Cumhuriyet- Bilim Teknik
26.06.2009
[B]SON ARAŞTIRMALAR
GÜLMEK YALNIZCA İNSANA ÖZGÜ DEĞİL[/B]
Son bir araştırmaya göre gülmek, diğer canlı türlerinde de görülen bir fenomen. Örneğin gıdıklanan çocuklar ve insansı maymunların çıkardıkları sesler yapı olarak birbirine çok yakın
Yavru şempanzeler veya goriller gıdıklandıklarında küçük çocuklar gibi gülüyorlar. İnsansı maymunlar ve çocuklarla deneyler yapan Amerikalı ve Alman bilim insanları Current Biology dergisinde, gülmenin insan ve insansı maymunun son ortak atasına kadar yani 10-16 milyon yıl öncesine kadar takip edilebildiğini söylüyor. Araştırmacılar goril ve orangutanların bile gülme sesi çıkardıklarını görmüşler.
Alman veteriner Elke Zimmermann’a göre söz konusu çalışma insan ve dört insansı maymunun gülüşünü modern fiziksel yöntemlerle inceleyen ilk araştırma. Bilim insanları toplam olarak 800 ses ve video kaydını bir araya getirerek incelerken gülmeyi on bir özelliğe göre değerlendirerek, orangutan, goril, şempanze, Bonobo maymunu ve insan tarafından çıkarılan gülme seslerinin moleküler genetik akrabalıkla aynı benzerlikte olduğunu saptamışlar. Bir tür Homo sapiens’e ne kadar yakın ise gülme biçimi de o denli benziyor. Orangutan ve gorilin gülme sesleri (veya kıkırdama) sesleri neredeyse hiç duyulmazken, şempanze ve Bonobo maymununun gülüşü insanınkine benzer bir melodiye sahip.
Sonuç: Gülmek insanın ve insansı maymunun ortak atasında ortaya çıkmış ve Homo sapiens ve insansı maymunun yolları yaklaşık olarak beş milyon yıl öce ayrıldığında gülme eylemi epeyce gelişmişti. Ancak o zamandan bu yana ifade biçimi türlere göre farklı bir şekilde gelişmiş diyor bulum insanları. İnsanın çıkardığı gülme sesleri biçim olarak birbirine daha yakın. Bu durum insanın gülme seslerini yalnızca nefesini verirken çıkarmasına bağlı diyor uzmanlar. Oysa şempanzeler hem nefes verirken hem de alırken gülebiliyorlar. Maymunlardaki gülme eylemi neşeli olmanın bir ifadesi. Bu açıdan bakıldığında bebeklerden farklı değiller.
]DENİZLERDEKİ ÇÖPLÜK HAYVAN DÜNYASINI TEHDİT EDİYOR[/color]
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre yedi dünya denizine her yıl 6.4 milyon ton çöp dökülüyor. Okyanuslarda her bir kilometrekarede 46.000 plastik çöp yüzüyor. Çöplerin çoğu uluslararası deniz yolculuklarına ait. Kaptanlar çöpleri limanlarda ücret karşılığında imha etmek yerine açık denizlere boşaltıyorlar.
Gemi atıkları dışında evsel ve endüstri atıkları da nehirlerden okyanuslara ulaşarak, akıntılar ve rüzgârlarla geniş alanlara dağılıyor. Denizlerde biriken çöpler yüzünden her yıl bir milyonu aşkın su kuşu ve 100.000’i aşkın deniz memelisi yaşamını yitirmekte. Mesela plastik altılı şişe tutacağıyla boğuluyor ya da mideleri plastik parçalarıyla dolduğu için açlıktan ölüyorlar. Greenpeace örgütüne göre Kuzey Deniz’indeki fırtına kuşlarının %97’si midelerindeki plastikler yüzünden ölüyor.
]DÜNYANIN İLK MANDA KLONU HİNDİSTAN’DA DOĞDU[/color]
[COLOR="Sienna"]Hindistan’ın kuzeyindeki Haryana eyaletinde manda klonlandı. Garima olarak adlandırılan dişi manda 43 kilo ağırlığında ve bilim insanlarının açıklamasına göre yaşama şansı çok yüksek. Daha önceki denemelerde dünyaya gelen kopya manda sadece bir hafta yaşamıştı. Bilim insanları uzun bir süredir çeşitli hayvanları kopyalamaya çalışıyor. Bu macera 1996 yılında kopya koyun Dolly ile başladı.
Koyundan sonra fare, sığır, keçi, kedi daha birçok hayvan kopyalandı. 2005 yılında ilk kopya köpek Snuppy dünyaya tanıtıldı. Bir Kore firması iki yıl kadar önce kanseri koklayarak teşhis edebilen köpek bile kopyalamayı başardı. Japon bilim insanları ise kısa bir süre önce on altı yıl boyu derin dondurucu da saklanan bir fareyi klonlamaya başardılar. Bilim insanları klonlama tekniğiyle mamut gibi soyları tükenmiş hayvanları yeniden yaratmak istiyorlar.
]BİTKİLERİN BÜYÜME MEKANİZMASI ÇÖZÜLDÜ[/color]
Bitkilerin genel büyüme mekanizması çözüldü. Bilim insanları bitkinin her yerindeki büyümeden sorumlu fito hormonu oksinin (auxine) ne şekilde kontrol edildiğini buldular. Gelişkin canlılardaki beden yapılarının büyümesi embriyonun gelişiminden sonra az veya çok tamamlanır. Oysa bitkiler yaşadıkça yeni kökler salabilir, dallanıp budaklanır ve yeni filizler verebilirler. Araştırmacılar daha önceki çalışmalarında bitki köklerinin duyu organları olmaksızın nasıl devamlı aşağı doğru büyüdüklerini ve büyürken engelleri nasıl aşabildiklerini incelemişlerdi. Bu araştırmalar sırasında büyüme sırasında oksin hormonunun önemli bir rol olduğu ortaya çıkmıştı. Sadece köklerin büyümesi değil, çiçeklerin oluşması veya yeni yapıların büyümesi hücrelerdeki oksin seviyesine bağlı.
Nilgün Özbaşaran Dede
Gülmek yalnızca insana özgü değil
Konu Sahibi / Yazar
Dogan
Kategori / Forum
Çevremiz ve Diğer Canlılar
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
2393
Gülmek yalnızca insana özgü değil
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi