Bu konuyu aktarmadan önce bir şeyi kesin bir dille aktaralım ki, tarihte 2 Hubyar vardır. 1. Hubyar Sultan 13.Yy.’da yaşayan ve Hace Bektaş-ı Veli ile birlikte Anadolu’yu irşat etmek için gelen Hubyar, 2. Hubyar ise ondan yaklaşık 250-300 yıl sonra yaşayan ve Hubyar Sultan’ın soyundan gelen Hubyar Abdal. Hubyar Abdal’a “Hubyar Abdal” öbeğinde değiniyoruz.
Hubyar'la ilgili söylenceleri şöyle bir düşünürsek, hemen hemen tüm Hubyarlılar, Hubyar Sultan'dan bahsederken onun Pir Hace Bektaş-ı Veli ile olan ilişkisinden söz ederler. [COLOR=#810081]Hatta geçmişte kimi Hubyar dedeleri işi biraz daha derinleştirip Pir Hace Ahmet Yesevi ile Hubyar Sultan'ın aslında aynı kişi olduklarını savlamışlardır. Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir, hiç bir tarihsel veri uyuşmamakta, resmi kanıtlarda böyle bir birliktelikten bahsetmemektedir.
Hubyar Sultan, Ahmet Yesevi ekolü mensubu Horasan Alp-Erenlerinden ulu bir Batıni babası olup, Türkmen Alevi Dede Ocağı kurucusudur
Birleşik bir kelime olan Hûbyâr’ın iki anlamı vardır. Hû: Allah anlamındadır. Hûb: güzel, hoş, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolı (Hudayyoolı): Allah için kesilen kurban. . Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde aynı anlamlara gelen benzer kelimeler vardır. İkincisi ise manevi anlamda “Allah’ın sevgilisi”, “Allah’ın Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda başını (serini) kurban etmeye hazır, kamil insanı ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ı telakki etmişlerdir.
Hubyar Sultan'ın tarihsel sürecinden bahseden bizler, ona "Hubyar" (Farsca: Sevgili dost, can yar) ismini Hace Bektaş-ı Veli'nin (1209/10-1271/3) koyduğunu söylemekteyiz. Gerçeği de böyledir. Horasan'da Yesevi dergahında Pir Ahmet Yesevi'nin öğrencisi Lokman Parande'den ders alan Hace Bektaş'ı Veli ve Hubyar Sultan diğer Horasan Erenleri ile birlikte Anadolu'ya gelmişlerdir. Bu süreçte o zamanki adı Suluca Karahöyük olan (Bugün Hacıbektaş ilçesi) yerde Hace Bektaş-ı Veli, Horasan Erenleri'nin piri olarak onları Anadolu'nun değişik yerlerine göndermiştir. Asıl adı "Ahmet" olan Hubyar Sultan'a da "Hubyar'ımsın" diye sarılarak onu da görevlendirmiştir. Bu gerçek, Hubyar cemlerinde "Hubyar'ımsın dedi, sarıldı Veli" isimli deyişle hâla vurgulanmaktadır.
Oğuz Türkleri'ne bağlı Beydili Aşireti'nin önderi konumunda olan Hubyar Sultan, Hace Bektaş-ı Veli'nin görevlendirmesi ile Selçuklu Sultan'ı Alaaddin Keykubat'la birlikte Alanya Kalesi'nin fethine de karışmış ve daha sonra Anadolu'nun iç kesimlerine gelerek kendisi ile birlikte Horasan'dan Anadolu'ya gelen bir diğer Horasan Ereni olan Yalıncak Sultan'ın (1) kızı Gönül Ana (2) ile evlenmiştir. 13. Y.Y. sonlarında Hakka yürüyen Hubyar Sultan’ın Musa isminde bir oğlu vardır. Musa'nın Mustafa isminde bir çocuğu dünyaya gelir. Mustafa'nın da Ahmet adında bir oğlu olur. Tarihte "Yar Ahmet" diye bilinen bu kişi Hubyar Abdal'ın da babasıdır. Yani silsile, Hubyar Sultan => Musa => Mustafa => Yar Ahmet => Hubyar Abdal şeklinde ilerler.
Dipnotlar:
(1) Türbesi Hafik'in Yalıncak köyünde olan Yalıncak Sultan (1283) , ülkenin her tarafında Türkçe konuşulup, Farsça ve Arapçayı yasaklayan Karamanoğlu [COLOR=#810081]Mehmet Bey'in (1277) yakınıdır. Mehmet Bey'in diğer Anadolu Beyliklerine nazaran Türk ve Türkçe konularına bu kadar duyar lı olmasının temel nedeni olarak aslen Alevi olması öngörülmektedir.
(2) Hubyar Sultan'ın eşi Gönül Ana'nın mezarı Tekeli Dağı'nda Dokuzlar'ın eteklerinde yer almaktadır. Bu mezar bir kaç yıl evvel Ahmet Kantekin'in tarafından daha belirgin hale getirilerek adına yakışır bir yer haline büründürülmüştür.
[SIZE=+1][COLOR=#810081]2. HUBYAR / HUBYAR ABDAL
Halk arasında Hubyar Devletlü, Hızır Hubyar, Hubyar Baba, Hubyar Derviş olarak adlandırılmaktadır.
Birleşik bir kelime olan Hûbyâr’ın iki anlamı vardır. Hû: Allah anlamındadır. Hûb: güzel, hoş, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolı (Hudayyoolı): Allah için kesilen kurban. Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde aynı anlamlara gelen benzer kelimeler vardır. İkincisi ise manevi anlamda “Allah’ın sevgilisi”, “Allah’ın Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda başını (serini) kurban etmeye hazır, kamil insanı ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ı telakki etmişlerdir.
Hubyar Köyü’nde tarihsel olarak Beydili Sıraç topluluklarına ve Hubyar Dede Ocağı’na damgasını vuran Hubyar adında iki zat vardır. I.Hubyar Sultan 13.yüzyılda, II.Hubyar Abdal 16.yüzyılda yaşamıştır. İki Hubyar’ın yaşam öyküsü, rivayetleri, menkıbeleri, kerametleri, ozanların deyişleri birbirine karışmıştır. I. Hubyar Sultan’ın konar – göçer bir şekilde zaman zaman geldiği Ormanlık yöre kutsal kabul edilmektedir.Kendi adıyla anılan bugünkü Hubyar Köyü’nü kuran II.Hubyar Abdal ise Horasan’dan gelen Hubyar Sultan’ın torunlarındandır.
I.Hubyar Diye de bildiğimiz ve 13.yy da yaşayan Hubyar Sultan’ ın tam olarak ne zaman ve nerede öldüğü bilinmemektedir.
Yaklaşık rakamlar olarak 1500 – 1582 yılları arasında yaşadığı varsayılan Hubyar Abdal 1530'lu yıllarda Gürgençukuru'na tamamen yerleşerek Otağını kurmuş, burada Dergahını da faaliyete geçirmiştir. Hubyar Abdal 1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman’dan ferman alarak Gürgençukuru bölgesinin kendisine vakfedilmesini (1) sağlamıştır. Gürgençukuru bölgesinde Dergah işlerini yürüten Hubyar Abdal kendisine bağlı Beydili aşiretini de buradan yönetmiş ve Anadolu’da ki kimi ayaklanmalarda da yer almıştır. Tarihi verilerde "Baba Zünnun Ayaklanması" (1527) olarak bilinen Tokat - Amasya yöresinde yer alan ayaklanmayı yapan Baba Zünnun'un danıştığı bir akıl hocası olarak bilinen Hubyar Abdal o süreçte Dergahından kalkarak Kazova bölgesine kadar gelmiştir. Bugün Turhal Çaylı Beldesi'nde bulunan "Hubyar Kuyusu"ndan da asası ile suyu o tarihlerde çıkardığı öngörülmektedir.
1582 yılında Hakka yürüyen Hubyar Abdal’ın Mustafa isminde bir oğlu dünyaya gelmiştir. Hubyar Abdal’dan sonra postnişinlik makamına oturan Mustafa’nın da Deydiyar ve Buynat isminde iki oğlu bulunmaktadır. Buynat’ın bu gün Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Kazan şehrine gittiği kimi söylencelerde yer alırken Hubyar köyünü oluşturan ailelerinse Deydiyar’ın (öl: 1671) soyundan [COLOR=#810081]geldiği Hubyarlılarca bilinmektedir. Üç çocuğu bulunan Deydiyar’ın oğullarından büyük oğlu Hüseyin Abdal aşıklık, ortanca oğlu Saç lı Ali talip köylerini gezerek dedelik ve küçük oğlu Kenan Şeyh ise Tekke’de durarak postnişinlik görevlerini yerine getirmişlerdir.
