ÖNCE SORULAR
Alevilik-Bektaşiliğin iktisadi ve ticari yaşama bakış açısı nedir? Hangi ilkelerden ve nasıl bir yaklaşımdan söz edilebilir? İslami iktisat (?!) yaklaşımından farklı ilkeler ve bakış açısı var mıdır?
Alevi-Bektaşi inançlarına uygun bir iktisadi ve ticari yaşamın liberalizmle uyuşan (çakışan) ve çatışan noktalar nelerdir?
Aleviler-Bektaşilerin iktisadi yaşama bakışlarının sınıfsal açısı nedir? Bu bağlamda Alevi ve Bektaşi işadamlarının şirketlerinde nasıl bir uygulama mevcuttur?
Alevi-Bektaşi işçilerin sınıfsal bilinç ve kümelenmeleri ne durumdadır?
Soruları uzatabiliriz. Bu konuda yaptığımız yayın tarama ve kişisel görüşmelerde doyumlayıcı kaynak ve yanıtlar çıkmadı. Kimi saptamalara göre sayıları 25 milyon kişiye dek ulaşabilen bir nüfusun iktisadi açıdan incelenmesi ilgiyi ciddi biçimde hak etmektedir, ya sizce?
ÖRGÜTLENME ETKİNLİKLERİ VE REKABET!
Anadolu Aleviliği 13. yüzyılda yaşayan Hacı Bektaş Veli tarafından sistemli bir hale getirilen inanç ve kültür iklimi olarak tanımlanabilmekte, kentli Alevilere de Bektaşi denilmektedir. Bazen Alevi sözü Bektaşileri de kapsayan bir terim olarak kullanılabilmekte, bazen de Alevi sözü yerine Türkmen sözü yeğlenebilmektedir. Bektaşilerin diğer Alevilerden yöntem farklılıkları olmakla birlikte anlayışta, inançta, düşüncede farklılıkları olmadığı ’yol bir, sürek binbir’ deyimiyle anlatılmaktadır.
Dernek ve vakıflar üzerinden yoğun nüfuz mücadeleleri ve çekişmeler sözkonusu olmaktadır. Yüzyıllara dayanan Dedebaba-Çelebi rekabeti, 1990’lardan sonra yerini yeni güç odaklarına bırakmıştır.
ALEVİ İŞADAMLARI
Baskılar nedeniyle uzun zaman kendilerini gizleyen Alevi işadamları daha sonra derneklerde toplanmaya başlayageldiler: İzzettin Doğan’ın kurduğu CEM Vakfına yakın işadamlarınca kurulan Cumhuriyetçi Sanayici ve İşadamları Derneği (CUSİAD), Fermani Altun’un kurduğu Ehlibeyt Vakfına yakın işadamlarınca kurulan Demokrat Sanayici ve İşadamları Derneği (DEMSİAD) gibi... Alevi işadamları arasında ünlü inşaatçılar ve turizmciler de var.
DÖRT KAPI KIRK MAKAM VE İKTİSAT
Hacı Bektaş Veli, geliştirdiği dört kapı, kırk makam kavramıyla Aleviliği sistemleştirmiştir. (Kırk makam kavramının Hoca Ahmet Yesevi’nin kurduğu Yesevilik’te de olduğunu anımsatalım. Ayrıca Anadolu’ya gelen Horasan erenlerince kurulan Ahiliğin de Bektaşi tarikatı üzerindeki ciddi etkileri iktisat bağlamında önemli.) Bu dört kapı sırasıyla şeriat, tarikat, marifet, hakikat kapılarıdır. Her kapıda ayrıca 10 makam bulunmaktadır. İşte bu makamlarda iktisata ait ipuçlarını yakalayabiliriz.
Şeriat kapısında;
Altıncı makam: Helal yemek ve giymek,
Dokuzuncu makam: Haksız kazançtan sakınmak.
Tarikat kapısında;
Üçüncü makam: Tutum ve davranışlarda ölçülü olmak,
Beşinci makam: Nefsle savaşmak.
Marifet kapısında;
İkinci makam: Başkalarının hakkını yemek ve adaletsizlik gibi işlerden korkmak,
Üçüncü makam: Tok gönüllü olmak,
Altıncı makam: Cömert olmak.
Hakikat kapısında;
Üçüncü makam: Yiyecek ve içeceğini başkalarıyla paylaşmak;
Dördüncü makam: Nefsi tümüyle yok etmek,
Beşinci makam: Yaratılmışların hiçbirine zarar vermemek.
Özellikle seçtiğimiz makamlardan giderek bir iktisadi felsefenin tanımlanması güç gözükse de olanaklıdır: Eşitlikçi, bölüşümcü, adaletçi, hakkaniyetçi ve tüketimci değil yetinmeci bir iktisadi sistem.
SONSÖZ
Sivas’tan Samsun’a gelin gelmiş babaannem Hayriye Hanım, pek severdi şu türküyü (bu yazıya da uydu sanki): ...Bu yıl bu dağların karı erimez / Eser bad-ı saba yel bozuk bozuk / Türkmen kalkıp yaylasına yürümez / Bozuldu aşiret el (il) bozuk bozuk... (türküyü dinlemek için bkz.: https://www.youtube.com/watch?v=mg-zQFWwcbM)
Okumalık: Alevilik ve Sınıf Mücadelesi: Kültür ve Ekonomi Politik[1] | Edebiyat Bahçesi