Alıntı:[B][B][B]TEMSİL HEYETİ GÜLDÜRÜSÜ[/B] [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]İki gündür Zöhre Ana Dergahının müridleri tarafından yorum bombardımanına tutulmam dolayısıyla bu yazımla birlikte bu konuyu kapatmak istiyorum. [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]İkisine de görünme sağlayarak meramımı bir anlatayım. [/B]
[B][COLOR=#2b2b2b]‘’Bir bu eksikti...Zöhre Ana (ağızları söyleyene ait olsun) adının geçtiği ilk cümlede üfürükçü, falcı, büyücü vs olarak birçok defa hakarete uğramıştı ama nihayet faşist olarak da nitelendirildi; yeni bir vasfa kavuştu!!!!!Vatana millete hayırlı olsun...Yuh yani...Peki siz Zöhre Ana'nın yerinde olsanız ve böyle bir soru ile karşılaşsanız ne derdiniz, başak hanım:- Kızınız nihayet pkk ya katılmış, birgün pkk'nın emperyalist bir terör örgütü olduğuna kanaat getirsin ama geçen süre içinde teröristlik görevini başarı ile tamamlasın ve hayırlısı ile en kısa zamanda tekrar aranıza dönsün....Bu mudur? Bunu mu söylerdiniz? Ne olurdunuz bunu söyleyince, sınıf mı atlardınız mesela, hümanist falan mı olurdunuz..Geçin bunları hanfendi...Zöhre Ana konusunda son derece bilgisiz ve bir o kadar da önyargılısınız... Siz, ilk kez duyanlara ilginç gelebilecek 18.yy söylemlerini süslü kelimelerle süsleyip, sosyal mesajlar vermeye ve sözüm ona "aydın bir şahsiyet" imajı sergilemeye devam edebilirsiniz. Saygı duyarım...Ancak, Zöhre Ana'nın şahsına özel bir konumun ve kendisine yürekten bağlı sayısız sevenin varolduğunu gözönünde bulundurmanızı; Zöhre Ana'nın insan sevgisi karşısında kendinizi bir Faşist olarak adletmenizin çok daha isabetli olacağını şahsınıza birdiririm...Zöhre Ana hakkında kullandığınız ifadelerden dolayı sizi esefle kınıyorum..’’ [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]Sayın Okur; [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]Tuhaf bir biçimde, insanların birleşimini kendime karşı çevirmek gibi bir sakar kutbum olmuştur. Birleştirme ayinime şimdi inancımla ilgili bir temel atma töreni yaparak, biliyorum, birbirini reddeden herkesi yine kucaklatacağım. İnsanoğlunun konu ne olursa olsun bir yerden birleşmeye başlamasında çok fayda var… [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]Faşist deyince lütfen- elinde kırbaçla despot bir tipleme canlandırmayınız kafanızda. Bilakis kırbacı, insansıl amacını yitirmiş, kurumlanmaların elindeki ülkü soygunculuğunun ilizyonundan bakın. Faşistlik cümlemin yeni bir yakıştırma olmasını ilginç buldum. Vatana Millete hayırlı olsun demişsiniz, Yok faşistin kendinden başkasına bir hayrı dokunmaz:::! [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]Dikkat ettiyseniz ilgili makalem de bunu amaçlamak yönündeydi. Tipik bir uslupla evliyalığa sizin kafanıza daha sağlam yer edecek haliyle ‘Türk Standartları’ getireyim. Bırakın Dünya, Ülke siyasetini, eteğine İblisin annesi dahi gelse merhamet gösterebilecek yüce gönüllülükte bir cevherdir. Evliya dediğin… Hadi diyelim bizim evliyamız Dünyevinin siyasetinden pek arınamamış, burası Türkiye! onu da anlarım. Hiç değilse bir kadının- bir annenin o saatten sonra ufak bir şevkatini merhametini diyalog da ararım. Elbette çok haklısınız. savaş eden, cinayet işleyen kimselerin iyi yaptın aferin şeklinde başı okşanamaz. Fakat, sizlerin de üzerinde özellikle durduğunuz hayatını sevgi ve Allah yoluna adamış biri için bir zavallı anneye ufak bir teskini çok göremez..Tabii merhamet tek kadının, annenin tekelinde bir kudret olamaz. İnsana mahsus bir özellikse büyüteçle gereken insanlığı da arayalım hadisede…İnsanlıktan başka şeyler anlayabiliriz. Esas mesele de bu sanırım varolmanın dayanılmaz ağırlığı işte…! [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]Anlattığınız ve bildiğim kadarıyla yapmadığı iş değil. Hele hele inşallah yaşıyorsa da ölür şeklinde bir beddua, eti nefesi aşmış bir evliyanın üzerine hiç oturmaz! [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]Ağzı olan konuşuyor demiş biri. Ağzı olup da mürit nasıl olunuyor? Yahut da ağzın yukarılarında ne eksik oluyor? Ben de bunları yazıyorum. Dolayısıyla konuşuyor, sorguluyorum sizlerce bir mahsuru olmazsa eğer…. Ama inanın çok severim ben de erdemi eğer arkası varsa. Hümanizmin kriterlerini belirleyecek aşamada dünya hazlarını sizler kadar aşmış kişi değilim. Sadece samimiyetin belirleyebileceğini tahmin etmekle yetiniyorum. Ha genelde bütün sahte ortamlarda , açık yürekliliğe kabalık adı verilir bunu da çok iyi pratiklediğim söylenebilir. Zöhre Ana konusunda ne gibi bir bilgim ve ön yargılarıma dair cümleler için şunları da söyleyeyim. Ederinden beş on misli fiyatlara satılan kitapları bunları alıp da bizim evde sessizce yol parasını harcamış halamın, masum mağduriyeti ilginç bir anıdır. Bu edinilmiş maddiler dergah ve yine aynı yön için harcanmıştır belki bilemiyorum. Formunuza davet üzerine sitenize üye olup bir gezinti yaptım. Form, tartışma düşünme feyiz alma durumları elbette iyi niyetli olarak bakarım. Hatta yoğun yazışma trafiğinde konuştuğumuz bir arkadaş dergahın şeffaflığını, görüp bilmeden hata ettiğimi anlattı… [/B]
[B][COLOR=#2e2e2e]Sonra çocukluğumdan hatırladığım yine sabahtan akşama kadar içeriye alınmayı beklemek gibi bir sahne var. Sanırım görüşmeyle ilgili organizasyonlar da hale yola konmuş olmalı…Elma ve Ummandan ne anladığıma gelince, o çocuk yaşımda Adem ve Havva ‘nın elma faiciasının çocuk ve üremeyle ilgili bir sembol olabileceğini savlamıştım. Ummana gelince : zikir, meditasyon, nirvana vb.. Allaha evrene ulaşmanın her türlü yolundan yordamından haberdarım. Üzerinde durulması gereken bir başka mevzu da en dişe dokunur olan bu. Zöhre ana’nın web sitesinde gördüğüm anket! İşin iç yüzünü bilemem belki öylesine konulmuş bir sorudur ama, ne zamandır yazmak istediğim bu konuyu az açmak istiyorum: [/B]
]Aleviliği kim temsil etmeli?
]Yaşayan bir pir "Zöhre Ana"
]Alevi dernek ve vakıfları (ABF, Cem Vakfı vb...)
]Dedeler
]Bir siyasi parti
]Aydınlar, sanatçılar (erdoğan çınar, ünsal öztürk gibi)
]Alevilikle ilgisi olmayan gerçek veya tüzel kişiler
]Diğer (lütfen belirtiniz)
[/B]Alıntı:[COLOR=#2b2b2b]Ankette Zöhre ananın temsil etmesine yönünde oy açık ara fark atmış. Bu çok dar kafalı bir Anket. Kaç milyon alevinin dinsel eylemini ve inancını Tanrı ile arasındaki yüceliği nasıl bir kişi yahut da kurum temsil etme hakkına sahip olabilir ki? Dede de dinlenir, Zöhre ana da okunur, Erdoğan Çınar da…Çok daha başkaları da… Tanrı ile herkesin kendi bireysel yordaması olmadıktan sonra bunun adı kimse kusura bakmasın olsa olsa rant olur…Adamın biri beni temsil için dernek kurmuş ne hakla? Bir tanesi de yine Alevilere yardımcı olmak maksadıyla milletvekili oldu?’’ Bektaşilikte Zaman’’ adlı kitabı yazanın aynı kişi olmama ihtimalinin buruk hezeyanı içindeyim aynı zamanda…
[COLOR=#2b2b2b]…
[COLOR=#2b2b2b]Yaptığın işe inanırsan zaten tarih senin temsiliğini kutsayabilir. Hele inançla ilgili bir durumda şu temsil dayatması neyin nesidir? Okursun, inanırsın, sohbete meclise gidersin ibadetini hakkıyla yerine getirirsin olur biter… illa başa bir otorite dikmek gereksinmesi bana sadece böyle yazarken tebessüm ettirir…
Hintli bir derviş, belki (Evliya) ‘’Ben insanlara inandıkları biçimlerde görünürüm ‘’demiş
Hristiyanlar arasında gerçekliği ispatlanmış[COLOR=#0066cc]stigmata vakaları, Alevi kadınlar arasında çok sık rastlanılan Hızır betimli rüyalar(ufak ama keskin mucizelerdir), Bir Budist’in Buda ile ilgili bir ruhani görmesi, sufi deneyimleri, en bayağı olanlardan televizyonda bol bol izlediğimiz kendine şiş batırma, zikir
törenleri vb bu aforizmaya netlik getirecek ufak tefek örneklerdir. Yani inandığı biçimde tansıgı nükseder. Sonra, Aleviler de bu anlamda kendi aralarında en az üçe ayrılmakla birlikte reenkarnasyon ve karma inancı Alevilikte baskındır. Hatta Ali’nin Atatürk’ün bedeninde tekamül ettiği inancı bir kısmında yaygındır.
Atatürk’ün ruhani ve psişik özelliklerinin etkin olduğuna inanılır. Buna ben de katılıyorum fakat şu şartla katılıyorum. bu salt Atatürk’e özgün bir yeti değildir. Bütün çağlarda değişimlere neden olmuş, tüm liderlerde bu yetenekler vardır. .Aslında her insanda mevcut olan güçlerdir. Hatta Naziler dahi Tibetli insiyeli rahiplerle ilişki halindeydi. Kullanıldıktan sonra karargahtaki 12 rahip cesedini bilen bilir. Gizli Thule Trikatı’nın üyeleri arasında Rudof Hess, Karl Hauushoffer, Alfred Rosenberg ve Adolf Hitler isimler başı çeker. Nazi partisinin kurucu üyelerinden Karl Haushofer in anormal ötesi yeteneklere sahip olduğu bilinmekteydi. Hitlerin ‘’ses majisi’’ büyük kitleleri etki altına alabilmesini sağlamıştır.
Kürt Sait(Saidi Nursi) Atatürk’e karşıt bir lider bakarsanız psişik anlamda derin ve güçlü özelliklere vakıf biriydi yine. Bu tür güçler sosyal, kültürel temellerin sınırları kadar bilgidir. Çözümse bütün bilgileri birleştirmek, Evrenselleştirmek…
[COLOR=#2b2b2b]Tanrı inancına sahip olduğunu sananla, olmadığını hissedenin arasında kanımca hiç fark yoktur. Ütopyayı reddedenle kabul eden aynı uzak mesafededir. Görünüyorumu ummaktan başka bir dileği yoktur ılımlı dindarın…Aslında görülmüyormuş gibi yaşıyordur. Tanrıyı uzaklaştırmak her renkten rantı yakınlaştırmak olduğundan, çağcıl dindarlık Tanrı hesabını ölümden sonraya itelemiştir.
[COLOR=#2b2b2b]. Halbuki Tanrı bizzat deneyimlenebilecek bir olgudur. Bu yakınlığı inkar eden kafirler için , mansur’u ve Nesimi’yi katledecek kadar uzaklardadır tanrı… Hasan İbni Sabbah’ı terörist ilan edecek kadar,Kliselerin psişik yetileri kuvvetli olanları cadılık gerekçesiyle yakılması...korkunç meseleyle ilgili binlerce örnek var….
[COLOR=#2b2b2b]Baktığınız zaman bütün eski çağ uygarlıklarına- Semavi dinlerin de öncesine özellikle. Bütün dini sembollerler birebir benzerlik gösteriri. Sümerlerle Alevilik nerdeyse tıpatıp aynıdır. Erdoğan Çınar’ın Aleviliğin gizli tarihini şiddetle tavsiye ederim bu arada…
Yine Daya-net’in hurafe bildirgesi elden ele dolaşıyor haberlerde. Dinler tarihini eşeleyen herkes hurefelerin düşündürücü bir alt yapısı olabildiğini bilir.Herşey simetri ve maddelerle formüllenme olasılığını ve de… Belki toplu bir obsesif şuurdur. Kanımca bu yine obsesyonla yenilebilecek bir özdür. Bizler sadece bölüp toplamayı biliyoruz. İnsanlık tarihiyle
İlgili ne kadar geriye giderseniz aslında astroloji, uzay bilimi ve başka türlü ilimlere şimdikinden biraz fazla yakın seviyelerde olduğumuzu görmek zor değildir.( Balta girmemiş ormanlardaki yerli kabilenin, henüz keşfedilmiş bir yıldızın, uzaklığını ve başka türlü astrolojik olayları hesaplayabilmeleri… nerden öğrendikleri sorulduğunda dedelerimiz yanıtları. yine her hangi bir örnek…
Sonuç olarak Zöhre Ana’nın doğa üstü güçleri olabilir. Salt pozitivist bilgilerle hiç beslenmedim. Tek yönde kendini geliştirmiş tüm aydınlanmalardan elimden geldiğince de uzakta dururum . Bilgili biriyle keyif alınacak konu tipidir ezoterizm bana göre….Bilgisizlikleriyle yine şu yazıma dahi deli Cevat muamelesi yapacaklar bilirim kesinlikle.
Ama herkesin de vardır demek istediğim. Biri doğuştan donanımlı, biri kısayolla başarır, öteki yolu dolanır. Ama vardır…Ben o makalem de bu konudaki şahsi düşünceme eşit uzaklıkta bir mesafeden baktım. Meramım başkaydı. Sanırım o hiç anlaşılamadı....!
( MEVLANA’NIN MANSUR İÇİN SÖYLEDİĞİ)
"onun söyledikleri bizim söylediklerimiz yanında çok hafif kalır; fakat biz sır tutmasını bildik ve kurtulduk."
[QUOTEZöhre Ana ile ilgili yapmış olduğunuz yorumlarla gerçek Alevilik yolundan uzak, Pir inancından habersiz, Alevi adı altında dolaşan sizin gibi insanların ilgisini çekebilirsiniz. Onların gözünde ve kafalarında yukarılarda bir yerlerde, tarihteki diğer boş şahsiyetler gibi yalan yanlış yazdıklarıyla çizdikleriyle adam yerine konuldukları gibi sizi de bir yerlere koyabilirler. Tıpkı bugün Erdoğan Çınarı olduğu gibi, eskide Sayidi Nursiyi olduğu gibiErdoğan Çınar bugün Alevilikten habersiz, Bizanslıların yalan yanlış kaynaklarını yanlış bir şekilde Türkçeye çevirmek suretiyle Alisiz bir Alevilik yaratarak, Sayidi Nursi ise, çoğu bana göre komedi olan gerici ve yobaz fikirleriyle, Ayrıca bir sürü Alevi Pirlerinin sözlerini çalarak kendi sözleriymiş gibi kendi üslubuyla yorumlayarak, yalnızca sizin gibi gerçek İslami bilgilerden yoksun insanların ilgisini çekmeyi becermiş, sahte halk kahramanlarından başka bir şey değillerdirSayidi Nursiyi Atatürkün karşısına koyarak bir karşılaştırma yapmış olmanız aslında; çok bilen, ancak bildiklerinin hepsi boş olan insan örneğine sizi o kadar güzel örnek göstermiş kiSayidi Nursinin mistik kişiliği, aynı bugün Fettullah Gülen gibi şişirilmiş bir kişilikten öte bir şey değildir. Fetullah Gülen bugün Amerikada gününü gün ederken onu yalnızca cdlerde, tvlerde, gazete ve kitaplarda tanıyan öğrencileri ve diğer yandaşları da aynı şekilde mistik bir kişiymiş gibi Fettullah Güleni resmen peygamberleştirdikleri gibi Sayidi Nursiyi de aynı şekilde Atatürk düşmanı gerici çevreler kahramanlaştırmışlardır. Yarın bir gün sizin gibi çok şey bildiğini zanneden bir yazar çıkarda Fetullah Güleni Atatürkün karşısına koyarsa hiç şaşırmamak lazım Her devirde peygamber yerine bir eren vardır; kıyamete dek bu böyle sürer gider. MevlanaEvet sayın Başak Polat hanım, Mevlananın da dediği gibi her yüzyılda bir evliya gelecekİşte geçmiş yüzyılın evliyası Mustafa Kemal Atatürk, şimdiki yüzyılın evliyası da Zöhre AnadırBir Mustafa Kemal Atatürk, Sayidi Nursi gibi bir iki yazıp çizdikleriyle şişirilmiş boş bir kahraman değildir. Söylediklerini yapmış, yalnızca yaptıkları söylemiş gerçek dört dörtlük bir insandır. Ne kadar tarih kitaplarında yalnızca ileri görüşlü bir lider olarak tanıtılsa da, insanlığa yaptığı hizmetleriyle, peygamber ocağı olan askerlik ocağına yaptığı hizmetleriyle, bu hizmetleri yaparken kısa zamanda insan üstü bir sürü mucizeler gerçekleştirmesini, tarihteki sıradan başarılar sergilemiş diğer liderlerle karşılaştırmak tam bir gaflet uykusun içinde olmayı gerektirirAtatürkün olacakları önceden söylemesi birer kehanet değil, bir evliyanın her dönemde gösterdiği kerametleridir. Bunu dahi görmekten aciz bir kişi olarak kafanıza göre karşılaştırmalar yapmanız, sizi boş fikirler üretmekten öteye götürmez.Üstelik Atatürk gibi yüce bir şahsiyetten, sizin gibi akşama kadar yiyip, içip, gezip, bir iki şey yazıp, çizip, karalamaktan başka bir işe yaramayan basit sıradan bir şahsiyettin, böyle Atatürkten basit bir insanmış gibi bahsetmesi çok daha şaşılacak gülünç bir durumdurBugün de Zöhre Anayı da daha tanımadan, dışarıdaki üfürükçü, falcı veya herhangi üstün yeteneğe sahip sıradan bir insan gibi göstermek de aynı şekilde gerçeklerden habersiz yaşamaktan başka bir şey değildir. Tabi Mustafa Kemal Atatürkün engin gerçek kişiliğini anlamaktan uzak insanların Zöhre Anayı da anlayamamaları çok da şaşılacak bir şey değildir. Çünkü Zöhre Ana Atatürkten farklı bir şahsiyet değildir. Aynı Mustafa Kemal Atatürk gibi bir sürü ilim, ışık ve kerametler sergilemektedir. Tabi bunları şov amaçlı yapmadığı için, yalnızca Hak yoluna gönül vermiş, Alevilik yoluna, Ehlibeyte gönül vermiş kendi ışığı altında toplanmış insanlara göstermektedir. Kapısı da saygılı bir şekilde gelen her kese açıktırDolayısıyla Zöhre Ana ile ilgili gerçekten iyi niyetli ve samimi bir yorum yapmak, toplumu gerçekler ışığında aydınlatmak gibi iyi niyetli bir tavır içerisinde olmaya niyetliyseniz, gelip Zöhre Ana ile canlı bir şekilde tanışıp tartışmanızı dilerim. Böylece sizleri yalnızca Alevilik yolundan habersiz, Alevi adı altında dolaşan insanlardan hariç, gerçek Aleviliği yaşayan insanlarda belki az olsun ciddiye alırlarİnsanların inancını yaşamak için bir aracıya gerek yok demişsiniz. Doğrudur. Sıradan bir insanın aracılığına ihtiyacı yoktur. Ancak evliyalar Allahın elçileridir. Onların görevleri insanlara Allahın varlığını ve birliğini anlatmak, doğruyu güzeli göstermektir. Bütün bunları, insani değerleri, İnanç ve ibadet ile ilgili gerçekleri öğrenmek için gerçek bir öğretmen gerekmez mi? İşte O öğretmenler evliyalardır.Elini Pirden başkasına verme; onun elini tutan Allahtır. MevlanaKabul edersiniz ki peygamberler gelmemiş olsaydı, siz bugün Hakka olan inancınızdan, bahsedebilirmiydiniz? İşte art niyetli insanlar tarafından orjinalliği kaybolmuş Hakka olan inançların, tekrar tekrar gerçeklerle buluşması için, asıl gerçek orjinalliğine kavuşması için, her yüzyılda bir evliya; geçmişte de gelmiş, bugün de gelmiş, gelecekte de gelecektir. Sizler ne kadar inkar etseniz de bu gerçekler hiçbir zaman değişmeyecektir. İnkar edenler her devirde olmuştur, olacaktır da. Ancak güneşi balçıkla sıvayamazsınızAllah ile oturup kalkmak isteyen kişi, veliler huzurunda otursun. Velilerin huzurundan kesilirsen helak oldun gitti. MevlanaZöhre Ananın mekanında sıra beklemekten bahsediyorsunuz. Bende o sırayı çok bekledim. Ancak şunu da bilmenizi isterim ki ondan önce senelerce hastane kapılarında bekledim. Sayısız hastane, sayısız doktor kapısında beklememe rağmen, sayısızca ilaç içmeme rağmen, bir sürü paralar ödememe rağmen, yakalanmış olduğum astım bronşit hastalığından bir türlü kurtulamadım. Ne zaman ki artık nefes alamamaya başladım, son çare olarak dileğimi tutup Zöhre Ana kapısına gittim bekledim. Senelerce doktor kapısında beklememe rağmen gitgide kötüleşen ben, Zöhre Ana kapısında birkaç saat bekledikten sonra zor nefes alır bir halde dileğimi tutup Zöhre Ananın karşısına çıktım, rahatsızlığımı anlattım, Zöhre Ananın bir duasıyla on dakika sonra, yeniden doğmuş gibi rahat bir şekilde nefes alarak, o anda sağlığıma kavuşmuş bir şekilde evime döndüm. Üstelik hiçbir ücret de ödemedimAyrıca o bahsettiğiniz paralı kitabından ben de aldım. Hem de hiç düşünmeden. Neden mi? Çünkü siz de kabul edersiniz ki onca hastane kapılarında harcadığım milyarlar karşısında birkaç milyonun hiçbir değeri yoktur. Ancak şunu da bilmelisiniz ki o kitabın manevi değeri paha biçilmezdir. Dolayısıyla hastane kapısında günlerce beklemek yerine, Pir kapısında birkaç saat sabredip bekleyerek şifayı almak sizin gözünüzde gerçeklerden habersiz olduğunuz için çok büyümüş olabilir. Ancak orayı bilenler için bu büyük bir mutluluk, şeref ve gurur verici bir şeydirOnun için bir şeyleri eleştirirken kaynağından araştırıp, anlatılanlarla değil, görerek, yaşayarak fikir sahibi olduktan sonra eleştirirseniz eminim daha çok ciddiye alınırsınız. Yoksa demezler mi; kardeşim Zöhre Anayı bilen, gören, yaşayan benim. Benim anlatmam gerekiyorken hiç görmeyen biri olarak Zöhre Anayı tanımadan görmeden anlatmak sana mı düştü? Değil mi ama?[/QUOTE]
]forum.bagımsıztürkiye isimli siteden alıntıdır.

![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)