[COLOR="teal"]Sıkı Tutmalı
Toprağı
ve hayatı,
sıkı tutmalı bileği.
Hele seni...
Çürük toprağımın
solmaz çiçeği...
03.03.1979
**Hasret Gültekin.. **
Konu Sahibi / Yazar
yaren
Kategori / Forum
Alevi Türküleri ,Alevi Deyişleri ,Alevi Semahları
Yorumlar / Cevaplar
18
Okunma / Görüntüleme
11746
**Hasret Gültekin.. **
**Hasret Gültekin.. **
[COLOR="teal"]--------------------------------------------------------------------------------
Güneşli bir temmuz günü ulaşmıştı haberleri. Antalya'da dostlarla birlikte bir bahçede oturmuş çay içiyorduk. Rengarenk yaz çiçekleri, televizyondan bahçeye düşen yangın görüntüleri ve " ölenlerden kimlikleri belirlenenler" le birden cehenneme dönüşmüştü. Ölmenin onursuzluk, yaşamanın tonlarca ağırlıkta bir yük olduğu günlerden biriydi.
Hatırlıyorum; Hasret'i son gördüğüm gün gelmişti aklıma önce. Almanya'da Köln şehrinde, tren istasyonundaydık arkadaşlarla. Onu demiryolunun karşı tarafında gördük. El salladık karşılıklı, hal hatır sormaya başladık uzaktan. Sonra tren geldi karşı tarafa, bir süre bekledi ve hareket etti. Uğultusunu bırakarak uzaklaştığında, o yoktu. Sonradan düşündüm de, Almanya'da ulaşım araçlarının dakikliği, son görüşmemizi kısacık kılmıştı.
Ama bugün onu her düşündüğümde, o günkü gülüşü ve nadir siluetiyle geliveriyor karşıma. Sonra bir ilkbahar sabahı, Ankara'da, Zafer Çarşısı'nda çay içişimiz, eşine sevgiyle bakışı... Telefonunun hep borcundan dolayı kapalı oluşu.. Geride kalanların anlattıkları sonra. Kaçış yolu ararken pencereden baktığında başına isabet eden parke taşı. Geriye dönüp, yüzü kan içindeyken bir sigara yakıp, bir tane de Arif Sağ'a uzatırken; "Yak hocam yak. Bu son sigaramız" deyişi. Olayı başından sonuna kaydettiği video kameranın filmiyle birlikte hala kayıp oluşu.. Babasının tek oğlunun ardından sessizce ağlayışı..
Gördüm anaların ağlamasını,
Babaların ağlaması bir başka.
Babaların ağlaması bir beter.
demiş Hasan Hüseyin. Hasret'in babasının ağlayışı, ağustosta çam ormanı yangınıydı. Ölümünden üç ay sonra doğan bir erkek çocuğunun babası; Hasret Gültekin...Şelpe ustası ve türkü söylemenin...
İçin için süren yangının alevleriydi yükselen Madımak'tan, "Yaralarımızı saralım. Oy beni, dertler ortağı toprak" diyen Hasret toprakta şimdi. Kiminle kardeşiz, görmediniz mi hala? Yanan köylerin, gözaltında kaybolanların, faili meçhullerin ülkesinde kardeş bedenlerden yükselen dumanlar yakmadı mı genzinizi hala ?
...İlkay Akkaya...
Bir Deli Derviş sevdası, on altı on yedi çağlarında Haydar Acar’ın evinde buluşturmuştu bizi. Yılları ayları ve günleri tutturmuştuk ama dakikalara yenik düşmüştük. Hep kovalamaca oynadık durduk. Hiç yakalayamadık birbirimizi. Kim bilir belki de Deli Derviş böyle istedi. Yan yana hiç gelemedik ama birlikte çok saz çaldık. Buda Deli Derviş’in sırrıydı herhalde.
Deli Derviş Hasret’e koca bir ömrü yirmi iki yıla sığdırmasını öğretmişti. Hasret de bu sırrı çözmüştü, zoru başarmıştı. Ama çözülmesi gereken daha zor bir sır vardı o da , “ Acıyı bala çevirmek “
Onu da bize bırakmayı ihmal etmedi…
2003 - İstanbul
....Erdal Erzincan...
Halk Müziğinin son dönemde yaşadığı en önemli sorunlardan biri de icracı eksikliği. Hasret ise bu eksikliği giderebilecek en önemli adlardan biriydi. Ama bence Hasret’in insan yanı müzikal yetkinliğinin ve yeteneğinin daha önündeydi. 1989 yılında tedavi için Moskova’ya gitmem gerektiğinde İsveç’te yaşayan bir grup demokrat insan, yapmayı düşündükleri kültür etkinliklerinin gelirini tedavime ayırmayı önerdiler. Bana da bu etkinliklere katılacak sanatçıları bulmak kalıyordu. Buna hiçbir karşılık beklemeden katılacak sanatçı aradığımda sevgili Hasret Gültekin ve Ali Çağan’dan başka kimseyi bulamamıştım. Ben sağlığıma kavuştum.
Ama acı haber tez geldi. Hasret Gültekin’i yitirdik. Hasret’in zaman zaman telefon edip, “Gevrek sesini ne zaman dinleyeceğim abi?” demesini çok özleyeceğim. Yaşamı müzikti. Halk müziğine, o zengin folklorik dünyaya adanmış bir yaşamdı. Genellikle Avrupa’da ve Türkiye’de konserler vererek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Ayrıca kaset gelirleri vardı. Çeşitli halk müziği sanatçılarının kaset düzenlemelerini de üstleniyordu. Geleneksel müzikten yola çıkmıştı. Bir başka deyişle gelenekselden gelip bu birikimini çağdaş müzikal tekniklerle bir araya getirebilecek yeteneğe sahip bir insandı. Ama müzik bilgisi bununla sınırlı değildi. Halk müziğinin yanı sıra “TRT İdeolojisi”ne karşı geliştirilen yeni müzik akımına da yakındı. Çok sesli halk müziği konusunda çalışmalar yapıyordu. Arif Sağ , Musa Eroğlu gibi ustaları sürekli izliyor, Onlardan alıyor, Aldıklarını kendine saklamıyor, bölüşüyordu. Müzik onun için bir arayıştı. İcracı olarak da , müzik araştırmacısı olarak da mükemmeli arayan bir müzik emekçisiydi yitirdiğimiz. Biz dostları için Hasret Gültekin büyük kayıp. Ama bir o kadar büyük bir kayıp da Türk Halk Müziğinin.
Hepimiz onu çok arayacağız…
...Tolga Çandar...
Hasret Gültekin ile tanışmış ve onunla birlikte bir şeyler üretmiş, paylaşmış olduğumuz için çok mutluyuz.
Özellikle Nisan 1993'teki 'Ege'nin İki Yakası' adlı konserlere Hasret Gültekin gibi yetenekli, usta ve sanatçı sorumluluğunun bilincinde bir müzisyenle birlikte katılmaktan onur duyuyoruz.
Ankara, İzmir ve İstanbul'da gerçekleşen bu dinletilerde seyircinin yoğun ilgisiyle, çiçeklerle uğurlandık. İzmir konserinden sonra Hasret ile birlikte yine kucak dolusu çiçekle Kordon Boyu'na indik. Hasret deniz kenarında bir süre suya baktıktan sonra; 'Bu çiçekleri burada denize dökülen, yaşamlarını savaşta yitiren tüm insanlar için, Ege'nin iki yakasında ve dünyanın hiç bir yerinde bir daha savaş olmaması dileğiyle denize atalım' dedi. Biz de ona tüm yüreğimizle katıldık ve birlikte çiçekleri savaşlarda yaşamlarını yitiren insanların anısına denize bıraktık. Biz onun tüm konserlerimizde ya sahnede yanımızda olduğunu ya da seyircinin arasında bir yerden bizi izlediğini düşünüyoruz.
Frankfurt, Eylül 1997
...Prosechos Grubu...
Halk müziğini yaşatmak ve bir sonraki kuşaklara aktarmak halk sanatçıları tarafından sağlanmaktadır. Günümüze değin gerek yapı
gerekse çalma teknikleriyle çeşitli aşamalardan geçerek gelen bağlama halk müziğinde çok önemli bir yere sahiptir. Anadolu'da geleneksel şelpe tekniğini batının gitar çalma tekniğiyle birleştirerek bizlere sunan Hasret Gültekin sayesinde, bugün yüzlerce müzisyen şelpe çalmakta ve öğrenmektedir. Sanatçılar eserleriyle yaşarlar, Hasret Gültekin'in bizlere tanıttığı ve sevdirdiği şelpe tekniği, bağlamada bir devrimdir. Kendisini saygıyla anıyor, eserlerini yaşatmanın bir görev olduğunu düşünüyorum.
İstanbul, Kasım 1997
...Sinan Çelik...
Güneşli bir temmuz günü ulaşmıştı haberleri. Antalya'da dostlarla birlikte bir bahçede oturmuş çay içiyorduk. Rengarenk yaz çiçekleri, televizyondan bahçeye düşen yangın görüntüleri ve " ölenlerden kimlikleri belirlenenler" le birden cehenneme dönüşmüştü. Ölmenin onursuzluk, yaşamanın tonlarca ağırlıkta bir yük olduğu günlerden biriydi.
Hatırlıyorum; Hasret'i son gördüğüm gün gelmişti aklıma önce. Almanya'da Köln şehrinde, tren istasyonundaydık arkadaşlarla. Onu demiryolunun karşı tarafında gördük. El salladık karşılıklı, hal hatır sormaya başladık uzaktan. Sonra tren geldi karşı tarafa, bir süre bekledi ve hareket etti. Uğultusunu bırakarak uzaklaştığında, o yoktu. Sonradan düşündüm de, Almanya'da ulaşım araçlarının dakikliği, son görüşmemizi kısacık kılmıştı.
Ama bugün onu her düşündüğümde, o günkü gülüşü ve nadir siluetiyle geliveriyor karşıma. Sonra bir ilkbahar sabahı, Ankara'da, Zafer Çarşısı'nda çay içişimiz, eşine sevgiyle bakışı... Telefonunun hep borcundan dolayı kapalı oluşu.. Geride kalanların anlattıkları sonra. Kaçış yolu ararken pencereden baktığında başına isabet eden parke taşı. Geriye dönüp, yüzü kan içindeyken bir sigara yakıp, bir tane de Arif Sağ'a uzatırken; "Yak hocam yak. Bu son sigaramız" deyişi. Olayı başından sonuna kaydettiği video kameranın filmiyle birlikte hala kayıp oluşu.. Babasının tek oğlunun ardından sessizce ağlayışı..
Gördüm anaların ağlamasını,
Babaların ağlaması bir başka.
Babaların ağlaması bir beter.
demiş Hasan Hüseyin. Hasret'in babasının ağlayışı, ağustosta çam ormanı yangınıydı. Ölümünden üç ay sonra doğan bir erkek çocuğunun babası; Hasret Gültekin...Şelpe ustası ve türkü söylemenin...
İçin için süren yangının alevleriydi yükselen Madımak'tan, "Yaralarımızı saralım. Oy beni, dertler ortağı toprak" diyen Hasret toprakta şimdi. Kiminle kardeşiz, görmediniz mi hala? Yanan köylerin, gözaltında kaybolanların, faili meçhullerin ülkesinde kardeş bedenlerden yükselen dumanlar yakmadı mı genzinizi hala ?
...İlkay Akkaya...
Bir Deli Derviş sevdası, on altı on yedi çağlarında Haydar Acar’ın evinde buluşturmuştu bizi. Yılları ayları ve günleri tutturmuştuk ama dakikalara yenik düşmüştük. Hep kovalamaca oynadık durduk. Hiç yakalayamadık birbirimizi. Kim bilir belki de Deli Derviş böyle istedi. Yan yana hiç gelemedik ama birlikte çok saz çaldık. Buda Deli Derviş’in sırrıydı herhalde.
Deli Derviş Hasret’e koca bir ömrü yirmi iki yıla sığdırmasını öğretmişti. Hasret de bu sırrı çözmüştü, zoru başarmıştı. Ama çözülmesi gereken daha zor bir sır vardı o da , “ Acıyı bala çevirmek “
Onu da bize bırakmayı ihmal etmedi…
2003 - İstanbul
....Erdal Erzincan...
Halk Müziğinin son dönemde yaşadığı en önemli sorunlardan biri de icracı eksikliği. Hasret ise bu eksikliği giderebilecek en önemli adlardan biriydi. Ama bence Hasret’in insan yanı müzikal yetkinliğinin ve yeteneğinin daha önündeydi. 1989 yılında tedavi için Moskova’ya gitmem gerektiğinde İsveç’te yaşayan bir grup demokrat insan, yapmayı düşündükleri kültür etkinliklerinin gelirini tedavime ayırmayı önerdiler. Bana da bu etkinliklere katılacak sanatçıları bulmak kalıyordu. Buna hiçbir karşılık beklemeden katılacak sanatçı aradığımda sevgili Hasret Gültekin ve Ali Çağan’dan başka kimseyi bulamamıştım. Ben sağlığıma kavuştum.
Ama acı haber tez geldi. Hasret Gültekin’i yitirdik. Hasret’in zaman zaman telefon edip, “Gevrek sesini ne zaman dinleyeceğim abi?” demesini çok özleyeceğim. Yaşamı müzikti. Halk müziğine, o zengin folklorik dünyaya adanmış bir yaşamdı. Genellikle Avrupa’da ve Türkiye’de konserler vererek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Ayrıca kaset gelirleri vardı. Çeşitli halk müziği sanatçılarının kaset düzenlemelerini de üstleniyordu. Geleneksel müzikten yola çıkmıştı. Bir başka deyişle gelenekselden gelip bu birikimini çağdaş müzikal tekniklerle bir araya getirebilecek yeteneğe sahip bir insandı. Ama müzik bilgisi bununla sınırlı değildi. Halk müziğinin yanı sıra “TRT İdeolojisi”ne karşı geliştirilen yeni müzik akımına da yakındı. Çok sesli halk müziği konusunda çalışmalar yapıyordu. Arif Sağ , Musa Eroğlu gibi ustaları sürekli izliyor, Onlardan alıyor, Aldıklarını kendine saklamıyor, bölüşüyordu. Müzik onun için bir arayıştı. İcracı olarak da , müzik araştırmacısı olarak da mükemmeli arayan bir müzik emekçisiydi yitirdiğimiz. Biz dostları için Hasret Gültekin büyük kayıp. Ama bir o kadar büyük bir kayıp da Türk Halk Müziğinin.
Hepimiz onu çok arayacağız…
...Tolga Çandar...
Hasret Gültekin ile tanışmış ve onunla birlikte bir şeyler üretmiş, paylaşmış olduğumuz için çok mutluyuz.
Özellikle Nisan 1993'teki 'Ege'nin İki Yakası' adlı konserlere Hasret Gültekin gibi yetenekli, usta ve sanatçı sorumluluğunun bilincinde bir müzisyenle birlikte katılmaktan onur duyuyoruz.
Ankara, İzmir ve İstanbul'da gerçekleşen bu dinletilerde seyircinin yoğun ilgisiyle, çiçeklerle uğurlandık. İzmir konserinden sonra Hasret ile birlikte yine kucak dolusu çiçekle Kordon Boyu'na indik. Hasret deniz kenarında bir süre suya baktıktan sonra; 'Bu çiçekleri burada denize dökülen, yaşamlarını savaşta yitiren tüm insanlar için, Ege'nin iki yakasında ve dünyanın hiç bir yerinde bir daha savaş olmaması dileğiyle denize atalım' dedi. Biz de ona tüm yüreğimizle katıldık ve birlikte çiçekleri savaşlarda yaşamlarını yitiren insanların anısına denize bıraktık. Biz onun tüm konserlerimizde ya sahnede yanımızda olduğunu ya da seyircinin arasında bir yerden bizi izlediğini düşünüyoruz.
Frankfurt, Eylül 1997
...Prosechos Grubu...
Halk müziğini yaşatmak ve bir sonraki kuşaklara aktarmak halk sanatçıları tarafından sağlanmaktadır. Günümüze değin gerek yapı
gerekse çalma teknikleriyle çeşitli aşamalardan geçerek gelen bağlama halk müziğinde çok önemli bir yere sahiptir. Anadolu'da geleneksel şelpe tekniğini batının gitar çalma tekniğiyle birleştirerek bizlere sunan Hasret Gültekin sayesinde, bugün yüzlerce müzisyen şelpe çalmakta ve öğrenmektedir. Sanatçılar eserleriyle yaşarlar, Hasret Gültekin'in bizlere tanıttığı ve sevdirdiği şelpe tekniği, bağlamada bir devrimdir. Kendisini saygıyla anıyor, eserlerini yaşatmanın bir görev olduğunu düşünüyorum.
İstanbul, Kasım 1997
...Sinan Çelik...
![[Resim: ataturk14vh7.jpg]](http://www.camlihemsin.gov.tr/Ata/ataturk14vh7.jpg)
herocuk =))
![[Resim: ataxh8.gif]](http://img229.imageshack.us/img229/8783/ataxh8.gif)
**Hasret Gültekin.. **
[COLOR="teal"]--------------------------------------------------------------------------------
"rüzgarın kanatlarında,
munzur'un doruklarında,
mapusun kuytuluğunda,
güneşin sıcaklığında,
kalanlara selam olsun.
sevdanın güzelliğinde,
canın cana hasretinde,
inançlı yürekleriyle,
kavganın ateşlerinde,
yananlara selam olsun"
selam olsunn yananlaraaaa!!!!!!
o zihniyete bir kez dahaa lanet olsun!! Allah'ın adını ağzına alarak yaptıkları bu katliamın hesabı gün gelir sorulur.
yakanlar kadar bu konunun üstüne gitmeyenler, araştırmayanlar, olayın üstünü kapatan gazeteciler yöneticiler ve HALK da suçludur!!
"ve dünya alışkanlıktan değil, sevgiyle mutluluktan dönsün diyor, hepinizi yürekten selamlıyorum.."
Hasret Gültekin
keşke keşke senin gibi insanlarla dolu olsaydı dünya.. anlayabilselerdi seni keşke..
"rüzgarın kanatlarında,
munzur'un doruklarında,
mapusun kuytuluğunda,
güneşin sıcaklığında,
kalanlara selam olsun.
sevdanın güzelliğinde,
canın cana hasretinde,
inançlı yürekleriyle,
kavganın ateşlerinde,
yananlara selam olsun"
selam olsunn yananlaraaaa!!!!!!
o zihniyete bir kez dahaa lanet olsun!! Allah'ın adını ağzına alarak yaptıkları bu katliamın hesabı gün gelir sorulur.
yakanlar kadar bu konunun üstüne gitmeyenler, araştırmayanlar, olayın üstünü kapatan gazeteciler yöneticiler ve HALK da suçludur!!
"ve dünya alışkanlıktan değil, sevgiyle mutluluktan dönsün diyor, hepinizi yürekten selamlıyorum.."
Hasret Gültekin
keşke keşke senin gibi insanlarla dolu olsaydı dünya.. anlayabilselerdi seni keşke..
![[Resim: ataturk14vh7.jpg]](http://www.camlihemsin.gov.tr/Ata/ataturk14vh7.jpg)
herocuk =))
![[Resim: ataxh8.gif]](http://img229.imageshack.us/img229/8783/ataxh8.gif)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi