Dişi Aslan
Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye
çekişmeye başlarlar.
Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.
"Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sormuşlar aslana.
"Bir." diye yanıtlar dişli aslan. "Fakat ben aslan doğururum."
[COLOR=RoyalBlue]DERSIMIZ; NITELIK, NICELIKTEN ÖNEMLIDIR.
YENGEÇ ILE ANNESI
"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne
yengeç çocuğuna.
"Düzgün yürüsene ! " der.
- "Pekala anne" der çocuk.
- "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim. "
[COLOR=RoyalBlue]DERSIMIZ; HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNDE GELIR?
ASLAN, KOYUN, KURT VE TILKI
Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin
kokup kokmadığını sorar.
Evet ! ? diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve
koyunu oracıkta parçalar.
Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu
sorar.
Hayır ! ? diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık
yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz.
Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar.
Tilkinin yanıtı şöyle olur;
- Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor ! ?
[COLOR=RoyalBlue]DERSIMIZ; AKILLI KIŞI TEHLIKELI DURUMLARDA KONUŞMAZ !!!
HASTA GEYIK
Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek
için güzel otlarla dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar.
Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok
hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir.
Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya
başlayınca kısa süre sonra tüm otlar biter.
Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şeyi
kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.
[COLOR=RoyalBlue]DERSIMIZ; SIZCE?
NOT: HERŞEYİ BİZDEN BEKLEMEYİN BİRAZDA SİZ DÜŞÜNÜN..
Felsefik masallar...
Felsefik masallar...
Felsefik masallar...
Boğanın Boynuzundaki Sivrisinek
Sivrisinek uçarak gidiyormuş. Bakmış boğa, kendisiyle aynı yönde yürüyor. Hemen boynuzlarından birine konmuş. Varacağı yere yaklaştığında boynuzdan kalkmış; giderayak boğaya:
-Ah, seni kimbilir ne yordum, ne ağırlıklar verdim? Kusura kalma e mi? İşte utandım, gidiyorum, demiş.
Boğa kahkahayı basmış:
-Ben senin geldiğini bile duymadım ki, a sivrisinek! demiş. Nerde kaldı gideceğini duyayım!
Bir şey olmadıkların kendilerini bir şey sanan insanlar, ne kendilerine yararları dokunur ne de başka kimselere. Bu masal kibirli davranan insanların boşunalığını örnekliyor
Sivrisinek uçarak gidiyormuş. Bakmış boğa, kendisiyle aynı yönde yürüyor. Hemen boynuzlarından birine konmuş. Varacağı yere yaklaştığında boynuzdan kalkmış; giderayak boğaya:
-Ah, seni kimbilir ne yordum, ne ağırlıklar verdim? Kusura kalma e mi? İşte utandım, gidiyorum, demiş.
Boğa kahkahayı basmış:
-Ben senin geldiğini bile duymadım ki, a sivrisinek! demiş. Nerde kaldı gideceğini duyayım!
Bir şey olmadıkların kendilerini bir şey sanan insanlar, ne kendilerine yararları dokunur ne de başka kimselere. Bu masal kibirli davranan insanların boşunalığını örnekliyor
Babam Seninle Dogdum Seninle Ölecegim Varsın Bana Ölüm Senin Yolunda Senin Işıgında Gelsin Grurumsun Pirimsin Atamsın Örnek Aldıgım Tek Lidersin BABAM
Atatürk
Atatürk
Felsefik masallar...
Bu Sana Neyi Gösteriyor?
Bir bilim adamı ile karısı birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemekten sonra çadırlarına girip uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam karısına kendisini neden uyandırdığını sorar.
Karısı:” Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle .” der.
Adam, önce yıldızlı gökyüzüne sonrada karısına bakar ve biraz huzursuz; “ Bunu sormak için mi uyandırdın beni?” diye sorar.
Karısı ısrarla tekrarlar: “ Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.”
Adam üfleyip püfleyip kafasını tekrar yukarıya çevirir. “ Baktım işte, bir sürü yıldız görüyorum. Işıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız….”
Karısı tekrar sorar: “ Peki bu sana neyi gösteriyor?”
Artık uykusu iyice kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir. “ ]Teolojik olarak ; Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. ]Felsefi olarak; evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum. ]Astronomik olarak; galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını ve yıldızların konumuna bakarak saatin yaklaşık üç sularında olduğunu görüyorum. ]Meteorolojik olarak ]da; bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.
Niye sordun şimdi bana? Sana neyi gösteriyor?”
Kadın: “ Hayatım, çadırımızı çalmışlar!”
]
] Sonuç: Yalnızca bilmek yetmez, olaylara doğru bakmak da önemlidir…
Bir bilim adamı ile karısı birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemekten sonra çadırlarına girip uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam karısına kendisini neden uyandırdığını sorar.
Karısı:” Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle .” der.
Adam, önce yıldızlı gökyüzüne sonrada karısına bakar ve biraz huzursuz; “ Bunu sormak için mi uyandırdın beni?” diye sorar.
Karısı ısrarla tekrarlar: “ Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.”
Adam üfleyip püfleyip kafasını tekrar yukarıya çevirir. “ Baktım işte, bir sürü yıldız görüyorum. Işıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız….”
Karısı tekrar sorar: “ Peki bu sana neyi gösteriyor?”
Artık uykusu iyice kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir. “ ]Teolojik olarak ; Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. ]Felsefi olarak; evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum. ]Astronomik olarak; galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını ve yıldızların konumuna bakarak saatin yaklaşık üç sularında olduğunu görüyorum. ]Meteorolojik olarak ]da; bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.
Niye sordun şimdi bana? Sana neyi gösteriyor?”
Kadın: “ Hayatım, çadırımızı çalmışlar!”
]
] Sonuç: Yalnızca bilmek yetmez, olaylara doğru bakmak da önemlidir…
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi