I-) FRANCHISING İŞLEMLERİ
1. TANIM ve AÇIKLAMALAR
Sanayi devrimiyle birlikte teknolojinin ilerlemesi, ulaşım imkanlarının gelişmesi, aynı türden mal ve hizmet üreten işletmelerin sayılarının artmasıyla tüketicilerin tercih edebilecekleri seçenekler artmıştır.İşletmeler önceleri dağıtımı kendileri yaparlarken, mamül ve hizmetlere farklı bölgelerden talebin olmasıyla birlikte, mal oluş fayda analizleri yaparak en ekonomik dağıtım yönteminin nasıl olabileceğini bulmaya başlamışlardır. Uzaktaki bölgelere dağıtım maliyetlerinin fazla olması, bölgeyi iyi bilmemeleri nedenleriyle bölgesel aracılardan yararlanmışlardır. Kitlesel üretim sonucu ortaya çıkan bayiler, distribütörler, acentalar aracılığıyla mamüllerinin dağıtımını yapan işletmeler 1960’lara gelindiğinde, bir işletmenin başarılı olmasını sağlayan işletme yöntemlerini kullanma hakkını karşı tarafa vermesi anlamında kullanılan franchising yönteminden yararlanmaya başlamışlardır.
Franchising, mamüllerin ya da hizmetlerin üreticiden tüketiciye en etkin bir şekilde ulaşmasını sağlayan bir dağıtım sistemidir. Franchising, Fransızca “affranchir” filinden türemiştir. Fransızca’da Affranchir; serbest bırakma, vergi-resim ve harçlardan muaf tutma anlamındadır. Franchise kelimesinin Türkçedeki en yakın karşılığı imtiyaz verme ayrıcalık tanıma olabilmektedir.
Ekonomi Sözlüğü’nde, yapılan tanıma göre franchising “bir ürün ya da hizmet üzerinde imtiyaz hakkı olan özel ya da tüzel kişinin, bir başka üretici ya da tacire bu ürün veya hizmeti belirli bir bölge ve süre ile sınırlı olmak üzere üretmek ya da satmak hakkını, bir bedel karşılığında vermesidir.”
Franchising bir işletme türü olmadığı gibi, hukuksal anlamda bir örgütlenme biçimi de değildir. Belirli bir faaliyette kullanmak için hakların franchise edilerek bir işin yapılmasıdır. Ortak veya franchisor, diğer bir müteşebbis ile sözleşme yapar, sonra sözleşme hayatta kaldığı sürece, belli bir işte, sözleşmeden kaynaklanan haklar kullanılmaya devam edilir. Yalnız bu anlaşmada imtiyazı alan firma (franchisee);
1- Elde ettiği imtiyaz için bir bedel ödemeli
2- Sözleşme geçerli olduğu sürece franchiseenin hakları korunmalıdır.
Yapılan diğer bir tanıma göre ise “Franchising, bir ana işletmenin (franchisor) belirlediği süre ve koşullarda, pazarda denenmiş ve kabul görmüş bir ürünün, veya bir hizmetin bağımsız bir firmaya (franchisee) isim hakkı ile birlikte bilgi, teknoloji ve işletmenin yönetsel faaliyetlerinde tanıdığı imtiyazlardır”. Franchisingde franchisor ve franchisee olarak anılan iki taraf bulunmaktadır. Franchisor, kendi alanında başarılı olmuş, belirli bir kalite standardına sahip, tanınmış bir markadaki mamul ya da hizmetin, işletme hizmetinin sahibidir. Taraflar arasında ilişki, franchisorun, mallarını ülke çapında ve ülkelerarası bir pazarda üretme ve satma isteği başlatmaktadır. Bu yolla yabancı pazarlara girmek isteyen ana işletmeler hiçbir maddi yatırım yapmadan, kendi isimlerini kullandırarak işyerlerini oluşturmaktadırlar. İsim kullandırma yoluyla, çeşitli ülkelerde faaliyette bulunmak, uluslararasılaşma ve küreselleşme sürecinin getirdiği “sembol ekonomisinin” bir sonucudur.
1950’lere kadar ABD’de ve Avrupa’da franchise kullanım hakkı veren firmaların çoğunluğu, bu yöntemi, o zamanki mevcut mal ve hizmetlerin dağıtımında kullanılan verimli bir yöntem olarak görmüşlerdir. Otomobil üreticileri, petrol şirketleri ve meşrubat dağıtıcılarının tümü bu geleneksel veya “ilk kuşak” denilebilecek franchising sistemine birer örnektir.
Özellikle 1950’lerde franchising’de büyük bir patlama yaşanmıştır. Bu patlama, “İşletme Sistemi Franchising”i olarak bilinen ikinci kuşak franchise’a bağlanmaktadır. Bu sistem, “franchise” hakkı kullandıran firmanın sınırlı riskle hızla büyüme avantajını yakaladığı, hakkı kullanan firmanın ise daha başından kendini ispatlamış bir işletme sistemini satın aldığı bir yöntem olarak tanımlanmıştır.
Bir hamburger restorant zinciri olan Wimpy, İngiltere’de kurulan ilk “İşletme Sistemi Franchising”ıydı. J.Lyons and Co. bu işin kurucusu olan Eddie Gold’dan ABD dışındaki tüm dünya ülkelerinde franchising verme haklarını satın almıştır ve Wimpy, İngiltere’de 1955 yılında faaliyete geçmiştir.
Franchising, ürünlerin veya hizmetlerin üreticiden tüketiciye en etkin bir biçimde ulaşımını sağlayan dağıtım sistemidir. Bu sistem, diğer bir uluslararası pazarlara giriş yöntemi olan lisans anlaşmasına benzemektedir, fakat bütün pazar programlarını kapsamaktadır. Bu pazar programları işletmenin imajını, kullanılan pazarlama tekniklerini, marka adını ve işletme metodlarını içermektedir.
Franchising’in üç unsuru bulunmaktadır :
-Franchising en az iki işletme tarafından sürekli bir ilişki için oluşturulur,
· -Ayrıcalığı veren ile alan arasında, yüküm ve sorumlulukların açıkça belirlendiği bir sözleşme bulunmaktadır Anlaşmada franchisor, franchisee’ye göre daha güçlü görülmektedir. Ve yaptırım gücü bulunmaktadır,
· -Anlaşmada franchisor’un ismi ile faaliyet gösterir.
Franchising genellikle hizmet sektöründe görülen bir yöntem olduğundan dolayı anlaşma kuralları çok kesin bir şekilde belirtilmektedir. Aynı lisans anlaşmalarında olduğu gibi franchisor yabancı bir ülkede faaliyet gösteriyor olmanın maliyet ve risklerini karşı tarafa yüklemiş olmaktadır.
Ayrıca, ölçek ekonomisi hizmet sektörüyle çok ilgili olmadığından bu tür anlaşmaların özellikle franchisor açısından dezavantajı olmamaktadır. Franchising anlaşmalarında en büyük problem, global bir stratejinin kontrol ve koordinasyonunun zorluğundan kaynaklanmaktadır. Bazı durumlarda franchisee markanın gerektirdiği sorumluluğu taşıyamamakta ve yeterli kalitede hizmet yapamamaktadır. Böyle bir sonuçta çokuluslu işletmenin o ülkede itibarını kaybetmesine neden olabilmektedir. Çokuluslu işletmeler bu tür problemleri çözebilmek için çeşitli kontrol mekanizmaları gerçekleştirmekte, franchisee’lerin evsahibi ülkedeki faaliyetlerini yakından izlemektedirler. Franchise alan, franchise verenin prosedürlerine, üretim tekniğine ve sözleşmede yer alan şartlara uymak zorundadır. Standart üretim kalitesinde ve belirlenmiş şekilde üretimini sürdürmelidir. Üretim ve satış yerlerinin şekli de tanımlanmıştır. Franchise alan, franchise veren şirketin ününü, müşteri potansiyelini paylaşır. Bu şekilde, denenmiş ve kanıtlanmış başarı yollarına sahip olur. Karşılığında hak ücreti ve yıllık cironun bir bölümünü (royalty) öder. Bunun karşılığında franchise veren, ilk yatırımın yapılmasında, iş düzeninin kurulmasında ve standartların oturtulmasında yardımcı olur ve neyin nasıl yapılacağını gösterir. Franchise alanın elemanlarına gerekli teknik eğitimi vermekle birlikte pazarlama ve reklam çalışmalarını da yürütür.
Franchising anlaşmasının başarılı olabilmesi için çokuluslu işletmelerin ürünlerinin ve hizmet şeklinin eşsiz ve standart olması gerekmektedir. Bu loşullar sağlandığında iki taraf için de büyüme kolaylaşmaktadır. Başka bir ifadeyle, standardizasyon (standart ürün ve hizmetler) bu tür anlaşmaların bir anlamda başarı unsuru olmaktadır.
Franchising anlaşması yapan çok uluslu işletmeler eğer bu anlaşmayı gıda sektöründe ve benzeri sektörlerde yapıyorlarsa, evsahibi ülkedeki yerel şartlara uygun olup olmadığına dikkat edilmeli, fakat kalite standardı değiştirilmemelidir.
Franchisalar daha çok meşrubatları, otelleri, fast foodları, araba kiralama şirketleri, otomotiv servisleri, eğlence sevisleri ve çeşitli iş servislerini içermektedir.
Franchising en hızlı büyüyen Pazar stratejisidir. Doğu Avrupa, Rusya’da kurulan yeni Cumhuriyetler ve Çin’de ortaya çıkan yeni pazarlar franchisingler için çok cazip pazarlardır. Mc Donalds’ın Moskova’da açtığı ilk fast food restorantı bütün dünyada konuşulmuştur. Kanada ABD’li franchisorlar için en önemli pazardır. Japonya ve İngiltere ikinci ve üçüncü sırada gelmektedirler.
Franchising küçük ticaretler için ideal bir strateji olabilir. Çünkü, ürünler az yatırım veya insan kaynağı gerektirmektedir. Gerçekten franchising sayesinde, girişimci büyümek için franchisee kaynakları kullanılabilir. Giriş ödemeleri ve işletme paylarındaki yüksek ücretler, franchisorların deneyim ve tekniklerinin yararı kadar tanınmış ürün, ticari marka ve müşteri alt yapısı ile de dengelenmektedir.
2. FRANCHISING İŞLEMLERİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE’DEKİ TARİHSEL GELİŞİMİ
Franchising uygulamalarına ilk olarak ortaçağda rastlanmaktadır. Bu dönemde krallar, vergilerin toplanması için daha önceden belirledikleri kişilere vergileri toplamaları için para verirlerdi. Vergileri düzenli olarak toplayan görevliler kral tarafından ücretleri dışında ödüllendirilirlerdi.
Terim ya da faaliyet olarak bir Amerikan terimi olarak düşünülmüşse de, ortaçağdan beri İngiltere’de kullanılmıştır. Örneğin İngiltere’de, 1700’lerde bira üreticileri ile bar sahiplerinin arasında yapılan sözleşmelerde franchising ilişkisi oluşturulmuştur. Bu tarihte çıkarılan yasa ile alkollü içki satışlarının lisans ile sınırlandırılması yoluna gidilmiştir. Lisans sayısının kısıtlı tutulması ile, lisans fiyatlarının alkollü içki satışı yapan küçük bar sahiplerinin ekonomik güçlerini aşan seviyelere yükselmesine neden olmuştur. Bu sorunlara çözüm olarak, yeterli ekonomik güce sahip alkollü içki üreticileri lisanslarını kendi adlarına satın alma ve bölgesel olarak alkollü içki satışı yapan yerlere içki satış lisansları kiralama yoluna gitmişlerdir.
Franchising’in tarihi gelişimi konusunda çeşitli kaynaklar farklı görüşler belitmektedir. 1850’lerde, Singer Dikiş Makinaları Şirketi Amerika’da farklı bölglerden gelen talebi karşılamak için bayilik sistemini oluşturarak bağımsız firmalara belirli bölgelerde satış hakkını vermiştir. Franchising, 18. ve 19. yüzyılda uzun bir süreyle genel ya da özel satış hakkının belirli bir bölgede distribütöre verildiği, ticaretin bir şekli olan monopol olarak kabul edilmiştir.1898-1930’lu yıllar arasında ise bir dağıtım yöntemi olarak otomobil, alkolsüz içecekler ve petrol endüstrisinde gelişmiş; acentelik, bayilik ve tek satıcılık sözleşmesi ile aynı anlamlarda kullanılmıştır. Bu dönemlerde franchising dağıtım yönteminin kullanılmasının amacı franchise alanlardan sermaye temin etmek, dağıtım maliyetlerini azaltmak, merkezi denetim güçlülüğü nedeniyle bölgesel işletmelere bazı hakların verilmesiyle yöntemin yükünü azaltmaktır. Benzin istasyonlarının, otobüs firmalarının buzdolabı imalatçılarının belirli şartlar ve sınırlamalarla bayilikler vermeleri geleneksel franchisingin diğer adıyla mamül ve marka franchise’in örneklerindendir ve günümüzde bayilik sistemleri, adıyla kullanılmaktadır. Franchising sistemi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişerek, başarılı bir işletme sisteminin kullanım hakkının karşı tarafa verilmesi anlamını kazanmıştır. İmalatçı ile satıcı arasındaki sadece satışın yapılmasına yönelik ilişki, 1960’larda yerine bağımsız iki firma arasına sürekli bir ilişkinin kurulduğu franchising’e bırakmıştır. Franchising’in günümüzde kullanım şekli daha çok geleneksel franchising’in gelişmesiyle ortaya çıkan “İşletme Sistemi Franchising”dir.
Bu sistem, franchise'ı hakkı kullandıran firmanın sınırlı riskle hızlı büyüme avantajını yakaladığı, hakkı kullanan firmanın ise daha başından kendini ispatlamış bir işletme sistemini satın aldığı bir metot olarak tanımlamıştır. Bir Hamburger restoran zinciri olan Wimpy, İngiltere'de kurulan ilk işletme sistemi franchising'i idi. J. Lycons & Co., bu işin kurucusu olan Eddie Gold'dan ABD dışındaki tüm dünya ülkelerinde franchising verme haklarını satın almıştır. Wimpy, İngiltere'de 1955 yılında faaliyete geçmiştir. 1958'de İngiltere'ye ABD'den ithal edilen bir başka franchise'da halı ve döşeme temizliği konusunda faaliyet gösteren ServiceMaster firmasıydı. Merkezi Chicago'da bulunan bu firmanın franchise haklarının Avrupa ülkelerine kullandırılmasına dair lisans, Raymond Crouch tarafından satın alışmıştır. Mr. Soflee ve Lyons Maid de 1950'ler boyunca franchise vermişlerdir. Gerek İngiltere'de gerekse ABD'de yaşanan gelişmeler 1960'larda franchising'ni büyüme hızının yavaşlanmasına neden olmuştur. İngiltere'de halk hileli bir satış yöntemi olan "piramit satış" ile franchising'i özdeşleştir. Piramit satış, finansal teşviklerle kendi alt distribütörlüklerini (sub-distributor) kurmaya yönlendiren alıcılara distribütörlük satışından ibarettir. Alt distribütörler de kendi alt distribütörleri oluşturmuştur. Bu sistem zincirleme mektup prensibine benzetilebilir. Piramidin en altında kapı kapı satış yapan bir ekip, satışı cidden çok güç bir ürünle baş başa kalmışken, piramidin tepesinde üründen ziyade çok katmanlı distribütörlük satışından elde edilen bir servet birikmiştir.
İngiliz devleti 1973'te "Adil Ticaret" adı altında çıkardığı bir yasayla piramit satışı kontrol altına almayı hedeflemiş fakat bu sistemi yasadışı ilan etmemiştir. Franchising haklarını tamamıyla yasal prosedürlere uygun olarak veren firmaların istemeyerek de olsa yasayı ihlal etme ihtimalleri olduğu için bir franchise anlaşmasını formüle ederken hukuk danışmanlarıyla görüşmelerinde yarar vardır. Aynı şekilde yasada bazı boşluklar olmasından dolayı franchise hakkını kullanan firmaların da tedbirli davranmaları kendi yararlarına olmaktadır.
ABD'deki franchise'ın duraklaması hisse senedi piyasasının düşüşe geçtiği ve ekonominin bocaladığı 1969 yılına rastlamaktadır. Yatırımcılar bu dönemde paralarını yeterince bilgiye sahip olmadıkları bir işe yatırmaktansa , bankada tutmanın daha emniyetli olduğunu düşünmüşlerdir.
1970'lerin başlarında İngiltere'de piramit satışın yarattığı kötü izlenimi silmek için "Franchise Veren Firmalar Ticaret Birliği"'ni kurma yolunda bazı girişimlerde bulunulmuştur. Financial Times'ın ofisinde verilen yemekler üyeliklerini önemli kabul edilen Wimpy ve Kentucky Fried Chicken'ı ikna etmeye yeterli olamamıştır. Bununla birlikte 1977 sonlarında İngiliz Franchise Birliği (BFA) aşağıda adı geçen kurucu firmaların katılımıyla oluşturulmuştur:
Budget Rent-a-Car Limited, Dyno-Rod plc, Holiday Inns Inc, Kentucky Fried Chicken, Protaprint, ServiceMaster, Wimpy International, Ziebart Mobile Transport Service Limited Gerek kurucuların boyutu gerekse BFA'nın yapısı franchising'in İngiltere'deki saygınlığını garanti altına alıyordu. BFA, parlamentodaki tüm partilerin desteğini sağlamakla kalmamış, aynı zamanda varlığıyla franchising'in hızlı gelişim dönemine de liderlik etmiştir.
Ayrıca, 19.yüzyılda General Motors ve Coca-Cola franchising sistemini benimsemeye başlamışlardır. ABD’de 1995 yılı itibariyle, toplam 65 endüstride 5000 Franchisor (franchise veren) ve bunların franchising hakkı vermiş olduğu yaklaşık 600.000 Franchisee (franchise alan) vardır. 1997 yılı itibariyle franchising; 1.5 milyon çıkış yeri ve 700 milyon US Dolar yıllık satışı ile ABD ekonomisinin büyük bir parçasıdır.
Ülkemizde ise, 24 Ocak 1980 Kararları ile birlikte bürokratik engellerin ortadan kalkması ve yabancı yatırımcılara eşit haklar verilmesi; uluslararası ayrıcalıklı franchising sistemleri tarafından ilgi ile karşılanmıştır. Türkiye’de franchising sistemi ilk olarak 1986 yılında dünyanın en büyük fast food restorant zincirlerine sahip olan McDonalds’ın İstanbul Taksim’de ilk restoranını açması ile fiilen başlamıştır. Bu girişimi, diğer çokuluslu şirketler de izlemiş ve ülkemizde halen franchising sistmeiyle faaliyet gösteren birçok işletme bulunmaktadır.
© Araş. Gör. Seçil TAŞTAN
Franchising Sistemi ve Bir Uygulama
Konu Sahibi / Yazar
PELİN
Kategori / Forum
İnsan Kaynakları
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
5789
Franchising Sistemi ve Bir Uygulama
Franchising Sistemi ve Bir Uygulama
3. HUKUKİ YÖNÜYLE FRANCHISING
3.1. FRANCHISING SÖZLEŞMESİ
Franchising sözleşmeleri çoğunlukla uzun bir zaman dilimini kapsamaktadır. Genellikle ulusal sınırlar içerisinde yapılan sözleşmeler 15-20 yıllık bir süreyi kapsarken, uluslararası sözleşmelerde bu süre 10 ila 20 yıl arasında değişmektedir.
Her sözleşmede faaliyet bölgesi açık ve kesin bir şekilde belirtilir. Coğrafi bölge tayini taraflar arasında önemli müzakere ve pazarlık konularından birini teşkil eder. Bir taraftan franchise alan geniş bir bölgede tekel hakkı isterken, franchise veren ise faaliyet bölgesini dar tutmak ya da aynı bölgede birden fazla franchise alıcısı tayin etmek hakkına sahip olmayı isteyecektir.
Franchising sözleşmesi, franchise alıcısı ile franchise vericisi arasındaki sürekli bir borç ilişkisini göstermektedir. Franchising sözleşmesi, sadece bir hizmet ya da mamül ilişkisi üzerinde kurulabileceği gibi, her ikisinin birlikte olması şeklinde de olabilmektedir.
3.2. FRANCHISING SÖZLEŞMESİNDE BULUNMASI GEREKEN HÜKÜMLER
Bir franchising sözleşmesinde bulunması gereken hükümler şu şekildedir:
1) Franchisor’a Tanınan Haklar: Franchisor’a Franchisee’nin icraatını denetleme, muhasebe kayıtlarını inceleme, işyerlerini kontrol etme ile sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesi hallerinde belirli bir süre rekabet yasağı koyma vb. haklar verilebilmektedir.
2) Franchisee’ye Tanınan Haklar: Franchisor’un sahip olduğu marka, isim ya da ticaret ünvanı kullanma hakkı verilmektedir. Ancak bu haklar tanınırken, bir yandan da örneğin, marka ve ismin sadece belirli bir bölgede kullanılabileceği gibi çeşitli kısıtlamalar da getirilebilmektedir.
3) Franchisee’ye Verilen Destek: Yönetici ve çalışanların eğitimi, makine ve teçhisatın verilmesi, pazarlama desteği, işyeri dekorasyonu, reklam kampanyası vb.destek hizmetleri, sözleşmenin akdi ile başlamakta ve sözleşme süresince devam etmektedir.
4) Sözleşme Süresi: Uluslararası farnchising sözleşmelerinde genellikle 5 ile 10 yıl arasında bir süre saptandığı görülmektedir. Bununla beraber 20 yıla kadar varan sürelere de rastlanmaktadır.
5) Faaliyet Bölgesi: Her sözleşmede, coğrafi bölge tayini açık bir kesin bir biçimde belirtilmektdir.
6) Franchise Bedeli: Franchisee’nin kullanma hakkını aldığı marka ve sistem için franchisor’a yapacağı ödemeler çeşitli şekillerde olabilmektedir. Bunlar:
a) Sisteme giriş ve teknolojiyi transfer bedeli olarak yapılan ödemeler,
b) Devamlı ve belirli dönemler halinde yapılan ödemeler (Royalty); Royalty ödemeleri genellikle cironun belirli bir yüzdesi olarak hesaplanmaktadır. Bu yüzde genellikle %5 ile %10 arasında değişmektedir.
c) Franchisor’a verdiği destek için yapılan ek ödemeler; Bu ödemeler, franchisor’un verdiği hizmetler dolayısıyla yaptığı masrafların karşılanmasına yöneliktir.
Tüm bu özellikler dışında, rekabet yasağına ilişkin hükümler, sözleşmenin feshi ve sona ermesi, sır saklama yükümlülüğü vb. daha birçok özellik franchising sözleşmesinde yer alabilmektedir.
3.3. ÜLKEMİZDEKİ MEVZUAT AÇISINDAN FRANCHISING ve
SÖZLEŞMELERİN AKDİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Franchisor' ın yabancı bir işletme olduğu hallerde ( Uluslararası bir Franchise İlişkisinde ) Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı'na bağlı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü (YSGM ) Franchise Sözleşmesini inceleyip, onaylar. YGSM'nin onayını almadan royalty ve diğer ödemelerin yapılması mümkün değildir.
YSGM' nin sözleşmeyi onaya tabi tutmasının yasal dayanağı 12.2.1986 tarihli, 86/10353 sayılı karaname ile 1986 tarihli yabancı sermaye çerçeve kararı hakkındaki 1 no'lutebliğdir. Buna göre, sözleşme hazırlandıktan sonra tebliğde belirtilen bazı ek dökümanlar ile birlikte YSGM' ye sunulur. YSGM adı geçen tebliğin hükümleri çerçevesinde bir inceleme yapar ve aykırı gördüğü maddelerin değiştirilmesini veya tamamen çıkartılmasını isteyebilmektedir. Prensip olarak, YSGM' nin Franchise sözleşmesine bakış açısı olumludur. Böyle bir ilişkinin ülkede istihdam yaratılacak olması, kaliteli mal ve hizmet sunumunu teşvik edecek nitelikte bulunması ve rekabeti artıracak bir ortam geliştirecek olması bakımından YGSM tarafları teşvik edici bir tutum içerisindedir.
3.4. AVRUPA BİRLİĞİ' NDE TEŞVİKLER
Franchising karlı iş güvencesi yüksek bir iş kolu olduğundan, genellikle teşvike ihtiyaç duymamaktadır. Bununla birlikte, franchise işletmeler genelde hizmet sektöründe faaliyet gösteren küçük işletmeler olduklarından, KOBİ' lere verilen teşviklerden yaralanmaktadır.
AB üyesi ülkelerde bu kapsamda verilen devlet yardımları, ana hatları ile şunlardır:
* Kuruluş için hibe, düşük faizli kredi veya kredi garantisi
*Yeniliklere yönelik yatırımlar için yardım yada düşük faizli kredi
*Enerji tasarrufu sağlayan yatırımlar için yardım yada düşük faizli kredi
*Yönetim ve satış danışmanlığı için yardım
AB Komisyonu 'nun 15/ 6/ 1994 tarihli toplantı sonrasında Bölgesel Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan bildiride, KOBİ' lerin desteklenmesinin esasları ve öncelikleri belirtilmiştir. Bunlar;
* Kalite, teknoloji, yönetim, komünikasyon
* Çevre ve enerjinin korunması
* Araştırma merkezleri
* Pazara giriş
* Çalışanların eğitimi
* Kredi ve finansman
alanlarında yoğunlaşmaktadır.
AEA anlaşmasının 61 (3c ) maddesinde belirtilen “ticareti ve rekabeti bozmayacak yardımlar” kapsamında verilecek destekler şu şekilde sınırlandırılmaktadır:
Destek gören alanlarda, en çok net %30
61 ( 3a ) kapsamında ise, en çok net %75
Destek görmeyen alanlarda, en çok brüt %15
Eğitim ve danışmanlık hizmetlerinde, en çok brüt %50
Ar-Ge için büyük firmalara verilenden, % 10 fazlası
Yeni iş yaratılmasını amaçlayan yatırımlarda, en çok 3000ECU/işgücü
Özel amaçlı yatırımlarda, en çok % 15
Diğer yatırımlarda, en çok 200000 ECU
3 yıllık süre içinde AB' ye bildirilmeden, en çok 50.000 ECU
Üye ülkelerde uygulanan teşvikler, bu çerçeve içinde kalmakla birlikte çok çeşitlilik göstermektedir.
3.5. TÜRKİYE' DE İSTENEN TEŞVİKLER
Öncelikle her biri ayrı işletmeciye ait fakat aynı marka altında faaliyet gösteren, aynı sistemi kullanan, aynı fondan reklam yapan, aynı kaynaktan mal temin eden, aynı yerde eğitim alan işletmeleri tek bir teşvik belgesi kapsamında görmek gerekir. Sisteme teşvik verilmesi ile, parasal destekten çok daha önemli olan moral ve destek kontrol gelecektir. Bireysel yatırımcı işe daha büyük güvenle girecek. İşi yarıda bırakırsa teşvikle sağlanan avantajlarını kaybedeceğinden, işine daha sıkı sarılacak. Ana firma teşvik alabilmek için işin gereği olan bilgi birikimi, kurumsal altyapı, destek hizmetleri yatırımı ve yönetim organizasyonunu tamamlayacak. Ana firma teşvikin muhatabı olacağından, işletmelerin başarısızlığa uğramaması için daha çok çalışacak. Teşvik almak, bir anlamda projesini yetkili makamlara kabul ettirmek gibi görülecek. Sağlanacak güvenle, kamuya ait olmayan bankalardan nispeten uygun şartlarla kredi veya leasing temin edilebilecek. Devletin verdiği teşvik kimsenin projesine kefil olmayacağından, UFRAD (Uluslararası Franchising Derneği) üyeliği veya UFRAD kurallarına uymuş olmak önemli bir kriter oluşturacaktır.
Böylelikle UFRAD hatalı uygulama içinde olan üyelerine karşı bir önemli yaptırım elde edecek. Zamanla franchise alanlar nezninde önemli ve yetkili bir " şikayet merci "olacak. Ülkemizde franchising sektörünün nabzını elinde tutacak. Sistemin kontrol mekanizması olarak. UFRAD başvurusundan sonuç almayan şikayetçiler TOSYÖV ile küçük işletmelere sahip çıkan kuruluşlara, Tüketici Mahkemeleri' ne veya ilgili Bakanlığa gidebilecekler. Türkiye' de franchising sistemine yarar gördüğümüz teşvikler ise şunlardır:
* Yatırım indirimi
* İthalatta vergiden muafiyet
* Yatırım mallarında KDV ertelemesi
* Ar-Ge, tanıtım, patent, marka, danışmanlık masraflarına katkı
* Uzun vadeli, düşük faizli kredi ve leasing sağlanması
* Kredilere teminat desteği
4. TÜRLERİ İTİBARİYLE FRANCHISING İŞLEMLERİ
Yaygın olarak görülen bazı franchising türleri aşağıdaki gibidir:
İşletme Franchisingi:
Bu tür franchisingdei gelişmiş bir üretim, işletme ve pazarlama sistemine sahip olan herhangi bir tacir (franchise veren), bir başkasına (franchise alan) bu sistemin tümünden ve böylelikle de sisteme dahil sınai unsurlardan yararlanma olanağı sunmaktadır. Bu olanaktan yararlanan kişi ise, sözkonusu sistem dahilinde üretilen veya satılan mal ve hizmetlerin dağıtımını, bağımsız bir tacir sıfatıyla (fakat hem kullandığı sistemin içerdiği ve franchise veren tarafından belirlenen ilkelere uyarak, hem de franchise verenin denetimlerine katlanarak) yapmakta ve bunun yanısıra bir de ücret ödemektedir.
Oteller, restorantlar, kuru temizleme, muhasebe hizmetleri ve oto kiralama yerleri bu türe örnektir.
Ülkemizde, ev ve ofis hizmetleri, bankacılık sektörünün yan hizmetleri, postalama, reklam hizmetleri, paketleme ve taşımacılık, insan kaynakları ve personel seçimi, otomobil bakımı ve tamir hizmetleri, sağlık hizmetleri, iletişim ve bilgisayar hizmetleri işletme franchisinginde sürekli gelişim gösteren sektörlerdir.
Master Frinchising:
Bu türde, ana franchisor yerli ülkede kendi adına kendine ait hak ve yükümlülüklerini yerine getirebilecek bir işletme seçer. Uzun bir eğitim döneminden sonra yerli ülkede seçmiş olduğu bu işletme ana işletme gibi faaliyette bulunur. Ana ülkedeki işletme adına çeşitli sorumluluklar yüklenir ve çeşitli haklara sahiptir.
McDonald’s, Burger King ve Pizza Hut bu türe örnektirler.
İkili Franchising:
İki farklı işin aynı yerde ve aynı zamanda bulumasından oluşan franchising türüdür. Bir benzin istasyonunda bir restorantın bulunması (Shell Benzin İstasyonunda Burger King restorantlarının bulunması gibi) ve iki farklı mamulün tüketiciye ulaştırılmasıdır.
Mamül Temelli Franchising:
Franchisorun franchisee’ye kendi mamüllerini satma hakkı verdiği ve franchiseenin işletmesinde franchisorun kendi mamüllerinden başka bir mamülün bulunmasını, satılmasını ya da dağıtımının yapılmasını yasaklayan franchising türüdür. Bu tür sözleşmeler önceden belirlenmiş coğrafi bölge ile sınırlandırılmışlardır.
Marka Temelli Franchising:
Franchisee’nin sadece franchisor’un ticari markasından faydalandığı franchising türüdür. Franchisee, franchisor’un geliştirmiş olduğu ve genel kabul görmüş olan markanın müşteri çekiciliğinden yararlanırken, bu markaya herhangi bir zarar gelmemesi için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür.
© Araş. Gör. Seçil TAŞTAN
3.1. FRANCHISING SÖZLEŞMESİ
Franchising sözleşmeleri çoğunlukla uzun bir zaman dilimini kapsamaktadır. Genellikle ulusal sınırlar içerisinde yapılan sözleşmeler 15-20 yıllık bir süreyi kapsarken, uluslararası sözleşmelerde bu süre 10 ila 20 yıl arasında değişmektedir.
Her sözleşmede faaliyet bölgesi açık ve kesin bir şekilde belirtilir. Coğrafi bölge tayini taraflar arasında önemli müzakere ve pazarlık konularından birini teşkil eder. Bir taraftan franchise alan geniş bir bölgede tekel hakkı isterken, franchise veren ise faaliyet bölgesini dar tutmak ya da aynı bölgede birden fazla franchise alıcısı tayin etmek hakkına sahip olmayı isteyecektir.
Franchising sözleşmesi, franchise alıcısı ile franchise vericisi arasındaki sürekli bir borç ilişkisini göstermektedir. Franchising sözleşmesi, sadece bir hizmet ya da mamül ilişkisi üzerinde kurulabileceği gibi, her ikisinin birlikte olması şeklinde de olabilmektedir.
3.2. FRANCHISING SÖZLEŞMESİNDE BULUNMASI GEREKEN HÜKÜMLER
Bir franchising sözleşmesinde bulunması gereken hükümler şu şekildedir:
1) Franchisor’a Tanınan Haklar: Franchisor’a Franchisee’nin icraatını denetleme, muhasebe kayıtlarını inceleme, işyerlerini kontrol etme ile sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesi hallerinde belirli bir süre rekabet yasağı koyma vb. haklar verilebilmektedir.
2) Franchisee’ye Tanınan Haklar: Franchisor’un sahip olduğu marka, isim ya da ticaret ünvanı kullanma hakkı verilmektedir. Ancak bu haklar tanınırken, bir yandan da örneğin, marka ve ismin sadece belirli bir bölgede kullanılabileceği gibi çeşitli kısıtlamalar da getirilebilmektedir.
3) Franchisee’ye Verilen Destek: Yönetici ve çalışanların eğitimi, makine ve teçhisatın verilmesi, pazarlama desteği, işyeri dekorasyonu, reklam kampanyası vb.destek hizmetleri, sözleşmenin akdi ile başlamakta ve sözleşme süresince devam etmektedir.
4) Sözleşme Süresi: Uluslararası farnchising sözleşmelerinde genellikle 5 ile 10 yıl arasında bir süre saptandığı görülmektedir. Bununla beraber 20 yıla kadar varan sürelere de rastlanmaktadır.
5) Faaliyet Bölgesi: Her sözleşmede, coğrafi bölge tayini açık bir kesin bir biçimde belirtilmektdir.
6) Franchise Bedeli: Franchisee’nin kullanma hakkını aldığı marka ve sistem için franchisor’a yapacağı ödemeler çeşitli şekillerde olabilmektedir. Bunlar:
a) Sisteme giriş ve teknolojiyi transfer bedeli olarak yapılan ödemeler,
b) Devamlı ve belirli dönemler halinde yapılan ödemeler (Royalty); Royalty ödemeleri genellikle cironun belirli bir yüzdesi olarak hesaplanmaktadır. Bu yüzde genellikle %5 ile %10 arasında değişmektedir.
c) Franchisor’a verdiği destek için yapılan ek ödemeler; Bu ödemeler, franchisor’un verdiği hizmetler dolayısıyla yaptığı masrafların karşılanmasına yöneliktir.
Tüm bu özellikler dışında, rekabet yasağına ilişkin hükümler, sözleşmenin feshi ve sona ermesi, sır saklama yükümlülüğü vb. daha birçok özellik franchising sözleşmesinde yer alabilmektedir.
3.3. ÜLKEMİZDEKİ MEVZUAT AÇISINDAN FRANCHISING ve
SÖZLEŞMELERİN AKDİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Franchisor' ın yabancı bir işletme olduğu hallerde ( Uluslararası bir Franchise İlişkisinde ) Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı'na bağlı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü (YSGM ) Franchise Sözleşmesini inceleyip, onaylar. YGSM'nin onayını almadan royalty ve diğer ödemelerin yapılması mümkün değildir.
YSGM' nin sözleşmeyi onaya tabi tutmasının yasal dayanağı 12.2.1986 tarihli, 86/10353 sayılı karaname ile 1986 tarihli yabancı sermaye çerçeve kararı hakkındaki 1 no'lutebliğdir. Buna göre, sözleşme hazırlandıktan sonra tebliğde belirtilen bazı ek dökümanlar ile birlikte YSGM' ye sunulur. YSGM adı geçen tebliğin hükümleri çerçevesinde bir inceleme yapar ve aykırı gördüğü maddelerin değiştirilmesini veya tamamen çıkartılmasını isteyebilmektedir. Prensip olarak, YSGM' nin Franchise sözleşmesine bakış açısı olumludur. Böyle bir ilişkinin ülkede istihdam yaratılacak olması, kaliteli mal ve hizmet sunumunu teşvik edecek nitelikte bulunması ve rekabeti artıracak bir ortam geliştirecek olması bakımından YGSM tarafları teşvik edici bir tutum içerisindedir.
3.4. AVRUPA BİRLİĞİ' NDE TEŞVİKLER
Franchising karlı iş güvencesi yüksek bir iş kolu olduğundan, genellikle teşvike ihtiyaç duymamaktadır. Bununla birlikte, franchise işletmeler genelde hizmet sektöründe faaliyet gösteren küçük işletmeler olduklarından, KOBİ' lere verilen teşviklerden yaralanmaktadır.
AB üyesi ülkelerde bu kapsamda verilen devlet yardımları, ana hatları ile şunlardır:
* Kuruluş için hibe, düşük faizli kredi veya kredi garantisi
*Yeniliklere yönelik yatırımlar için yardım yada düşük faizli kredi
*Enerji tasarrufu sağlayan yatırımlar için yardım yada düşük faizli kredi
*Yönetim ve satış danışmanlığı için yardım
AB Komisyonu 'nun 15/ 6/ 1994 tarihli toplantı sonrasında Bölgesel Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan bildiride, KOBİ' lerin desteklenmesinin esasları ve öncelikleri belirtilmiştir. Bunlar;
* Kalite, teknoloji, yönetim, komünikasyon
* Çevre ve enerjinin korunması
* Araştırma merkezleri
* Pazara giriş
* Çalışanların eğitimi
* Kredi ve finansman
alanlarında yoğunlaşmaktadır.
AEA anlaşmasının 61 (3c ) maddesinde belirtilen “ticareti ve rekabeti bozmayacak yardımlar” kapsamında verilecek destekler şu şekilde sınırlandırılmaktadır:
Destek gören alanlarda, en çok net %30
61 ( 3a ) kapsamında ise, en çok net %75
Destek görmeyen alanlarda, en çok brüt %15
Eğitim ve danışmanlık hizmetlerinde, en çok brüt %50
Ar-Ge için büyük firmalara verilenden, % 10 fazlası
Yeni iş yaratılmasını amaçlayan yatırımlarda, en çok 3000ECU/işgücü
Özel amaçlı yatırımlarda, en çok % 15
Diğer yatırımlarda, en çok 200000 ECU
3 yıllık süre içinde AB' ye bildirilmeden, en çok 50.000 ECU
Üye ülkelerde uygulanan teşvikler, bu çerçeve içinde kalmakla birlikte çok çeşitlilik göstermektedir.
3.5. TÜRKİYE' DE İSTENEN TEŞVİKLER
Öncelikle her biri ayrı işletmeciye ait fakat aynı marka altında faaliyet gösteren, aynı sistemi kullanan, aynı fondan reklam yapan, aynı kaynaktan mal temin eden, aynı yerde eğitim alan işletmeleri tek bir teşvik belgesi kapsamında görmek gerekir. Sisteme teşvik verilmesi ile, parasal destekten çok daha önemli olan moral ve destek kontrol gelecektir. Bireysel yatırımcı işe daha büyük güvenle girecek. İşi yarıda bırakırsa teşvikle sağlanan avantajlarını kaybedeceğinden, işine daha sıkı sarılacak. Ana firma teşvik alabilmek için işin gereği olan bilgi birikimi, kurumsal altyapı, destek hizmetleri yatırımı ve yönetim organizasyonunu tamamlayacak. Ana firma teşvikin muhatabı olacağından, işletmelerin başarısızlığa uğramaması için daha çok çalışacak. Teşvik almak, bir anlamda projesini yetkili makamlara kabul ettirmek gibi görülecek. Sağlanacak güvenle, kamuya ait olmayan bankalardan nispeten uygun şartlarla kredi veya leasing temin edilebilecek. Devletin verdiği teşvik kimsenin projesine kefil olmayacağından, UFRAD (Uluslararası Franchising Derneği) üyeliği veya UFRAD kurallarına uymuş olmak önemli bir kriter oluşturacaktır.
Böylelikle UFRAD hatalı uygulama içinde olan üyelerine karşı bir önemli yaptırım elde edecek. Zamanla franchise alanlar nezninde önemli ve yetkili bir " şikayet merci "olacak. Ülkemizde franchising sektörünün nabzını elinde tutacak. Sistemin kontrol mekanizması olarak. UFRAD başvurusundan sonuç almayan şikayetçiler TOSYÖV ile küçük işletmelere sahip çıkan kuruluşlara, Tüketici Mahkemeleri' ne veya ilgili Bakanlığa gidebilecekler. Türkiye' de franchising sistemine yarar gördüğümüz teşvikler ise şunlardır:
* Yatırım indirimi
* İthalatta vergiden muafiyet
* Yatırım mallarında KDV ertelemesi
* Ar-Ge, tanıtım, patent, marka, danışmanlık masraflarına katkı
* Uzun vadeli, düşük faizli kredi ve leasing sağlanması
* Kredilere teminat desteği
4. TÜRLERİ İTİBARİYLE FRANCHISING İŞLEMLERİ
Yaygın olarak görülen bazı franchising türleri aşağıdaki gibidir:
İşletme Franchisingi:
Bu tür franchisingdei gelişmiş bir üretim, işletme ve pazarlama sistemine sahip olan herhangi bir tacir (franchise veren), bir başkasına (franchise alan) bu sistemin tümünden ve böylelikle de sisteme dahil sınai unsurlardan yararlanma olanağı sunmaktadır. Bu olanaktan yararlanan kişi ise, sözkonusu sistem dahilinde üretilen veya satılan mal ve hizmetlerin dağıtımını, bağımsız bir tacir sıfatıyla (fakat hem kullandığı sistemin içerdiği ve franchise veren tarafından belirlenen ilkelere uyarak, hem de franchise verenin denetimlerine katlanarak) yapmakta ve bunun yanısıra bir de ücret ödemektedir.
Oteller, restorantlar, kuru temizleme, muhasebe hizmetleri ve oto kiralama yerleri bu türe örnektir.
Ülkemizde, ev ve ofis hizmetleri, bankacılık sektörünün yan hizmetleri, postalama, reklam hizmetleri, paketleme ve taşımacılık, insan kaynakları ve personel seçimi, otomobil bakımı ve tamir hizmetleri, sağlık hizmetleri, iletişim ve bilgisayar hizmetleri işletme franchisinginde sürekli gelişim gösteren sektörlerdir.
Master Frinchising:
Bu türde, ana franchisor yerli ülkede kendi adına kendine ait hak ve yükümlülüklerini yerine getirebilecek bir işletme seçer. Uzun bir eğitim döneminden sonra yerli ülkede seçmiş olduğu bu işletme ana işletme gibi faaliyette bulunur. Ana ülkedeki işletme adına çeşitli sorumluluklar yüklenir ve çeşitli haklara sahiptir.
McDonald’s, Burger King ve Pizza Hut bu türe örnektirler.
İkili Franchising:
İki farklı işin aynı yerde ve aynı zamanda bulumasından oluşan franchising türüdür. Bir benzin istasyonunda bir restorantın bulunması (Shell Benzin İstasyonunda Burger King restorantlarının bulunması gibi) ve iki farklı mamulün tüketiciye ulaştırılmasıdır.
Mamül Temelli Franchising:
Franchisorun franchisee’ye kendi mamüllerini satma hakkı verdiği ve franchiseenin işletmesinde franchisorun kendi mamüllerinden başka bir mamülün bulunmasını, satılmasını ya da dağıtımının yapılmasını yasaklayan franchising türüdür. Bu tür sözleşmeler önceden belirlenmiş coğrafi bölge ile sınırlandırılmışlardır.
Marka Temelli Franchising:
Franchisee’nin sadece franchisor’un ticari markasından faydalandığı franchising türüdür. Franchisee, franchisor’un geliştirmiş olduğu ve genel kabul görmüş olan markanın müşteri çekiciliğinden yararlanırken, bu markaya herhangi bir zarar gelmemesi için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür.
© Araş. Gör. Seçil TAŞTAN
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi