Davanın görüldüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Ocak 2012 tarihinde 19 sanık hakkında kararını açıklamıştı. Mahkeme sanıkların örgüt üyeliği suçlamasından beraatine karar verdi. Sanıklardan Yasin Hayal hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 1 yıl 3 ay hapis cezası veren mahkeme sanıklardan Erhan Tuncel’e Dink cinayetinden ceza vermemişti.
Tuncel, Mc Donalds patlamasına ilişkin 10 yıl 6 ay hapis cezası alırken, cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edilmesine karar verildi. Sanıklardan Ahmet İskender 12 yıl 10 ay, Ersin Yolcu 12 yıl ve Salih Hacısalihoğlu ise 2 ay 15 gün hapis cezası almışlardı. Mahkeme aralarında Hayal’in abisi Osman Hayal’in de bulunduğu 13 sanığın beraatine karar vermişti.
’YARGITAY ’SUÇ ÖRGÜTÜ’ VAR DEMİŞTİ’
Duruşma savcısı ile Dink ailesinin avukatları mahkemenin kararına itiraz ederek sanıkların terör örgütü üyeliğinden cezalandırılması gerektiğini ifade etmişlerdi.
Dava dosyasını inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi kısmen onadığı kararın ’örgüt yok’ hükmünü yerinde görmemişti. Yargıtay sanıkların iddia edildiği gibi terör örgütü üyeliğinden değil suç örgütü üyeliğinden cezalandırılması gerektiğini ifade etmişti.
Yargıtay’ın bozma kararının ardından Yasin Hayal, Erhan Tuncel’in de aralarında bulunduğu 19 sanığın yeniden yargılanmasına başlanıyor. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek davada tarafların Yargıtay’ın bozma kararına ilişkin görüşlerinin alınması bekleniyor.
Sitemizde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapılmaktadır. Sitemizde yayınlanan haber ve tüm içerikler ancak ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir. Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.
Artık mahkemeyi tanımadıklarını açıklayan Hrand Dink'in ailesinden Radikal’den İsmail Saymaz’a bir açıklama geldi.
İşte o açıklama
Bu davada, devletin cinayet mekanizmalarının ve suç ittifakının ortaya çıkarılması konusunda gereken tek şey siyasi iradeydi. Siyasi iktidar, kamuoyu önündeki türlü sözlerine ve vaatlerine karşın, bu iradeyi göstermekten ısrarla kaçındı. İrade göstermek bir yana, cinayette rol alan veya katilleri yücelten devlet görevlilerini terfi ettirdi, emniyet müdürü, müsteşar, vali, ombudsman olarak atadı; bazılarını da kendi bünyesine katarak, milletvekili, bakan yaptı.
Muhalefet partileri ise kâh 301. maddeye ilişkin tutumlarıyla, kâh ülkedeki milliyetçi-ulusalcı dalgalanmaları körüklemeleriyle, kâh tetikçileri yetiştirdikleri ocaklarıyla, zaten cinayet ikliminin başaktörleriydi.
İktidar, kendi döneminde işlenen bu cinayeti ’namus’ meselesi haline getirmek yerine koz olarak kullanmayı, silah sadece kendilerine doğrultulunca suçluları yargılamayı, Cumhuriyet tarihi boyunca yüksek sesle insan hakları mücadelesi vermiş tek Ermeninin öldürülmesini yok sayıp ’Bizim zamanımızda faili meçhul cinayet olmamıştır’ diye böbürlenmeyi seçti. Cinayetin hemen ardından ’Bu kurşun Türkiye’ye sıkılmıştır!’ demek, ama sonra bu icraatı göstermek, onursuzluktur. Doğrudur! Bu cinayet faili meçhul değildir: Fail, muhalefeti ve iktidarı, askeri, polisi, istihbaratı ve yargısıyla, devlettir.
Biz artık bu müsamerede yokuz. ’Bu mahkemenin kararı şundan iyiymiş’lerden, ’bu savcı şunda daha doğru demiş’lerden, ’bu yapmak istiyormuş da yapamıyormuş’lardan, ’şu yapabilirmiş de yapmıyormuş’lardan, ’şu aslında iyiymiş de çevresi kötüymüş’lerden sıkıldık.
Ne bekliyorduk ki. Bir tek bizim mi başımıza gelmişti? Daha önce ne olmuştu ki şimdi ne olacaktı? Ama olsundu. Belki bu kez farklı olurdu. Belki önceki davalara, belki sonraki cinayetlere de bir faydası olurdu. Bir de biz deneyelim dedik. Denedik, olmadı. Acıda akraba olduklarımızın yanındaki yerimizi çoktan aldık. Türklüğe hakarete girmesin diye Türk adaleti demekten özenle kaçındığımız bu şey, adı her neyse, biz artık yokuz. Önünde ya da arkasında devlet olan herhangi bir şeyden, bir beklentimiz yok.
Hrant Dink, en yüksek yargı makamı olarak halkların vicdanını görürdü. Bütün bu yaşananlar içinde bizlere gelecek adına hâlâ umut veren tek şey, halkın çok geniş bir kesiminin bu cinayeti vicdanlarında mahkûm etmesi; ona yüreklerinde yer açması oldu.
Bu dava sadece ailemizin değil, Türkiye’de demokrasiye inanan, ayrımcılığı ortadan kaldırmak isteyen, devletin şeffaflaşmasını arzu eden, yüzleşmeden ve barıştan yana herkesin davasıdır. İşte bu insanlar adına avukatlarımız davayı şeklen takip etmeyi, sahipsiz bırakmamayı sürdürecekler.
Bizler olduğumuz ve olmamız gereken yerde olacağız. Öyle ya da böyle, devlet eliyle, sopasıyla, copuyla, bombasıyla öldürülenlerin yakınlarının yanında. Daha iyisinin değil, iyinin kavgasında. Salonlarda değil, sokaklarda, caddelerde, meydanlarda... İnsanına, vicdanına inandığımız bu toplumun içinde, onlarla birlikte, bu vicdanı temsil eden gerçek adaletin tecellisi için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
Başkan: Yargıtay suç örgütünden müdahilliğinizi kabul etmiyor
Mahkeme Başkanı Mustafa Başer, Dink ailesi avukatlarına ’Yargıtay, suç örgütü yönünden müdahilliğinizi kabul etmiyor" hatırlatması yaparak söz verdi.
'Yargıtay, Dink'in öldürülmesini çok basit bir gerekçeye dayandırıyor'
Dink ailesinin avukatlarından Bahri Belen de, ’Müvekkillerimiz bu davaya eşi, kardeşi, babası öldürüldüğü için katılmadı. Aslında Trabzon’da papazın öldürülmesi, Başbakan’ın uçağına bomba ihbarı yapılması ile toplumun terörize edilmesi, Mc Donalds olayını organize ederek insanların yaralanmasına sebep olan ve son olarak muhalif bir gazeteci olan Hrant Dink’in öldürülmesi eylemlerinin gerçekleştiren örgütün başının ve sonunun ortaya çıkması için müdahil oldular" dedi. Yargıtay’ın, Hrant Dink’in öldürülmesini çok basit bir gerekçeye dayandırdığını ifade eden Belen, ’Yargıtay, Türklüğü aşağılayan yazılarından dolayı öldürüldüğünü belirtiyor. Aslında Hrant Dink öldürülmesi bu kadar basit değil. Eğer Dink sadece bu yazılarından dolayı mahkum olduğu için bir avuç Trabzonlu tarafından öldürüldüyse mesele yok. Ama bu örgüt, ’akıllı ol’ diye Orhan Pamuk’u hala tehdit ediyorsa Agos gazetesi ve Dink ailesi bu tehdidin nereden geleceğini bilmek için müdahil olmuştur" diye konuştu. Agos’un merdivenlerinin bordo-maviye boyandığını hatırlatan Belen, ’Bu gösteriyor ki, bu örgüt basit bir Trabzonlu grubun oluşturduğu çete örgütü değil. Hala merdiven boyayıp tehdit ederek eylemlerini sürdürüyorlarsa biz bu örgütün ortaya çıkması konusunda örgüt yönünden müdahil olmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Avukat Çetin: Aile duruşmalara katılmayacağını bildirdi
Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin ise, Dink ailesinin yaptığı açıklamayı okuyarak ’Aile duruşmalara katılmayacağını bildirdi. Bu müsamereyi daha hazla görmek istemediklerini belirttiler. Bu cümle hepimiz açısından üzüntü vericidir. Bu dava sadece ailemizin değil, Türkiye’de demokrasiye inanan, ayrımcılığı ortadan kaldırmayı isteyen, devletin şeffaflaşmasını arzu eden, yüzleşmeden ve barıştan yana herkesin davasıdır. İşte bu insanlar adına avukatlarımız davayı sahipsiz bırakmayacak" diye konuştu.
Savcı: Yargıtay'ın bozma kararına uyulsun
Bozma ilamına karşı görüşü sorulan duruşma savcısı ise usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin kararına uyulmasını istedi.
Savcı: Erhan Tuncel'e yakalama çıkarılsın
Uyulması istenen karar doğrultusunda sanıklardan Osman Hayal’in dosyadaki fotoğraflarıyla ilgili Adli Tıp Kurumu’nca dava aşamasında alınan raporların ve Saray Kumaşçılık’tan temin edilen görüntülerin bir kez de TÜBİTAK’a gönderilerek incelettirilmesini isteyen Savcı, Yargıtay’ın ilamında sanıklardan Erhan Tuncel’in önceki karar aksine maktulün öldürülmesi olayına katıldığı, 24 Ekim 2004’te Trabzon’da meydana gelen ve 6 mağdurun yaralanmasıyla ilgili patlamanın da öldürmeye teşebbüs olabileceği yönündeki bozma ilamı, kaldı ki Trabzon’daki olayla ilgili olarak tutuksuz yargılandığı, bugünkü duruşmaya katılmaktan kaçındığı, bu nedenle Erhan Tuncel’in suç vasfının değişme ihtimaline karşı tutuklanmasına ve hakkında yakalama kararı çıkarılmasına karar verilmesini istedi.
Tuncel'in avukatı: Müvekkilim rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamadı
Tutuklama talebiyle ilgili olarak tekrar söz verilen Erhan Tuncel’in avukatı Erdoğan Soruklu, ’Müvekkilim rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamadı. Bu konuda rapor sunuyorum. Kendisi adresini de mahkemeye bildirmiştir. Bir sonraki celse duruşmada hazır olacaktır. Mahkemeniz bozmaya uyulup uyulmayacağı konusunda bir karar vermemiştir. Müvekkilim bozmaya karşı beyanlarını dile getirecektir. Bu aşamada yakalama talebini yerinde bulmuyoruz. Mevcut sanıkların merkezinde olduğu bir örgüt de yoktur. Müvekkilim de bu örgütün mağdurudur" diye konuştu. Talepleri alan mahkeme duruşmaya ara verdi.
Erhan Tuncel'e yakalama kararı çıkartıldı
Yaklaşık 30 dakika ara veren mahkeme kararlarını açıkladı. Mahkeme, ’atılı suçların vasıf ve mahiyetlerinin aleyhine değişme ihtimali’ ve ’muhtemel sevk maddelerindeki ceza miktarlarını’ göz önüne alarak Erhan Tuncel hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar verdi.
Yargıtay kararı daha sonra değerlendirilecek
Mahkeme, Dink kararını bozan Yargıtay kararına uyup uymayacağına ise, aleyhine bozulan sanıkların beyanlarının alındıktan sonra karar verilmesine hükmetti. Duruşma 3 Aralık tarihine ertelendi.
17 Eylül 2013
Cumhuriyet.com