You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur

En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur

Member
En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur



Akrabamdan tanıdığım ilköğretim ikiye giden bir çocuk var. Çocuk değil de sanki büyümüş de küçülmüş gibi. Bütün arabaları markaları ve modelleri ile tanıyor. Ben de naçizane aşağı yukarı yirmi yıldır insan yüzlerine bakarım. Bu konuda, yani nurun olup olmadığı hususunda o kadar uzmanlaştım ki sarrafın altınla benzerini ayırt etmesi gibi bir seviyeye geldim. Kimin zikir ehli olduğunu hemen çıkarıyorum. Hatta hangi tarikattan veya cemaatten bunu da aşağı yukarı biliyorum. Elbette her zikir ehlinde nur olmuyor. Bu da bir nasip meselesidir. Daha doğrusu zikir ehli olup da (bir tarikata intisap edip de şeyhten vird dersi alanlardan) zikri Allah rızası dışında bir gaye ile çeken olduğu gibi zikre gereken saygıyı göstermeyenler veya zikir derslerine önem vermeyenler de bulunabilmektedir. Bunlar nurdan nasipsiz oluyorlar. Gerçek zikir ehlinin yüzündeki nura kimse sahip olamaz. Onlar hemen güneş gibi kendilerini belli ederler. Birinci sınıftırlar. Yüzündeki nura insanı âşık ederler. Çeşitli cemaatlerden özellikle sabah namazından sonra cevşen veya Kuran-ı Kerim okuyan kişilerde ise farklı bir nur çeşidi vardır. Ama seher vakitleri yapılan her ibadet adeta nura dönüşür. Seher vakitlerini uyku ile geçirenler bu nurlardan mahrum olurlar. Seher vakti uyanık olup da duha namazı kılanlar, zikir çekenler, Kuran-ı Kerim okuyanlar nurlardan nasiplenirler ve yüzlerinde de bu nurları belli ederler. Onlardaki hoş nur da kendine özgü bir güzellikle yüzde hemen kendisini gösterir.

Nur, iki biçimde tanımlanabilir. Birisi maddi olanıdır. Biz bu nurla (ışıkla) görürüz. En başlıca kaynağı güneştir. Ayrıca evimizi, sokağımızı aydınlatan ışık da bu nurdandır. Bu nur olmasaydı dünyamız kapkaranlık kalacaktı. Allah’ın (c.c.) pek çok ayeti, güzel ismi göz duyu organına hitap etmektedir. Demek ki bu nur olmasaydı çok cahil kalacaktık. Diğer nur manevidir. Bu da maddi nur kadar önemlidir. Hatta maddi nurdan daha önemlidir. Zira bununla da gönül dünyamız aydınlanır. İmanımız gerçekleşir, güçlenir. Nasıl görme engelli insanlar bir şey göremezlerse iç dünyaları kör olanlar da imanın esaslarını kavrayamazlar, inkar ederler. Bir insanın bu dünyada gözlerinin görmemesi bir ömürde gerçekleşir, son bulur, ama manevi körlük ebedi hayata mal olabilir.

Şu ayet-i kerime manevi körlerin ahiretteki durumlarına işaret etmektedir: “Ama kim Benim zikrimden yüz çevirirse, kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse ona dar bir geçim vardır. Ayrıca Biz onu kıyamet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz. ‘Ya Rabbi,’ der, ‘ben gözleri gören biri olduğum halde neden beni kör olarak dirilttin?’ (Allah) Buyurur ki: ‘Bu böyledir, nasıl ayetlerim sana geldiğinde sen onları unuttuysan bugün de sen böyle unutulur, bir kenara atılırsın.’ ”

Çoğu İslam bilgini imanı tanımlarken onu gönülde doğan bir nura benzetir. Allah (c.c.) da Kuran-ı Kerim’de iman ve hidayeti böyle tanıtmaktadır: “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz, insanlar arasında yürümesi için nur verdiğimiz kimse, içerisinden çıkamayacağı karanlıklarda kalan bir kimse gibi midir? (En’am suresi, ayet 122)”, “Allah bir kimsenin kalbini Müslümanlık için açarsa o Rabb’inden verilen bir nur üzerinde değil midir? (Zümer suresi, ayet 22)”

Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’i de nur olarak adlandırmıştır: “İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Halbuki sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Lakin Biz onu kendisiyle kullarımızdan dilediğimizi hidayete erdirdiğimiz bir nur kıldık (Zuhruf suresi, ayet 52).”
Kuran-ı Kerim okununca ortaya nur çıkmaya başlar. Bunu gönül gözü açık olanlar, veliler ifade etmişlerdir. Bu nur ruhu rahatlatır. Okuduğunu bilmese de Kuran-ı Kerim bu nurla anlamını gizlice okuyan kişinin ruhuna hikmet suretinde verir. Mümin insanın arifliği bu yolla oluşur. Yani Kuran-ı Kerim’in nuru hem ruhu etkiler hem de yüzde kendisini aşikâr eder.

İman ve ibadet hayatı insanın yüzüne ve ellerine bir parlaklık ve nur verir. Bu zikir ehlinde çok daha belirgindir. Bu durum gerçekten adeta bir mucizedir. Sanki yüce Allah (c.c.) iman ve ibadet ehlinin yüz ve ellerinde nurunun gerçekliğini tasdik ettirmektedir. Gerçi bazı insanlar ibadet hayatına sahip olmadan da yüzlerinde bir aydınlık, parlaklık taşırlar. Psikologlar bunu pozitif enerji ile açıklamaktadırlar. Kişinin hayata karşı olumlu tutumu, yapıcı ve üretken olması, insanlara karşı iyi niyet taşıması gibi güzel şeylerin yüze, ellere bu özellikleri verdiğini belirtmektedirler. Bakır, sarı vb. madenler de renk olarak altını andırırlar, yalnız onlarla altın arasında değer olarak büyük bir fark bulunur. Aynen bunun gibi iman ve ibadetle yüze ve ellere yansıyan nurla pozitif enerji ile oluşanı arasında da öyle büyük bir benzerlik ve farklılık vardır. Dikkat edildiğinde iman ve ibadetle gelen nurla pozitif enerjiyi simgeleyeni hemen ayırt edilir.

Tabii hayat karşısında pozitif bir tutum takınmak da Allah’a (c.c.) yaklaşmak değil midir?

Ben insan yüzlerindeki bu nurun da Allah’ın varlığı ve birliğine işaret eden en büyük kanıt olduğunu düşünmekteyim. Aslında toplumda benim gibi olanlar da az değil. Çok insan yüzdeki nurlara dikkat ediyor. Ama bazen karıştırıyorlar. Pozitif insanların yüzlerindeki parlaklık ile ibadetle gelen nuru birbirinden ayırt edemiyorlar. Ben de yıllar önce böyleydim. Karıştırırdım. Böyle kişiler yani pozitif kişiliklerinden dolayı yüzleri parlak kişiler acaba derdim gizlice ibadet mi yapıyorlar. Sonra onlardaki parlaklığın çok farklı olduğunun, nurla hiçbir alakasının olmadığını anladım.

Ahirette kıyamet günü mahşer meydanında insanlar dirildikleri zaman müminlerin bu yüzlerindeki ve diğer azalarındaki nurları daha bir ortaya çıkacaktır. Kendisini net bir şekilde belli edecektir. Buna pek çok ayet-i kerime işaret etmektedir: ‘… Çünkü onların nurları önlerinde ve arkalarında koşar da ‘Ey Rabbimiz nurumuzu tamamla bizi mağfiretinle bağışla. Çünkü sen her şeye kadirsin,’ derler.(Tahrim suresi, ayet 8).’ ‘O gün, erkek ve kadın münafıklar, inananlara, bizi de bekleyin de derler, gelelim, nurunuzdan alalım; onlara dönün ardınıza da bir nur isteyin artık denir. Derken aralarına bir duvardır çekilir ki bir kapısı vardır, içinde rahmet vardır da dış tarafında azap. (Hadid suresi, ayet 13).’

Peygamberimiz (s.a.s) kıyamet günü ümmetinin abdest azalarındaki nurla diğer ümmetlerden ayrılacağını hadis-i şeriflerinde belirtmişlerdir.

Demek ki kıyamet gününde müminlerin nurları artacak ve münafıklardan belirgin farklılıklarla ayrılacaktır. Bu dünyada genelde insanlara belli belirsiz bir şekilde –aslında benim gibiler için gayet açık olarak- yüzlerde parlayan nur, ahrette mahşer meydanında pek çok azaya da verilecektir. Bir de daha net olacaktır. Bu dünyada mümindeki nura dikkat etmeyen münafıklar, ahrette müminlere verilen nurdan isteyeceklerdir. Fakat bundan mahrum bırakılacaktır.

Allah kimseyi nurdan mahrum etmesin. Dedim ya, insan yüzleri konusunda bayağı uzmanlaştım. Bu iş artık bir hobi olmaktan çıktı. Gayri ihtiyari her insanın yüzüne bakıp nur olup olmadığını, nur varsa o kişinin bunu hangi yollarla elde ettiğini düşünüyorum. Uygun yöntemlerle araştırıyorum, soruşturuyorum. Çeşitli günahları da yüzlerde okumaya başladım. Evet zina gibi büyük bir günah her çeşidiyle yüzdeki nuru adeta soyduğu gibi yüze de uğursuz bir anlam veriyor. İçki ve kumar da yüze hemen damgalarını çirkin ifadelerle vururlar. Gıybete düşkünlük de yüze çok kötü bir renk veriyor. Kısacası yüzdeki her çirkin anlam bir günahın ifadesidir.

Nurun en büyük düşmanı her türlü çeşidiyle zina ve iftiradır. Bundan dolayı Allah Kuran-ı Kerim’de Nur suresinde hem kendi nurundan söz etmiş hem de zina, iftira ile ilgili suçlara uygulanacak cezaları konu almıştır.

İnsanlar kaşa, göze, buruna, yanağa, yüze âşık olmuyorlar, bu organlarda kendisini gösteren ilahi nura âşık oluyorlar. Bu organları gayet güzel olabilen fakat hiç kimsenin kendisine âşık olmadığı nice insan vardır. Onlar sadece cinsel cazibe verirler. Bazen de bu organları çirkin veya kusurlu iken binlerce âşığı olan kimseler vardır. İlahi nur yüze vurunca herkesi büyüler, kendisine bağlar. Cinsel cazibe yerine aşk katar. O insanları gözde büyütür. İnsanlar elde olmadan böyle bir yüze âşık olurlar. Kendilerini kaybederler.

Allah’ın En-Nûr (nurlandıran, nur kaynağı) güzel ismi ile kula düşen görev, birer nur kaynağı olan namaza, zikre, Kuran-ı Kerim’in okunmasına gerçek anlamıyla yönelmek ve bunlardan en üst düzeyde yararlanmaktır. Ahiret için nur küpünü doldurmaktır.
Muhsin İyi
Posting Freak
En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur
muhsin iyi yazdı:Allah’ın En-Nûr (nurlandıran, nur kaynağı) güzel ismi ile kula düşen görev, birer nur kaynağı olan ]namaza, zikre, Kuran-ı Kerim’in okunmasına gerçek anlamıyla yönelmek ve bunlardan en üst düzeyde yararlanmaktır. Ahiret için nur küpünü doldurmaktır.
Muhsin İyi

Muhsin bey,siz insanlarda o nuru görebiliyorsanız demekki Yüce Pir'imiz Erenler Şah'ı Zöhre Ana'mızı görmüş olsanız,gözleriniz kamaşır,cemaline bakamazsınız,yukarıdaki yazıda uzun uzadıya anlattığınız her güzel şey Pir'imde var.

Namazımız var şükür,Peygamberimiz Muhammed Mustafa ve Şahımerdan Ali'nin kıldığı gibi 3 vakit kılıyoruz.

Sizin zikir dediğiniz yani Allah'ın adını anma işini bizler CEM dediğimiz ibadetlerimizde yeterince yerine getiriyoruz şükür.

Kur'an evliyaların dilidir, gerçek CEM'ler evliyalar eşliğinde yapılır birebir Allah,ummanda nefeslerini zaten onlarla gönderir.

Sözünüz bizeyse biz zaten o nurdan yeterince faydalanıyoruz çok şükür.

uyardığınız için teşekkür ederizSmile
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Posting Freak
En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur
muhsin iyi yazdı:Ben insan yüzlerindeki bu nurun da Allah’ın varlığı ve birliğine işaret eden en büyük kanıt olduğunu düşünmekteyim. Aslında toplumda benim gibi olanlar da az değil. Çok insan yüzdeki nurlara dikkat ediyor. Ama bazen karıştırıyorlar. Pozitif insanların yüzlerindeki parlaklık ile ibadetle gelen nuru birbirinden ayırt edemiyorlar. Ben de yıllar önce böyleydim. Karıştırırdım. Böyle kişiler yani pozitif kişiliklerinden dolayı yüzleri parlak kişiler acaba derdim gizlice ibadet mi yapıyorlar. Sonra onlardaki parlaklığın çok farklı olduğunun, nurla hiçbir alakasının olmadığını anladım.

.Muhsin İyi

Yukardaki yazıyı okuduğumda güzel edebiyatla süslenmiş ancak tamamen yanlışlardan oluşan boş bir yazı gördüm...

Yanlışlar o kadar güzel edebi bir dille süslenmiş ki insan bir şeyler bilmese, bazı gerçeklerden evliyalar sayesinde haberdar olmasa hemencecik inanası geliyor. İşte malesef toplum inanç konusunda o kadar bilinçsiz ve o kadar yalan yanlış bilgilerle doldurulmuş ki malesef bu tür güzel edebi bir dille süslenerek insanın hoşuna gidecek kelimeler seçilerek yazılmış ancak içeriği olduğu gibi yanlışlarla dolu din adı altında Allah kitap peygambere mal edilerek anlatılan bu tür şeylere malesef inanıyorlar...

Öyleki herşeye şekilci olarak yaklaşıp insanları, sergiledikleri güzel ahlak, insanlık, topluma örnek bir yaşantı süren, Allah'a Onun peygamberine ve Ehlibeytine ve de gelmiş geçmiş bütün evliyalara iman getiren taraflarıyla değilde yüzüne gözüne bakarak nur aramak çok yobazca bir yaklaşımdır...

Doğuştan çok güzel yüzlü olup içi pislik insanlar olduğu gibi, Doğuştan yüz görünümü olarak fazla göze hitap etmeyip ancak içi temiz bir sürü insanlar vardır...

Elbetteki inançlı, içinde hiç bir art niyet taşımayan, kötülükten kendini uzak tutup insan sevgisi taşıyan, insanlara karşı saygılı hareket ve tavırlarıyla, örnek yaşantısıyla biraz kendini belli eder. Ancak nur yanlızca Allah'a ve Onun evliyalarına mahsustur...

Bir tek evliyalar Allah'ın nuruna sahiptir. Onun içindir ki keramet ve mucizeler gösterirler. Bir tek Evliyalar Allah'ın nurundan yaratılmışlardır.Onun içindir ki yanlızca bedenen ölürler ancak ruhları ölmeyip insanların arasında dolaşmaya devam ederler, dua edip çağırdıklarında da insanların yardımına koşarlar...

Allahtan başka kimse bir insanın kalbinde ve beynindeki itikatini ve imanını anlayamaz. Dolayısıyla bir insanın yüzüne, gözüne , saçına sakalına ve giyim kuşamına bakarak da kimse bir insan hakkında nur sahibiymiş, inançlıymış vs. konularda kesin bir kanaat sahibi olamazlar...

Bugün o kadar çok iki ayaklı kurtlar var ki, o kadar dindar maskesi arkasına gizlenmiş giyimi kuşamı düzgün, eli yüzü parlayan şeytanlar var ki Allah'tan başka kimse bunların gerçek içyüzlerini bilemez ve göremez. Onun için kimse kendi kendini kandırmasın...

Gerçek nur yüzlü insan görmek isteyenler Mustafa Kemal Atatürk'ün cemaline baksınlar. Hem yüz güzelliği hem de iç güzelliğiyle özene bezene yaratılmıştır. Hayatını cephelerde insanlık için geçirmiş, bizlere bağımsızlığımızı kazandırmış, şeref namus ve onurumuzu korumuş, Allah'ın bir nuru olan Mustafa Kemal Atatürk'ü bugün o yüzünden nur var dediğiniz tarikatçi ve cemaatçi çevreler karalamak ve yaydığı ışığını söndürmek için her türlü şeytanlığı elden bırakmıyorlar. Onun için Allah'ın bir nurunu bir elçisini bir evliyayı inkar gelen çevrelerde nur diye bir şey kattiyen olamaz. Yüzünde ki pozitif enerji diye görüp nur diye nitelendirdiğiniz insanlar belli ki kendine iyi bakıyor ki , yeme içmeleri ve keyifleri iyi ki size öyle geliyorlar. Yoksa o kadar cübbeli, bastonlu, sakallı, sarıklı bir sürü insanı bizler de cami kapılarında çok görüyoruz. Bizler niye o nuru bir türlü göremiyoruz acaba?

Bugün islam ülkeleri de dahil ne kadar şeriat yanlısı ne kadar böyle namazda niyazda insanlar var görüyoruz. Ortalıkta mağara adamı gibi dolaşıyorlar. Medeniyetten nasiplerini alamamışlar. Bu yüzden de gelişmiş ülkeler tarafından sürekli aşağılanıp namus şeref ve haysiyetleri ayaklar altında geziyorlar.Örnek Irak, Afganistan vs.

Onun için en büyük güzellik, en güzel insanlık gelmiş geçmiş bütün evliyalara iman getirmekle olur. Onların ışığında aydınlanmakla olur. Bakın islam ülkeleri arasında halkı en medeni insan gibi yaşıyan müslüman ülke Türkiye Cumhuriyetidir. Neden? Çünkü bu ülkeyi kuran bir Allah elçisi evliya olan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bu yüzdendir ki diğer arap ülkelerinden daha medeni ve insanca yaşantı sürdürüyoruz. Bunu işte Allah'ın bir evliyasına borçluyuz...

Bu gün hacı hocaların, mollaların, cemaatçilerin ve de tarikatçıların nur yüzlerine kalsaydık, Allah göstermesin sonumuz ve halimiz bugün ki müslüman gerici arap milletinden daha beter bir durumda olurdu. Allah'a çok şükürler olsun ki bize bir evliyasını kurtarıcı olarak yolladı da bütün dünyaya meydan okuyup şeref namus ve haysiyetimizi işgalci düşman devletlerine çiğnetmedi. Hem de vatan haini, gerici, yobaz, içerdeki satın alınmış içimizdeki düşmanlara rağmen...

Allah, kendi nurundan yarattığı Mustafa Kemal Atatürk'ün ışığını başımızdan sonsuza kadar eksik etmesin...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Posting Freak
En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur
Allah’ın En-Nûr (nurlandıran, nur kaynağı) güzel ismi ile kula düşen görev, birer nur kaynağı olan namaza, zikre, Kuran-ı Kerim’in okunmasına gerçek anlamıyla yönelmek ve bunlardan en üst düzeyde yararlanmaktır. Ahiret için nur küpünü doldurmaktır.
Muhsin İyi[/QUOTE]


Ne mutlu bize ki Allahın o güzel kuranini canlı canlı hikmetleri ile pir Zöhre anamdan dinliyoruz.Kendimiz de okuyoruz Türkçe ve de anlayarak anladiğimiz içinde içimiz huzur yüzümüz aydınlaniyor.

Namazımızı da Türkçe kılıyor Allahın huzuruna dururken çağırırken de
aşk ile yalvariyor secdeye iniyoruz.

O nur arkadaşlarımında belirttiği gibi Yüce Allahın evliyalarına mahsustur.
Biz insanoğulları Allahın elçilerinin ve de evliyalarının bizlere ulaştırdığı emirlerle
onların nurundan ve ışığından nasiplaniriz.

Gerçek nurlar Allah Muhammed Ali yolu ve onun Ehlibetidir.Kainata kadar da öyle kalacaktır.Yolundan gidenlere ne mutlu.
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


PİR ZÖHRE ANA
Administrator
En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur
Muhsin kardeş "Nur" u bol keseden dağıtıyorsun maaşallah Smile

Desen ki sabah uykusunu bölüp temiz bir inançla Namaz kılmanın sevabı çoktur canlar. Buna itiraz eden çıkmaz. Ama "Nur" 'u oraya buraya çevirip kendine de pay çıkartırsan buna yokuz işte.

Muhammed Ali,Ehlibeyt,12 İmam,Evliyalar "Nur" dur. Çünkü onlar nefisten arındırılmıştır.

Namaz kılan,Kur'an okuyan sen ademoğlu kaçınız tertemizsiniz ?

Her namaz kılana Nur'ludur demek ,namaz kılan insanlara [B]gaz[/B] vermekten başka birşey değildir.



Peygamberimiz Muhammed Mustafa NUR'dur (ışıktır).

2003,17 Mart'ında gördüğüm rüya üzerine söylüyorum. Diz çöktüm ve ayaklarına kadar gelen sakallarından bir tutam aldım. Ya Muhammed ! Canım, yoluna kurban olsun dedim ve Allah Muhammed Ya Ali diyerek 3 defa başıma koydum.

Mübarek sakalını öperken aklımdan şunu geçirdim : "Hz.Muhammed NUR'dan yaratılmıştır" diyorlardı. Mübareğin tüm bedenine baktığımda gerçekten de öyleydi. Başı,saçı,yüzü,elleri,ayakları her yerinden ışıklar saçılıyordu.

Uyandığımda gözlerimin pınara döndüğünü farkettim. Hakka şükrettim ve geri yattım.

Ehlibeyt düşmanı,Cehennem köpeği Muaviye'ye nasıl ki haşa haşa [B]hazretlik [/B]ünvanını veriyorsanız;

Şimdi de yine;
Hak Muhammed Ali'nin,Şah Üseyin'in,İmam Hasan'ın... ancak layık olduğu "NUR"u it nefisli mahlukatlara haddinizmiş gibi dağıtıyorsunuz.

Bu Allah'tan reva mıdır?

Siz kim NUR kim?
Biz kim NUR kim?


Erbaka'nın cennetten tapu dağıttığı gibi siz de aynı kategoride bu işe mi başladınız.


NOT : Namaz kılmak ve Kur'an okumak bizlerin de yaptığı daha doğrusu elinden geldiği kadar yapmaya çalıştığı ibadetlerdir. Bizim karşı olduğumuz Namaz ve Kur'an değil tam aksine Hak'tan görevli olmadığı halde Hak adına konuşan binaenaleyh yargıya varan ayrıca burnunu aklının ermediği şeylere -herşeye- sokan,çok bildiğini zanneden,gencecik beyinleri NUR ve cennet vaadiyle dolduran canlardır.

Pirimiz Zöhre Ana'nın dediği gibi :" [B]İnancı diri tutan İbadettir.
" Yine bir nefesinde: " İbadetsiz insan olmaz." demektedir.
[/B]

Bir ismi Ali bir ismi Veli
Onlar NURDAN geldi NURUDUR Nebi
Evveli Ahiri YAratan Ali
Şimdi de geziyor Zöhre Ana dili.

Bildiren: Pir ZÖhre ANa
Administrator
En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur
muhsin iyi yazdı:...Çeşitli cemaatlerden özellikle sabah namazından sonra cevşen veya Kuran-ı Kerim okuyan kişilerde ise farklı bir nur çeşidi vardır...



Soru-1) Bu cemaatlerin isimleri nelerdir?

Soru-2) Nur, cemaatlere göre farklılık mı gösterir?

Soru-3) Yukarıdaki yazıda farklı nur çeşitleri vardır sözünüzün kaynağı nedir?

Soru-4) Hz.Muhammed zamanında cemaatlar var mıdır? Varsa isimleri nelerdir?

Soru-5) Cevşen ile Hakikat Kur'anı'nı aynı kefeye koyman veya eşitlemenin şirk olduğunu biliyor musun?

Soru-6) Cevşen'in bir Şii inancı olduğunu biliyor musun?

Soru-7) Ehli Sünnet'in Cevşen'i red etmesi bir Sünni olarak seni bağlıyor mu?

Soru-8) %99'u temelsiz ve boş olan düşüncelerine ne zaman son vermeyi planlıyorsun ?



NOT:Herşeye rağmen sana kızmıyorum ve seni seviyorum mübarek kardeşim Smile
Member
En-Nur, Ya Nuru, Nur, Allahın Nuru, Nur İsmi, Yüzdeki Nur
NOT:Herşeye rağmen sana kızmıyorum ve seni seviyorum mübarek kardeşim Smile[/QUOTE]
Ben de alevileri çok sevdiğim için bu sitede yazılarımı paylaşıyorum. üç sene kadar azerbaycanda aleviler arasında kaldım. onların ekmeğini yedim. onlardan en ufak bir zarar görmediğim gibi çok menfaatler de edindim. en çok onlardaki hoşgörüye ve anlayışa hayran oldum. bir camide oranın yerli sünnileri ile karşılaştım. dedim ki siz burada ne arıyorsunuz. atalarımız da burada alevilerin arasında yaşamış dediler. aleviler size bir baskı uygulamadılar mı diye sordum. yok biz baskıyı sadece sovyet rejiminde yaşadık dediler. oysa bizdeki aleviler osmanlı döneminde çeşitli baskılar sonucu medreselerden yani o zamanın üniversitelerinden uzak oldukları için arapçayı öğrenememişler, dini bilimlerden uzak kalmışlar, sadece sözlü olarak tevarüs eden bilgiyle yetinmişlerdir. bunun sonucu olarak dinlerinde orijanillikten kayma olmuştur. hayret verici şey de oradaki sünnilerin alevilerle camiyi ortak kullanmaları idi. önce alevi cemaati namazı kılıyor, onlar dağıldıktan sonra sünni cemaat namaz kılıyorlardı. bu kardeşlik maalesef bizde yok. camiler neden alevilerin de ibadet mahali olmasın diye düşündüm haklı olarak. yani ben sizleri kızdırmak için veya inancınızı eleştirmek için bu yazıları yollamıyorum. ben sadece sizin inançlarınıza saygı içerisinde yazdıklarımı sizlerle paylaşıyorum değerli kardeşlerim. dikkat ederseniz hiç bir cemaat ve tarikat adına da konuşmuyorum. çünkü ne cmaat ve tarikat adı kullanmıyorum. çünkü gönülden tüm alevi ve sünnilerin kardeşliğini ve birlikteliğini arzulayanlardanım. inşaallah Zöhre Ana bize de dua eder.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.