[B]’Alevilik Bildirgesi’nin yazarları Ali Rıza Özdemir ve İsmail Baki ’Aleviler, milli birliği önemsiyor. Bu nedenle milli birliğe ve ortak değerlere vurgu yapılmalı ve bu değerler ön planda tutulmalı’ diyor.
[/B]
Aleviliği Türk ve dünya kamuoyuna doğru biçimde anlatmak amacıyla Ali Rıza Özdemir ile İsmail Baki tarafından kaleme alınan ve Ağustos 2017’de yayımlanan Alevilik Bildirgesi, şimdiye kadar 150 inanç ve kanaat önderi tarafından imzalandı. İmzası alınan bütün kişilerin, Alevi toplumunda bir karşılığı vardır. Ayrıca 20 kadar sivil toplum örgütü, Alevilik Bildirgesi sürecini kurumsal olarak desteklemektedir. Bildirge’nin kamuoyuna duyurulması ile çalışmalarımız Alevilik Bildirgesi Hareketi veya Yol Evlatları Hareketi olarak anılmaya başlanmıştır.
’Hiç kimse Aleviliği bizim yerimize tanımlamamalı. Cumhurbaşkanı adaylarımız Aleviliği tanımlamaktan kaçınmalı, Aleviler adına konuşma zahmetine girmemeli.’
Yeni bir seçim sürecine girdiğimiz ülkemizde Alevilerin de haklı ve temel talepleri vardır. Uzun süredir Alevi toplumunun değişik şekillerde dile getirdiği talepler, halen yerine getirilmemiş, mağduriyetler giderilmemiştir. On yıllardır Alevilerin en temel vatandaşlık haklarını bile görmezden gelinmiştir. Alevilik Bildirgesi bileşenleri olarak yaklaşan Cumhurbaşkanı seçimlerinden beklenti ve taleplerimizi ana hatlarıyla Cumhurbaşkanı adaylarımızın dikkatine sunuyoruz.
DOĞRU TANIMLAMA
Bizi rahatsız eden en büyük sorunlardan biri Aleviliğin tanımı konusunda. Aleviliği hiç kimse bizim yerimize tanımlamamalı. Çünkü bizler, bu hakkı hiç kimseye vermedik. ’Alevilik bir kültürdür’ yahut ’Hz. Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim’ türünden lakırdılar boştur ve toplumumuzda hiçbir karşılığı yoktur. Bizim için Alevilik; ’Hakk-Muhammed-Ali yoludur’ yani ’doğru yol’dur. Bir inançtır; bir iman meselesidir. Onu vahyin dışına çıkarıp salt ’kültür’ olarak tanımlamanın, Aleviliğin bilgi ve anlam evrenindeki tek karşılığı vardır ve o da ’küfür’dür. İkincisi, Alevilik salt hatta içi boşaltılmış bir Hz. Ali sevgisi değildir. Hz. Ali’yi sevmek demek, onu İslam tarihinin sıradan bir figürü haline getirmek değildir. Aksine bunu yapmak, Hz. Ali’nin hakkına girmek demektir. İnancımızda Hz. Ali’yi sevmek demek; onun ’Allah’ın velisi’, ’Konuşan Kur’an’, ’On İki İmam’ın birincisi’, ’Hz. Muhammed’in halifesi ve vasisi’, ’Allah’ın doğru yolu’, ’ilim şehrinin kapısı’, ’İnananların Kâbe’si’, ’Cennet ve cehennemi bölen kişi’ vb. olduğuna iman etmektir. Bu nedenle Aleviliğin inanç, bilgi ve anlam evrenini bilmeden kurulan bütün cümleler, iyi niyetli olsa bile, tarafımızdan ciddiye alınmamaktadır. Özetle; Cumhurbaşkanı adaylarımız; Aleviliği tanımlamaktan kaçınmalı, Aleviler adına konuşma zahmetine girmemeli.
CEM EVLERİNİN ’KÜLTÜR EVİ’ SAYILMASI
Tarikat kapısındaki (Dört kapı: Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ibadetimiz cem erkânıdır. Cem erkânını yerine getirdiğimiz yerler olan cem evleri halen devlet aklında ’kültür evi’ olarak kabul edilmektedir. Aleviliği ’kültür’ olarak gören sakat bir zihniyetin cem evlerini de ’kültür evi’ şeklinde tanımlaması elbette garip değil. Ama baştanbaşa yanlıştır. Kabulü asla mümkün değil. Çünkü cem evlerinin ’meydan’ adı verilen bölümlerinde cem ibadeti yapılır. Bizim için cem bir ibadettir ve başkalarının Alevilerin ibadet olarak yerine getirdiği uygulamaları farklı şekilde ifade etmeye hakkı yoktur. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire, Türkiye’nin din veya inanç özgürlüğü hakkını koruyan 9. madde ve bununla bağlantılı olarak ayrımcılığı yasaklayan 14. maddeyi ihlal ettiğine karar vermiştir) Cem evleri ibadethanedir ve ibadethane statüsü verilmelidir. Talep olan yerlerde cem evi açılmalı ve devlet bütün masrafları karşılamalıdır. Cem evlerinde çalışanlar, talep olduğu takdirde devlet tarafından istihdam edilmelidir.
DİYANET’İN EL ÇEKMESİ
Diyanet İşleri Başkanlığı, din tacirliğini önlemek için Atatürk tarafından kurulan önemli bir devlet kurumudur. Ancak geldiğimiz noktada Atatürk’ün hedeflediği amaçlara uygun çalışmadığı açıktır. Aleviler açısından Diyanet İşleri; ’çaycısı bile Alevi olmayan’ bir kurumdan ibarettir. Bu şekliyle kabul görmesi mümkün değildir. Ne var ki, Diyanet yetkilileri zaman zaman Alevilik konusunda açıklamalar yapmakta, Alevi inanç ve kanaat önderlerine yanaşarak Alevileri Sünnileştirmek gibi çabalar içine girmektedir. Bunun da kabulü mümkün değildir. Diyanet İşleri yetkilileri; Alevilik hakkında konuşmamalı, Alevileri asimile edici çalışmaları bırakmalı ve asli görevlerini yerine getirmeli. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcut yapısı içinde Alevilerle ilgili herhangi bir tasarrufta bulunması doğru değil.
AYRIMCILIĞIN SON BULMASI
Alevilerin neredeyse tamamı devlet kurumlarında (sadece Alevi oldukları için) kendilerine ayrımcılık yapıldığını hissetmektedir. En varlıklı iş adamından en fakirine kadar bütün Alevilerde bu duygu vardır ve hatta bu duygu, bir tedirginlik halini almıştır. İşlerinin, devlet kurumlarında Alevi olmaları nedeniyle ilerlemediğine ve sonuçlanmadığına dair ötekileşme hissi artarak devam etmektedir. Devlet kurumlarında görev almada, memurlukta bu çekince açıkça görülmektedir. Alevilerin yaşadığı bu hissi yenmek; devlet kurumlarında ayrımcılık yapılmadığına dair Türk toplumunun tamamını ikna etmekten geçmektedir.
SİYASETTE ALEVİLERİN GÖRÜNÜR OLMASI
Cumhuriyetin ilk yıllarında Aleviler, genel olarak sağ partileri destekliyorlardı. Birkaç nedenden dolayı bu destek asgari düzeye indi: Sağ partiler Alevilere verdikleri sözleri tutmadılar; Selefi akımların etkisinde kalarak daha mezhepçi politikalar benimsediler; Alevileri partilerin karar verici mekanizmalarından özenle uzak tuttular. Aleviler; siyasi partilerde daha görünür olmalı, karar verici süreçlere dâhil edilmelidir. Partiler; genel başkan yardımcılarından en azından birine kamuoyunda Aleviliği ile tanınan bir kişiyi getirerek işe başlayabilirler.
BÜROKRASİDE YÜKSELME
Geçmişte de durum çok parlak değildi ancak bugün için devlet bürokrasisinde Aleviler yok denecek kadar azdır. Bugün üst düzey Alevi bürokrat yok gibidir. Bu durum, Alevilerdeki ötekileşme sürecini beslemektedir. Aleviler devlet bürokrasisinde yükselmek için gerçek bir liyakat sistemi istemekte, bütün adaletsizlikleri reddetmektedir. Liyakate dayanan adil bir bürokratik sistemin inşası için somut adımlar atılmalıdır.
ÖNYARGILARIN YOK EDİLMESİ
Geçmişten beri Türk toplumunun değişik katmanlarında Aleviler hakkında birçok iftira dolaşmaktadır. Bunlar, Osmanlı döneminde devlet eliyle bilinçli olarak yayılan psikolojik operasyon unsuru bilgilerdir. Yazık ki, bu hastalık günümüzde de ufak dozajlarda devam etmektedir. Bu alçakça iftiralar artık sonlanmalı. Zaman zaman devlet eliyle de beslenen bu tür yanlış bilgiler, ders kitaplarına kadar girebilmektedir. Devlet, kurumlarıyla bu tür yanlış bilgileri yayanların üzerine gitmeli ve bu tür fiilleri cezalandırmalıdır.
KATLİAMLARIN AYDINLATILMASI
Alevilerin, devletle ilişkisinde en sorunlu alandan biri Cumhuriyet devrinde yaşanan katliamlar. Özellikle Maraş, Çorum ve Sivas katliamları aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılmamış ve gerçek failleri bulunamamıştır. Alevi kamuoyunda devletin bu katliamlara göz yumduğuna dair genel bir kabul vardır. Söz konusu katliamlar aydınlatılmadan ve failleri cezalandırılmadan Alevilerin vicdanı kanamaya devam edecek, devletle ilişkiler doğru bir temele oturmayacak ve konu, birileri tarafından sürekli istismar edilecektir.
TACİZ VE TAHRİKTEN VAZGEÇİLMESİ
Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerleşim ve buralardaki devlet kurumlarına tarihte Alevi düşmanlığı ile ünlenmiş kişilerin adlarının verilmesi, bilindik bir uygulama. Amaç tahrik. Elbette Türk tarihine mal olmuş herkes Türk’ündür, bizimdir. Ancak bahsi geçen uygulama iyi niyetli değil. Diğer taraftan tarihte Alevi kimliğiyle ön plan çıkmış ünlü şahsiyetlerin adı devlet kurumlarında ve yerleşmelerde yok denecek kadar az. Yerleşmelere ve devlet kurumlarına isim verilirken hassasiyetler gözetilmeli. Birleştirici isimlere ağırlık verilmeli.
EL KONULAN DERGÃHLARIN İADESİ
Alevilikte ’ziyaret’ önemli bir kavramdır. Ziyaret yerlerimizden biri de, Alevi uluların kabirlerinin de bulunduğu dergâhlardır. Bu dergâhların bir kısmı üçüncü şahıslara satılmış, bir kısmı ise Sünni cemaatlere verilmiştir. Üstelik bunlar devlet eliyle yapılmıştır. Oysa bu uluların soyları devam etmektedir ve bazı ailelerin bu dergâhlar üzerinde hak talepleri vardır. Bir kısmı ise harabe haldedir. Alevi ulularının kabirlerinin bulunduğu veya adını taşıyan dergâhların yönetimi, o kişinin evlatlarına verilmeli. Harabe haldekiler onarılmalı.
MİLLİ BİRLİĞE VURGU YAPILMASI
Alevilik, ayrılık değil ’birlik’ yoludur. Bu bağlamda Aleviler, milli birliği de son derece önemsemektedir. Milli birliğe ve ortak değerlere vurgu yapılmalı ve bu değerler ön planda tutulmalı. Bir mezhebin veya inanış biçiminin siyasete malzeme yapılması toplumun her kesimi için rahatsızlık vericidir. Toplumsal beklentiler ve talepler meşru zeminde elbette karşılanmalıdır ama sadece Sünnilik değil Alevilik de siyasetin malzemesi yapılmamalı.
EVRENSEL İNSAN HAKLARI
Alevilerin en önemli talepleri arasında; evrensel insan haklarının işlerlik kazanmasını, uluslararası hukukun uygulanmasını ve gerçek bir demokrasinin inşa edilmesini saymak gerekir. Sadece Aleviler için değil bütün Türk toplumu için talep edilen bu hususlar, ülkemizin kalkınmasında da anahtar rol oynayacak. Siyasi partiler bu konuda uygulanabilir bir yol haritası çizmeli ve bunu kamuoyu ile paylaşmalı.
SONUÇ
Alevilerin devletten ve hükümetlerden talepleri olmayacak işler değil. En doğal insan hakları ve vatandaşlık talepleridir. Başka bir inanç grubunun haklarına müdahaleyi de içermeyen bu taleplerin tamamı, sadece Alevilerin değil, bir bütün olarak Türk milletinin yararına olan işlerdir. Bu metinde yazılı hususların karşılanması, enerjimizi daha yararlı ve ileri işlerde harcamamız için bir kapı açacaktır. Ülkemizin kalkınmasına ve milletimizin dirliğine katkı sunacak söz konusu talepleri sadece Aleviler değil, Türk toplumunun her kesimi Alevilerle dayanışma içinde ve yüksek sesle dillendirmelidir. Cumhurbaşkanı adaylarımıza ve Türkiye kamuoyuna saygı ile arz ederiz.
Ali Rıza Özdemir ve İsmail Baki yazdı: Cumhurbaşkanı adaylarından ne istiyoruz?
Hiç kimse Aleviliği bizim yerimize tanımlamamalı
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
9480
Hiç kimse Aleviliği bizim yerimize tanımlamamalı
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi