You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Administrator
Faşizm
FAŞİZM



Meydanda avazım çıktığınca bağırmıştım :

“Türkiye’de faşizm var. Daha da ağır bir baskı kuracaklar. Faşizme, korkunun krallarına karşı omuz omuza mücadeleye çağırıyorum sizleri…” demişim 4 Kasım 2006 Ankara Tandoğan mitinginde.

Türkiye’de faşizmin geliştiğine kesin karar verişim ise 2003 yılının hemen başıdır. 2002 yılında ben dahil sevmediği gazetecileri işlerinden etmeyi maharet sayıp, despotizmini “onları yuvarladım” ya da benim için söylediği sözlerle, “rejimin cazgırı vardı ne oldu ona şimdi? Nerede? İşsiz!” diyen bir Başbakan’ın Faşizmden başka sığınağı olabilir miydi?

Türkiye bugün, kılavuzsuz dünyanın, en dengesiz ve patlamaya hazır coğrafyasında, AKP iktidarı nedeniyle başı kesik tavuk gibi savrulup durmaktadır. AKP bu savrulmaların yarattığı kaygı ve korkuyla uluslar arası ödünler ve içeride giderek daha sertleşen bir tutumla iktidarını devam ettirme arzusunu “ne olursa olsun” diyerek herkese ve kesime zorla kabul ettirme amacında.

AKP’nin uygulamaları neden “Faşizm”dir?

1- ABD ve AB desteği, planlaması ve açık dayatmasıyla iktidara geldikten sonra; muhalifleri susturma, medyayı ele geçirme, gazetecileri ve toplum önderlerini baskılama, iletişim, haberleşme, sendikal hak ve özgürlüklerin uygulaması, Kürt sorunu konusundaki tutumu, sermayeye dönük politikaları, Ergenekon baskını, YÖK operasyonu, Cumhurbaşkanlığı seçimi, petrol, maydın temizleme, sosyal güvenlik, sağlık, eğitim, Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun, Ticaret Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu v.b ile toplumsal barışı yok sayan Anayasa değişimi arzusu, yargı ve seçim ile siyasal partiler yasası uygulamaları incelenirse yapılanın Türkiye’ye deli gömleği giydirmek olduğu görülür.
2- Partili, cemaat, tarikat yapısı devlet kadrolarının oluşumunda ve kadrolaşmada birincil öncelik olmuştur. Polis, yargı, yüksek mahkemeler, eğitim, sağlık, ordu, dernek ve meslek örgütleri ile yandaş sendikacılık Faşist ideolojinin gereklerine göre yeniden yaratılmış, Türkiye Cumhuriyetinin ideolojisi yerine, Yeni-Osmanlıcılık olarak adlandırılan bir BOP tanımı geliştirilmiştir. 12 Eylül faşizminin Türk-İslam sentezci yeşil kuşağı komünizm yıkıldığı için yeni Osmanlıcılık olarak uyarlanmış, Türkiye çağdaşlıktan ve uygar devletliliğinden Hamas, Sudan, Somaliliğine çekilmiştir. AB yolu Türkiye’nin belli dinamiklerinin susturulması ve satın alınması için tezgah haline dönüşen bir entrikalar savaşı olmuştur.
3- AKP merkez ve kitle tanımını Alman Hitler ideolojisinin sloganlarıyla Türkiye’ye anlattı : Hitler, Alman kadınları için “3 çocuk doğurun, iyi eş ve anne olun, iyi Hristiyan olun” demişti. AKP de :
a- Her kadın en az 3 çocuk doğursun
b- Her kadın iyi anne ve eş olsun, evinin kadını olsun (AKP iktidarında kadın iş yaşamından eve dönmüştür)
c- Her kadın iyi müslüman olsun

Böylece toplumun en dinamik unsurlarının önüne en güçlü duvarı dikti : Aile içi despotizm.

Topluma da terör ve ekonomik bunalımları aşma konusunda Hitlerin sloganıyla seslendi. AKP’nin 2007 seçim sloganı Hitlerin son seçim sloganlarının aynısıydı :
“Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak…”

Bugün bu sloganların ardından yaşanmayan tek şey bir dış savaştır. Buna da Türkiye’nin 1 Mart 2003 yılında Irak’ta sürüklenmesine ramak kalmıştır. Ama AKP’nin böylesi bir arzu ile yandığı, bu yolla iktidarını pekiştirmek ve kaybetmek istemediği ayan beyan ortadadır. Bunun için gizli işbirlikleri üretilen İsrail ve Yahudi diasporasına, açıktan savaş ilan edilmiş, faşizmin olmazsa olmaz düşmanlığı Türkiye’ye davul zurna eşliğinde duyurulmuştur : Yahudi karşıtlığı.

Asıl endişem; Kürtler konusunda çekildiğimiz bataklıktır.

AKP-ordu ilişkisi bu anlamda çok mesafe kaydetmiş, AKP ve cemaat olgusu Türk Silahlı Kuvvetlerinde despotizmine adam ayartmayı başarmış görünmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel dayanakları AKP eliyle tartışmaya açılmıştır :
1- Ne Mutlu Türküm diyene (Ulus devlet)
2- Laik devlet yapısı. (Bilimsel, akılcı devlet)

Devlet memurları “Cumhuriyetin ilke ve inkılaplarına bağlıyız” derken, kurucu önderin; Mustafa Kemal Atatürk’ün adını ve devrimlerini atlamayı yeğleyerek kurnazlık etmeyi maharet saymaktadırlar.

Atatürkçülük, Türk Ulusalcılığı; faşizmin :
1- Irk temelli birlik
2- Feodal düzen ve mafya işbirliğiyle devlet yönetimi, çetecilik
3- Devlet kaynaklarından beslenen oligarşik hırsızlık, yolsuzluk
4- Yoksullukla sınanan halkın baskılanarak yönetimi
5- Kamunun parti emrinde oluşu
6- Halkın siyasete ve devlet yönetimine katılmaması
7- Tarikat, cemaat, ağa, şeyh, efendi, seçilmiş kral ve kralcıkların güçlenmesi ve yönetmesi
8- Seçim sisteminin hilelerle bozulması ve sonra toptan yok edilerek, egemenliğin iktidarda toplanması
9- Kuvvetler birliğinin parti ve liderde birleşmesi. Yasama, yürütme ve yargının, iktidar kültü olan seçilmiş kralda bulunması
10- Toplumun tek tip hale gelmesi

Ulusalcı; Atatürkçü Düşünce; yurttaşlığı, katılımı, çok sesliliği ve tam bağımsız, özgür ülke ve bireyi hedefler. Faşizm bu nedenle Türkiye’de Atatürk ulusalcılığına karşıdır.

Bugün yaşanan Türkiye sorununun toplumsal yapımızdaki izdüşümü korku yoluyla yeniden yapılandırma ve formatlandırmadır.

Türkiye, 2002 yılından bu yana bu rotada ilerlemektedir. Cumhuriyet mitingleri bu faşist baskıyı ve yönlendirmeyi kırdığı, yıktığı için cezalandırılmak isteniyor.

Ergenekon olgusunun ardında bir tarihin ve toplumun faşizme kurban edilmesi töreni var.

Bir fıkra :

Yaşlı, çok yaşlı bir kurt, polis karakolunda elleri ve ayakları kelepçeli şaşkın şaşkın etrafa bakıyormuş.
Sormuşlar :
-Bu halinle ne suç işledin de getirdiler buraya?
-Valla anlamadım. Sabaha karşı evden alıp buraya koydular. Eski bir efsanede adım geçiyormuş galiba!

Türkiye ister Neo-Faşizm; ister Faşizm desin, yaşadığı sorunu anlamış görünüyor.

Bununla mücadele ancak Türk Ulusunun bu Faşizme karşı omuz omuza; Devrimci, Ulusçu, Cumhuriyetçi, Laik, Devletçi, Halkçı bir duruşla vereceği mücadeleyle olur. Faşizmin ilacı bunlardır. Demokrasidir. Çoğulculuktur. Hukukun üstünlüğüdür.

Memlekete, ulusa, geleceğe, yani :

Vatana, namusa, ahde vefaya sahip çıkmaktır.

Yeni Parti ne yapacak diye hala soran var mı?

Tuncay Özkan

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.