Bugün sizlere, amansız hastalığı(!) nedeniyle, ABD’de uzun yıllardır acılar içerisinde(!) yaşamakta olan Fetullah Gülen hakkında, birçok kişinin bildiğini tahmin ettiğimiz ama bilmeyenlerin öğrenmesinin yararı yanında, bilenlerin yeniden anımsamasında fayda olduğunu düşündüğümüz kimi önemli bilgi aktarımlarında bulunacağız. Bilmiş olsak dahi, gerçeğin göz ardı edilmemesi açısından sık sık kamuoyuna sunulması gereken bilgiler.
Bilginin kaynağı; “Neden Oy Kullanmıyorum?” adlı kitap. Yazarı Mehmet Ali Şadoğlu. Ulu önder’e karşı önyargılı ve saplantılar içerisinde, Atatürk karşıtı bir yazar ( yazarın aymazlığına başka bir zaman ayrıntılı olarak değineceğiz). Kitap 2006 Nisan ayında Uno Yayınlarından çıktı.
Buyurun kitabın 49 ve 50. Sayfalarında yazılanları birlikte okuyalım.
“Fettullah Gülen, cemaatinin kendisini gizleyip, ekonomik vurgunlarını rahatça sürdürebilmesi için, 28 Şubat’tan sonra aldığı kararlar dehşet vericidir. Söz konusu kararlarla ilgili dikkat çeken fevkalede vahim konu, İslami her değerden vazgeçtiği halde, bir tek ‘para’ dan vazgeçemediği ve böyle bir sinsiliğe tarih boyunca rastlanmadığıdır.
1- Evlerde bulunan Risale-i Nur Küllüyatları kaldırılacak. Herkes bu eserleri sivil olan akrabalarının yanına götürecek.
2- Evlerden Hocaefendi’nin kaleme almış olduğu eserler kaldırılacak. Kuran-ı Kerim’den başka hiçbir dini kitap kalmayacak.
3- Evlerin giriş kısmına, hatta dış kapı açıldığında görülebilecek yerlere Atatürk fotoğrafları asılacak. Odalarda, 10. Yıl Nutku ve İstiklal Marşı duvarlarda olacak.
4- Evlerde görünür yerlerde Nutuk gibi kitaplar bulunacak.
5- İşyerine giderken, Sabah, Milliyet, Cumhuriyet gibi gazeteler alınıp götürülecek ve işyerinde herkesin görebileceği yerlere bu gazeteler konulacak.
6- Zaman gazetesi, Aksiyon, Sızıntı gibi dergilere başka isimler altında abone olunacak. Dergi ve gazete ücretleri yatırılacak. Fakat kesinlikle ev adresi verilmeyecek. Bu yayınlar evde bulunmayacak.
7- Telefonlar istihbarat birimleri tarafından dinlendiğinden, telefonlarda kesinlikle dini konuşmalar yapılmayacak. Selam verilmeyecek. Hatta hayırlı sabahlar bile denilmeyecek. İyi günler, günaydın türü konuşmalar yapılacak.
8- Telefonda hizmetler hakkında konuşmalar yapılmayacak. Hiçbir elamanın ismi zikredilmeyecek. Adres verilmeyecek. Sohbet yapılacak evler hakkında konuşulmayacak.
9- Eğer herhangi bir evde buluşma olacak ise telefonlarda kodlu konuşulacak. Mesela ‘Bu akşam maçı nerede seyrediyorsunuz.
10-Cuma namazlarına üst üste üç hafta gidilmeyebilir. Bu nedenle birimlerde bulunan elamanlar elemanlar üç gruba ayrılacak. Her hafta bir grup gizlice Cuma namazına gidecek. Diğer iki grup birimlerinde kalacak. Birim amirlerinin önünde bulunarak dikkat çekilmeyecek. Hatta mümkünse Cuma vaktinde, Polis Evi’nde birim amirleri de çağrılarak yemekler tertiplenecek. Kurum içerisinde bulunan halı sahalarda yine birim amirleriyle maç yapılacak.
11- Kesinlikle hiçbir vakit namazı işyerinde kılınmayacak. Cem edilecek. Yatsı namazında evde topluca kılınacak.
12- Çöp kutularından boş bira kutuları ve içki şişeleri toplanacak. Evlerde çöpler dışarıya konduğunda bu şişelerden ve kutulardan birkaç tanesi çöpün görünen kısımlarına konulacak.
13- İşyerinde kendi cemaatimizden başka bir grubun ya da başka bir cemaatinin başı derde girdiğinde kesinlikle yardım edilmeyecek. Hatta görmemezlikten gelinecek.
14- İşyerinde lehimizde ve aleyhimizde cereyan edecek tüm konular anında bağlı olunan imama bildirilecek.
15- Önceden hanımlarının başları açık olup sonradan kapananlar, eşlerinin başını açacak. Eşinin başını açan her eleman eşiyle beraber birim amirlerinin görebileceği yerlere gidecek.
16- Önceden hanımlarının başları kapalı olsa dahi önemli yerlerde çalışanlar mutlaka hanımlarının başlarını açacaklar.
17- Akademi, kolej ve polis okulu öğrencileri hafta sonunda (cemaatin) dershanelere gönderilmeyecek.
18- Tüm öğrenciler pastane ve lokal gibi yerlerde buluşacak.
19- Tüm akademi, kolej ve polis okulu öğrencileri mutlaka bilgisayar kursuna gidecek.
20- Kurban bayramlarında hiçbir elaman kurban kesmeyecek. Deri toplama işine girmeyecek. Fakat tam bir kurban parası imama verilecek ve bu para hizmete aktarılacak. Hizmetten bu elamanlara sadece bir but gönderilecek. Böylece deri toplama işi olmayacak. Herkes kurban kesmiş olacak. Çevreye kurban kesmedik denecek.
21- İşyerinde ve çevrede laiklik ve Atatürkçülüğü öven konuşmalara iştirak edilecek. Dini öven gruplardan uzak durulacak
Fethullah Gülen'e ''peygamber'' benzetmesi!
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
8
Okunma / Görüntüleme
4189
Fethullah Gülen'e ''peygamber'' benzetmesi!
Fethullah Gülen'e ''peygamber'' benzetmesi!
Heralde şu aşşağıdakilerde 28 şubattan önce aldığı kararlar
Fetullah Gülen bir Atatürk düşmanıdır.Bunu şu sözlerinden anlayabiliriz;
Fethullah’ın Atatürk Düşmanlığı
1986′da, Özal’ın Başbakan olduğu dönemde, “Kendi okulunu kendin yap” kampanyası başlamıştı ve kampanyayı dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren açmıştı.
Özal, vakıfların, derneklerin de özel teşebbüs olarak okul açabilmesi için yasal düzenlemeye gidince fetullaha okul açma önerisi gelir. Ama ilk başlarda eski nurcular ve gülen pek sıcak bakmıyorlardı.
Okul açma önerisine şu şekilde karşı çıkmıştı gülen:
“Atatürk büstü koymadan okul açılmalı. Okul açıp Atatürk büstleri koyarsak millet bize ne der? Allah bize gazap verir.”
Gülen, söz konusu tepkileri gerekçe göstererk okullara tereddüt gösterdi, fakat dışarıya karışı şu açıklamayı yaptı:
“Biz yapamayız… Öğretmenimiz yok, okul idaresinden anlamayız. Yetişmiş elemanımız idari ve eğitim kadromuz yok..”
Buna rağmen, İzmir’in Bozkaya semtideki talebe yurdunu “Yamanlar Koleji” adıyla koleje çevirdiler ve böylece ilk fesat tohumu ülkeye atıldı..
Buna rağmen fettoş rahat değildi, nasıl “putu” yani “Atatürk büstünü ve resmini oraya koyarız diye…”
Nitekim okulun bir tarafından arkadan lambayla aydınlatıldığında görülebilen camdan bir siluet halinde yapıldı Atatürk portresi… Bir yetkili okula geldiğinde, lamba yakılıyor ve Atatürk portrresi görülüyordu. Yetkili gittiğinde ise duvarda siyah bir cam görülüyordu sadece!!!
1980′lerin ikinci yarısındayken Atatürk’ün resmine bile tahammül düzeyi bu kadardı…
Bir gün, yukarıda anlattığımız Atatürk portresinin bulunduğu yerde, kablo ateş aldı ve yangın çıktı. Fettoş o derece Atatürk düşmanıdır ki olayı şöyle açıkladı:
“İşte “bu adamın” yüzünden! Allah’ın hoşuna gitmedi ve o da yandı. İşte görüyorsunuz, Allah razı değil!”
Gülen, Kestane pazarında da kayıt yapacağı öğrencilere soru olarak “Atatürk’ü sevip sevmediklerini” sorardı. Sevdiği cevabı veren öğrencilerin kaydını da tabi ki yapmıyordu.
Gülen şimdi televizyonlarda Atatürk’ün ne kadar büyük bir asker olduğunu anlatıyor.. Oysa seneler boyunca yaptığı Atatük düşmanlığı biliniyor.
]Bence yüceler yücesi Atatürk'ün kudretini biraz olsun anlayıp
]beyinlere Atatürk sevgisini aşılamaya çalışsaydı,fetullahcı okullarından ve orda ögrettiklerinden daha fazla sevap kazanırdı.
]O kadar çok Atatürk'le uğraşırsa resimlerini bile okullara sığdırmassa yakalandığı hastalığa ve bunun amanszlığına şaşırmamak lazım.
Fetullah Gülen bir Atatürk düşmanıdır.Bunu şu sözlerinden anlayabiliriz;
Fethullah’ın Atatürk Düşmanlığı
1986′da, Özal’ın Başbakan olduğu dönemde, “Kendi okulunu kendin yap” kampanyası başlamıştı ve kampanyayı dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren açmıştı.
Özal, vakıfların, derneklerin de özel teşebbüs olarak okul açabilmesi için yasal düzenlemeye gidince fetullaha okul açma önerisi gelir. Ama ilk başlarda eski nurcular ve gülen pek sıcak bakmıyorlardı.
Okul açma önerisine şu şekilde karşı çıkmıştı gülen:
“Atatürk büstü koymadan okul açılmalı. Okul açıp Atatürk büstleri koyarsak millet bize ne der? Allah bize gazap verir.”
Gülen, söz konusu tepkileri gerekçe göstererk okullara tereddüt gösterdi, fakat dışarıya karışı şu açıklamayı yaptı:
“Biz yapamayız… Öğretmenimiz yok, okul idaresinden anlamayız. Yetişmiş elemanımız idari ve eğitim kadromuz yok..”
Buna rağmen, İzmir’in Bozkaya semtideki talebe yurdunu “Yamanlar Koleji” adıyla koleje çevirdiler ve böylece ilk fesat tohumu ülkeye atıldı..
Buna rağmen fettoş rahat değildi, nasıl “putu” yani “Atatürk büstünü ve resmini oraya koyarız diye…”
Nitekim okulun bir tarafından arkadan lambayla aydınlatıldığında görülebilen camdan bir siluet halinde yapıldı Atatürk portresi… Bir yetkili okula geldiğinde, lamba yakılıyor ve Atatürk portrresi görülüyordu. Yetkili gittiğinde ise duvarda siyah bir cam görülüyordu sadece!!!
1980′lerin ikinci yarısındayken Atatürk’ün resmine bile tahammül düzeyi bu kadardı…
Bir gün, yukarıda anlattığımız Atatürk portresinin bulunduğu yerde, kablo ateş aldı ve yangın çıktı. Fettoş o derece Atatürk düşmanıdır ki olayı şöyle açıkladı:
“İşte “bu adamın” yüzünden! Allah’ın hoşuna gitmedi ve o da yandı. İşte görüyorsunuz, Allah razı değil!”
Gülen, Kestane pazarında da kayıt yapacağı öğrencilere soru olarak “Atatürk’ü sevip sevmediklerini” sorardı. Sevdiği cevabı veren öğrencilerin kaydını da tabi ki yapmıyordu.
Gülen şimdi televizyonlarda Atatürk’ün ne kadar büyük bir asker olduğunu anlatıyor.. Oysa seneler boyunca yaptığı Atatük düşmanlığı biliniyor.
]Bence yüceler yücesi Atatürk'ün kudretini biraz olsun anlayıp
]beyinlere Atatürk sevgisini aşılamaya çalışsaydı,fetullahcı okullarından ve orda ögrettiklerinden daha fazla sevap kazanırdı.
]O kadar çok Atatürk'le uğraşırsa resimlerini bile okullara sığdırmassa yakalandığı hastalığa ve bunun amanszlığına şaşırmamak lazım.
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler
Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.
Mürşit Zöhre Ana..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi