ERDOĞAN ÇINAR’IN SUÇLARI…
PLANLAYARAK, TASARLAYARAK TARİHİ TERSYÜZ ETMEK!
Ermenistan Samosata’sının Mananalis adlı köyünde doğan bir Ermeni olan Constantin’in bulunduğu bölge Maniheist’ti. 9. yüzyılda Paulikienleri incelemek için bölgeye gönderilen Bizans görevlisi Peter of Sicily adlı papaz bu gerçeği dile getiriyor. Hatta 9. yüzyılda da Mananalis’te Maniheist etkinin açıkça belli olduğunu belirtiyor.
Paulikienler Maniheist midir?
Çok önemli bir sorudur bu.
Erdoğan Çınar Paulikienlerin Maniheist olduğunu kabul etmiyor, asılsızdır diyor. Haklı. Açıklaması şöyle:
“Onların Hıristiyanlıkları ne kadar gerçek dışı ise, hasımlarının onlarla ilgili çoğu zaman iftiraya varan sapkınlık ve Manicilik suçlamaları da o kadar asılsızdı. Kendini özenle saklamış bir inanış hakkında düşmanlarının sarf ettiği öfke ve nefret dolu küfürleri tarafsız bir gözlem saymak ve bu türden aşağılamaları makbul saymak bugün artık mümkün değildir.” (Kayıp Bir Alevi Efsanesi, s. 146)
Erdoğan Çınar’a göre Paulikienlerin Hıristiyanlıkları gerçek dışı, aynı zamanda Paulikienlere yapılan iftiraya varan sapkınlık ve Manicilik suçlamaları da asılsızdır. Birinci söylediği yanlış, ikinci söylediği doğrudur. Paulikienlik, Maniheizm’in reddi, İsa, İncil ve St. Paul’un kabulü üzerine kurulu Hıristiyan düalizmidir.
Erdoğan Çınar, Suriye’den Mananalis’e gelen papaz yardımcısı Constantine misafir olduğunda, Mananalis Maniheist değil Alevi idi demek istemektedir.
“Silvanus, yedinci yüzyıl başlarında Ortodoks Kilisesi tarafından sapkınlığın önemli merkezlerinden sayılan bu bölgede küçük bir köyde dünyaya geldi. Silvanus Mananalis’te çevreden yalıtılmış bir dünyada Alevi erkânı içinde büyüdü, yola girdi, tutkulu bir derviş olarak yetişti.” ( Erdoğan Çınar, age., s. 150)
Eldeki kayıtlar Erdoğan Çınar’ın söylediklerini doğrulayacak nitelikte değildir.
Öncelikle Erdoğan Çınar’ın bilinçli, aklı başında ve taammüden ürettiği temel yalanı ortaya çıkartıp altını çizmek gerekiyor: Mananalis adlı köyde doğan çocuğun adı Constantine’dir, Silvanus değil! Çünkü henüz Suriye’den bir papaz yardımcısı gelmemiş, Constantine’e İncil ve St. Paul’un mektuplarını hediye etmemiş; sonra Constantine Şebinkarahisar’a gitmemiş ve Silvanus adını orada almamıştır! Yani Erdoğan Çınar’ın, “Silvanus Mananalis’te çevreden yalıtılmış bir dünyada Alevi erkânı içinde büyüdü, yola girdi, tutkulu bir derviş olarak yetişti” dememesi gerekiyor. Doğru tarih yazmak istiyorsa en azından şöyle söylemesi gerekiyordu: “Constantin, Mananalis’te çevreden yalıtılmış bir dünyada Alevi erkânı içinde büyüdü, yola girdi, tutkulu bir derviş olarak yetişti.”
Ayrıca hiçbir kayıtta Mananalis’te Alevi erkânı olduğuna ilişkin bir bilgi de yoktur. Alevi erkânı demek cem demektir. Mananalis’te cem erkânı var mıdır? Varsa kanıtı nedir, nereden biliyoruz? (Peter of Sicily’nin raporlarındaki lanetleme bölümündeki bazı iftiraları alıp Aleviliğe atfetmenin dışında) Mananalis köyünde Alevi erkânının olmazsa olmaz bir kurumu olan musahipliği, 12 hizmeti anlatan küçücük bir bilgi kırıntısı bile yoktur. Peter of Sicily, Paulikienlerin kiliseye adam almak için bir ritüel düzenlediklerine dair bilgi derleyemediğini özellikle belirtmiştir. Kaldı ki Peter of Sicily’nin Paulikienlerin üzerine gönderildiği dönem, Paulikienlerin kendilerini saklayacakları bir dönem de değildir. Erdoğan Çınar’ın Alevi devleti olarak lanse ettiği Divriği’de görüşmeler için gönderilmiştir Peter, Paulikienlerin Sergius döneminde. Peter of Sicily aynı zamanda ajan örgütlemesi de yapmıştır. Sergius’un adamları arasında Peter of Sicily’nin ajanları da vardır.
SURİYELİ PAPAZ YARDIMCISI
Peter of Sicily’nin notları arasında Draconus adlı bir kişiden söz edilmiyor. Erdoğan Çınar’a göre Suriye’den dönen mahkûmun adıdır Draconus. Ayrıca önüne önce “Pir” sözcüğünü ekliyor, oluyor “Pir Draconus.” Daha sonra ise papaz yardımcısını “devrin en ünlü mürşidi” yapıyor. Bunların kanıtları yoktur.
Peter of Sicily’nin notları arasında Draconus adına en yakın isim olarak Duruinus adlı bir kişi var. Duruinus, daha sonra Paulikienlerin didaskalosu olacak olan Sergius’un babasıdır. (Bizanslı Heretiklerin Tarihi, s. 115)
PAPAZ YARDIMCISI PALU’YA DEĞİL MANANALİS’E GİTMİŞTİR
Suriye’den gelen papaz yardımcısı, Erdoğan Çınar’ın yazdığı gibi Palu’ya gitmemiştir, yolu Mananalis’ten geçerken Constantine’e misafir olmuştur. Ancak daha önce şunu not etmek kesinlikle gereklidir: Erdoğan Çınar, Constantine’in düşüncelerinin papaz yardımcısı ile tanıştıktan sonra büyük değişikliğe uğradığını söylemektedir. Açıklaması aynen şöyledir:
“Silvanus’un yaşamı dervişlik yıllarında Elazığ-Palu’da (Romalılar tarafından Armasota olarak adlandırılan bugün Palu yakınında Simsatkale kalıntılarının olduğu antik kent) devrin en ünlü mürşidi Draconus ile tanışmasıyla büyük değişikliğe uğradı.” (Kayıp Bir Alevi Efsanesi, s. 150)
Şöyle düşünülebilir: Constantine’in yaşamı ikiye ayrılır. Suriye’den gelen papaz yardımcısından önce, papaz yardımcısından sonra. Yani, Constantine, papaz yardımcısı ile tanıştıktan sonra yeniden doğmuştur. Bu durum, Maniheizm’i terk etmek, İncil ve St. Paul’e bağlanmak anlamına gelmektedir.
Gelelim Constantine ile papaz yardımcısı arasında geçtiğini iddia edilen, ancak hiçbir kaynakta kaydı bulunmayan Erdoğan Çınar’ın anlattığı masala:
“Draconus inançlarından dolayı Bizanslılar tarafından mahkûm edilmiş, uzun yıllar Suriye’de tutuklu kaldıktan sora bir yolunu bularak zindandan kurtulmuş, köyüne dönerken yol üstünde Palu’ya uğramıştı. Draconus’un Palu’da olduğu haberini duyun Silvanus, ünlü mürşidin ziyaretine gitti. Yaz sonuydu. Silvanus Palu’da Pir Draconus’un huzuruna çıktı, niyaz aldı. Draconus uzun sürmüş ağır tutukluluk yıllarının ağırlığıyla yorgun ve ihtiyardı. Silvanus onun yanında kaldı.” (age., s. 150)
Bu anlatılanlar taammüden yalandır. Peter of Sicily’nin notlarında papaz yardımcısının Suriye’deki mahkûmiyetinin nedenine, kısa ya da uzun hapisliğine, genç ya da ihtiyar olduğuna, Palu’ya geldiğine, Constantine’in onu Palu’da ziyarete gittiğine ve “niyaz aldığına” dair bilgi yoktur. Peter of Sicily’in söylediği şu:
“94. Heraklitos’un torunu imparator Konstantinos döneminde, Ermenistan’daki Samosata’da, Mananalis adlı bir köyde Konstantinos isimli bir Ermeni doğdu. Bu köy bugün bile Maniheistler’i barındırmaktadır.
95. Bu adam, Suriye’den evine dönerken Mananalis’ten geçen bir mahkûmu, bir papaz yardımcısını bir süreliğine evinde ağırladı. Bu bilgiye uzun araştırmalar sonucunda ulaştık.” (Bizanslı Heretiklerin Tarihi, s. 108-109)
Görüldüğü gibi konu açık. Kitabın başka bölümlerinde de aynı bilgi tekrarlanıyor. Bu anlatım Hıristiyanlıktaki bir manastır geleneğidir. Hep böyle olur. Bir papaz gelip paganları Hıristiyanlığa kazanır. Bizanslı Heretiklerin Tarihi adlı kitabı hazırlayan Janet Hamilton ve Bernard Hamilton’un bu konudaki görüşleri şöyledir:
“Herakleios’un torunu İmparator Konstantinos döneminde, Ermenis¬tan’ın Samosata bölgesinde bugün bile Maniheistler’i barındıran Mananalis adlı bir köyde Konstantinos isimli bir Ermeni dünyaya geldi. Bu cümle, Paulikanlar’ın Sicilyalı Peter’e kendi kökleri hakkında ver¬dikleri bilgiye dayanarak yazılmıştır. Bahsi geçen imparator II. Konstans’tır (641-68). Peter’in anlatımı, Konstantinos’un halktan sıradan bir kişi olduğunu hissettirmektedir; ancak adı, onun Ermeni Kilisesi’nin bir üyesi olarak yetiştiğini göstermektedir. Peter’e, Konstantinos’un, kendisine bir İncil ve St Paul Mektupları Kitabı hediye eden ka¬çak bir papaz yardımcısını nasıl gizlediğinin anlatıldığı hikâye, muhte¬melen ilk Paulikan didaskalosu’nun dinini yazmalardan nasıl öğrendiği¬ni sembolize etmeyi amaçlamaktadır. Bu; gerçek apostolik geleneği ye¬niden keşfettiğini iddia eden Hıristiyan mezheplerin tarih anlatımında yaygın bir durumdur, ancak Konstantinos’un öğretisinin yalnızca Yeni Ahit’e dayandığı ve onun kitabın yalnızca belli kısımlarını kabul ettiği gerçeği, Paulikanizm’in gelişme tarzında da açık biçimde görülür. (Bizanslı Heretiklerin Tarihi, s. 30)
Erdoğan Çınar, yukarıdaki değerlendirmeleri biliyor, bilerek görmezden geliyor. Constantine’e İncil ve St. Paul’un mektuplarını getiren papaz yardımcısını önce Palu’ya getiriyor, sonra güvenlik sorunundan dolayı Constantine’in köyüne götürüyor, orada kış boyu misafir ediyor. Tabii ki Constantine adını ağzına hiç almıyor. Sürekli Silvanus adını telaffuz ediyor. Oysa tekrarlamakta büyük yarar var, Constantine henüz “kemale ermemiş”, yani Maniheizm’i terk edip Hıristiyan olmamış, St. Paul’un adamlarından Silvanus adını almamıştır.
Erdoğan Çınar masalını sürdürüyor:
“Draconus Mananalis’teki uzun misafirliği süresince Silvanus’a el verdi, onun eksiklerini tamamladı, ona yolun sırlarını ve erkânın işleyişini anlattı. Silvanus ve Draconus uzun kış geceleri boyunca yolun etrafını saran cendereden nasıl kurtarılabileceği, erkânın nasıl daha korunaklı biçimde yeniden kurulabileceği üzerine uzun sohbetler ettiler.” (Kayıp Bir Alevi Efsanesi, s. 151)
Siz yukarıdaki anlatılanları şöyle okuyabilirsiniz: Papaz yardımcısı Constantine’i ikna etti, onun Maniheizm’i terk etmesini sağladı, St. Paul’un gerçek yolundan nasıl gidileceği konusunda onu bilgi sahibi kıldı.
PAPAZ YARDIMCISININ CONSTANTİNE’E VERDİĞİ İKİ KİTAP
Artık papaz yardımcısı Mananalis köyünden ayrılacak. Ki aşağıdaki Erdoğan Çınar’ın kaleminden okuyacaklarınız asıl kaynakta yok. Erdoğan Çınar’ın hayal mahsulü masalları…
“Başına kötü bir hal gelmeden, ecel gelip onu bulmadan köyüne dönüp kavmi-kardeşi, dostu-arkadaşı, müridi-talibi ile kavuşmak istedi. Hazırlığını yaptı, herkesten helalliğini aldı. Denklerini bağlarken heybesinden iki el yazması kitap çıkardı, Silvanus’a uzattı.
- Öyle yap ki bu kitapların içindekiler kaybolmasınlar, zaya gitmesinler dedi.
Silvanus kitapları sırasıyla önce kalbinin üzerine sonra dudaklarına götürdü, öptü ardından ikisini de heybesine koydu.
Silvanus mürşidini yol ayrımına kadar uğurladı. Onun gideceğini duyan Pülümür’ün, Tercan’ın köylüleri erkenden yollara düşüp uğurlamaya katıldılar. Ayrılık vakti geldiğinde daha gün ağarmamıştı.
Draconus’un Pülümürlü Silvanus’a emanet ettiği iki el yazması kitaptan biri ‘Kudret’ (Dynasis) kitabıydı. İkinci kitap erkânın işleyişi üzerineydi. Silvanus kalan ömründe bu kitapları yanından hiç ayırmadı.” (Erdoğan Çınar, age. s. 152)
Suriye’den Constantine’e misafir olan papaz yardımcısının Constantine’e iki kitap verdiği, Constantine’in de bu iki kitabı ömrünün sonuna kadar yanından hiç ayırmadığı doğrudur. Ancak bu kitaplar “Kudret” (Dynamis) ve sözde erkânın işleyişi üzerine iki kitap değildir. Kitaplar şunlardır:
“Mahkum Suriye’den dönerken yanında iki kitap getirmişti. Biri Kutsal İncil, diğeri ise Havarilerin Kitabı idi. Bu kitapları konukseverliğinin karşılığında Konstantinos’a hediye etti.” (Bizanslı Heretiklerin Tarihi, s. 109)
Erdoğan Çınar’ın sözünü ettiği Dynamis kitabının Suriye’den gelen papaz yardımcısı ile bir ilişkisi de yoktur. Söz konusu kitaptan Sicilyalı Peter’in derlediği lanetleme metinlerinde söz edilmektedir.
Constantine Silvanus, İncil ve St. Paul’un mektuplarını ömrünün sonuna kadar yanından hiç ayırmadı.
“Bu adam öğretisini onlara yazarak değil konuşarak anlattı. Ayrıca elinde İncil ve Havariler Kitabı da vardı. Onları kelimesi kelimesine ve yazılı olarak da aktardı. Ancak her bir bölümü sapkınlığa uyarladı ve yandaşlarına İncil ve Havariler Kitabı dışında başka kitaplar okumalarını yasakladı.” (Bizanslı Heretiklerin Tarihi, s. 126)
Kardeşlerime bu yazıyı da saygıyla sunuyorum.
Şu konudan kesinlikle eminiz: Erdoğan Çınar ne yaptığını çok iyi biliyor. Türkçeye çevrilmemiş ya da çevrilip yayımlanmış kitaplardaki bilgileri bilinçli olarak, aklı başındayken, tasarlayarak, belirli bir plan çerçevesinde ters yüz ediyor. Örneğin doğduğunda çocuğa verilen isim Silvanus değil, Constantine idi. Mananalis köyüne gelen de mürşit filan değil papaz yardımcısı idi. Papaz yardımcısının Constantine’e verdiği kitaplar İncil ve St. Paul’un mektuplarıydı. Erdoğan Çınar bütün bunları kesinlikle biliyor. Tahrifatı bile bile yapıyor.
Ortaya çıkan olgular tarihsel gerçekleri de ortaya çıkartmıştır.
Bu kadar bilgiye rağmen kanmak isteyenlere hiçbir şey yapamayız.
Hakk Erenlerinin Yol kuralları yanlışı, yalanı ve tahrifatı kabul etmez.
Tasarlayarak, planlayarak insanları kandırmaya çalışmayı asla kabul etmez.
CEM KONUSUNDA TEMEL HATIRLATMA
Kardeşlerime bir hatırlatma yapmak istiyorum:
Alevi erkânının temeli cemdir. Yolu sürenler dedeler ve taliplerdir. Cem’in aslı semah dönmek, lokma yemek değildir. Cem sorgu-sual ya da sorgu-görgü demektir.
Sorgu-görgü arınmak, zulmetin kirini pasını dışarı atmak anlamına gelir.
Her can sorgu-görgüyle kendi özünü dara çeker, arınır, durunur, temizlenir.
Arınmayan, özünü dara çekmeyen cem erenleri lokma da yiyemez, hizmet de göremez.
Kritik soru şudur: Semah mı insanları arıtır, yoksa arınmışlar mı semah döner?
Cevabı da kendi içindedir: Semah insanları arıtmaz, arınmışlar ancak semah dönebilir. Arınmak dedeler ve talipler için geçerlidir. Alevilik talip üzerine kurulu bir Yol’dur.
Cem kaos değildir, ışıktır. Işık doğruluk, dürüstlük, iyiliktir. Zaten Hakk Erenlerinin Yol’u doğruluk, ikrar iman üzerinedir. Bu yüzden hayır ve şerri kabul etmez.
Planlayarak, tasarlayarak yalan üretmek, yalanı süsleyip Alevileri kandırmaya çalışmak suçtur.
Böyle organize bir suçu işleyenlerin Alevilikte yeri yoktur.
Semah Erenlerindir
Çarka girenlerindir
Bu yola kötüler girmez
Doğru sürenlerindir
Ünsal Öztürk
Erdoğan çınarâın suçlarıâ¦
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Tartışmalar
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
5038
Erdoğan çınarâın suçlarıâ¦
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi