You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Generale 'yürek isteyen' sözler!

Generale 'yürek isteyen' sözler!

Posting Freak
Generale 'yürek isteyen' sözler!
Yıllar sonra o günleri anlattı. Çevik Bir'in karşısında aslan kesilmiş. O gazeteci konuştu. Üstelik bu konuşmanın tanıkları da var.

Zaman Gazetesi yazarı Mustafa Ünal Taha Akyol'un Cihan Haber Dergisi'ne anlattıklarını köşesinden aktardı.

28 Şubat sürecinde dönemin genelkurmay Başkanı Çevik Bir gazete yazarlarıyla toplantı yapmaya karar veriyor.
[URL="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=938216"]İşte Yazarlar Toplantında bir General yazısı;
[/URL]
AYDIN DOĞAN'A VERİLEN TASFİYE LİSTESİ

"Dönem 28 Şubat... Sabah akşam konuşulan tek gündem var: İrtica. Askerin yaptığı da irtica üzerinden siyaset... Yazarlar toplantısı Aydın Doğan'ın Genelkurmay'a çağrılmasıyla başlıyor. İkinci Başkan Çevik Bir, Doğan'ın önüne bir liste koyuyor. Tasfiye listesi yani. En başta Taha Akyol... Başka yazarlar da var. 'Derhal bunları gazeteden at' diyor. Rica değil, emir.

LİSTENİN BAŞINDA TAHA AKYOL VAR


En ağırı da Akyol'un suçu; irticayı desteklemek. Bir'in talebi karşısında şaşıran Doğan 'Hayır, ben yukarıdan emir alarak yazar atan patron olmam.' diye karşılık veriyor. Bunun üzerine Bir, Doğan'a 'O halde bütün yazarlarınla beni yemekli toplantıda buluştur' önerisi yapıyor. Orada irtica tehlikesini anlatacağını ve hepsini de ikna edeceğini söylüyor.

VE ÖĞLE YEMEĞİNDE YAZARLARLA TOPLANTI


Bir bakıma brifing... Hatırlayanlar olacaktır, bu usul o süreçte sıkça karşımıza çıktı. Doğan, Bir'in bu teklifine sıcak bakıyor. Ve buluşma gerçekleşiyor. Bir Paşa ve Milliyet'in yazarları öğle yemeğinde bir araya gelir. Çevik Bir'in üzerinde üniforma... Karşısında köşe yazarları... Türk basın tarihine geçecek bir tablo.

TAHA AKYOL ÇEVİK BİR'E KARŞI ÇIKIYOR

Sonrasını Akyol'un ağzından dinleyelim: "Çevik Bir geldi. Ben, Zülfü Livaneli, Hasan Pulur, Sami Kohen'in de aralarında bulunduğu bütün yazarlar var. Bir başladı anlatmaya; 'İrtica yayılıyor, Atatürk Cumhuriyeti elden gidiyor' falan. Ben itiraz ettim. Bir'e, 'Bu söylediklerinizin hepsi tartışmaya açık konular. Bu söylediklerinizin hepsi psikolojik harekât... Bunlar yanlış. Özellikle türbanı irtica bayrağı olarak görmek yanlış. Türban, bir modernleşme simgesidir. İrtica simgesi değildir' dedim."

ÇEVİK BİR SİNİRLENİYOR


Çevik Bir, Taha Akyol'un bu itirazlarıyla karşılaşınca sinirlenir. Belli ki o ana kadar söylediklerine hiç karşı çıkan olmamış, ağzından çıkan her söz doğru kabul edilmiş. Aydın Doğan'ın kayıtsız kaldığını gören Akyol üslubunu daha da sertleştirir ve tartışma büyür.

Gerisini Akyol şöyle anlatıyor: "Ona, 'Atatürk 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' dedi mi? dedi. O zaman bu söylediklerinizi bilim adamlarının bir eleştirisinden geçirin. Doğru olduğu nereden belli? Türkiye'de sosyologlar var. Yurtdışında sosyologlar var. Bu konuda araştırma yapın..."

BİZİM SOSYOLOĞA İHTİYACIMIZ YOK


Sosyolog olarak da uluslararası düzeyde kabul gören Elizabeth Özdalga, Nilüfer Göle ve Nur Vergin gibi akademisyenlerin ismini verir. Ve Bir'e 'Bunları çağırın, 'Türban olayı nedir, Türkiye'de irtica var mıdır diye bir sorun.' der. Bir bakıma askere yol gösterir, akıl verir... 'Biz Ege'deki askeri strateji konusunda size danışıyoruz. Siz neden sosyologlara danışmıyorsunuz?' diye de ekler.

Doğrusu Bir Paşa'nın o ana kadar duymadığı ve duymaya tahammül edemeyeceği bir çıkış. Yazarları ikna etmeye çalışırken kendisinin ikna edilmekte olduğunu gören Bir, kızgın şekilde şöyle der: "Bizim sosyologlara ihtiyacımız yok. Biz askeriz. Komutandan talimatı alır, gereğini icra eder, tekmil veririz. Sosyologlarla, şunlarla bunlarla konuşarak kafamızı karıştırmayız."

YA KAPIYA ASKERİ ÜNİFORMAYLA GİRİLMEZ YAZSAYDI


Taha Akyol'la Çevik Bir'in tartışması burada bitmez. Devamı daha çarpıcı: "Çevik Bir'e 'Siz buraya üniformayla geldiniz. Biz kapıya 'Askeri üniformayla girilmez' diye yazı assaydık, kendinizi hakarete uğramış hissetmez miydiniz?' Bir, 'Böyle şey olur mu? Bu, şerefli bir üniformadır.' dedi. Ben de bunun üzerine, "Kızlarınki de öyle. Başörtü de kızların onurlarıyla ilgili. Kızları gözyaşları içinde okul kapısından geri çeviriyorsunuz.' dedim."
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.