ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aykan Erdemir , son günlerde yeniden tartışılmaya başlanan " Alevi açılımı" konusunda Sünni kökenli yurrtaşlarımızı ve bilakis AKP iktidarını uyaran güzel bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı:
'Kıyl ü kal' değil bu sefer hakiki Alevi açılımı
Alevi lik üzerine çalışan sosyal antropolog Aykan Erdemir , Alevi mevzuundaki bildik Sünni yaklaşımın "Ali'yi sevmek se Alevi lik, ben de Alevi yim" sözünde yattığını söylüyor " Alevi dostlar sizden Alevi olmanızı değil dosdoğru Sünni olmanızı istiyorlar. Tebliğci olmayan bir inancı anlamak biz Sünni ler için zor da olsa, her cemaatin dünyayı tebliğ ile, olmadı cebren ve hileyle hidayete erdirmek derdinde olmadığını idrak etmeye çalışalım."
Türkiye bir Muharrem ayını daha, adet olduğu üzere, Alevi açılımı lakırdılarıyla idrak edecek. Ama görülen o ki bu sefer mesele Kıyl ü kal' den ibaret kalmayacak. Toplumsal barışı tesis etmek ve milli birlik ve beraberliğimizi mozaikten mermer mertebesine terfi ettirmek için esaslı ve akçeli bir adım atılacak. Bu adımı sağ ayakla ve besmele ile atmanın siyasette başarılı olmak için yeterli bir ön hazırlık olmadığına inanan bir Sünni olarak mezhepdaşlarımı uyarmak istiyorum. El yordamıyla iş kotarmak isteyen ellere araba bir kez daha devrilmeden önce yol göstermek gerek diye düşünüyorum. Son oniki yılını Alevi ler'i çalışarak, yaşayarak ve duyumsayarak geçirmiş bir sosyal antropolog olarak mezhepdaşlarımın duygularına tercüman olmak şu vurulası boynumun borcu.
Her ne kadar Alevi lik açılımı Türkiye'de mimarın, mühendisin ve yapsatçının kazma kürekle ve hatta dozerle daldığı bir gül bahçesiyse de haddim olmayarak usulce ve güvercince bu nazenin tarikatte rehberlik etmek asıl dileğim. İnsan, kültür ve toplum teslisinden ibaret sosyal antropolog amentümüze sıkı sıkı sarılarak "beş yıldızlı matem ziyafeti" gafletine bir kez daha düşmeyelim istedim. Siyasetimiz, açılımımız ya da kapanışımız kültürel uygunluk mantıkları gözeterek yürütülsün diledim. Gül alıp gül satanlar gülü gülle tartsınlar diye elimden geldği ölçüde gülden terazi tutmak tek niyetim.
ALEVİ'DEN DAHA ALEVİ
Ali'yi Alevi lerden çok sevenlerden değilim. Ehl-i Beyt'i sevmek Alevi likse ben de Alevi yim diyenlerden de değilim. Alevi lere Alevi lik öğretmek ve hatta Alevi lik'i Alevi lerden 'kurtarmak' ne haddime! Haddini bilmeyenlere ihsan eyle ya Rabbi demekle yetinmek bize yakışmaz. Öyleyse elimizi taşın altına, boynumuzu ilmiğe uzatıp ve hepsinden önemlisi haddimizi bilip dilimizin döndüğünce gönül dili açık mezhepdaşlarımı uyarmak boyunumun borcu.
Ey Ali'yi Alevi lerden çok sevenler ve Alevi 'den daha Alevi olanlar! Bu lakırdılarla attığınız her adım yanlış adım. Kapısından içeri eğri odun girmeyen yola ya doğdoğru yaklaşın, ya da baskılı baskısız mahallenizden dışarı adım atmayın. Alevi dostlarınız sizlerden Alevi olmanızı değil dosdoğru Sünni olmanızı istiyorlar. Tebliği olmayan bir inancı anlamak dünyanın en cevval misyoner devletini inşa etmiş biz Türkiyeli Sünni ler için zor da olsa, her cemaatin dünyayı tebliğ ile, olmadı cebren ve hileyle hidayete erdirmek derdinde olmadığını idrak etmeye çalışalım. Alevi lerle dost olmak için Alevi olmak gerekmez. Alevi lerin biz Sünni lerle dost olmaları için Sünni ymiş gibi yapmalarına gerek olmadığı gibi.
ASLİLİK, TALİLİK BAHŞETME
Alevi ler hiç bir zaman Ebubekir'i, Ömer'i, Osman'ı bizlerden daha çok sevmeyecekler! Alevi ler'i dost bileceksek, bu tevellasında ve teberrasında dosdoğru oldukları için olacak, takiyylerindeki kıvraklığa hayranlığımızdan değil.
