Okulun ilk günü. Annemin elini sımsıkı tutarak yola koyulduk. Korkunun, belirsizliğin olduğu bir hissiyatla ilim ve irfan yuvasına gidiyorduk. Okula vardığımda tanımadığım yüzlerce insanı görünce korkum biraz daha arttı. "Ben sizsiz ne yaparım, buralarda?" diye diye anneme arabesk çıkışlarımı sürdürüyordum.
Sıraya geçtik, ilk günün özel bir kıyağı olarak annem yanımdaydı.
Tiz sesli, heyecanlı, mavi önlüklü bir kız büyük bir iştahla bir şeyler söylüyordu, ant içiyordu. Herkes onun her cümlesini tekrar ediyordu. Adeta savaş öncesi milli idmandaydık.
Ağlamaya başladım. Hiç unutmam; "Ben bilmiyorum ki, nasıl okuyacağım anne?" diyerek bir Türkiye evladına yakışmayacak şekilde ağlıyordum. Annem milli idman sırasında tempoyu düşüren rolüyle beni sakinleştirdi.
3 YIL SONRA.
Sınıfın en ön sırasında oturuyordum. Çalışkan, efendi, ne ödev versen yapan, kendini tanıma sürecine bariyerler döşenen bir öğrenciydim. Karşımda Atatürk'ün resminin de bulunduğu "Andımız" adlı her sabah okuduğumuz edebi, siyasi, toplumsal öğüt duruyordu. Bir an baktım ve bir cümleye o kadar yabancı olduğumu hissettim ki; "Varlığım Türk varlığına armağan olsun."
12 YIL SONRA.
Her sabah büyük bir eziyetle, dayatmayla okuduğumuz "Andımız" kaldırıldı.
Kamusal alan, okul.
Kucaklayıcı olmayan, değer aşılamayan, zihinlerde hayali düşmanlar yaratan edebi ve kültürel değeri olmayan bir yapıt.
Barışçı, çok kültürlü, özgürlükçü bireyler yetiştirilmesi olasılığını azaltan ulus devlet motifli bir çalışma.
Her sabah askeri bir ciddiyetle dayatılan, herkesi "milli kazanımızın" içerisine atıp, farklı değerleri unutturmaya çalışan, bu değerleri eriten, kişilere hafıza kaybı yaşatan, onları ulu Türkler yapmaya çalışan bir eser.
En ufak felsefi değer barındırmadığını insanlık tarihi boyunca üzerine kafa yorulan "varlık" meselesini "milliyet" temelinde açıklamaya çalışmasıyla bize gösteren yetersiz bir tablo.
Bunlar benim düşüncelerim, tabii.
"Andımız"'ı çocuklarının geleceği için önemli bulan kimseler olacaktır. Çocuklarının bu öğretilerle büyümesini isteyecek, Atatürk'ün açtığı yolda ilerlemesini, gösterdiği hedefte yürümesini isteyecek kimseler olacaktır.
Doğaldır, evlerinde her sabah çocuklarına okutabilirler.
Mesele; Andımız'ın okunması/okutulması değil, kamusal alanda her sabah asimile edilen bir anlayışla dayatılması.
Varlığını "Türk" varlığına armağan etmek istemeyecek milyonlarca farklı insan var.
"Ya sev, ya okutma" mı diyeceğiz, tüm tercihleri yok edip tek bir tercihe bağlılık mı yaratacağız?
Sistemin ideal vatandaş üretme hevesinin kursağında kalmasına bizler mutlu gözlerle bakıyoruz, gelecek nesillerin umutlu gözler ve sözlerle bakabilmesi dileğiyle.
Not: Duçe lakaplı Mussolini İtalya'sında ise ilköğretimden itibaren faşist ideoloji ile yetiştirilen çocuklara ve gençlere şöyle yemin ettiriliyordu: 'Tanrının adıyla ben liderimin bütün emirlerini yerine getireceğime, gerekirse bu uğurda kanımın son damlasına kadar mücadele edeceğime yemin ederim, yaşasın faşist devrim...'
blog
"Ey büyük Atatürk, varlığım Türk
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Atatürk Haberleri
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
3361
"Ey büyük Atatürk, varlığım Türk
"Ey büyük Atatürk, varlığım Türk
Senin gibi düşünen senin zihniyetine sahip bugün ki iktidar da andımızı gereksiz buluyor...
Ancak sonuç olarak sizlerin zihniyetindeki iktidarın geldiği noktaya bakıldığında bugün bölücü teröristlerle masaya oturmuş ülkenin parçalanması üzerinde pazarlığa tutuşmuş durumdalar...
İşte andımızı sindiremeyenlerin ülkeyi getirebileceği nokta budur...
Ancak sonuç olarak sizlerin zihniyetindeki iktidarın geldiği noktaya bakıldığında bugün bölücü teröristlerle masaya oturmuş ülkenin parçalanması üzerinde pazarlığa tutuşmuş durumdalar...
İşte andımızı sindiremeyenlerin ülkeyi getirebileceği nokta budur...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi