Amerikan filmleri zevkle izlediğimiz filmler. Son yıllarda Hollywood can sıkıcı filmlere imza atsa da gişe rekorları kırmış, reklâm yapmış filmler dışında zevk vermiyor artık. Çoğumuz izlediğimiz filmlerin içinde ki buram buram kokan misyonerliğe soyunmuş sahne ve görüntülerin farkında değilizdir. Öyle ince çizgilerle anlatılır ki örneğin Hollywood yapımı hemen her filmde Kilise ve Amerikan bayrağı mutlaka gösterilir. Her popüler filme konulan üç beş tane kilise nikâhı sahneriyle genç kızlarımızın şu sıralar kilise nikâhıyla evlenmek istemelerini sağlayan, kültürümüzü yozlaştıran(benliğimizi yok etmiş Arap kültürünü daha ne kadar yozlaştıracaksa artık, buda başka bir sorun) beklide küreselleşmenin baş habercisi naçizane eserlerdir Hollywood filmleri. ‘Elimde Hollywood olsaydı Komünizmi yaymak için başka bir araca ihtiyaç duymazdım’ Stalin’in bu sözünden başka söylediği doğru bir sözü yok sanırım.
Şah ve Sultan İskender Pala’nın yeni kitabı. 28 Şubat sürecinde ordudan atılmış ve bir dönem Zaman gazetesinde Divan Edebiyatı ile ilgili köşesi bulunan yazar İskender Pala. Açıkçası Osmanlıya hayranlığını Ordudan atılma ve Zaman Gazetesi yazarlığının yanında Osmanlıca Çeşnili diliyle kültür yazılardan da anlayabiliriz. Osmanlıya hayranlığının yanında Şah ve Safevi karşıtlığını rahatlıkla görürüz son kitabında. Bu karşıtlığı o kadar başarıyla ve ince çizgilerle yapar ki Hollywood’un kültür erozyonu filmlerine ya da Liberalizmin yardakçısı olan The New York Times Gazetesi yazarları arasına rahatlıkla katılabilir.
Bilbordlarda afişine rastlanılacak kadar reklâmı yapılan ve tarihi süreç içerisinde Alevi-Sünni çatışmalarına olan meraklardan dolayı ses getiren bu kitap aslında beklentilerin çokta altında kaldı. Sözüm ona tarihi belgelere dayanarak ve birazda Roman türünde bir yapıt olması bakımından hayali olayların eklendiğini belirten İskender Pala her ne hikmetse hayali olayları hep Şah’tan yana kullanmış ve Yavuz hep aklanan taraf olmuştur. Tüm yaptıklarında haklıdır Yavuz. Yavuz kardeşlerini öldürür, babasına karşı savaşır, haklıdır çünkü İmparatorluğun devamı için gereklidir bu. İmparatorluk içinde ki isyanlara karşı çok sert yanıtlar verir ve gene haklıdır. Söz konusu olan İmparatorluğun iç güvenliğidir. Gel gelelim ki Yavuz’da haklı olan bu uygulamalar söz konusu Şah olduğunda bir anda Kızılbaş düşmanlığına bürünüp katil, cani profiline dönüştürülür kitapta. Yavuz’un babasına, kardeşlerine ve isyanlara karşı yaptıkları katliamlar es geçilip Şah’ın annesi olan Alem Şah Begüm’ü Şii olmadığı gerekçesiyle öldürdüğü ve Tebriz’de binlerce Sünni’yi katlettiği bir katil profili çizdirilerek anlatılır.
Oysa Begüm Şah böyle bir uygulamaya maruz kalmamıştır. Her daim oğlunun yanında yer almış ve en büyük destekçisi olmuştur.
İskender Pala’nın karşı Türkmen kimliği Çaldıran savaşında da belirir. Kızılbaş Türkmen Ordusunun ve Şah İsmail’in Türk kanı dökülmesin diye geri çekilmesini, Osmanlı Ordusunu oyalayıp kışa denk getirtip geri dönmesini sağlamak istemesini ve bu nedenle sürekli geri çekilmesi bir kaypaklık ve korkaklık olarak niteler İskender Pala. Oysa Safevi Türkmen Ordusu Türk kanı dökülmesin diye verdiği çabanın yanında binlerce fırsat geçmesine rağmen gece baskınlarını ve savaşta ateşli silah kullanmayı namertlikten saymıştır. Osmanlı ordusunu yiğitçe mertçe karşılamıştır Çaldıran’da Safevi Türkmen Ordusu.
Pala’nın Türkmen karşıtlığına devam edelim. Bu karşıtlık, konu Türkmen Kızılbaş kadını olduğunda da gösterir. Çaldıran’da eşlerinin yanında kahramanca savaşa giren ve ölen binlerce kahraman Türk-Türkmen kadını ve Şah İsmail’in eşi Taçlı Hatun’a da olmadık iftiralar atar. Oysa ne enteresandır değil mi? Osmanlı sarayında devşirme kadınlar cirit atıp, devletin siyaseti ve kendi çıkarları için binlerce komplo hazırlayıp kelle uçururken Türk kadını Çaldıran’da eşinin yanındadır, Safevi Türkmen Ordusundadır. Yavuz’un eşi Hafsa Sultan Sarayındadır, Şah İsmail’in eşi Taçlı Hatun ise Çaldırandadır, savaş meydanındadır.
İskender Pala’nın körelmiş Araplaşmış ve kadınlarımıza peçe örttürtüp dört duvar arasına sokturmuş zihniyeti bu tarihsel hakikat(ler) ile son bulur mu? Onun Araplaşmış, Ümmetçi,
Kızılbaş, Türk ve Türkmen düşmanlığı ile dolu zihniyeti ulusal bilincimizin önünde ezilmesi dileklerimle…
Tomris Hatun, Süyün Bike,Taçlı Hatun, Alem Şah Begüm, İparhan, Nene Hatun, Halide Edip Adıvar, Şerife Bacı ve daha sayamadığımız binlerce kahraman Türk kadınını saygıyla anıyoruz..
Türkmen Tunceli.
Hollywood Filmleri tarzında, İskender Pala Åah ve Sultan
Orta Asya'dan Hacı Bektaş'a