Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, "Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar" diyerek gittiği haberde, gözaltına alındı ve polislerce dövülerek öldürüldü. Gün 8 Ocak 1996'ydı. Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek üzere Alibeyköy'e gitmişti. Ancak, "Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekte "ısrarcı" davranınca da, gözaltına alındı ve yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürüldü. Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü.
Devlet yetkilileri önce; "Sandalyede n düştü", "Duvardan düştü" dediler; ancak meslektaşlarını n ve emekçileri katillerin yakasını bırakmadı. Metin Göktepe cinayeti, ilk günden itibaren basın tarihinde; devletin basına yönelik tutumunu gösterdiği kadar; gazetecilerin meslektaşlarına sahip çıkmasının ve halkın haber alma hakkını savunmasının önemli bir örneği olarak kayda geçti. Bu mücadelede; genç gazeteciler ile Metin'in gazetesi Evrensel, başta annesi Fadime Göktepe olmak üzere Göktepe ailesi ve avukatları ile Metin'in haberini yaptığı emekçiler en önde yürüdüler. İlden ile sürülen Metin Göktepe davası, "mahkumiyet kararı çıkan ilk gazeteci cinayeti" olarak basın tarihinde yerini aldı.
Gazeteci Metin Göktepe'nin 17'incı ölüm yıldönümü
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
5
Okunma / Görüntüleme
7071
Gazeteci Metin Göktepe'nin 17'incı ölüm yıldönümü
Gazeteci Metin Göktepe'nin 17'incı ölüm yıldönümü
Metin Göktepe Davasının Sonucu:
İlden ile 4 yıl süren dava Şubat 1999 yılında yapılan mahkemeyle alınan kararla 11 memurdan altısına 7 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, usül yönünden bozulan dava 5 Mayıs 1999'da Yargıtay tarafından, altı ceza alan memurdan beşinin cezası onanmış sanık emniyet amirine verilen ceza esastan bozulmuştur. Kamuoyunda Rahşan affı diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler toplam 1 yıl 8 ay yatarak salıverilmişlerdir. Metin Göktepe gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri yargılanmış ilk gazetecidir.İnsan hayatının ucuzluğu bu cezayla ispatlanmış oldu..
İlden ile 4 yıl süren dava Şubat 1999 yılında yapılan mahkemeyle alınan kararla 11 memurdan altısına 7 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, usül yönünden bozulan dava 5 Mayıs 1999'da Yargıtay tarafından, altı ceza alan memurdan beşinin cezası onanmış sanık emniyet amirine verilen ceza esastan bozulmuştur. Kamuoyunda Rahşan affı diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler toplam 1 yıl 8 ay yatarak salıverilmişlerdir. Metin Göktepe gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri yargılanmış ilk gazetecidir.İnsan hayatının ucuzluğu bu cezayla ispatlanmış oldu..
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...
MUSTAFA ŞEREF,
KEMAL GURUR,
ATATÜRK ONURDUR...
Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırklar binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
Pir Zöhre Ana
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...
MUSTAFA ŞEREF,
KEMAL GURUR,
ATATÜRK ONURDUR...
Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırklar binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
Pir Zöhre Ana
Gazeteci Metin Göktepe'nin 17'incı ölüm yıldönümü
METİN GÖKTEPE, 8 OCAK 1996'DA GÖZALTINDA İŞKENCE İLE ÖLDÜRÜLDÜ
Metin'e Metin Bir Metin
Metin'in kafasında bir darp var
Polis karakolundan morga kadar
Mosmor
Bir darbe var yüreğimizde beynimizde
Soruyor bir işaret fişeği
Biz ölerek mi yaşamayı öğreneceğiz hâlâ...
Can Yücel
Gazeteci Metin Göktepe Cinayeti
Yıl 1996... Cezaevlerinde baskılar, operasyonlar ve ölümler yine manşetlerde. 4 Ocak 1996'da Ümraniye Cezaevi'ne düzenlenen operasyonda Abdülmecit Seçkin, Orhan Özen ve Rıza Boybaş dövülerek öldürülür. Ağır yaralanan Gültekin Bayhan ise 11 Ocak'ta yaşamını yitirecektir...
8 Ocak'tı, Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen devrimcilerden Orhan Özen ve Rıza Boybaş'ın cenazelerinin kaldırılacağı Alibeyköy'e doğru yola çıktı. "Ben mutlaka izlemeliyim" diyerek gittiği haberden geri dönmedi, dönemedi gazeteci Metin Göktepe...
"Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle abluka altına alınan Alibeyköy'e sokulmadı, Metin Göktepe. Israr edince de gözaltına alındı. Kendisi gibi gözaltına alınan bine yakın insanla birlikte Eyüp Spor Salonu'na götürüldü. Orada onlarca insanın önünde on polis memuru tarafından feci şekilde dövülerek öldürüldü. Metin Göktepe, 9 Ocak günü Eyüp Spor Salonu yanındaki parkta ölü bulundu.
Önce gözaltına alındığı kabul edilmedi. Sonra İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe'nin "Sandalyede n düşerek öldüğünü", İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise; "Sandalyede n değil, duvardan düşerek öldüğünü" açıkladı. Otopsi raporunda Metin Göktepe'nin "kunt kafa travmasına bağlı beyin kanamasından" öldüğünü yazıldı.
Metin Göktepe'nin öldürülmesinin ardından ailesi, arkadaşları, gazeteciler olayın peşini bırakmadılar. Gösteriler, eylemler yaptılar... Her "yetkiliye" sorular sordular. Olay gerek yurtiçinde gerekse de yurtdışında büyük yankı yarattı. İlk duruşmada sanık avukatı davayı şu sözlerle özetledi: "Bu dava, basınla devlet arasındadır."
25 Ocak'ta olay hakkında açılan soruşturma raporu müfettişler tarafından İçişleri Bakanlığı'na verildi. Aynı gün İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, Metin Göktepe'nin gözaltında işkence ile öldürüldüğünü kabul ederek: "Metin Göktepe'nin annesi ve ailesi başta olmak üzere Türk basınından özür diliyorum" dedi.
Metin GÖKTEPE, 8 Ocak 1996 da Gözaltında İşkence İle Öldürüldü
EMRİ VERENLER NEREDE?
Göktepe'yi döverek öldüren polisler hakkında 30 Mayıs'ta İstanbul'da dava açıldı. Ancak duruşma başlamadan o tarihte 25 bin polisin görev yaptığı İstanbul'dan "güvenlik gerekçesiyle" Aydın'a alındı. İkinci duruşmada Afyon'a alınan dava yıllarca sürdü. Dava boyunca Metin Göktepe'nin ailesi ve gazeteci arkadaşları mahkeme kapılarından kovuldular ama yılmadılar. Metin'in ailesi, arkadaşları, tanıklar bütün baskılara karşı koyarak direndiler. 6 Kasım 1996'da yapılan duruşmada Hâkim Kâmil Şerif, politikacıların dava üzerinde baskısından yakınarak davadan çekildi.
Davada ilk karar, 19 Mart 1998'de çıktı: beş sanık polis "kastı aşan müessir fiilden" 7'şer yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırılırken, 6 sanık beraat etti. Yargıtay'ın cezaları 28 Eylül 2000'de onamasıyla dava sonlandı. Sanıkların bir kısmı 17 ay hapiste kalırken, 19 Aralık 2000'de yürürlüğe giren "Sartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası kapsamında" serbest bırakıldılar. Onca tanığa, üstelik polislerin bazılarının itiraflarına rağmen önce inkar edildi Metin Göktepe cinayeti. "Sandalyede n" ya da "duvardan" düştüğü konusundaki tartışma henüz sonlanmadan, Metin Göktepe'nin polis tarafından işkence ile öldürüldüğü kabul edildi. Ve sanıklar mahkum edildiler. 27 yaşında yaşamını yitiren Göktepe'nin ailesi ve arkadaşları yıllar boyu süren mücadelelerinin sonucunu almış, bir işkence davasında mahkumiyet kararı çıkartabilmeyi başarmışlardı. Metin Göktepe davası ardında, "Peki, emri verenler nerde?" sorusunu bıraktı... Sahi, kimdi emir verenler!..
Metin'e Metin Bir Metin
Metin'in kafasında bir darp var
Polis karakolundan morga kadar
Mosmor
Bir darbe var yüreğimizde beynimizde
Soruyor bir işaret fişeği
Biz ölerek mi yaşamayı öğreneceğiz hâlâ...
Can Yücel
Gazeteci Metin Göktepe Cinayeti
Yıl 1996... Cezaevlerinde baskılar, operasyonlar ve ölümler yine manşetlerde. 4 Ocak 1996'da Ümraniye Cezaevi'ne düzenlenen operasyonda Abdülmecit Seçkin, Orhan Özen ve Rıza Boybaş dövülerek öldürülür. Ağır yaralanan Gültekin Bayhan ise 11 Ocak'ta yaşamını yitirecektir...
