Grip aşısının domuz gribine karşı koruyucu olmadığı söyleniyor. Peki bu doğru mu? ,Verdana,Arial]
[FONT=Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif]Bu soruya Alman Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Jan Klod Kayuka, ’Kesinlikle hayır’ diye yanıt veriyor ve ekliyor: “Çünkü grip aşısı domuz gribine karşı geliştirilmiş, ona özel bir aşı değil. Grip aşısı oldum diye rahatlamayın!”
Grip aşısının domuz gribine karşı koruyucu olmadığı söyleniyor. Katılıyor musunuz?
Kesinlikle katılıyorum, koruyucu değil. Çünkü grip aşısı domuz gribine karşı geliştirilmiş spesifik bir aşı değil. Ona özel bir aşı değil. Her yıl Dünya Sağlık Örgütü, bir yıl önce dünyada salgın yapan üç ayrı virüsü koyuyor grip aşısına. Bunlardan ikisi influenza A tipi virüs, biri de influenza B tipi. Grip aşısı bu karışımla hazırlanıyor...
Yani grip aşısının içeriği her yıl değişiyor?
Evet. Bu aşıyla, vücudun bağışıklık sistemi bu yeni virüsleri tanıyor ve ona karşı bir antikor oluşmasını sağlıyor. Halbuki domuz gribine ait H1N1 mutasyonu henüz bu aşıda tanımlanmış değil. Bu yüzden vücudumuz ona karşı bir reaksiyon gösteremiyor. Yani antikor oluşturamıyor.
Peki neden hemen domuz gribi aşısı geliştirilemiyor?
Bir aşının geliştirilebilmesi için laboratuar şartlarında o virüse karşı antikor yapacak ana maddeyi bulmanız lazım. Yani biz sonuçta aşı olarak o virüsü önce buluyoruz ve üretiyoruz.
En azından şimdi virüs biliniyor... Kuş gribinde bilinmiyordu. O yüzden çok daha kolay herhalde domuz gribi aşısının bulunması?
Evet... İki tip virüs aşısı var; bir canlı virüs aşısı, bir de öldürülmüş virüs aşısı... Genelde biz canlı virüs aşıları kullanmaya çalışıyoruz.
Canlı virüs aşısı ne demek?
Zayıflatılmış... Yani virüsü öldürmüyorsun, zayıflatılmış bir şekilde veriyorsun vücuda.
Domuz gribi virüsü yeniden vücuda veriliyor, öyle mi?
Evet, ama birçok fonksiyonları baskılanarak, hastalık yapma yeteneği azaltılarak... Ama o virüsler o kadar akıllı ki, sizin onun hastalık yapma yeteneğini azaltmak için yaptığınız birtakım girişimlere karşı, o da boş durmuyor, kendini koruyor. Değişerek başka hastalıklar yapma yeteneğini kazanıyor. Yani, siz her girişimde yeni bir virüs yaratıyorsunuz. Tam bir yol bulup, “Tamam artık bu şekilde bir şey yapamaz” diyorsunuz, bir mutasyon yapıyor, kendine başka bir yol çiziyor. Kanser tedavisinde olduğu gibi... O yüzden virüsü birkaç yoldan durduracak şeyi bulmanız lazım, ki bu da bir süreç alıyor. O virüsleri çoğaltacaksınız laboratuar ortamında, ona karşı çalışmalar yapacaksınız. Çok basit şeyler değil bunlar.
[BSizce aşı ne zaman geliştirilir? Önce ’Bir-iki ay’ dendi, şimdi ’80-90 gün’ deniyor... [/B]
İsviçre, ’Bir ayda yapacağız’ diye çıktı. Çin, ’Yapıyoruz’ diyor. Bence aşının geliştirilmesi 2-3 ayı bulur.
]Öpüşmeyi unutun!
[BNe zaman ölümcül oluyor domuz gribi?[/B]
Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan çocuk ve yaşlılarda, şekeri, astımı, bronşiti olan hastalarda, herhangi bir karaciğer hastalığı olanlarda ve kronik böbrek hastalarında daha ölümcül. Ayrıca sağlıklı olmasına rağmen eğer kişinin aldığı virüs miktarı fazlaysa ve o dönem de kişinin yorgun bir anına denk geldiyse, domuz gribi öldürücü olabilir. Yani kişi normalde sağlıklıysa, ama o anda üç gündür uyumamış, yorgun, iyi beslenmemişse, yani zayıf anındaysa domuz gribine daha rahat yakalanabilir ve atlatması da güç olabilir. Yani aslında ne astımı vardır, ne şekeri, ne karaciğer hastasıdır, ne çocuk ne de yaşlıdır, ama o aralar kendine iyi bakmamışsa ve çok ciddi bir virüs miktarıyla karşı karşıya kalmışsa o zaman çok ağır geçirebilir domuz gribini...
Bu yüzden bir kere bizim öncelikle şu öpüşme alışkanlığımızdan kurtulmamız gerekiyor. Bu çok önemli. Her gün görüşürüz, yine herkes birbirini öper! Bu siyasette var, toplumda var, okulda var, ziyaretlerde var. Bir yakınını öpmeyi kastetmiyorum, bir arkadaş toplantısına gidiyorsun, geliyorsun herkes tek tek birbirini öpüyor. Bu çok tehlikeli. Gereksiz yere öpüşmeyin, aksi takdirde grip dahil pek çok hastalığa yakalanabilirsiniz.
]Kimler risk altında?
Peki kalp, damar, astım, bronşit, kronik böbrek ve şeker hastalarının domuz gribini atlatması neden güç?
Çünkü bu kişilerin bağışıklık sistemi zayıf. Vücudun kendini savunması için bağışıklık sisteminin çok güçlü olması, hücrelerin çok iyi temizlenmesi lazım. Astım hastalarının kandaki oksijen oranı düşük, onlarda hücre yenilenmesi çok zayıf. Yeni hücreler oluşurken çok zorlanıyor. Şeker hastalarında ise, kanda şekerin fazla olması bütün virüsler ve bakteriler için bir besi ortamı oluşturuyor adeta. Şeker hastasına bulaşan virüsler, ’Oh ne güzel, bol şekerli bir yere geldik, enerji var’d eyip daha hızla çoğalabiliyor.
Peki ya kalp hastaları?
Kalp hastaları da aynı şekilde dolaşım sorunundan dolayı risk altında. Eğer kalp yetmezliği varsa kişide kan dolaşımı yavaşlamıştır, dolaşımın yavaşladığı yerde ise enfeksiyonların ortaya çıkma ihtimali çok daha fazladır. Çünkü kan dolaşımın hızlı olması daha çok alyuvar-akyuvar savaşının yaşanmasına sebep olur, bu şekilde vücut kendini korur. Virüsün hızla çoğalmasını önler. Oysa dolaşım yavaşsa, kandaki oksijen de az demektir. Dolayısıyla mücadele de zayıf olur.
O yüzden de galiba yine en başa dönüyoruz, vücudumuza iyi bakacağız...
İyi bakacağız. Domuz gribinden de, diğer hastalıklardan da korunmanın başka yolu yok.
]Biyolojik silah olamaz!
Domuz gribi virüsünün ’Biyolojik silah’ olduğunu söyleyenler var. Sizin fikriniz nedir?
Zannetmiyorum... Çünkü sadece kontrol edebileceğiniz bir şeyi biyolojik silah olarak çıkartabilirsiniz. Domuz gribine herkes maruz kalıyor. Neyi, kime karşı kontrol edeceksiniz? Bu virüs tüm insanlığa karşı aynı tehdidi içeriyor. Bütün ülkelere aynı hızla yayılıyor, ’Bunu şu ülke yaptı’ deseniz, kendi ülkesine girmesini engelleyemez ki! O yüzden bence bu değerlendirmeler yanlış. Hiçbir ülkenin elinde böyle bir güç yok ki, dünyadan izole olup, ’Benim ülkemdeki insana gelmeyecek bu virüs, ama başkalarını mahfedecek’ desin. Böyle bir şey mümkün değil. Baksanıza, virüsün Amerika’da gitmediği eyalet kalmadı, Yeni Zelanda’ya bile gitti. Yani bütün dünyayı sarmış durumda. Üstelik, herkes bilgilendirildi ve tedavi edecek ilaçlar var.
Domuz gribinin 20 milyon insanın ölümüne sebep olan ’İspanyol gribi’ gibi bir tehlike yaratacağını düşünmüyorsunuz o zaman?
Hayır. Dünya Sağlık Örgütü, ’Tehlike ihtimali yüksek’ diyor ama İspanyol gribi boyutunda olacağı tahmin edilmiyor. Çünkü bütün ülkeler önlem almaya başladı. Dediğim gibi birtakım antiviral ilaçlar var artık. O dönem yoktu. Teknoloji gelişti, herkes birbirinden haberdar, bütün önlemler alınıyor. Bu yüzden o boyutta olması beklenmiyor, ama ciddi bir pandemi olacağı düşünülüyor, hızla yayılıyor çünkü.
]Tedavi için ilk 48 saat çok önemli
Dünkü konuşmamızda domuz gribinin tedavisi mümkün demiştiniz...
Öyle ama domuz gribine karşı kullanılan Tamiflu gibi ilaçlar her hastada yeterli derecede etkili olmayabilir. Tedaviye rağmen hastanın durumu kötüleşebilir.
Peki diyelim ki domuz gribine yakalandım ve tedaviye başlandı. Ne kadar zamanda atlatabilirim bu hastalığı?
Tedaviye ilk 48 saat içinde başlanması çok önemli. Çünkü o zaman ilacın etkinliği daha fazla oluyor. Ama henüz bu hastalık konusunda çok tecrübemiz yok. Şimdiki vakaların çoğu 48 saati geçmiş vakalardır. Çünkü insanlar dünyada yeni yeni alarme oluyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var; virüs bir insana bulaştıktan sonra, 24-48 saatten itibaren ondan başkalarına da bulaşabiliyor. Yani henüz hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce kişi hastalığı bulaştırabiliyor.
Belirtiler 2-3 gün içinde çıkıyor demiştiniz...
Evet. İkinci günden itibaren hastalığı bulaştırmaya başlıyorsunuz ve şikayetler ortaya çıkıyor. 5 ile 7 gün kadar da bulaşıcılık devam ediyor. Bu yüzden de çok tehlikeli bir hastalık. Yani erken dönemde belirtiler ortaya çıkmadan bulaştırıcı olduğu için tehlikeli bir hastalık. Çünkü kendin de hasta olduğunu bilmediğin için etrafı uyaramıyorsun.