Bir meczupun anılarından alınmıştır...
-Neden, neden, neden?
-Hiç öylesine, tamamıyla öylesine, tamamıyla saçmalığına...
"İnsan kendi masumiyetine tapınmayı bilmelidir."
Dingin ve uslu bir yalnızlıkta, gri bir rüyada ıslatmayan bir suyla yıkanıyorum. Her şeyin, hiç bir şeyle benzerliği rahatlatıyor beni. İnsan zaten biraz insan.
Tuhaf hallere maruz kalıyorum uzun bir zamandır. Sartre'nin Bulantısı'nın başlangıçındaki hastalık geliyor aklıma. Ama benimki farklı, zaten o bir "absurd" ve "egzisyantaliist"; oysa ben müslümanım.
Hani Camus'un "Saçma, insanların aralarındaki ilişkiden başka bir şey değildir" sözünü de kabul ediyorum; ama, yine de ben farklıyım. Farklı bahçelerde büyümüşüz.
Her neyse, bunları niye yazıyorum ki?
Sadece "absurd" bir iş yapmış olayım diye galiba.
Hayatımda ki saçmalığın oranı da gayet fazla. Alacakaranlıkta oturup, saatlerce hiç bir şey yapmadan durmak, yerdeki halıya elimle anlamsız şekiller çizmek hayatımın en büyük uğraşlarından biri haline geldi.
Geçen gün sokakta bağıra çağıra dolaşırken, elindeki yarım ekmeği yiyen delinin elini öpme isteğine kapıldığımdan beri, hayat iyice tuhaflaştı.
Sonradan, aslında deliyi öldürmek istediğimi anladım, iyice karmakarışık oldu kafam.
Sanki hayat delirmiş de, ya da kuduz olmuş.
"Ne kadar saçma olursa o kadar gerçek olur," buna bir son vermeli. Her beyazın gölgesi siyahtır. Saçmalığımın, insanlara zarar vereceğinden de korkmuyorum, herkesin saçması kendinedir.
"İnsan mantıklı bir hayvandır," en mantıklı insan tarifi bu olmalı. Her neyse, hiç bir kaygımız olmadan yazıyoruz ya da yaşıyoruz ya, hiç bir şey olmaz bize.
Özümüz yok ya, ne mutlu bize.
-Yine yanlış yaptın.
-Olsun, insan bir yanlıştır zaten. Doğrusu tanrıdır.
Hiç/lik
Hiç/lik
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi