam mezhepleri ve şiilik, sa.338 E.Y.

Yükarıda görüldüğü gibi, ne arap eserlerinden nede avrupa müelliflerin eserlerinde bulunmiyan bu iddia hiç bir ciddi esasa dayanmamaktadır. Ancak kaynakların verdiği malümata göre, Hz. Ali M.598 senesi Medine'de doğmuştur.

Hz. Ali’nin çocukluk hayatı hakında kesin bilgiye sahip değiliz. Ancak rivayetlere inanmak lazım gelirse, erkeklerden ilk müslüman olan kişi Hz. Ali’dir. Fakat Hz. Ali’nin Mekke hayatı nazari dikkati celbedecek her hangi bir hareketi görülmiyor. Kaynak: Muhammed b. İshak, Siyer, sa.194-195 K.Y. Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3980 Y.E.Y.

Hz. Muhammed, Mekke’den Medine’ye hicret etmeden önce yanında bulunan emanetleri, sahiplerine teslim etmek üzere Hz. Ali’yi Mekke’de bırakmış ve o gece yatağından yatmasını tavsiye etmişti. Hz. Muhammed'i hicret gecesi öldürmek için gelen putperest kureyşliler Hz. Ali'ye Hz. Muhammed'in nerede olduğunu sordular. Hz. Ali: Bilmiyorum dedi, siz ona Mekke’den çıkmasını söylediniz; o de çıkıp ditti. Hz. Ali'yi dövdüler ve onu Mescid-i Haram’a götürdüler. Bir süre onu hapsettilerse de sonra bıraktılar. Hz. Ali, Hz. Muhammed'in emirlerini yerine getirdikten sonra Medine'ye hicret etti. Hz. Ali Medine'ye varınca kocası olmayan dul bir kadının yanında misafir kaldı. Kaynak: Sahih-i Buhari, c.4, sa.40-43 D.İ.B.Y. Tarih-i Taberi, c.2, sa.375-378 E.O.Y. ve İbnü’l-Esir, El-Kamil, c.2, sa.103-108 B.Y.

Bedir savaşı, M. 624 (H.2) senesi aynı kabilenin insanları arasında meydana gelen ilk savaştır. Kuvvetler arasında başlıyan savaşın teferruatı hakkında, oldukça geniş bilgiye sahibiz; fakat bu teferruatı birer-birer anlatmağa lüzüm yoktur. Şu kadar söylemek kafidir ki, savaş bir müdet teker-teker şahıslar arasında cereyan etmiş; bu ferdi savaşta, kardeş, amca, yeğen, hatta, baba-oğul karşı kaşıya gelip, birbirlerini öldürdüler. Savaş esnasında Hz. Ali, Munabbih b. el-Sahmi veyahut oğlu el-As b. Munabbih’nin kafasını uçurarak öldürmüş ve Zülfikar diye bilinen kılıcını ondan almıştı. Böylelikle Hz. Muhammed’e geçmiş. Sonuçta Ebu Süfyan b. Harb liderliğindeki ordu ağır bir şekilde bozguna uğradı. Hz. Muhammed savaş ganimetleri müslümanlar arasında bölüştürdü. Alınan esirler ise, fidye karşılığında salıverildiler. Kaynak: Siyer, sa.359-364 K.Y. Tarih-i Taberi, c.2, sa.388-400 E.O.Y. ve İbnü’l-Esir, El-Kamil, c.2, sa115-133 B.Y.

Uhud savaşı, bu savaşın asıl nedeni, Bedir savaşı olmuştu. Çünkü Bedir savaşının yenilgisinden sonra putperest Kureyşliler intikam almak için büyük bir ordu ile Medine’ye saldırma kararı aldılar. M. 625 (H.3) senesi Uhud Dağı’nın eteklerinde iki ordu karşı karşıya geldiler. Savaş esnasında Hz. Ali, bir putperest kureyşliye bir kılıç vurdu, kılıcı kırıldı. Hz. Muhammed’in yanına geldi: Ya Muhammed kılıcım kırıldı bana bir kılıç ver, kılıçsız savaşamam, dedi. Bunun üzerine Hz. Muhammed Zülfikar adlı kılıcı çekip Hz. Ali’nin eline verdikten sonra şöyle buyurdu: Zülfikar’dan başka kılıç, Ali’den başka yeğit yoktur. Sonuçta Hz. Muhammed liderliğindeki ordu mağlup duruma düştüler. Kay: Muhammed b. İshak, Siyer, sa.376-389 K.Y. Tarih-i Taberi, c.2, sa.408-416 E.O.Y. ve İbnü’l-Esir, El-Kamil, c.2, sa.142-154 B.Y.

Hayber savaşı, Hayber, Yahudilerin oturduğu bir yerleşim merkezi olup, aynı zamanda hurma ve tahıl merkezidir. M.628 (H.6) senesi Hz. Muhammed Hayber savaşına çıkmadan önce şöyle buyurur: Müslümanların bayrağını yarın bir ere vereceğim ki, Allah fetih ve zaferi onun iki eliyle müyesser kılacaktır. Ertesi günü Hz. Ali, elinde sancakla Hayber üzerine yürüdü; savaş esnasında kale kapısını kalkan olarak kullandı. Kaleyi fethedinceye kadar da onu elinden bırakmadı. Üç kaleyi alınca dördüncü ve beşinci kalenin halkı kendilerinin affedilmesini istediler. Hz. Muhammed de bu sözü kabul etti. Müslümanlar bu savaşta pek çok esir ve ganimet aldılar. Huyey Ahtab'ın kızı Safiyye de esirler arasında idi. Hz. Muhammed Safiyye'ye kendisi için seçti. Azad edip nikah etti. Hayber ganimetleri de müslümanlar arasında paylaştırıldı. Kaynak: Sahih-i Buhari, hadis No: 1236. Tirmizi, hadis No: 3970. Tarih-i Taberi, c.2, sa.449-453 E.O.Y. İbnü’l-Esir El-Kamil, c.2, sa.202-207 B.Y.

Kısacası Hz. Ali, umumiyetle bütün savaşlarda Hz. Muhammed'in yanında bulunmuş ve yanlız Tabük savaş esnasında, Hz. Muhammed'e vekaleten, Medine'de kalmıştı.

Hubşi b. Cünade'den rivayet olunduğuna göre, Hz. Muhammed şöyle buyurdu: Ben Ali’den, Ali de bendendir ve benim adıma (teahhüdleri) ancak ben veya Ali yerine getiririz. Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3965 Y.E.Y.

İbn-i Ömer'den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Hz. Muhammed Ashabı arasında kardeşlik kurmuştu ki Hz. Ali, gözleri yaşlı olarak geldi ve ya Resülellah! dedi, Ashabın arasında kardeşlik kurdun, fakat beni hiç kimse ile kardeş etmedin. Bunun üzerine Hz. Muhammed şöyle buyurdu: Sen benim dünya ve ahırette kardeşimsin!. Kaynak: Sahih-i Buhari, c.4, sa.41 D.İ.B.Y. ve Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3966 Y.E.Y.

Seyit Derviş Tur (Erkânname, sa.421- 424) ve Cem Vakfı, bu hadise dayanarak Hz. Ali ile Hz. Muhammed birbirleri ile musahib olduğunu söylemektedirler. Ancak hadis, onların bu iddiaları için makbül bir delil teşkil edecek nitelikte değildir. Çünkü Hz. Muhammed'in mekkeli taraftarları küçük guruplar halinde Medine'ye göç etmişler. Halledilmesi gereken ilk iş, parasız ve işsiz bulunan muhacirlerin zarüri ihtiyaclarını temin etmek idi. Bunlar, muvakkat olarak, medinenin misafirseverliğinden istifade ettilerse de, bunun kafi gelmeyeceği aşikar idi. Hz. Muhammed, himaye işini takviye etmek için, her bir muhacir ile bir medineli arasında kardeşlik bağlarının kurulmasını emretti. Bunun yanında bir de, ikişer-ikişer muhacirler arasında de böyle kardeşlik bağları kuruldu. Medineliler ile muhacirler arasında kurulmuş olan bu kardeşlik, bir aile gibi birbirlerine mirasçı olurlarken; Kur'an'ın Ahzab süresi ayet 6, bu ayetle kaldırılmış olup, mirasçılıkta akrabalığa öncelik verilmiştir. Yukarıda görüldüğü gibi, Seyit Derviş Tur ve Cem Vakfının bu iddiaları hiç bir ciddi esasa dayanmamaktadır.

Hz. Ali’den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Hz. Muhammed şöyle buyurdu: Ben hikmet eviyim ve Ali bu evin kapısıdır. Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3969 Y.E.Y.

Cabir b. Abdullah'dan rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Hz. Muhammed, Hz. Ali’yi: Bana karşı sen, Musa'ya Harun’un mertebesindesin; ancak şu var ki, benden sonra nebi yoktur; demiştir. Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3975 ve 3976 Y.E.Y.

Hz. Ali’den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Hz. Muhammed, Hasan ile Hüseyin'i elinden tuttu ve her kim beni sever, bu iki çocuğu, onların babalarını ve annelerini severse kıyamet günü benimle beraber benim derecemdedir!, buyurdu. Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3978 Y.E.Y.

Hz. Ali’den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Hz. Muhammed bana, seni ancak mümin olan sever ve senden ancak münafık olan nefret eder; diye ahitde bulundu. Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3981 Y.E.Y.

Ebü Seriha veya Zeyd b. Erkam'den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Hz. Ali hakında: Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: Ben kimin velisi isem, Ali de onun velisidir. (Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 3959 Y.E.Y.) Şiiler, bu hadise dayanarak Hz. Ali'nin Hz. Muhammed'den sonra münazaasız halife olduğunu söylemektedirler.

Makale yazarı: Pir Ali Baba
Posting Freak
Hz. ALİ’NİN HAYATI
Rivayetlerle yazılan tarih bu olunca bunu Hz. Ali'yi tanıtmak için kullanarak makale yazan "Pir Ali Baba" da böyle olur.
Anladığım kadarıyla bu adam Alevilerin Hz. Ali'den soğumasını, uzaklaşmasını istiyor. Tek varlık kendisi ve kendi soyu olduğunu ima etmeye çalışıyor. Gerçekler bilinirse sömürü çarkının kırılacağını biliyor.
Peygamberimiz de Hz. Ali'de; işgal, talan ve ganimet savaşları yapmamıştır. Onlara Uhur, Bedir, Hendek, Sıffın, Camel savaşlarını yaptılar diye iftira edenler halifelerdir. Çünkü her yapyığı haksızlık ve zulmü uydurma hadisler ve uydurma tarihle Peygamberimize mal ederek meşru zemin yaratmaya çalıştılar.
Hz. Ali zülfikar'ıyla tek bir cana dahi kıymamıştır. "Hz. Ali'nin kılıcı dilidir." Bildiren Zöhre Ana.
Biz ehlibeytin tarihini Zöhre Ana gerçeğinden öğreniyoruz.
Milcanın kitabını okuyarak Ali'yi öğrenecek değiliz.

Sevgili TUNÇ can alıntılarınla gerçekleri tekrar anlatma fırsatı yarattığı için teşekkür ederim.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.