Benzerliğimizi, aynılığımızı, kısacası beton-mermer milli ve dini bütünlüğümüzü besmele etmeden muhabbete başlamayı öğrenmek zorundayız. Aksi takdirde bizim muhabbet sandığımız Alevi ler için gah fars, gah üç perde vodvil. Her yıl biz bu üç perde komediyi oynayadururken, Alevi lerin payına düşen yine haksızlık, yine baskı, yine zulüm. Farklılıklarımız, zıtlıklarımız, asla uzlaştıramayacağımız hakikatlerimiz bir araya gelmenin yegane yolu. Farklılıkları tanımayacak, farklılıklara nefes aldırmayacaksak ihsan eylediğimiz soframız da, kadromuz da, meccani elektrik suyumuz da bize kalsın. İhtide edeceklere iane lutfetmek için, haramımızı helal kılabilmek için adım atıyoruz. Bu devletin sahibi biz değiliz. Tebamıza buyurduğumuz, reayamıza hükmettiğimiz şanlı ve de kanlı devr-i Osmanlı geride kaldı. Cumhuriyet'in Alevi ler dahil tüm yurttaşlarıyla yurttaşça ilişki kuracaksak, haddimizi bilelim, yerimizi bilelim, kendimize gelelim. Unsurlara aslilik ve talilik bahşetme küstahlığımızdan dönelim.
DİZ KIRIP SOFRAYA OTURALIM
Toplum olarak huzura kavuşmak için Alevi leri huzurumuza buyurmayalım, soframıza çağırmayalım. İşimiz kapı kulu olmak için sıraya girenlerle değil, can pahasına şahını terketmeyenlerle, unutmayalım. Paşalık payesi dağıtmayalım. Onlar paşanın değil pirin izini sürerler, kula kulluk etmezler, bilelim. İlle tuzumuzu, ekemeğimizi paylaşacaksak kıralım dizimizi fakir sofralarına, girelim kara kazanın sırasına, bir olalım aşurelerinde lokmalarında. Kestiği haramdır diye yüzyıllardır ağzına sürmediğin bu lokma, bu sofra herkese açık, bize bile. Hem de onca yaşanandan sonra. Hem de teklifsiz. Hem de karşılıksız. Saka suyunun bir damlası, ki en kıymetlisi hazinesi Alevi nin evvleden ahire, senin için çağlamaya hazır, yeter ki sen rahmetinden nasiplenmeyi dile.
Ey Sünni dostum. Nutuk çekme. Dinle. Kulağını ve gönlünü aç bir kere. Mağrur olma. Cümle alemi sen yaratmadın. Ama cümle alem senin içinde. Tırmandığın ve avunduğun yüce makamlardan aşağı bir inebilsen, aynayı özüne bir tutabilsen, kendinin farkına bir varabilsen bu yeter. Seni senden çok sevmeye hazır Alevi .
YA YOLA ÇIKMA YA DÜŞ YOLA
Altı yıldır randevu vermediklerine ve kapıdan içeri buyur etmediklerine boynunu bükürek ve alçak gönüllülükle yaklaş. Karpuz seçer gibi seçme Alevi 'yi. Uzlaşmaksa derdin, bir büyük masada konuş hepsiyle, ayırmadan kayırmadan. Apaçık ve şeffaf yürüt süreci. Dedikoduyla, basına sızdırılanla, üçk güne tornistan olacak yola çıkma. Hakikati konuş, hakkı konuş, dosdoğru konuş. Çoğulcu ol, yapıcı ol, anlayışlı ol. Kızma, bağırma, azarlama. Dinle ve anla.... Cesaretin varsa özrünü dile. Hatayı kabullenmek ve hatadan dönmek küçüklük değil büyüklüktür. Özür dilek zayıflık değil enginliktir. Kısacası ya bir işi tam yapmak için düş yola, ya da o yola hiç çıkma.
Bil ki Alevi ler yanlızca kendi hakları için değil bu ülkedeki tüm gayri- Sünni ler'in, bu dünyadaki tüm insanların hakları için mücadeleye devam edecek. Kadroyla, parayla, elektrikle, suyla susmayacak. Hizaya getireyim, zapturap altına alayımsa derdin, ne kendine et yazık ne de parana. Seçim arefesinde Sünni muhafazakar seçmeminin de riske atma. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma.
Önce hak diyenler, En-el Hak diyenler, boyunların vursak da, derilerini yüzsek de, kuyulara tıksak da, Madımak'ta yaksak da Hak yolundan dönmedi, dönmeyecek. Hakkını istedi, isteyecek... Bunu böyle bilesin mezhepdaşım. Gel bu işe birlikte bir özür dilemekle başlayalım. Bil ki anlayışlı bir dost eli ve can dili bizi bekliyordur asırlardır...
Haber: Star