Hubyar Abdal’ın Türbesi Tokat Almus Hubyar Köyündedir. Bu türbenin nezdinde her iki Hubyar bir kabul edilmiş ve dua ve kurbanlar buraya sunulmaktadır.
Hubyar Abdal Hubyar Köyünde bir Tekke kurarak taliplerine ve gelip geçenlere aş imkanı sağlamıştır. Buraya kurduğu Dergahta yetişen Dedeleriyle Kızılbaş Beydili Sıraç Türkmenlerine hizmet etmiş onların birliğini ve dirliğini temin etmiştir.
Dipnot: (1)
Faaliyetlerine 2006 yılında yeniden başlayan Hubyar Vakfı aslında 500 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. O tarihlerde ülkenin tamamı Osmanlı hânedan ailesinin malı sayılırken bir yerin devlet elinden çıkıp şahıslara verilmesi sözkonu değildi. Sadece kurulu bulunan vakıflara araziler vakfedilebiliyordu. Geçmiş büyüklerimizin sık sık vurguladığı Hubyarlılar değirmende sıra beklemez, askere alınmaz, vergi vermezmiş gibi sözleri gerçeği yansıtmaktadır. Gerçekten de Kanuni Sultan Süleyman tarafından o dönem de Hubyar Abdal'a verilen bir ferman vesilesiyle Hubyarlılar bu görevlerden muaf tutulmuştur. Bu süreç, Osmanlı padişahı 2. Mahmut'un Hace Bektaş Dergahı'na bağlı Yeniçeri Ocağını kapatarak diğer Alevi Dergahlarına da Nakşibendi Şeyhlerini atadığı 1820 yılına dek sürmüştür.
Hubyar Sultan
Konu Sahibi / Yazar
yaren
Kategori / Forum
Alevi Köyleri, Aşiretler, Ocaklar
Yorumlar / Cevaplar
6
Okunma / Görüntüleme
14532
Hubyar Sultan
Hubyar Sultan
Hubyar Sultan Dede’ nin kerametleri ;
Her Anadolu Dervişi gibi Hubyar Sultan’ ın da bir çok keramet gösterdiği kendisini ispat ettiği bu sebeple de fermanlar aldığı anlatılmaktadır.
- Hubyar Sultan’ la ilgili anlatılan en ünlü keramet kızgın fırına atılıp belirli bir süre sonra fırından sakalı buz tutmuş bir vaziyette yanında bir çocukla ve çocuğun elinde de çiçekle çıkması
- Küçük bir kazandan 40.000 orduyu doyurması
- Kendisini almaya gelen askerlerin önceden farkına varması
- Bir sopa darbesiyle topraktan su çıkarması
- Bir avuç toprakla denizi kurutması
- Denizin üzerinden yürüyerek geçmesi
- Zehir içip parmaklarının ucundan geri çıkarması
- Bir kılıç darbesiyle koca taşı ikiye bölmesi
- Atının ayağını basarak taşa delik açması
- Hasta ve sakat olan insanları iyileştirmesi
- Yedi koyunu küçük bir yere(1 m2 ) sığdırması
- Koyunların sütü ile değirmeni döndürüp un elde etmesi,
- Çocuğu olmayanlara çocuk vermesi,
şeklindedir.
Hubyar Sultan' ın kerametlerine ilişkin Derviş Ali ' nin söylemiş olduğu bir deyiş
Çıkıp arş yüzünde nurda oturan
Meftesini meftesine yetüren
Kuduret yarılıp lokma getüren
Südünen Ahmeri balı Hubyar
Ataşlar yok iken çiğler pişiren
Dalga verip kalp evini coşuran
Mukaned köprüsün suyun şaşıran
Kurtarır zulümden gamdan Hubyar
Bakmıyormu başcı kayık haline
İsmi azam dua geldi diline
Bir avuç kum aldı hemen eline
Az kaldı deryayı kessin Hubyar
Eşiğin altına kitap sırınan
İki cihan boyamıştır nurunan
Ali baba ile girdi fırına
Estirdi kar ile yeli Hubyar
Engin ovalarda yurdun tutmadı
Zerrece işine hile katmadı
Yabancının bahçesine gitmedi
Kendi güllerini derdi Hubyar
Allah ekber dedi can aldı canını
Ih demeden uyuşturdu kanını
Varsın ıssız koysun münkür yurdunu
Sağ adamı ölü kıldı Hubyar
Yedi günle gece külhan yaktılar
Onu yansın diye nara tıktılar
Yirmi dört saat sonra açtılar baktılar
Sakalı buz tutmuş geldi Hubyar
Sağ adamı musallaya koydular
Buyur derviş cenazeye dediler
Orda hazır idi üçler yediler
Sağ adamı ölü kıldı Hubyar
Bütün canlar hep sıraya düzüldü
Kerâmeti arşta,kürşte sezildi
Gürgen çukuruna berat yazıldı
Baltasını dala taktı Hubyar
Bağrıma kâr etti düldülün sesi
Dinleyince gerçek erin nefesi
Uzadında neden bunun ötesi
DEVİŞ ALİ etme kulun Hubyar
Her Anadolu Dervişi gibi Hubyar Sultan’ ın da bir çok keramet gösterdiği kendisini ispat ettiği bu sebeple de fermanlar aldığı anlatılmaktadır.
- Hubyar Sultan’ la ilgili anlatılan en ünlü keramet kızgın fırına atılıp belirli bir süre sonra fırından sakalı buz tutmuş bir vaziyette yanında bir çocukla ve çocuğun elinde de çiçekle çıkması
- Küçük bir kazandan 40.000 orduyu doyurması
- Kendisini almaya gelen askerlerin önceden farkına varması
- Bir sopa darbesiyle topraktan su çıkarması
- Bir avuç toprakla denizi kurutması
- Denizin üzerinden yürüyerek geçmesi
- Zehir içip parmaklarının ucundan geri çıkarması
- Bir kılıç darbesiyle koca taşı ikiye bölmesi
- Atının ayağını basarak taşa delik açması
- Hasta ve sakat olan insanları iyileştirmesi
- Yedi koyunu küçük bir yere(1 m2 ) sığdırması
- Koyunların sütü ile değirmeni döndürüp un elde etmesi,
- Çocuğu olmayanlara çocuk vermesi,
şeklindedir.
Hubyar Sultan' ın kerametlerine ilişkin Derviş Ali ' nin söylemiş olduğu bir deyiş
Çıkıp arş yüzünde nurda oturan
Meftesini meftesine yetüren
Kuduret yarılıp lokma getüren
Südünen Ahmeri balı Hubyar
Ataşlar yok iken çiğler pişiren
Dalga verip kalp evini coşuran
Mukaned köprüsün suyun şaşıran
Kurtarır zulümden gamdan Hubyar
Bakmıyormu başcı kayık haline
İsmi azam dua geldi diline
Bir avuç kum aldı hemen eline
Az kaldı deryayı kessin Hubyar
Eşiğin altına kitap sırınan
İki cihan boyamıştır nurunan
Ali baba ile girdi fırına
Estirdi kar ile yeli Hubyar
Engin ovalarda yurdun tutmadı
Zerrece işine hile katmadı
Yabancının bahçesine gitmedi
Kendi güllerini derdi Hubyar
Allah ekber dedi can aldı canını
Ih demeden uyuşturdu kanını
Varsın ıssız koysun münkür yurdunu
Sağ adamı ölü kıldı Hubyar
Yedi günle gece külhan yaktılar
Onu yansın diye nara tıktılar
Yirmi dört saat sonra açtılar baktılar
Sakalı buz tutmuş geldi Hubyar
Sağ adamı musallaya koydular
Buyur derviş cenazeye dediler
Orda hazır idi üçler yediler
Sağ adamı ölü kıldı Hubyar
Bütün canlar hep sıraya düzüldü
Kerâmeti arşta,kürşte sezildi
Gürgen çukuruna berat yazıldı
Baltasını dala taktı Hubyar
Bağrıma kâr etti düldülün sesi
Dinleyince gerçek erin nefesi
Uzadında neden bunun ötesi
DEVİŞ ALİ etme kulun Hubyar
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)
Hubyar Sultan
....Tokat’a bağlı Almus ilçesinin Kocahubiyar köyünde yatan Aşır Baba ve Hz. Üseyin’in kafası yüksek dumanlı dağlar eteğindedir. Bu dağın dumanının kalkmaması Hz. Üseyin’in yasını tutmasındandır. Hz. Üseyin’in cesatı ise Kerbelâda’dır... (Zöhre Ana, Mehtaptaki Erenler)
Hubyar Sultan
Bildiren Zöhre Ana:
"Birinci yaşamı Ali Ekber'dir. Türbesi Hacı Bektaş'ta Deliklitaş'tadır.
İkinci yaşamında Tokat'ın Hubiyar köyünden çıkarak Yunus Emre olarak yaşamıştır. Türbesi Fırat Nehri içindedir." (Mehtaptaki Erenler.Sayfa:355)
Hubiyar isminin anlamı ise şöyledir:
Zöhre Ana sohbetinden:
Hz. Hüseyin'in kellesini Muaviye'nin askerlerine vermeyen "Keşiş" asıl adı Seyid Mitrullah'dır. (ikinci yaşamı Tunceli'de Munzur Baba olarak yaşamıştır.)
Bu uğurda çocukları: Şahin, Kazım, Halil, Turgut, Mahmut'u şehit vermiştir.
Son olarak gelen askerler Seyit Mitrullah ve eşi Bedriye Ana'yı şehit etmişlerdir. (Bedriye Ana'nın ikinci yaşamı Atatürk'ün annesi Zübeyde Ana'dır.)
Babalarının kellesini arayan Hz. Hüseyin'in oğulları Ali Asker ve Ali Ekber mübareğin başını bulmuşlardır. Hz. Hüseyin'in kellesi dile gelerek çocuklarına başına gelenleri anlatmıştır. Ali Asker ve Ali Ekber Tokat'a kadar gelerek dağın yamacında bir kaynağın dibine babalarının başını gömerek "Ya Hüseyin bura sana yar olsun." demişler buna nazaran köyün adı Hu-Bu-Yar diye söylenmiştir.
"Birinci yaşamı Ali Ekber'dir. Türbesi Hacı Bektaş'ta Deliklitaş'tadır.
İkinci yaşamında Tokat'ın Hubiyar köyünden çıkarak Yunus Emre olarak yaşamıştır. Türbesi Fırat Nehri içindedir." (Mehtaptaki Erenler.Sayfa:355)
Hubiyar isminin anlamı ise şöyledir:
Zöhre Ana sohbetinden:
Hz. Hüseyin'in kellesini Muaviye'nin askerlerine vermeyen "Keşiş" asıl adı Seyid Mitrullah'dır. (ikinci yaşamı Tunceli'de Munzur Baba olarak yaşamıştır.)
Bu uğurda çocukları: Şahin, Kazım, Halil, Turgut, Mahmut'u şehit vermiştir.
Son olarak gelen askerler Seyit Mitrullah ve eşi Bedriye Ana'yı şehit etmişlerdir. (Bedriye Ana'nın ikinci yaşamı Atatürk'ün annesi Zübeyde Ana'dır.)
Babalarının kellesini arayan Hz. Hüseyin'in oğulları Ali Asker ve Ali Ekber mübareğin başını bulmuşlardır. Hz. Hüseyin'in kellesi dile gelerek çocuklarına başına gelenleri anlatmıştır. Ali Asker ve Ali Ekber Tokat'a kadar gelerek dağın yamacında bir kaynağın dibine babalarının başını gömerek "Ya Hüseyin bura sana yar olsun." demişler buna nazaran köyün adı Hu-Bu-Yar diye söylenmiştir.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Hubyar Sultan
Dogan yazdı:Bildiren Zöhre Ana:
"Birinci yaşamı Ali Ekber'dir. Türbesi Hacı Bektaş'ta Deliklitaş'tadır.
İkinci yaşamında Tokat'ın Hubiyar köyünden çıkarak Yunus Emre olarak yaşamıştır. Türbesi Fırat Nehri içindedir." (Mehtaptaki Erenler.Sayfa:355)
Hubiyar isminin anlamı ise şöyledir:
Zöhre Ana sohbetinden:
Hz. Hüseyin'inmübarek başını Muaviye'nin askerlerine vermeyen "Keşiş" asıl adı Seyid Mitrullah'dır. (ikinci yaşamı Tunceli'de Munzur Baba olarak yaşamıştır.)
Bu uğurda çocukları: Şahin, Kazım, Halil, Turgut, Mahmut'u şehit vermiştir.
Son olarak gelen askerler Seyit Mitrullah ve eşi Bedriye Ana'yı şehit etmişlerdir. (Bedriye Ana'nın ikinci yaşamı Atatürk'ün annesi Zübeyde Ana'dır.)
Babalarının başını arayan Hz. Hüseyin'in oğulları Ali Asker ve Ali Ekber mübareğin başını bulmuşlardır. Hz. Hüseyin'in mübarek başı dile gelerek çocuklarına başına gelenleri anlatmıştır. Ali Asker ve Ali Ekber Tokat'a kadar gelerek dağın yamacında bir kaynağın dibine babalarının başını gömerek "Ya Hüseyin bura sana yar olsun." demişler buna nazaran köyün adı Hu-Bu-Yar diye söylenmiştir.
Bir düzeltme yapayım, Hz.Üseyin'in mübarek başını annesi Fatıma Ana ve nişanı(eşi) Hüsniye Ana bulmuşlardır.
Kına torbası içindeki başın kime ait olduğunu anlayamamışlar acaba Keşiş'in cocuklarının başı mı diye düşünürken Kurban olduğumun kesik başı dile gelip Kur'an okumaya başlıyor , ne için kesildiğini anlatıyor (kesilme sebebi, dedesi Hz.Muhammed Mustafa'nın Kur'anını Muaviye lainine vermediği içindir) .
Hz.Üseyin'in mübarek başını bağırlarına basarak aç susuz kavrularak, Anadolu'ya gelip Tokat'ın Almus kazasında dağın eteğine koyuyorlar ve "bura sana yar olsun YA ÜSEYİN" dediklerinden dolayı burası hubiyar olarak geçiyor..
Hz.Üseyin'e ve tüm Ehlibeyt'e niyazım olsun...
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
ÂÇalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.Â
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)
Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir
Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Hubyar Sultan
arkadaslar merhaba sitenizde yeniyim cok menmun oldum hubuyar sultanla ilgili yazmis oldugunuz görüsleriniz ve yorumlarizi okudum bende bir hubyarli olarak erdebil tekkesinden oldugumuzu bu rada belirtmek isterim biz hubyarlilar hz 12 imamlardan olan imam musayi kazim evlatlarindan olan seyyit seyh safi erdebilli torundaniz imam mehti tekrar dunyaya zuhur etdiginde bildiginiz gibi imam musayi kazim soyundan 6 ci göbekden olan torunu seyyit seyh safi erdebilli soyundan gelecektir bu soyda hubuyar ve onun torunlarindandir dedemler 1845 corum alaca küre köyüne bir takim olaylardan ötürü göc vermisler corum küre köyü anni zamanda bizim taliplarimiz oldugu köyden ötürü gelmisler sonra tekrar tokat yöresine donmüsler siteye emegi gecen arkadaslara calismalarinda basarilar dilerim
Hubyar Sultan
kamil özcan yazdı:arkadaslar merhaba sitenizde yeniyim cok menmun oldum hubuyar sultanla ilgili yazmis oldugunuz görüsleriniz ve yorumlarizi okudum bende bir hubyarli olarak erdebil tekkesinden oldugumuzu bu rada belirtmek isterim biz hubyarlilar hz 12 imamlardan olan imam musayi kazim evlatlarindan olan seyyit seyh safi erdebilli torundaniz imam mehti tekrar dunyaya zuhur etdiginde bildiginiz gibi imam musayi kazim soyundan 6 ci göbekden olan torunu seyyit seyh safi erdebilli soyundan gelecektir bu soyda hubuyar ve onun torunlarindandir dedemler 1845 corum alaca küre köyüne bir takim olaylardan ötürü göc vermisler corum küre köyü anni zamanda bizim taliplarimiz oldugu köyden ötürü gelmisler sonra tekrar tokat yöresine donmüsler siteye emegi gecen arkadaslara calismalarinda basarilar dilerim
Hoşgeldiniz Kamil can, öncelikle iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederiz. Ocakzade olup yolumuzun gerektirdiği inanç, itikat ve edep erkanı taşımak bizim görüşümüze göre çok önemlidir. Yolumuz Muhammed Ali yolu, hepimiz elimizden geldiği kadar layık olmaya çalışacağız... İyi forumlar
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
![[Resim: ataturk14vh7.jpg]](http://www.camlihemsin.gov.tr/Ata/ataturk14vh7.jpg)
![[Resim: ataxh8.gif]](http://img229.imageshack.us/img229/8783/ataxh8.gif)