You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ergenekon haberleri:

Ergenekon haberleri:

Posting Freak
Ergenekon haberleri:
Cumhuriyet
14.11.2009

POYRAZKÖY

Bir kişi daha tutuklandı

İstanbul Haber Servisi - Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul Poyrazköy’de ele geçirilen çok sayıda silah ve mühimmata ilişkin dün 4 askeri personel adliyede ifade verdi. Personelden 3’ü serbest bırakılırken 1’i sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.

Beşiktaş’taki adliyeye sivil plakalı bir araçla getirilen 4 askeri personel, Ergenekon soruşturmasını yürüten cumhuriyet savcılarından Murat Yönder’e ifade verdi. Savcılık sorgusunun ardından söz konusu kişilerden bir sivil memur tutuklanması istemiyle İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Diğer 3 kişi serbest bırakıldı. Serbest bırakılan 3 askeri personel, gazetecilerin görüntü alması engellenerek kendilerini getiren araçla adliyeden ayrıldı. Mahkemeye sevk edilen sivil memur tutuklandı.

]Tutuklanan yarbay serbest [/color]

Poyrazköy’deki kazılarla ilgili 9 Kasım’da tanık ve şüpheli olarak 8 askeri personelin ifadeleri alınmıştı. İfadeleri alınanlardan Yarbay Mehmet Emre Sezenler tutuklanmıştı. Sezenler dün serbest bırakıldı.





"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Ergenekon haberleri:
CHP'den Silivri Hakimi hakkında iddia
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, CHP Mersin Milletvekili İsa Gök ve İstanbul Milletvekili Nur Serter ile düzenlediği basın toplantısında bazı iddialarda bulundu.

AA

Ankara- CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Silivri Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Sedat Sami Haşıloğlu'nun, Çatalca Sulh Ceza Mahkemesi hakimi iken, eşinin dayısı Eyüp Aytemur adına fiilen icra satışlarını takip ederek ucuza taşınmaz mal alma girişiminde bulunduğu, bu süreçte de Çatalca İcra Müdürünü tehdit ettiği ve olayın da 17 Mart 2008'de Adalet Bakanlığı'na intikal ettirildiğine dair bilgi ve belgelerin kendilerine ulaştığını söyledi.

Hakim Haşıloğlu hakkında ne gibi bir işlem yapıldığının bilinmediğini ifade eden Kart, ''Şikayette bulunan icra müdürü ise Gaziantep'e tayin edilmiş ve daha sonra da meslekten ihraç edilmiştir'' dedi.

CHP'li Kart, Haşıloğlu'nun bu girişimleri, olay tarihinde Eyüp Savcısı olan Altuncu ile birlikte gerçekleştirdiğini ifade ederek, hakim ve savcının, yaptıkları bu işlemle ''ihaleye katıldıklarını, sıfatlarını gizlediklerini, adres olarak da Fatih ve Tuzla'da bulunan sanayi bölgesindeki bir iş yerini gösterdiklerini'' bildirdi.


"Bakanlık hakim ve savcıları kullanıyor"

Mesleğin şeref ve nüfuzunu kötüye kullanan bu kişilerin ''yer değiştirme cezası'' ile cezalandırılması gerektiğini vurgulayan Kart, şöyle konuştu:
''Olay böylesine açık ve somutken, Adalet Bakanlığı, 2 kişi yönünden yasal sorumlulukların gereğini yapmaktan kaçınmaktadır. Hatta bu hakim ve savcıyı himaye etmektedir. Bakanlık, hakkında böylesine ciddi iddia bulunan bir hakimi, Türkiye'nin siyasi ve sosyal gündemini etkileyen bir davada görev başında tutmaya devam etmektedir.

Soruyoruz: İhale alıcısı konumunda olan Eyüp Aytemur adına Sedat Sami Haşıloğlu'nun 120 bin lira bedel teklif ettiği, Ercan Altuncu'nun ise kendi adına 220 bin lira teklif ettiği kayıtlardan anlaşıldığına göre, haksız mal iktisabı ya da kayıt dışı ilişkiler yönünden neden inceleme ya da soruşturma yapılmamıştır?

Bu süreç; Adalet Bakanlığı'nın sınırlı bir kısım yargıç ve savcıların zafiyetlerini bildiği halde, bu durumu bir baskı yöntemi olarak kullanıp, bu kişileri kritik olay ve davalarda kullandığı anlamına gelmez mi?''


Fatih Hilmioğlu'nun durumu

Atilla Kart, eski İnönü Üniversitesi Rektörü, Ergenekon davasında tutuklu olan Fatih Hilmioğlu'nun durumu hakkında da açıklamalarda bulundu.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin 10 Haziran 2009 tarihli kurul raporuyla; ''Hilmioğlu'nda yüz felci ve kronik karaciğer hastalığının mevcut olduğunu, cezaevi koşullarında hastalığının olumsuz seyrettiğini, hayatını tehdit edecek boyutlara ulaştığını ve yakın aralıklarla karaciğer kanseri için kontrol altında tutulması gerektiğini tespit ettiğini'' ifade eden Kart, hastalığın ciddiyetinin, Adli Tıp 3. İhtisas Daire Kurulunca da kabul edildiğini bildirdi.

Kurul raporunun ulaştığı mahkemenin, Adalet Bakanlığı'ndan, Hilmioğlu ile ilgili gelen yazıyı hastanenin başhekimliğine ilettiğini belirten Kart, ''Yazıda, hastanede mahkum koğuşunun bulunup bulunmadığının bildirilmesi isteniyor. Hastane de Hilmioğlu'nun tek kişilik odada kaldığını ve mahkum koğuşu bulunmadığını bildiriyor'' dedi.

Kart, yapılanlardan da anlaşılacağı üzere; bakanlığın, gayret, imkan ve yetkileriyle Fatih Hilmioğlu'nu cezaevine gönderme çabası içine girdiğini iddia etti.

Bakanlığın bu girişimlerine karşın, hastanenin ''yeni Kuddusi Okkır hadiseleri yaşanmasın diye'' yeni bir rapor oluşturduğunu kaydeden Kart, ''Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz: Yargıya müdahale etmekten vazgeçin. Bırakın hukuk işlesin, yargı görevini yapsın'' diye konuştu.

CHP'li Serter ise bugün burada bir insanın yaşamı için, ''imdat çağrısı'' yaptıklarını söyledi.
Hilmioğlu'nun, laik cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine sahip çıkmaktan başka bir suçu olmadığını belirten Serter, ''Adalet Bakanlığının, intikam alma duygusuyla olaya müdahil olması, ne insanidir ne vicdanidir ne de hukukidir'' dedi.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Ergenekon haberleri:
Cumhuriyet
26.11.2009

DÜZ ÇİZGİ

ÜMİT ZİLELİ

Engizisyon!..

“Ortaçağda sorulmaz bu sorular!..”

Geçen perşembe günü, tam 259 gün sonra hâkim karşısına çıkabilen gazeteci Mustafa Balbay, savcıların sorduğu sorular karşısında düştüğü şaşkınlık ve dehşeti işte bu sözlerle anlatıyordu... Ve Silivri’deki mahkeme salonunda bu sözler yankılandığında, duruşmayı izlediğim basın bölümünde ben de neredeyse aynı sözcüklerle, aynı şeyi düşünüyordum!..

Öncelikle söylemem gerekir ki, Balbay’ın yaptığı savunma, tam anlamıyla bir ders niteliğindeydi… Önündeki yazılı savunmaya arada bir göz atarak, mükemmel bir Türkçe ile, kendine özgü vurgulamaları ve yer yer mizahı da son derece zarif biçimde kullanarak, kendisine yöneltilen suçlamalara(!) verdiği yanıtların sonuna geldiğinde derin bir kederle şöyle düşündüm:

- Bir gazeteci, sırf gazetecilik yaptığı için 9 aydır tutuklu, ne yazık!..

Balbay’ın avukatı Aydın Metin’in yaptığı açıklamalar ise aslında bu davanın bitmiş olduğunu ortaya koyuyordu!.. Avukat Metin’in, Balbay’ın notlarıyla ilgili anlattıkları, salonda bulunan dinleyicileri tam anlamıyla şoke etti. 1 Temmuz 2008’de Balbay’la birlikte gözaltına alınan bilgisayarın imajı, yani o an içinde bulunan tüm dosyaların kopyası tam bir hafta sonra, yani 7 Temmuz 2008’de alınmıştı. Ancak savcı 5 Temmuz’da Balbay’ın sorgulanması esnasında bilgisayardan elde edildiğini iddia ettiği verilerle ilgili sorular sormuştu!!! Bunu nasıl başardığı sonradan anlaşıldı; 4 Temmuz 2008 günü Terörle Mücadele Müdürlüğü’nde bilgisayar polisler tarafından açılmış, bir güzel incelenmiş, hatta 57 sayfalık içerik çıkarılmış ve üzerine bir de tutanak eklenmişti!!! Ve ne bu işlemler esnasında, ne de imaj saptaması sırasında Balbay’ın avukatları hazır bulunmuştu, yani tam bir “kendin pişir, kendin ye” durumu mevzubahisti!!! Bitmedi; yasa açıkça “polis ancak el koyabilir, asla içine bakamaz” diyordu!!! İşte bu “hukuk katli” neticesinde Balbay mahkemede aynen şöyle haykırıyordu:

- Bana ait olduğu iddia edilen notlar önünüze gelene kadar üç kez el değiştirmiş!!!

İşte Balbay hakkındaki 1 numaralı delilin hikâyesi buydu!.. Yanaşma tetikçiler aylardır bu notlar üzerinden yiğit bir gazeteciye soysuzca saldırıyorlardı... Ve Balbay, her türlü ekleme çıkarma yapılabileceği uzmanlar tarafından saptanmış bu delile(!) dayalı olarak 9 aydır Silivri Cezaevi’nde yatıyordu!!! Aslında, Silivri’deki tutsak yurtseverlerin tümüyle ilgili iddiaların serüveni de yukarıda anlattığım Balbay notlarından farksızdı!!! Geç saatlerde Silivri Cezaevi’nin içine monte edilmiş duruşma salonundan çıkarken kafamda hep aynı sözcükler dolaşıyordu:

- Bu bir hukuk cinayetidir ve asla unutulmamalı, unutturulmamalıdır!!!


Bir Yurtsevere Mektup (XXXVI)

Sevgili kardeşim Balbay, lafı hiç dolandırmadan en başından söyleyeyim; o gün, o salonda yaptığın saatler süren konuşmaya noktayı koyduğun an, arkadaşın olduğum, aynı gazetede çalıştığım için sonsuz bir gurur duydum. Ardından zahmet edip ufacık da olsa araştırma yapmadan, birtakım paçavralarda yayımlanan notlara bakarak köşelerinde yazılar döktüren zevat birazcık utanır mı acaba diye düşündüm, yanıt bulamadım!..

Biliyorum ki; sen çok sevdiğin mesleğinde daha çok habere imza atacak, köşende binlerce yazı yazacak, daha birçok kitap çıkaracaksın. Bu karanlık günlerin mağduru tüm yurtseverler, onurlarıyla kaldıkları yerden sürdürecekler karanlığa karşı mücadelelerini… Bugünün soysuz tetikçileri ve baş eğen zavallıları ise tarihe kazınan bu utanç döneminin dipnotları olarak anımsanacaklar yalnızca, o kadar…

Seni ve tüm yurtseverleri, dışarıdaki milyonlar adına bir yurtseverin olanca gücü, direnci, kararlılığı ve sıcaklığıyla kucaklıyorum… Büyük şairin dizelerinde dediği gibi;

- Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler…

e-posta: [email protected]

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Ergenekon haberleri:
Cumhuriyet
03.12.2009

AKP’NİN YASA OPERASYONU

Savcıların elleri güçlendi

© Son düzenleme ile komutanları soruşturma yetkisinin askeri mi, yoksa sivil yargıda mı olduğu tartışmasına nokta konulmuş oldu.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - AKP’nin gece yarısı operasyonuyla Meclis’ten geçirdiği ve askerlerin de sivil mahkemede yargılanmasının önünü açan yasal düzenleme, eski kuvvet komutanlarının ifadeye çağrılmasında ve haklarında hazırlanacak olası bir iddianame konusunda Ergenekon savcılarının elini güçlendirdi. Savcılar ile hukukçular arasında komutanları soruşturma yetkisinin askeri mi yoksa sivil yargıda mı olduğu konusunda tartışma yaşanmıştı. Son düzenleme ile bu tartışmaya şimdilik nokta konuldu ve kuvvet komutanları ifadeye çağrıldı.

Ergenekon soruşturmasında, savcılığın, “görev yaptıkları dönemde Ergenekon terör örgütü yöneticileri ile birlikte iştirak ettikleri eylemler” yönünden haklarında tefrik (ayırma) kararı verdiği eski kuvvet komutanları Özden Örnek, İbrahim Fırtına ve Aytaç Yalman’ı ifadeye çağırmasıyla Ergenekon soruşturmasına yeni bir boyut eklendi. Soruşturmada, Özden Örnek’e ait günlükler üzerinden darbe iddiasının izinin sürülmesine karşın, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın ifadesine bile başvurulmamış olması tartışma yaratmıştı. Son olarak Ergenekon duruşmasında, savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in darbe iddialarıyla ilgili sorular yöneltmesi üzerine gazetemiz Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, “(Hilmi) Özkök’ün bu davadaki konumu ne? Tanık... Ben ona göre daha ileri bir durumda mıyım? Ben en zorlama olarak tanık olabilirim. Özden Örnek nerede?” diyerek, darbe hazırlığı yaptığı savlanan kuvvet komutanlarının bugüne değin neden ifadelerine başvurulmadığı sorusunu yöneltmişti.

9 ay askıda bırakıldı

8 Mart 2009 tarihli ikinci iddianame kapsamında darbe iddialarıyla ilgili olarak eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur hakkında dava açıldı. Ancak, Özden Örnek başta olmak üzere, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına hakkında savcılık tefrik (ayırma) kararı aldı. İddianamede, bu durum, “Soruşturmada gelinen bu aşamada, Ergenekon terör örgütü ile irtibatı tespit edilemeyen 2003-2004 yılı Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın görev yaptıkları dönemde Ergenekon terör örgütü yöneticileri ile birlikte iştirak ettikleri eylemler ile ilgili evrak tefrik edilmiştir” şeklinde değerlendirilmişti. Ancak 9 ay boyunca hiçbir işlem yapılmadı.

Aylarca tefrik kararıyla haklarında işlem yapılmayan kuvvet komutanlarının ifadeye çağrılmasında AKP’nin gece yarısı operasyonuyla yasalaştırdığı ve askeri kişilerin de sivil yargıda yargılanmasının yolunu açan düzenleme etkili oldu. Savcılık iddianamede, askeri kişilerin yargılanması konusunda “kişilerin general ya da muvazzaf asker olmaları, üniforma taşımaları salt askeri mahal gibi muğlak bir kavrama dayanak yapılarak askeri yargının görevli olduğu sonucu doğurmayacağı ve eylemlerin meydana geldiği yerin askeri mahal dışı olduğunda tereddüt bulunmamaktadır” değerlendirmesiyle kendisini yetkili gördüğünü kayıt altına almıştı. Savcılığın bu bakış açısı hukukçular arasında yetkili mahkeme konusunda tartışmaya neden olmuştu. Tartışmaların hız kazandığı günlerde AKP gece yarısı operasyonuyla askerlerin sivil yargıda yargılanmasının yolunu açan düzenlemeyi yasalaştırdı. Haziranda yasalaşan düzenlemeyle askeri kişilerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önü açıldı. Bu düzenleme “generalleri sivil savcılıkta soruşturmanın” yasal dayanağı olarak değerlendirildi. AKP’liler bu düzenlemenin generallerle ilgisi bulunmadığını savunmuşlardı. Muhalefet de konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Yüksek Mahkeme henüz bir karar vermedi.

Gündeme gelen olasılıklar

Savcılığın daha önce tefrik ettiği kuvvet komutanlarını ifadeye çağırması, pek çok olasılığı da gündeme getirdi. Savcılık, komutanların ifadelerini aldıktan sonra haklarında takipsizlik kararı verebilecek. Görevsizlik kararı verilmesi de olasılıklar arasında yer alıyor. Ancak iddianamede, savcılığın bu kişileri soruşturma yetkisinin kendisinde olduğunu belirtmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi zayıf bir olasılık olarak görülüyor.

İddianamenin hukuki değerlendirme bölümündeki, “Soruşturmada gelinen bu aşamada, Ergenekon terör örgütü ile irtibatı tespit edilemeyen kuvvet komutanlarının görev yaptıkları dönemde Ergenekon terör örgütü yöneticileri ile birlikte iştirak ettikleri eylemlerle ilgili evrak tefrik (ayırma) edilmiştir” yorumu önem kazanıyor. Bu yorumdan hareketle savcılığın eski kuvvet komutanları hakkında terör örgütünden değil örgüt üyelerinin eylemlerine iştirakten ayrı bir dava açabileceği de değerlendiriliyor.





"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
Ergenekon haberleri:
Cumhuriyet
10.12.2009

Danıştay saldırısı

Polis, dini ifadeleri sansürledi

Danıştay saldırısı sanığı Osman Yıldırım’ın olayın hemen ardından yaptığı telefon konuşmalarının Ergenekon dosyasına sansürlenerek konulduğu ortaya çıktı. Konuşmayı deşifre eden polis memurlarının; Yıldırım’ın Alparslan Aslan için “Allah’ın askeri” dediği bölümü tutanaklara yazmadığı öğrenildi. Sanık avukatı Vural Ergül, memurlar hakkında, eylemin arkasındaki İslami oluşumu gizlemek amacıyla “dini motifleri gizlemek” iddiasıyla suç duyurusunda bulunacak.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Senior Member
Ergenekon haberleri:
]SAVCI CİHANER ÖRGÜTÜNÜ AÇIKLADI:THÖ


Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşmasında, tutuklu sanıklarından Erzincan Cumhuriyet Başsavcı İlhan Cihaner savunmasına başladı. Başsavcı Cihaner, kendisinin önce savunma yapmayı düşünmediğini ancak iddianamenin yazılış tarzı ve kamuoyunda kesin suçlu olarak algılanmaması için savunma yapacağını belirtti.
Savunmasına bir anı anlatarak devam eden Cihaner, şunları söyledi: ''12 Eylül sürecinde bir uçak kaçırma olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında pek çok aydın kişi gözaltına alındı. Bu kişilerden birinden zorla örgüt ismi söylemesi istendi. O da THÖ ismini verdi. Karadenizli bir kişiydi bu. Örgütün ismi de 'Titrek Hamsi Örgütü' idi. Sonuçta soruşturmada gözaltına alınan bu kişi de dahil tüm şüpheliler serbest bırakıldı. Bu olay, trajikomik bir anı. Burada da bir örgüt var. Ama bu örgütün adı GTÖ, daha doğrusu GTTÖ yani Gizli Tanık Terör Örgütü.''
Tutuklu sanık Başsavcı Cihaner, bu davada lehlerine olan hiçbir delil toplanmadığını ifade ederek, ''Ülkenin yararına herhangi bir örgüt kursam bunu, yaptırımı ne olursa olsun söylerim. Hele hele benim yaptığım işler nedeniyle aylardır tutuklu olan insanlar varsa bunu rahatlıkla söylerim'' diye konuştu.
Tehditle de suçlandığını söyleyen Cihaner, ''Tehditle suçlanıyorum. Ama bu konuda herhangi bir tespit yapılmamış. Buradaki insanların sadece üçünü tanıyorum'' dedi.

Odatv.com
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.