You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ergenekon soruşturmasının ‘yalancı bülbülleri’ aylardır neden yakalanamıyor?

Ergenekon soruşturmasının ‘yalancı bülbülleri’ aylardır neden yakalanamıyor?

Posting Freak
Ergenekon soruşturmasının ‘yalancı bülbülleri’ aylardır neden yakalanamıyor?
Ergenekon soruşturmasının ‘yalancı bülbülleri’ aylardır neden yakalanamıyor?[Resim: 102.jpg][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]

Ergenekon soruşturmasındaki “sızmalar” artık kabak tadı vermeye başladı!

Onlarca kez yazdım:

Yasalarımıza göre soruşturma sürecinde, “gizliliğe” büyük bir titizlikle uyulması; savcılık makamı iddianamesini hazırlayıncaya kadar, “şüpheliler” hakkındaki hiçbir iddianın, belgenin veya tanık ifadesinin üçüncü kişilere aktarılamaması gerekiyor...

Ama Ergenekon soruşturmasının ilk gününden beri bu temel hukuk kuralına uyulmuyor...

Sadece savcıların ve görevli güvenlik kuvvetlerinin bileceği konular, bazı “özel gazeteciler”e sızdırılıyor...

Şüphelilerin gizli kalması gereken özel hayatları, günlerce tefrika edilen haberlere konu ediliyor.

Ve işin ilginci; koskoca “hukuk devleti”, “adlarının gizli kalmasını isteyen yetkililer”e dayanarak bu haberleri yapan ve yayınlayan gazeteleri, televizyonları engelleyemiyor!

***
Bu olayların son örneğini, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu yaşadı...

Bir süre önce; operasyonlar kapsamında evinin aranacağını bile polislerin gelmesinden saatler önce TRT-1 Televizyonu’ndan öğrenen Kanadoğlu, bu kez yine iktidara yakın bir başka medya kuruluşundan “gizlice ifade vermeye davet edileceğini” okudu.

Tam ifade vermek için “davet edilmeyi” bekliyordu ki; o “adlarının gizli kalmasını isteyen yetkililer”, bu kez de devletin resmi haber ajansının muhabirine bilgi sızdırarak, “Şu an için böyle bir kararımız yok; Kanadoğlu’nun ifadesini almayı şimdilik düşünmüyoruz” dediler...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin de gazetecilerin sıkıştırması üzerine, “Yalan, uydurma... Yok öyle bir şey” diye açıklama yapmak zorunda kaldı!


***
İyi de; madem yalan, madem uydurma o zaman neden Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı’nın bile “onuruyla” oynayan, bu asılsız haberleri “sızdıran” ve “yayınlayan” kişilerin üzerine gidilmiyor?

Neden bu bülbüllerin “bilmediğimiz bir planın uygulayıcıları” oldukları gözardı ediliyor?

Neden aylardır bu kişiler tespit edilip susturulamıyor?

Neden soruşturmayı “yanlış yönlendirmeleri” engellenemiyor?

Ve son soru:

Bu “yalan, uydurma” haberlerden kim ya da kimler; ne gibi bir yarar umuyor?


*****
KARTVİZİT!

Viyana’da düzenlenen “Türk Günü Yürüyüşü”ne katılan Türklerin üzerine yol kenarındaki bazı apartmanlardan insan pisliği atılmış...

Bu olayı duyunca aklıma Müjdat Gezen’in anlattığı yaşanmış bir öykü geldi:

Ünlü “Kavuklu” İsmail Hakkı Dümbüllü, Gülhane Parkı’nda sahnedeyken, izleyicilerden biri sahneye hıyar atar. Dümbüllü diğer seyircilere döner ve ’Biri sahneye kartvizitini gönderdi’der...


***
Kısacası; bu ‘b.k’ atma olayını büyütmeye gerek yok...

“O Avusturyalılar, Türk kortejine kartvizitlerini göndermişler” deyip, geçelim!


*****
GÜNÜN SORUSU

Yaklaşık 5,8 milyon vatandaşı ilgilendiren Konut Edindirme Yardımı (KEY) “ikinci tur” ödemelerinin takvimi nihayet belli olmuş.. Listeler 26 Haziran’a kadar Emlak Bankası’na teslim edilecekmiş...

Sırf bu “ödeyememe skandalı” bile, bize yönetenlerin beceriksizliğini göstermeye yetmiyor mu?


*****
Arınç, Saadet’e dönmek için mesaj mı verdi?

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bu pazar günü yenilenecek olan belediye başkanlığı seçimleri için Sakarya’nın Akyazı İlçesi’ne gitmiş...

Konuşmasında Ergenekon’u kastederek çeteleri ve muhalefeti topa tutmuş.

Sözlerini de, “AK Parti’yi yıkacaklarmış. (...) Meydan okuyoruz. Ateş-i Nemrut’tan korkar mı İbrahim olan? Hodri meydan, hodri meydan, hodri meydan!”


***
“Ateş-i Nemrut” la başlayan dizeler Saadet Partililer arasında “tebessümle” karşılandı...

Çünkü bu sözleri ilk olarak 1977 seçimleri öncesindeki Şanlıurfa Mitingi’nde dönemin Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan söylemişti.

Saadet Partililer; Arınç’ın, Erbakan’ın sözlerini kullanmasını, “AKP’den o da bıkmış olmalı ki, Hoca’nın sözleriyle bize mesaj gönderiyor... Buyursun gelsin; kapımız her zaman açık” diyorlar!


***
Olur mu; olur... Burası Türkiye... Kimler, hem de kaç kez “dönmedi” ki
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Posting Freak
Ergenekon soruşturmasının ‘yalancı bülbülleri’ aylardır neden yakalanamıyor?
Ergenekon tertibi, Amerikadan yürütülen, Fettullah'ın fırsat bu fırsattır diyerek desteklediği bir ABD operasyonudur.
Yöntem, Mc. Carty döneminden araklanmıştır.
CIA ve F tipi polisin işbirliğinde MIT destekli sürdürülmektedir.
CIA'nın uyguladığı yöntemin ana fikri şudur:
"Ne kadar karışık olursa o kadar iyi."
Bu sayede birbirlerine destek olması gereken, birbirlerine sahip çıkması gereken güçler birbirlerine karşı şüpheye düşecek, güvensizlik ikliminde ülkenin toplam gücü dağıtılacaktır.
Bu operasyonu anlamak için olaylara Çanakkale'den bakmak yeterlidir.
Bilinci bulanmış, görüşlerinin zemini kaymış, inançları zaafa uğramış herkesin Atatürk'ün sancağı altında toplanması tek yoldur.
Yoksa yarın çok geç olacak!

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.