Ofise geldigimde hemsire odasinin telefonu çaliyordu. Oturdugum yerden büyük bir güçlükle ayaga kalktim ve telefona gittim; karsidaki ses acilde trafik yaralilarinin oldugunu
Tüm yorgunlugumu unutmus hizla acil servisine yönelmistim ki diger
telefonda nöbetçi hekimin icapçi beyin cerrahi hekimiyle gelip gelmeme
konusundaki tartismasini duydum.
Nöbetçi hekimin sesi ortaligi çinlatiyordu:
* Ne yapalim? Birakalim ölsün mu bu insanlar? Gelmek zorundasiniz!
-...
* Gittiginiz davet beni ilgilendirmez! Nöbet degistirseydiniz çok önemli bir davetti madem.
-...
* Siz Hipokrat yemini etmediniz mi ?
Konusma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek kosarak acil servisine gittim. Her yer kan revan içinde aglayan kosusturan yakinini bulmaya çalisan bir yigin insan vardi bu kalabalikta saglikli bir is nasil yapilirdi bilmiyordum ama herkes elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamis sedyelere insanlar yatirilip
fakat sevk edildigi beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine gelmedigi
için orada bekletiliyordu. Kendime ait serum ve tedavileri uyguladiktan
sonra o çocugun basina giderek ilgilenmeye çalistim. suuru yerindeydi konustuklarimi anliyor
gerekli servislere dagitilmisti. Ellerimi simsiki tutuyordu
Ne kadar süre daha onunla kaldigimi hatirlamiyorum. Avucumu birakmasiyla kendime geldim. O artik aramizda degildi
Derken beyin cerrahi hekimi gelmisti. Hastanin daha dogrusu ölmüs gencin üzerindeki çarsafi almami söyledi. Çarsafi kaldirdigimda doktorun hiç birsey söyleme firsati olmadan yere düstügünü gördüm. Ne oldugunu anlamaya çalisiyordum. Yemekli bir davetten gelmisti.Acaba çok mu sarhostu ya da kalp krizi mi geçiriyordu diye düsünürken diger hekim arkadaslari olaya müdahale etmislerdi bile. Ölen o gencecik insanin babasiydi bu doktor ve kendi evladinin tedavisi için çok geç kalmisti ne yazik ki. Kötü günde oglunun acisiyla felç geçirmis ve görevine yeniden dönememisti.
Alıntıdır..