]Rusya`yla arkadaş ol, kazan! [/color]
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bugün başlayacağı ve 15 Şubat'ta sona erecek olan Rusya gezisinde Rus mevkidaşı Dimitri Medvedev ile ilişkilerin her alanda geliştirilmesini öngören ortak deklarasyonu imzalayacak.
Tamer ÇETİN / REFERANS GAZETESİ
Böylece 2004'te iki ülke arasında imzalanan Dostluğun ve Çok Boyutlu ortaklığın Geliştirilmesine İlişkin Ortak Deklarasyon güncellenecek. Gül'e Dışişleri Ali Babacan, üst düzey bürokratlar ve kalabalık bir işadamı heyeti de eşlik edecek. Görüşmelerde, İkinci Mavi Akım Projesi'nin, ve gümrüklerde yaşanan sorunların da gündeme gelmesi bekleniyor.
Gül'ün ziyareti Rusya'nın küresel kriz nedeniyle ekonomide zorluklar yaşamasına karşın, eski Sovyet ülkeleri üzerinde etkinliğini artırma çabalarını yoğunlaştırdığı bir döneme denk geliyor. Petrol fiyatlarının hızla arttığı dönemde Rusya petrol ve doğalğaz satışından elde ettiği gelirlerle kasasını doldurmuş, yılda yüzde 8'lere varan büyüme potansiyeliyle yabancı yatırımcının yükselen yıldızı olmuştu.
Ancak petrol fiyatlarının geçen yaz zirve yaptıktan sonra hızlı bir inişe geçmesi, Rusya'nın Gürcistan'da gerçekleştirdiği askeri operasyonun yabancı yatırımcıyı ürkütmesi ve küresel krizin etkisini somut bir şekilde hissettirmesiyle Rus ekonomisi hızını kaybetti.
Kriz sonrasında cazibe merkezi olabilir
2008'de ekonomik büyüme hızı yüzde 5,6'da kaldı. Rus yetkililer bu yıl ekonomide yüzde 2 küçülme bekliyor. Bağımsız uzmanların küçülme tahmini ise yüzde 3,5. Medvedev pazartesi günü ekonomik iyileşmenin 2010'dan önce beklenmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Siberbank Başkanı German Gref de, 3 yıllık bir kriz için hazırlıklı olmalıyız dedi.
Bu olumsuz fotoğrafa karşın istikrar fonundaki yüzlerce milyar dolar, krizin birgün biteceği ve ekonomilerini büyütmek isteyen ülkelerin enerji kaynaklarına olan talebinin artacağı düşünüldüğünde, dev petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olan Rusya'nın yıldızının yeniden parlayacağı açık şekilde ortaya çıkıyor. Bu dönemde ekonominin petrole bağımlılığını azaltacak projelere ağırlık verilmesi ve yatırım iklimini iyileştirecek reformların devreye sokulması kriz sonrasında Rus ekonomisini yeniden uçuşa geçirebilir.
Bu da Türkiye'den ithal ettiği ürünlerin artması ve Türkiye'ye gelecek Rus turist sayısının fazlalaşması anlamına geleceğinden, Türkiye'nin bu dönemde yakınındaki dev ülke Rusya ile ilişkilerini geliştirmeye yönelik açılımları akılcı bir girişim olarak görünüyor.
Küresel kriz öncesinde uluslararası siyaset arenasına bir süper güç olarak geri döneceği işaretlerini veren Rusya, son dönemlerde dış politikada aktif bir rol oynamayı sürdürüyor. Geçen hafta, Kazakistan, Kırgızistan, Ermenistan, Beyaz Rusya, Özbekistan ve Tacikistan'la Ortak Güvenlik Antlaşması Örgütü adı altında Ortak acil Müdahale Gücü kurmak için anlaşma imzaladı.
Kırgızistan'ın ABD üssünü kapatma kararı, Beyaz Rusya ile ortak füze kalkanı kurma projesi ve 2 milyar dolarlık kredi görüşmesi, Rus Marshall Planı olarak adlandırılan ve Ortak güvenlik Anlaşması çerçevesinde oluşturulacak 10 milyar dolarlık destek fonundan Ermenistan'a 500 milyon dolar pay ayrılması, Ukraynalı yetkililerin Moskova'da 5 milyar dolarlık kredi görüşmeleri yaptıklarına ilişkin haberler, Rusya'nın eski Sovyet ülkeleri üzerinde hâlâ kuvvetli bir etkisi olduğunu gösteriyor.
Sarkozy ve Merkel de işbirliğinden yana
Gürcistan'da giriştiği operasyon nedeniyle tepki almasına karşın, Almanya'nın Münih kentinde hafta sonunda düzenlenen güvenlik konferansında konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB'nin Rusya ile işbirliğine önem verdiğini vurguladılar.
ABD'nin de ilişkileri yumuşatma mesajları verdiği bu dönemde, Rusya işbirliğine odaklanan bir dış politika izlerse süper güç olma hayalini daha çabuk gerçekleştirebilir. Bölgesinde kazan-kazan sloganıyla işbirliği projelerine odaklanıp etkisini güçlendirmek isteyen Türkiye de bu ortamda Rusya'yla dostluğun sunacağı fırsatlardan faydalanma şansına sahip olur.
Ekonomi Gündemi...
Konu Sahibi / Yazar
Kongo Madagasgar
Kategori / Forum
Ekonomi
Yorumlar / Cevaplar
584
Okunma / Görüntüleme
153205
Anket Borsa sizce ne olur...
Bu ankette oy kullanma yetkiniz yok.
22.000
4 (33.33%)
26.000
1 (8.33%)
19.000
3 (25.00%)
15.000
2 (16.67%)
30.000
1 (8.33%)
21.500
1 (8.33%)
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız.
Toplam:: 12 (100%)
Ekonomi Gündemi...
Ekonomi Gündemi...
AB’den sert alarm
AB’de ortak para avro kullanan 16 ülkede sanayi üretimi, aralık ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 ile tarihinin en sert düşüşünü gerçekleştirdi.
Sanayi üretimindeki kayıp bir önceki kasım ayına kıyasla da yüzde 2.6’yı buldu. AB’de sanayi üretimi en sert gerileyen ülkeler yüzde 20.7’yle Estonya, yüzde 19.6’yla İspanya, yüzde 18.4’le İsveç, yüzde 17.5’le Romanya ve Slovenya oldu.
Aralıkta sanayi üretimindeki düşüş, AB’nin büyük ekonomileri Almanya’da yüzde 12,4, Fransa’da yüzde 10,7, İngiltere’de yüzde 8,8 ve İtalya’da yüzde 14,3’e ulaştı
AB’de ortak para avro kullanan 16 ülkede sanayi üretimi, aralık ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 ile tarihinin en sert düşüşünü gerçekleştirdi.
Sanayi üretimindeki kayıp bir önceki kasım ayına kıyasla da yüzde 2.6’yı buldu. AB’de sanayi üretimi en sert gerileyen ülkeler yüzde 20.7’yle Estonya, yüzde 19.6’yla İspanya, yüzde 18.4’le İsveç, yüzde 17.5’le Romanya ve Slovenya oldu.
Aralıkta sanayi üretimindeki düşüş, AB’nin büyük ekonomileri Almanya’da yüzde 12,4, Fransa’da yüzde 10,7, İngiltere’de yüzde 8,8 ve İtalya’da yüzde 14,3’e ulaştı
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]En az 18 ay, en fazla 3 yıl olacak`` [/color]
Devlet Bakanı Şimşek, muhtemel IMF anlaşmasının süresinin enaz 18 ay, en fazla 3 yıl olacağını belirterek İnce eleyip sık dokuyoruz. Ekim ayında önümüze geleni kabul etseydik, şu anda ekonomideki daralmayı hızlandıracak adımlar atardık dedi.
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından düzenlenen Fırsatlar Ülkesi Türkiye: Yatırımlar İçin Güvenli Bir Liman konferansında ve ardından NTV'de piyasaların merakla beklediği IMF ile anlaşmada gelinen son durum hakkında bilgi verdi.
Şimşek, IMF'nin öne sürdüğü birtakım unsurlar bulunduğunu, bu unsurlar üzerinde bir uzlaşma sağlanması halinde ek birtakım bütçe tedbirleriyle birlikte yeni bir programın ortaya konulmaması için hiçbir sebep bulunmadığını belirtti. Şimşek, Bu müzakerelerin tabii ki Türkiye ekonomisini destekleyici bir program niteliğine dönüştürme çabası olduğu içindir, biraz zaman alıyor. Birinci boyutu bu. Yani biz yarardan çok zarar getirecek birtakım adımları, birtakım taahhütleri vermek istemiyoruz, adımları atmak istemiyoruz diye konuştu.
Buna bir örnek de vermek istediğini ifade eden Şimşek, uluslararası raporlardan birinde Macaristan'a yer verildiğini, bu ülkenin IMF ile program yaptığını ve bu programda birtakım taahhütler bulunduğunu anlattı. Şimşek, şöyle devam etti: Macaristan IMF ile alelacele bir program yaptı. Şu anda belki KDV'yi 4 puan artırmak zorunda kalacaklar. Biz o konuma gelmek istemiyoruz. Macaristan zora girip bir program istedi ve önüne konanla yola devam etti. Biz o konumda değiliz. Biz diyoruz ki, müzakereleri yapalım, menfaatimize doğru olanı yapalım. IMF ile program zaman alıyor ama ince eleyip sık dokuyoruz. Ekimde önümüze geleni kabul etseydik, şu anda ekonomideki daralmayı hızlandıracak adımlar atmak zorunda olacaktık. Faiz dışı fazla mayısta 3.5 olsun demişiz. Şu anda yüzde 2 bile size lüks gelebilir. Mali disiplinde çok ciddi bir gevşeme olmayacak ve günün koşullarına uygun mali çerçeve olacak. Bunları yaparken temel faktör kredibilite. Borç rasyoları ve faiz dışı fazla hedefi konusunda IMF ile uzlaşıldı. Eylülden bu yana şartlar çok hızlı değişti.
Süre üç yıla kadar çıkabilir
IMF ile hükümet olarak iki program uyguladıklarını ve çok başarılı olduklarını söyleyen Şimşek, Eğer Türkiye'de kamu borç dinamikleri endişe kaynağı olmaktan çıktıysa bu son beş altı yıldır iyi bir şekilde uygulanan bu programların sonucudur. İlk kez Türkiye bu krize gelişmiş ülkeler gibi reaksiyon gösteriyor. Lira değer kaybetti ama faizler düşüyor, enflasyon düşüyor. Yeni dönemde güçlü programla birlikte reformları daha iyi noktaya götürürsek, Türkiye için kazanç olur.
IMF ile anlaşma olursa en az 18 ay olacak, üç yıla kadar olabilir. Kredi miktarı ve süre en son noktada karar vereceğimiz noktalardır. IMF olmasa da biz kendimiz sahiplenip uygulamaya koyarız. Süre ne kadar uzun olursa miktar kısmen daha fazla olur diye konuştu.
Sanki bütün kıyamet Türkiye'de kopuyor
Küresel krizde Türkiye'nin talebi canlandırıcı önlem almadığı eleştirisinde bulunan iş dünyasına da yanıt veren Şimşek, Bu yaklaşım, gerçekten büyük bir haksızlık olur. Biz, 'Bankacılık sektörümüze destek olalım, onlar reel sektöre destek olsunlar' şeklinde birçok inisiyatif aldık, adım attık diye konuştu. Şimşek, Türkiye'de sanayi üretimi rakamlarıyla ilgili birçok spekülasyon yapıldığını belirterek Bunları tek başına yaparsanız, sanki bütün kıyamet Türkiye'de kopuyormuş gibi bir izlenim veriliyor. Öyle değil. Malezya'da sanayi üretimi yüzde 15.6 düştü. Çek Cumhuriyeti'nde kasım ayındaki yüzde 17.4'lük düşüşten sonra aralık ayında yüzde 14.6'lık düşüş yaşandı. İspanya'daki sanayi üretimi ise yüzde 19'dan fazla düştü diye konuştu. Şimşek, Milletin cebine para da koysanız, ortalık toz dumanken kimse harcamaz. Spesifik ve etkili adımlar atmamız lazım. Telaşa kapılmadan tedbirler alacağız açıklamasını yaptı...
Devlet Bakanı Şimşek, muhtemel IMF anlaşmasının süresinin enaz 18 ay, en fazla 3 yıl olacağını belirterek İnce eleyip sık dokuyoruz. Ekim ayında önümüze geleni kabul etseydik, şu anda ekonomideki daralmayı hızlandıracak adımlar atardık dedi.
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından düzenlenen Fırsatlar Ülkesi Türkiye: Yatırımlar İçin Güvenli Bir Liman konferansında ve ardından NTV'de piyasaların merakla beklediği IMF ile anlaşmada gelinen son durum hakkında bilgi verdi.
Şimşek, IMF'nin öne sürdüğü birtakım unsurlar bulunduğunu, bu unsurlar üzerinde bir uzlaşma sağlanması halinde ek birtakım bütçe tedbirleriyle birlikte yeni bir programın ortaya konulmaması için hiçbir sebep bulunmadığını belirtti. Şimşek, Bu müzakerelerin tabii ki Türkiye ekonomisini destekleyici bir program niteliğine dönüştürme çabası olduğu içindir, biraz zaman alıyor. Birinci boyutu bu. Yani biz yarardan çok zarar getirecek birtakım adımları, birtakım taahhütleri vermek istemiyoruz, adımları atmak istemiyoruz diye konuştu.
Buna bir örnek de vermek istediğini ifade eden Şimşek, uluslararası raporlardan birinde Macaristan'a yer verildiğini, bu ülkenin IMF ile program yaptığını ve bu programda birtakım taahhütler bulunduğunu anlattı. Şimşek, şöyle devam etti: Macaristan IMF ile alelacele bir program yaptı. Şu anda belki KDV'yi 4 puan artırmak zorunda kalacaklar. Biz o konuma gelmek istemiyoruz. Macaristan zora girip bir program istedi ve önüne konanla yola devam etti. Biz o konumda değiliz. Biz diyoruz ki, müzakereleri yapalım, menfaatimize doğru olanı yapalım. IMF ile program zaman alıyor ama ince eleyip sık dokuyoruz. Ekimde önümüze geleni kabul etseydik, şu anda ekonomideki daralmayı hızlandıracak adımlar atmak zorunda olacaktık. Faiz dışı fazla mayısta 3.5 olsun demişiz. Şu anda yüzde 2 bile size lüks gelebilir. Mali disiplinde çok ciddi bir gevşeme olmayacak ve günün koşullarına uygun mali çerçeve olacak. Bunları yaparken temel faktör kredibilite. Borç rasyoları ve faiz dışı fazla hedefi konusunda IMF ile uzlaşıldı. Eylülden bu yana şartlar çok hızlı değişti.
Süre üç yıla kadar çıkabilir
IMF ile hükümet olarak iki program uyguladıklarını ve çok başarılı olduklarını söyleyen Şimşek, Eğer Türkiye'de kamu borç dinamikleri endişe kaynağı olmaktan çıktıysa bu son beş altı yıldır iyi bir şekilde uygulanan bu programların sonucudur. İlk kez Türkiye bu krize gelişmiş ülkeler gibi reaksiyon gösteriyor. Lira değer kaybetti ama faizler düşüyor, enflasyon düşüyor. Yeni dönemde güçlü programla birlikte reformları daha iyi noktaya götürürsek, Türkiye için kazanç olur.
IMF ile anlaşma olursa en az 18 ay olacak, üç yıla kadar olabilir. Kredi miktarı ve süre en son noktada karar vereceğimiz noktalardır. IMF olmasa da biz kendimiz sahiplenip uygulamaya koyarız. Süre ne kadar uzun olursa miktar kısmen daha fazla olur diye konuştu.
Sanki bütün kıyamet Türkiye'de kopuyor
Küresel krizde Türkiye'nin talebi canlandırıcı önlem almadığı eleştirisinde bulunan iş dünyasına da yanıt veren Şimşek, Bu yaklaşım, gerçekten büyük bir haksızlık olur. Biz, 'Bankacılık sektörümüze destek olalım, onlar reel sektöre destek olsunlar' şeklinde birçok inisiyatif aldık, adım attık diye konuştu. Şimşek, Türkiye'de sanayi üretimi rakamlarıyla ilgili birçok spekülasyon yapıldığını belirterek Bunları tek başına yaparsanız, sanki bütün kıyamet Türkiye'de kopuyormuş gibi bir izlenim veriliyor. Öyle değil. Malezya'da sanayi üretimi yüzde 15.6 düştü. Çek Cumhuriyeti'nde kasım ayındaki yüzde 17.4'lük düşüşten sonra aralık ayında yüzde 14.6'lık düşüş yaşandı. İspanya'daki sanayi üretimi ise yüzde 19'dan fazla düştü diye konuştu. Şimşek, Milletin cebine para da koysanız, ortalık toz dumanken kimse harcamaz. Spesifik ve etkili adımlar atmamız lazım. Telaşa kapılmadan tedbirler alacağız açıklamasını yaptı...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Fransa ekonomisi 1975`in dibinde
Fransa, ekonomik durgunluk açısından 1975 yılından bu yana en kötü dönemini yaşıyor.
AA
Ulusal İstatistik Enstitüsü (INSEE) tarafından verilen bilgiye göre, 2008 yılının son üç ayında gayri safi milli hasıla yüzde 1,2 geriledi. Son olarak 1974 yılından yaşanan krizde Fransa'daki gayri safi milli hasıla oranı yüzde 1,6 oranında gerilemişti.
Yine INSEE tarafından verilen bilgiye göre, Fransa'da 2008 yılının son üç ayında sanayi üretiminin yüzde 8,6 düştüğü bildirildi.
Ekonomik durgunluk ve işsizlik oranlarının arttığı Fransa'da, dış ticaret açığı 2008 yılında rekor seviyede artarak 55,7 milyar Avro'ya ulaşmıştı. Fransa'da geçen yılki ihracat 409,6 milyar Avro, ithalat ise 464,3 milyar Avro olarak gerçekleşti. Küresel kriz ile birlikte Fransa'nın gayri safi milli hasılasının 2009 yılında yüzde 1,9'a düşmesi bekleniyor.
Fransa, ekonomik durgunluk açısından 1975 yılından bu yana en kötü dönemini yaşıyor.
AA
Ulusal İstatistik Enstitüsü (INSEE) tarafından verilen bilgiye göre, 2008 yılının son üç ayında gayri safi milli hasıla yüzde 1,2 geriledi. Son olarak 1974 yılından yaşanan krizde Fransa'daki gayri safi milli hasıla oranı yüzde 1,6 oranında gerilemişti.
Yine INSEE tarafından verilen bilgiye göre, Fransa'da 2008 yılının son üç ayında sanayi üretiminin yüzde 8,6 düştüğü bildirildi.
Ekonomik durgunluk ve işsizlik oranlarının arttığı Fransa'da, dış ticaret açığı 2008 yılında rekor seviyede artarak 55,7 milyar Avro'ya ulaşmıştı. Fransa'da geçen yılki ihracat 409,6 milyar Avro, ithalat ise 464,3 milyar Avro olarak gerçekleşti. Küresel kriz ile birlikte Fransa'nın gayri safi milli hasılasının 2009 yılında yüzde 1,9'a düşmesi bekleniyor.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
]İngiltere`nin iki ayakkabıcısı kayyuma devredildi [/color]
İngiltere'de değişik müşteri gruplarına hitap eden PriceLess ve Barrat adlı iki ünlü ayakkabı mağazası zincirini elinde tutan Stylo adlı firmanın kayyuma devredildiği açıklandı.
AA
Kredi bulamadığı ve mağazalarının sahipleriyle kira indirimi konusunda anlaşmaya varamadığı belirtilen Stylo'nun, yönetiminin aldığı kararla kayyuma devredilmeyi istediği belirtildi.
Kayyum olarak görev yapacak olan Deloitte adlı kuruluş tarafından yapılan açıklamada, Stylo'nun mağaza zincirlerinde 5450 kişinin çalışmakta olduğuna dikkat çekildi.
Deloitte açıklamasında ayrıca, Stylo mağaza zincirlerinde halen görev yapan çalışanların mümkün olduğu kadar çoğunun, işlerini korumasına çalışılacağı belirtildi.
Açıklamada, mağaza zincirlerinin ayakta kalabilmesi için bunlara ilgili duyan kişi ve kurumlarla görüşmelerin de sürdürüldüğü ifade edildi.
İngiltere'de değişik müşteri gruplarına hitap eden PriceLess ve Barrat adlı iki ünlü ayakkabı mağazası zincirini elinde tutan Stylo adlı firmanın kayyuma devredildiği açıklandı.
AA
Kredi bulamadığı ve mağazalarının sahipleriyle kira indirimi konusunda anlaşmaya varamadığı belirtilen Stylo'nun, yönetiminin aldığı kararla kayyuma devredilmeyi istediği belirtildi.
Kayyum olarak görev yapacak olan Deloitte adlı kuruluş tarafından yapılan açıklamada, Stylo'nun mağaza zincirlerinde 5450 kişinin çalışmakta olduğuna dikkat çekildi.
Deloitte açıklamasında ayrıca, Stylo mağaza zincirlerinde halen görev yapan çalışanların mümkün olduğu kadar çoğunun, işlerini korumasına çalışılacağı belirtildi.
Açıklamada, mağaza zincirlerinin ayakta kalabilmesi için bunlara ilgili duyan kişi ve kurumlarla görüşmelerin de sürdürüldüğü ifade edildi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Ekonomi Gündemi...
Çalışan emeklilere kötü haber!!!
Emekli olduktan sonra işyeri açarak Bağ-Kur kapsamındaçalışanları şoke edecek karar
Tarım SSK kapsamında emekli olan 243 kişi, emekli maaşlarının kesilmesinin şokunu yaşıyor. Emekli olduktan sonra işyeri açarak Bağ-Kur kapsamında çalışan bu kişilerin ocak ayında maaşları kesildi. Zaman gazetesinin haberine göre, buna SSK ve Bağ-Kur bilgisayar kayıtlarının karşılaştırılması yol açtı.
Yapılan incelemede Bağ-Kur kapsamında çalışan bu kişilerin Tarım SSK kapsamında emekli oldukları görülünce kendilerine, ocak ayından itibaren emekli maaşlarının kesildiği bildirildi. Bu kişiler kayıt dışı çalışıyor olsalardı ya da işyerlerini bir başkasının üzerine açsalardı maaşları kesilmeyecekti.
Normal SSK'lılara tanınan emekli olduktan sonra işyeri açarak çalışabilme hakkı, 2925 sayılı Tarım SSK Kanunu'nda söz konusu değil. Yasanın 23. maddesine ve Tarım SSK Kanunu'na göre emekli olduktan sonra bir işyerinde çalışan ya da işyeri açarak Bağ-Kur kapsamında sigortalı olanların emekli maaşlarının kesilmesi gerekiyor. Diğer SSK'lılar ise sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabiliyor.
Ancak Tarım SSK emeklileri bu durumu bilmiyor. Kurum da şimdiye kadar bu yönde denetim yapmadığı için yüzlerce emekli, yıllardan beri ikinci bir işte sigortalı olarak çalışıyordu. SGK'nın tek çatı sistemine geçmesinin ardından Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK'nın bilgisayar sistemindeki bilgiler karşılaştırıldı.
Bu karşılaştırma tarım emeklilerini mağdur etti. Bağ-Kur kapsamında çalışan 243 kişinin Tarım SSK kapsamında emekli olduğu görüldü. Mevzuatı bilmedikleri için işyeri açarak çalışan bu kişiler, şimdi maaşlarının kesilmesinin şokunu yaşıyor. Türkiye, 1 Ekim'de yürürlüğe giren reforma kadar 5 ayrı sosyal güvelik mevzuatına sahipti.
SSK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Tarım Bağ-Kur ve Tarım SSK'dan oluşan 5 ayrı mevzuat, uygulamada da çeşitli sorunlara yol açıyor. Sosyal Güvenlik Reformu ile birlikte mevzuatın teke inmesi konusunda önemli bir adım atıldı. Ancak mevzuatın tekleştirilmesi çalışmaları, çeşitli mağduriyetleri de beraberinde getiriyor. Bunun son örneği Tarım SSK emeklilerinde yaşandı.
İşyerleri Bağ-Kur'a kayıtlı olduğu için maaşlarından oldular. Şimdi yeniden maaşlarına kavuşabilmenin mücadelesini verecekler. Bu emeklilerin maaşlarını yeniden alabilmeleri için çalıştırdıkları işyerlerini kapatmaları ya da bir başkasına devrederek emekli maaş talebiyle kuruma başvurmaları gerekiyor. Yapılacak incelemenin ardından ödedikleri yeni primler de göz önüne alınarak maaşları bağlanabilecek.
Yeni işe girenler aynı sorunu yaşayacak
Öte yandan Sosyal Güvenlik Reformu ile birlikte 30 Nisan 2008'den sonra işe girenler, emekli olmaları halinde, tıpkı Tarım SSK'da olduğu gibi maşaları kesilmeden ikinci bir işte çalışamayacaklar. Eğer çalışırlarsa emekli maaşları kesilecek. Ancak bu kişiler kayıt dışı çalışırlarsa herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacaklar. Bu nedenle reformun getirdiği bu düzenleme, kayıt dışını artıracağı eleştirilerine yol açıyor.
Bakanlık müfettiş transfer edecek
Kısa çalışma ödeneği için başvuran firmaların taleplerine yetişemeyen Çalışma Bakanlığı, diğer bakanlıklardan müfettiş transfer edecek. Ekonomik krizle birlikte işverenin ve işçinin umudu olan ödenek için 700 civarında firma, yaklaşık 80 bin işçi için kısa çalışma ödeneği talebiyle Türkiye İş Kurumu'na başvurdu. Kısa çalışma ödeneği ile ilgili yasa, firmaların başvurularını İşkur'a yapmalarını öngörüyor.
İş Kurumu da bu bildirimleri aynı gün Çalışma Bakanlığı'na iletiyor. Bu başvuruların Çalışma Bakanlığı müfettişleri tarafından incelenerek kısa çalışmayı hak edip etmediklerinin 15 gün içinde tespit edilmesi gerekiyor. Fakat Çalışma Bakanlığı, 250 müfettişle firmaların taleplerine yetişemiyor. Yeni müfettiş alınması ve eğitilmesi ise en az bir yıllık bir süreç gerektiriyor.
Bu nedenle bakanlık ara formül geliştirerek hem bağlı kuruluşlardan hem de diğer bakanlıklardan müfettiş transfer edebilecek. Bunun için kısa çalışma ödeneğinin miktarını artıran torba yasaya bir madde eklendi.
Tarım SSK'lılar birçok haktan mahrum
Tarımda belli aralıklarla çalışan ırgat ve işçileri sosyal güvenlik kapsamına almak amacıyla 1983 yılında çıkarılan 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, diğer sigorta kollarının sahip olduğu birçok hakka sahip değil. Devlet, 200 bin civarındaki tarım sigortalıların doğum masraflarını karşılamıyor. Doğum veya doğumla ilgili rahatsızlıkla hastaneye giden tarım sigortalı, tedavi ücretini cebinden ödüyor. Tarım sigortalılara en fazla 18 ay boyunca tedavi hizmeti veriliyor.
Hasta bu süre içerisinde iyileşmezse sonraki dönem için tedavi ücreti kendisinden tahsil ediliyor. Ayrıca bu kişilerin kız çocukları, 18 yaşından sonra babalarının sigortalarından yararlanamıyor. Emekli olduktan sonra çalışmaları halindeyse maaşları kesiliyor. Öte yandan Sosyal Güvenlik Reformu, tarım sigortalılığı kaldırdı. Artık hiç kimse tarım sigortalı olamıyor. Daha önce tarım sigortaya kaydolanların sigortalılığı sürecek. Bu durumdaki 200 bin kişinin emekli olmasıyla birlikte Tarım SSK tamamen kalkacak...
Emekli olduktan sonra işyeri açarak Bağ-Kur kapsamındaçalışanları şoke edecek karar
Tarım SSK kapsamında emekli olan 243 kişi, emekli maaşlarının kesilmesinin şokunu yaşıyor. Emekli olduktan sonra işyeri açarak Bağ-Kur kapsamında çalışan bu kişilerin ocak ayında maaşları kesildi. Zaman gazetesinin haberine göre, buna SSK ve Bağ-Kur bilgisayar kayıtlarının karşılaştırılması yol açtı.
Yapılan incelemede Bağ-Kur kapsamında çalışan bu kişilerin Tarım SSK kapsamında emekli oldukları görülünce kendilerine, ocak ayından itibaren emekli maaşlarının kesildiği bildirildi. Bu kişiler kayıt dışı çalışıyor olsalardı ya da işyerlerini bir başkasının üzerine açsalardı maaşları kesilmeyecekti.
Normal SSK'lılara tanınan emekli olduktan sonra işyeri açarak çalışabilme hakkı, 2925 sayılı Tarım SSK Kanunu'nda söz konusu değil. Yasanın 23. maddesine ve Tarım SSK Kanunu'na göre emekli olduktan sonra bir işyerinde çalışan ya da işyeri açarak Bağ-Kur kapsamında sigortalı olanların emekli maaşlarının kesilmesi gerekiyor. Diğer SSK'lılar ise sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabiliyor.
Ancak Tarım SSK emeklileri bu durumu bilmiyor. Kurum da şimdiye kadar bu yönde denetim yapmadığı için yüzlerce emekli, yıllardan beri ikinci bir işte sigortalı olarak çalışıyordu. SGK'nın tek çatı sistemine geçmesinin ardından Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK'nın bilgisayar sistemindeki bilgiler karşılaştırıldı.
Bu karşılaştırma tarım emeklilerini mağdur etti. Bağ-Kur kapsamında çalışan 243 kişinin Tarım SSK kapsamında emekli olduğu görüldü. Mevzuatı bilmedikleri için işyeri açarak çalışan bu kişiler, şimdi maaşlarının kesilmesinin şokunu yaşıyor. Türkiye, 1 Ekim'de yürürlüğe giren reforma kadar 5 ayrı sosyal güvelik mevzuatına sahipti.
SSK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Tarım Bağ-Kur ve Tarım SSK'dan oluşan 5 ayrı mevzuat, uygulamada da çeşitli sorunlara yol açıyor. Sosyal Güvenlik Reformu ile birlikte mevzuatın teke inmesi konusunda önemli bir adım atıldı. Ancak mevzuatın tekleştirilmesi çalışmaları, çeşitli mağduriyetleri de beraberinde getiriyor. Bunun son örneği Tarım SSK emeklilerinde yaşandı.
İşyerleri Bağ-Kur'a kayıtlı olduğu için maaşlarından oldular. Şimdi yeniden maaşlarına kavuşabilmenin mücadelesini verecekler. Bu emeklilerin maaşlarını yeniden alabilmeleri için çalıştırdıkları işyerlerini kapatmaları ya da bir başkasına devrederek emekli maaş talebiyle kuruma başvurmaları gerekiyor. Yapılacak incelemenin ardından ödedikleri yeni primler de göz önüne alınarak maaşları bağlanabilecek.
Yeni işe girenler aynı sorunu yaşayacak
Öte yandan Sosyal Güvenlik Reformu ile birlikte 30 Nisan 2008'den sonra işe girenler, emekli olmaları halinde, tıpkı Tarım SSK'da olduğu gibi maşaları kesilmeden ikinci bir işte çalışamayacaklar. Eğer çalışırlarsa emekli maaşları kesilecek. Ancak bu kişiler kayıt dışı çalışırlarsa herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacaklar. Bu nedenle reformun getirdiği bu düzenleme, kayıt dışını artıracağı eleştirilerine yol açıyor.
Bakanlık müfettiş transfer edecek
Kısa çalışma ödeneği için başvuran firmaların taleplerine yetişemeyen Çalışma Bakanlığı, diğer bakanlıklardan müfettiş transfer edecek. Ekonomik krizle birlikte işverenin ve işçinin umudu olan ödenek için 700 civarında firma, yaklaşık 80 bin işçi için kısa çalışma ödeneği talebiyle Türkiye İş Kurumu'na başvurdu. Kısa çalışma ödeneği ile ilgili yasa, firmaların başvurularını İşkur'a yapmalarını öngörüyor.
İş Kurumu da bu bildirimleri aynı gün Çalışma Bakanlığı'na iletiyor. Bu başvuruların Çalışma Bakanlığı müfettişleri tarafından incelenerek kısa çalışmayı hak edip etmediklerinin 15 gün içinde tespit edilmesi gerekiyor. Fakat Çalışma Bakanlığı, 250 müfettişle firmaların taleplerine yetişemiyor. Yeni müfettiş alınması ve eğitilmesi ise en az bir yıllık bir süreç gerektiriyor.
Bu nedenle bakanlık ara formül geliştirerek hem bağlı kuruluşlardan hem de diğer bakanlıklardan müfettiş transfer edebilecek. Bunun için kısa çalışma ödeneğinin miktarını artıran torba yasaya bir madde eklendi.
Tarım SSK'lılar birçok haktan mahrum
Tarımda belli aralıklarla çalışan ırgat ve işçileri sosyal güvenlik kapsamına almak amacıyla 1983 yılında çıkarılan 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, diğer sigorta kollarının sahip olduğu birçok hakka sahip değil. Devlet, 200 bin civarındaki tarım sigortalıların doğum masraflarını karşılamıyor. Doğum veya doğumla ilgili rahatsızlıkla hastaneye giden tarım sigortalı, tedavi ücretini cebinden ödüyor. Tarım sigortalılara en fazla 18 ay boyunca tedavi hizmeti veriliyor.
Hasta bu süre içerisinde iyileşmezse sonraki dönem için tedavi ücreti kendisinden tahsil ediliyor. Ayrıca bu kişilerin kız çocukları, 18 yaşından sonra babalarının sigortalarından yararlanamıyor. Emekli olduktan sonra çalışmaları halindeyse maaşları kesiliyor. Öte yandan Sosyal Güvenlik Reformu, tarım sigortalılığı kaldırdı. Artık hiç kimse tarım sigortalı olamıyor. Daha önce tarım sigortaya kaydolanların sigortalılığı sürecek. Bu durumdaki 200 bin kişinin emekli olmasıyla birlikte Tarım SSK tamamen kalkacak...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi