You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ekonomide enkaz 2009`da geliyor

Ekonomide enkaz 2009`da geliyor

Administrator
Ekonomide enkaz 2009`da geliyor
Ekonomide enkaz 2009`da geliyor[Resim: www.zohreanaforum.com]
[Resim: www.zohreanaforum.com]






Dünyada artık sıcak paranın dolaşmayacağını belirten ekonomist Erhan Göksel, Türkiye'yi bekleyen en önemli tehlikenin 50 milyar doları bulan cari açığı olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye'de siyasetin 1 yıl sonra tasfiye olacağını iddia eden Göksel, 'Türkiye'nin açık faşizme gidecek bir yönetim yapısına doğru evrildiğini hissediyorum' diyor.

Nuray BAŞARAN / REFERANS GAZETESİ

Bugüne kadar bir çok siyasi lidere danışmanlık yapan analist Erhan Göksel, yerel seçimlere az bir zaman kalırken yaptığı ilginç değerlendirmeler ile dikkat çekiyor. Global ekonomik krizin 2009'da derinden hissedileceğini, bunun da yerel seçimleri çok etkileyeceğini söyleyen Göksel'e göre yine de AK Parti bütün belediyeleri silip süpürebilir. CHP ve MHP'nin oy oranlarının bu seçimde yüzde 20'yi aşamayacağını söyleyen Göksel, yeni seçimin en önemli galibinin ise Saadet Partisi olacağını ileri sürüyor.

Dünyadaki global ekonomik krizin Türkiye'de hâlâ daha ciddiye alınmadığını ve tedbir alınmamasını eleştiren Göksel, Eğer AK Parti yeni politikalar üretemez ve mevcut politikaları değiştirmezse, global sermeyi AK Parti'yi değiştirir diyor. Göksel, DSP'den Şişli Belediye Başkanı olan ve tartışılan Mustafa Sarıgül'ün bu kez seçimi kazanamayacağını, doğu ve güneydoğuda ise tüm belediyeleri DTP'nin alacağı yönünde gelişmeler yaşandığına dikkat çekiyor.

Göksel'in bir başka öngörüsü ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve ekibinin Tayyip Erdoğan ile yollarını ayırdığı noktasında. Bunun turnosol kağıdı da Fehmi Koru'nun Başbakan Erdoğan ile yaşadığı son polemik. Erhan Göksel'in bu açıklamaları yine çok tartışılacak diye düşünüyorum.

Analist kimliğinizin yanı sıra ekonomi ile de yakından ilgileniyorsunuz. Ekonominin geleceğine ilişkin öngörüleriniz nelerdir?

Alternatif siyasi partilere göre hükümet daha iyi bir pozisyon yakaladı. Ama gelişen ekonomik trend'lerden baktığımızda, bu krizi yönetemeyen iktidar ayakta kalamaz. Ya ekonomi politikalarını değiştirecekler, -ki onu yapamazlar- yapamıyorsa ABD ve ekonomi ülkeyi değiştirir. Çünkü özel sermayeye gebeyiz. 1929 krizinde dünyada 25 bin banka varmış, bunlardan 11 bin 550'si battı.

Bugün bu bankalar küreselleşmiş durumda. Batan bankalar sayı olarak daha az ama rakam olarak on katı daha büyük olacak. İkinci önemli nokta, bu krizde uluslararası mali sistemin temelleri sarsılıyor. Henüz çöküş başlamadı. Çöküş en azından dünyada iki yıl daha devam edecek. Toparlanma ve bu krizden çıkış süresinin minimum beş yıl olacağına hiç kuşkum yok. Ben hükümetin yerinde olsaydım, döviz ve borsayı kapatırdım. Sterlin çok ciddi çakılabilir. Euronun kesin çökeceğine inanıyorum. Dünyada artık sıcak para dolaşmayacak.

Yaşanan global ekonomik kriz kimilerine göre Türkiye'den teğet geçti, kimilerine göre daha derin kriz geliyor. Size göre son durum nedir?

Bir kere bugün bakılan haberler tam anlamıyla bir abesle iştigaldir. Türkiye'nin önünü ne kadar göremediğinin, en başta da hükümetin, kısmen de TÜSİAD gibi büyük üretim sektörünün önünü göremediğinin en büyük işaretidir. Reel sektörü elinde tutan kesimin bu krizi iki ay önce değil, 1.5 yıl öncesi söylemesi gerekirdi.

Dünyadaki bu krizi iyi anlamak lazım. Bu kriz 1929 krizinden daha dehşet olacak. 1929 krizinde dünya ticareti yüzde 65 küçüldü, gelişmiş ülkelerin en azından Amerika'nın gayri safi yurtiçi hasılası yüzde 35 küçüldü. Şimdi bu kriz Amerika'da on senede aşıldı. Krizin iki ila 5 yıl arasında devam edeceği söyleniyor.

Kriz, ABD'de Cumhuriyetçiler'in iktidardan gidiş dönemlerine denk geldi. Obama'nın gelişi krizi nasıl etkileyecek?

Enkaz daha başlamadı. Enkaz 2009'da geliyor. Obama 2009'dan önce Bush'unönüne yıkmak istiyor enkazı. Ayrıca çok daha ilginç bir durum söyleyeyim, Beyaz Saray çevrelerinden -yani yeni Demokrat Parti çevrelerinden diyelim- aldığım duyumlar, haziran sonundaki G-20 Zirvesi'ne kadar Obama'nın ekonomi yönetimine müdahale etmeyeceği şeklinde. Şu andaki bu kriz finans krizi, ekonomik kriz değil. Finans krizi ekonomik krizi tetikleyecek.

Finansal krizin Türkiye'ye yansımaları neler olacak?

Şimdi özetle söylemek istediğim, ABD bu krizi ötelerken dünyaya bunun riskini yıktı. Şimdi Amerika'da üretim, halkta para olmadığı için anormal derecede düşecek. Amerikan üretimini canlandırabilecek tek bir şey var, o da çok tehlikeli savaş. 29 krizinden de savaşla çıktılar. Amerika'nın 14-15 trilyon dolarlık gayri safi hasılasının yüzde 22'sini askeri harcamalar oluşturur. Bu rakam bütün Alman ekonomisinden daha büyük. Bütün dünya önümüzdeki sene dolara ruhunu satacak.

Doların alternatifi yok. Bir ülkenin krizde bir ortak para birimi olabilmesi için kreditör olması lazım. Dünyanın tek kreditörü Çin ve ABD, başka biri yok. Çin de Amerika'yı destekliyor. Amerika'nın bütçe açığı, cari açığı yılda bir trilyon dolar. Gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 7'sini buldu. Türkiye 7.4'le dünyada cari açığı en yüksek olan ülke.

Bizi ne gibi bir tehlike bekliyor bu çerçevede?

Bu çerçevede bizi bekleyen en tehlikeli şey şu: Türkiye'nin 50 milyar dolar cari açığı var. Sen bu cari açığı dışarıdan bize gelen sıcak para ile finanse ediyorsun. Yabancılara dünya ölçeğinin iki katı faiz veriyorsun, yabancı para geliyor. Bugün hangi iktisatçıya sorarsanız sorun bu krizde dünyada artık sıcak paranın dolaşmayacağını söylerler. Böyle bir krizde sıcak para dolaşmadığı zaman, siz cari açığınızı kapatamazsınız.

Borsa ve ülkede 130 milyar dolar sıcak para var. Geçen hafta çok radikal bir değişiklik oldu Türkiye'de. İlk defa ülke içindeki döviz varlıklarıyla döviz borçları negatife döndü. 2001 krizinden beri bugüne kadar bu dönmemişti. 2001 krizinde 3.1 milyar dolardı. 2002'de ülkeden sıcak para çıktığı için 17 milyar dolar. Ülkenin döviz varlıklarıyla döviz alacaklarıyla döviz borçları arasında fark negatifti. Bugün dehşet rakamlara ulaşmış durumda. Türkiye'nin en zayıf yanı bankalar şu anda.

Ancak uzmanlar bankacılık sistemimizin çok sağlam olduğunu söylüyor.
Evet, bankaların açık pozisyonları 8.9 milyar dolara dayandı. AK Parti iktidara geldiğinde özel sektörün dış borcu 38 milyar dolardı. Şu anda bu rakam, Rifat Hisarcıklıoğlu'nun söylediği gibi 191 milyar dolardır. Özel sektörün şu andaki dış borcu neden bu kadar yüksek biliyor musunuz? Bizim özel sektör de dışardan borçlanarak durumu idare ediyor, yani bizim sektör tefecilik yapıyor.

Biraz da siyaset. Bu çerçevede Türkiye'de siyasette ne gibi olumlu ya da olumsuz etkiler göreceğiz?

Şöyle söyleyeyim: Dünya yeni bir ekonomik programa ihtiyaç duyuyor. Türkiye, bugünkü politikasını değiştirmek zorunda. Ekonomik olarak yabancıların Türkiye'deki varlıklarının garanti altına alınması gerekiyor. Şimdi yabancılar mevduata tam garanti istiyorlar. Üç beş milyar dolar yabancıların parası duruyor. Bankada duran dolarını çekse, sadece bir kurum doları iki buçuk liraya zıplatır. Bu sefer borsa da çakar.

Elindeki borsanın yüzde 66'sı yabancıların elinde. Bugün borsada komik bir durum daha var. En büyük 5 bin 55 şirketin borsa değeri, özvarlıkların altına düştü; bu, çok büyük bir tehlikedir. Şimdi Başbakan bir noktada doğru duruyor, mevduata garanti vermiyor ama küresel sermaye, Türkiye'den yeni politikalar isteyecek. AK Parti bu mevcut politikaları değiştiremez, değiştirirse seçimi kaybeder. Değiştiremeyeceği için küresel sermaye AK Parti'yi değiştirir.

Herhalde yerel seçimlerde değil?

Bir yıl sonra bugünlerde genel seçim olur. AK Parti ekonomiyi taşıyamaz, bu krizi taşıyamaz. Bu krizi üç ay sonra göreceğiz ve yerel seçimlerde AK Parti krizden çok etkilenecek. Görünen o ki, yüzde 40'ı zor tutturacak. Buna rağmen CHP'nin ve MHP'nin yüzde 20'yi bulacağını zannetmiyorum. Böyle olunca da AK Parti birkaç özel belediye dışında bütün belediyeleri süpürecektir. Bir tek istisnası var:

DTP de bölgedeki belediyeleri alır. Başbakan'ın AK Parti-DTP çatışması çok büyük bir hata olmuştur. AK Parti'yi yüzde 47'ye çıkaran oylar büyükşehirlerdeki Kürt oylarıydı. AK Parti şimdi büyükşehirdeki bütün Kürt oylarını kaybediyor. Ben size söyleyeyim, çok şaşırtıcı sürprizler var. Mersin'i, Adana'nın Seyhan'ını alabilir DTP. Saadet Partisi'nin Türkiye genelinde 2007'deki oyu yüzde 3 iken, bunu yüzde 7-8'e çıkarırsa seçimin galibi olur.

Sarıgül'ün DSP'ye geçişine ne diyorsunuz? Kimilerine göre DSP'nin başına geldi?

Sarıgül'ün amacı da odur, zaten kendisine bir parti lazım. Üye olduğu zaman genel başkanlığa adaydır. Ancak bu seçimi kazanabileceğini düşünmüyorum. Sanıyorum kazanamazsa siyasi ömrü biter.

Ekonomik krizin altında kalacak dediğiniz bir AK Parti var. Peki AK Parti'nin alternatifi nedir?

Bir yıl sonra genel seçim olduğunda ben bütün siyasetin kökünden tasfiye olacağını ve Türkiye'nin açık faşizme gidecek bir yönetim yapısına doğru evrildiğini hissediyorum. İngiliz Başbakanı çok net bir şey söyledi krizle ilgili bir toplantısında. Dünya bundan sonra faşizme ve totaliter rejimlere hazır olmalı dedi. Çünkü bu kriz, dünya ekonomisini gayri safi yurtiçi hasılasını her yıl yüzde 10 küçültecek. Böyle dönemler 1929 krizinde olduğu gibi dünyada savaşlara neden olur. Türkiye'de Türk-İslam sentezine dayalı bir totalitarizmin olacağını sanıyorum. Bu AK Parti içinden bir parçalanmayı getirebilir, dışardan yeni bir oluşumu getirebilir.

GÜL GEMİYİ TERK EDİYOR

Tayyip Erdoğan'a dönük eleştirilerin artmasını neye bağlıyorsunuz?
AK Parti'nin sürecini en azından Erdoğan'ın bu sürecini en iyi okuyan, sizi şaşırtacağım ama Abdullah Gül oldu. Gül birlikte batmamak için gemiyi terk ediyor. Sadece Gül etmiyor, cemaat de ediyor. Yani Fethullah Gülen cemaati de bunu gördü; politikalarını değiştirdiler.

Fehmi Koru'nun Erdoğan'la ilgili Obama gibi geldi Bush gibi oldu açıklamasını bu çerçevede değerlendirmek gerek. Erdoğan gelecek sene AK Parti'nin en güçlü kişisi olmaktan çıkacaktır.

CHP EVDEKİ BULGURDAN OLACAK

CHP'den ne bekliyorsunuz son açılımlarla birlikte?
Bu açılımların CHP'ye yarayacağını hiç zannetmiyorum. Çünkü o çarşaflı kişilerin CHP'ye oy vermeyeceği açıktır. Hatta o rozet taktığı kişi bile vermeyecektir. Tam tersine CHP olağan oy depolarının tepkisini çekecektir. Evdeki bulgurdan olacak CHP. Deniz Baykal kendi siyasetini çöp tenekesine attı. AK Parti'nin laiklik karşıtlığını Baykal aklamış oldu. Ve bu, dengeleri AK Parti lehine çok değiştirecek.

Bu seçimde CHP-DSP ittifakı da olmayacak. Baykal, Murat Karayalçın'ın adaylığıyla iki şeyi sağlamaya çalıştı: Karayalçın kazanırsa Ben kazandım diyecek, kaybederse DSP ve SHP'yi kapatmış olacaktı.

ERHAN GÖKSEL KİMDİR?

Ankara'da 1959'da doğdu. Bürokrat ve öğretim üyesi bir aileden geliyor. 1976'da Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi, ardından ekonomi doktorası yaptı. Politik psikoloji üzerine çalıştı. 1983-87 arasında Türkiye'nin yurtdışındaki lobi faaliyetlerini yürüttü. Politik danışmanlık hizmetlerine, 1989'da Verso Siyasal Araştırmalar Merkezi'ni kurarak Adnan Kahveci ile birlikte başladı.

Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Deniz Baykal ve Mesut Yılmaz gibi siyasetçilere danışmanlık yaptı. 1998-2000 yılları arasında da ABD'de Başkan Yardımcısı Al Gore'a Ortadoğu danışmanlığı yaptı. [Resim: www.zohreanaforum.com]
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.