8 Ocak'tı, Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen devrimcilerden Orhan Özen ve Rıza Boybaş'ın cenazelerinin kaldırılacağı Alibeyköy'e doğru yola çıktı. "Ben mutlaka izlemeliyim" diyerek gittiği haberden geri dönmedi, dönemedi gazeteci Metin Göktepe...
"Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle abluka altına alınan Alibeyköy'e sokulmadı, Metin Göktepe. Israr edince de gözaltına alındı. Kendisi gibi gözaltına alınan bine yakın insanla birlikte Eyüp Spor Salonu'na götürüldü. Orada onlarca insanın önünde on polis memuru tarafından feci şekilde dövülerek öldürüldü. Metin Göktepe, 9 Ocak günü Eyüp Spor Salonu yanındaki parkta ölü bulundu.
Önce gözaltına alındığı kabul edilmedi. Sonra İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe'nin "Sandalyede n düşerek öldüğünü", İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise; "Sandalyede n değil, duvardan düşerek öldüğünü" açıkladı. Otopsi raporunda Metin Göktepe'nin "kunt kafa travmasına bağlı beyin kanamasından" öldüğünü yazıldı.
Metin Göktepe'nin öldürülmesinin ardından ailesi, arkadaşları, gazeteciler olayın peşini bırakmadılar. Gösteriler, eylemler yaptılar... Her "yetkiliye" sorular sordular. Olay gerek yurtiçinde gerekse de yurtdışında büyük yankı yarattı. İlk duruşmada sanık avukatı davayı şu sözlerle özetledi: "Bu dava, basınla devlet arasındadır."
25 Ocak'ta olay hakkında açılan soruşturma raporu müfettişler tarafından İçişleri Bakanlığı'na verildi. Aynı gün İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, Metin Göktepe'nin gözaltında işkence ile öldürüldüğünü kabul ederek: "Metin Göktepe'nin annesi ve ailesi başta olmak üzere Türk basınından özür diliyorum" dedi.
Metin GÖKTEPE, 8 Ocak 1996 da Gözaltında İşkence İle Öldürüldü
EMRİ VERENLER NEREDE?
Göktepe'yi döverek öldüren polisler hakkında 30 Mayıs'ta İstanbul'da dava açıldı. Ancak duruşma başlamadan o tarihte 25 bin polisin görev yaptığı İstanbul'dan "güvenlik gerekçesiyle" Aydın'a alındı. İkinci duruşmada Afyon'a alınan dava yıllarca sürdü. Dava boyunca Metin Göktepe'nin ailesi ve gazeteci arkadaşları mahkeme kapılarından kovuldular ama yılmadılar. Metin'in ailesi, arkadaşları, tanıklar bütün baskılara karşı koyarak direndiler. 6 Kasım 1996'da yapılan duruşmada Hâkim Kâmil Şerif, politikacıların dava üzerinde baskısından yakınarak davadan çekildi.
Davada ilk karar, 19 Mart 1998'de çıktı: beş sanık polis "kastı aşan müessir fiilden" 7'şer yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırılırken, 6 sanık beraat etti. Yargıtay'ın cezaları 28 Eylül 2000'de onamasıyla dava sonlandı. Sanıkların bir kısmı 17 ay hapiste kalırken, 19 Aralık 2000'de yürürlüğe giren "Sartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası kapsamında" serbest bırakıldılar. Onca tanığa, üstelik polislerin bazılarının itiraflarına rağmen önce inkar edildi Metin Göktepe cinayeti. "Sandalyede n" ya da "duvardan" düştüğü konusundaki tartışma henüz sonlanmadan, Metin Göktepe'nin polis tarafından işkence ile öldürüldüğü kabul edildi. Ve sanıklar mahkum edildiler. 27 yaşında yaşamını yitiren Göktepe'nin ailesi ve arkadaşları yıllar boyu süren mücadelelerinin sonucunu almış, bir işkence davasında mahkumiyet kararı çıkartabilmeyi başarmışlardı. Metin Göktepe davası ardında, "Peki, emri verenler nerde?" sorusunu bıraktı... Sahi, kimdi emir verenler!..
Gazeteci Metin Göktepe'nin 17'incı ölüm yıldönümü
Bugün değişen ne diye sorarsanız kocaman bir hiç...Örnek mi : Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert ve diğerleri....
Metin Göktepe'yi saygıyla anıyoruz...
Metin Göktepe'yi saygıyla anıyoruz...
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...
MUSTAFA ŞEREF,
KEMAL GURUR,
ATATÜRK ONURDUR...
Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırklar binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
Pir Zöhre Ana
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...
MUSTAFA ŞEREF,
KEMAL GURUR,
ATATÜRK ONURDUR...
Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırklar binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
Pir Zöhre Ana
Gazeteci Metin Göktepe'nin 17'incı ölüm yıldönümü
Gazeteci Metin Göktepe, 8 Ocak 1996'da yüzlerce kişinin gözü önünde coplanarak öldürüldü. Genç meslektaşları, sokakta birlikte muhabirlik yaptığı arkadaşları 4 yıl boyunca Metin'in davasını sahipsiz bırakmadı. Bugün ölüm yıldönümü. Radikal çalışanları olarak Metin'i saygıyla anıyoruz...
RADİKAL - Türkiye 'de basına yönelik her zaman baskı oldu. Kimi zaman gazeteler kapatıldı, kimi zaman yasaklandı, sayfalar sansürlendi, bombalandı. Gazeteciler faili meçhul cinayetlere kurban gitti.
Ama öyle bir an geldi ki, gazeteci gizli saklı değil, hukuki kılıflara uydurularak, sinsi planlarla değil, herkesin gözü önünde, herkese ders olsun diye, uluorta dövülerek öldürüldü. İşte o an Metin Göktepe'ydi..
YARIM METRELİK DUVARDAN DÜŞTÜ DEDİLER
Tarih 8 Ocak 1996... Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutuklular için Alibeyköy'de cenaze töreni düzenlenecekti. Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, "Mutlaka ben izlemeliyim" diyerek habere gitti.
![[Resim: 1.jpeg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2015/01/1.jpeg)
Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe...
"Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekte "ısrarcı" davranınca da, gözaltına alındı ve yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürüldü. Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü. Polisler vururken defalarca "Ben gazeteciyim" diye bağırdı. Ancak zaten her cop da tam da gazeteci olduğu için daha bir şiddetli indi.
Metin, spor salonunun yakınlarında ölü olarak bulundu. Yetkililer çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin'in gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti.
Bir süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılanlar ise, ısrarla Metin'in gözaltında polis tarafından öldürüldüğünü ve cesedinin gözaltında tutulan diğer kişilerin yanından alınarak götürüldüğünü söylediler.
![[Resim: 2.jpeg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2015/01/2.jpeg)
FOTOĞRAF: Metin Göktepe
GAZETECİLER BU DAVAYI SONUNA KADAR TAKİP ETTİ
Metin'in ağabeyi İbrahim Göktepe, Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan'a ifade verdi ve Metin'in gözaltında polisler tarafından öldürüldüğünü belirterek, şikayetçi olduğunu söyledi. Ve hukuki süreç başladı.
Ne var ki, süreç işlemesin diye yetkililer ellerinden geleni yaptılar. İşte Metin'i basının bir simgesi haline getiren şey de devletin bu aymaz tutumu oldu. İlk defa gazeteciler beraberce içlerinden birinin böyle aleni şekilde linç edilmesine tepki gösterdi. Ve meslektaşları, Metin'in annesi Fadime Göktepe'nin arkasında "İnadına hepimiz birer Metin'iz" sloganıyla bu davanın takipçisi oldu.
![[Resim: 3.jpeg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2015/01/3.jpeg)
FOTOĞRAF: Metin Göktepe
İstanbul'daki duruşmalara binlerce kişinin gelmesi üzerine dava önce Aydın'a ardından da Afyon'a sürüldü. Ancak bu sürgün Metin'in meslektaşlarını ve takipçilerini yıldırmak bir yana daha da kızdırdı. Her duruşmaya Türkiye'nin hemen her yerinden yüzlerce otobüs kaldırıldı. Ve dava 28 Eylül 2000'de beş polis memuruna "kastı aşan insan öldürmek" ve "faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek" suçlarından verilen yedişer yıl altışar ay hapis cezasının onanmasıyla bitti. Bir polis memuru ise Yargıtay'ın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma cezası aldı.
Mahkum polislerin cezalarının tamamlamalarına 19 Aralık 2000'de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası engel oldu.
Belki hukuki olarak o davadan istenen sonuç çıkmadı ama Metin, genç gazetecilerin, sokakta gerçeğin peşinde koşan muhabirlerin unutulmayacak simgesi oldu.
Radikal çalışanları olarak Metin'i saygıyla anıyoruz...
RADİKAL - Türkiye 'de basına yönelik her zaman baskı oldu. Kimi zaman gazeteler kapatıldı, kimi zaman yasaklandı, sayfalar sansürlendi, bombalandı. Gazeteciler faili meçhul cinayetlere kurban gitti.
Ama öyle bir an geldi ki, gazeteci gizli saklı değil, hukuki kılıflara uydurularak, sinsi planlarla değil, herkesin gözü önünde, herkese ders olsun diye, uluorta dövülerek öldürüldü. İşte o an Metin Göktepe'ydi..
YARIM METRELİK DUVARDAN DÜŞTÜ DEDİLER
Tarih 8 Ocak 1996... Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutuklular için Alibeyköy'de cenaze töreni düzenlenecekti. Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, "Mutlaka ben izlemeliyim" diyerek habere gitti.
![[Resim: 1.jpeg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2015/01/1.jpeg)
Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe...
"Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekte "ısrarcı" davranınca da, gözaltına alındı ve yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürüldü. Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü. Polisler vururken defalarca "Ben gazeteciyim" diye bağırdı. Ancak zaten her cop da tam da gazeteci olduğu için daha bir şiddetli indi.
Metin, spor salonunun yakınlarında ölü olarak bulundu. Yetkililer çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin'in gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti.
Bir süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılanlar ise, ısrarla Metin'in gözaltında polis tarafından öldürüldüğünü ve cesedinin gözaltında tutulan diğer kişilerin yanından alınarak götürüldüğünü söylediler.
![[Resim: 2.jpeg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2015/01/2.jpeg)
FOTOĞRAF: Metin Göktepe
GAZETECİLER BU DAVAYI SONUNA KADAR TAKİP ETTİ
Metin'in ağabeyi İbrahim Göktepe, Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan'a ifade verdi ve Metin'in gözaltında polisler tarafından öldürüldüğünü belirterek, şikayetçi olduğunu söyledi. Ve hukuki süreç başladı.
Ne var ki, süreç işlemesin diye yetkililer ellerinden geleni yaptılar. İşte Metin'i basının bir simgesi haline getiren şey de devletin bu aymaz tutumu oldu. İlk defa gazeteciler beraberce içlerinden birinin böyle aleni şekilde linç edilmesine tepki gösterdi. Ve meslektaşları, Metin'in annesi Fadime Göktepe'nin arkasında "İnadına hepimiz birer Metin'iz" sloganıyla bu davanın takipçisi oldu.
![[Resim: 3.jpeg]](https://www.zohreanaforum.com/images/imported/2015/01/3.jpeg)
FOTOĞRAF: Metin Göktepe
İstanbul'daki duruşmalara binlerce kişinin gelmesi üzerine dava önce Aydın'a ardından da Afyon'a sürüldü. Ancak bu sürgün Metin'in meslektaşlarını ve takipçilerini yıldırmak bir yana daha da kızdırdı. Her duruşmaya Türkiye'nin hemen her yerinden yüzlerce otobüs kaldırıldı. Ve dava 28 Eylül 2000'de beş polis memuruna "kastı aşan insan öldürmek" ve "faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek" suçlarından verilen yedişer yıl altışar ay hapis cezasının onanmasıyla bitti. Bir polis memuru ise Yargıtay'ın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma cezası aldı.
Mahkum polislerin cezalarının tamamlamalarına 19 Aralık 2000'de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası engel oldu.
Belki hukuki olarak o davadan istenen sonuç çıkmadı ama Metin, genç gazetecilerin, sokakta gerçeğin peşinde koşan muhabirlerin unutulmayacak simgesi oldu.
Radikal çalışanları olarak Metin'i saygıyla anıyoruz...
Gazeteci Metin Göktepe'nin 17'incı ölüm yıldönümü
Metin Göktepe'nin ölümünden devletin en üst kademesinden en alt kademesine kadar görevli olan bütün insanlar sorumludur...
Devletin üst kademesi bu tür olaylara göz yuman bir politika izlemese alt kademedekiler cesaret edip de böyle bir cinayet işlemezdi...
Balık baştan kokar. Zaten bu koku yayılmasın diye cinayet sonrası her yönetici cinayetin oluşu ile ilgili kendince bir yalan uydurmak suretiyle bu cinayetten kendilerinin de sorumlu olduklarını belli etmişlerdir...
Devletin üst kademesi bu tür olaylara göz yuman bir politika izlemese alt kademedekiler cesaret edip de böyle bir cinayet işlemezdi...
Balık baştan kokar. Zaten bu koku yayılmasın diye cinayet sonrası her yönetici cinayetin oluşu ile ilgili kendince bir yalan uydurmak suretiyle bu cinayetten kendilerinin de sorumlu olduklarını belli etmişlerdir...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi