Cumhuriyet
02 Mayıs 2009
Eğitimimizde Yarınlarımız
İ.Gürşen KAFKAS
21. yy’da Kalkınmış ülkeler bilim ve teknolojide değişim ve gelişme göstermektedir. Bu gelişme önceliğinin eğitim alanında olduğu bilinmektedir. AB’ye katılım sürecinde dünya devletlerinin eğitimindeki ilerleyişinde geri kalmamız gerçeği, yüreğimizi acıtıyor.
Eğitim tarihinde “Sokrat’ın: Gezerek, görerek, uygulamalı; Platon’un: Akademik verilere dayalı; Aristoteles’in: Uygarlığın gelişimine yönelik” eğitimleri incelenmeye değerdir. O çağların kazanımları bugünlerin temelidir. Çağdaş, bilimsel, akılcı, uygulamalı eğitim gelişmemizin öz kaynağıdır. Siyasi, ideolojik ve dinsel ayrımcılık sosyal yapımızı bozdu, eğitimimizi de altüst etti. Eğitim sistemimizde yeniden yapılanma kaçınılmazdır. Gençlerimiz “yaparak, yaşayarak, üreterek” eğitimi kavrayarak öğrenmelidirler. Ezberci, kopyacı, niteliksiz eğitim yerine; öğrenci merkezli eğitimle çağdaş yapıya ulaşılacaktır.
***
Ülkemizde okul türlerinin çokluğu, okul öncesi eğitimdeki gerilik düşündürücüdür. 2000’lerde, ülkemizde okul öncesi yüzde 11’lerdeyken bugün yüzde 30’lara ulaşılmıştır. Bu oran AB ülkelerinde yüzde 80-90’lardadır. Okul öncesi, eğitimin temelidir. Çocuğun yeteneğinin, becerilerinin belirlenmesi, ilgi alanları bu dönemde gelişir. Okul öncesinde; yabancı dil öğrenimi, güzel sanatlara yönelişi, spora ve kitap okumaya tutkusu gerçekleşir. Tüm iş yerleri, eğitim kurumları ve sanayi kuruluşlarında çalışanların çocuklarına okul öncesi eğitim kurumları açılması koşul olmalıdır. 0-5 yaş grubu en iyi öğrenme yaşıdır. Okul öncesi zorunlu eğitim kapsamına alınmışken bu alanda eğitim verebilecek “bilgi/deneyim/sevgi” donanımlı öğretmenler yetiştirilmelidir. “Bir mühür, bir müdürle okul açmak” eğitimde aldatmadır. Devletin üniversitelerle işbirliğinde “anaokulu-okul öncesi” eğitimli alan öğretmenleri yetiştirilmelidir.
Mesleki eğitimimizde de sorunlar yaşanmaktadır. Kökeni 18. yy’dan gelen mesleki eğitimde genellikle yoksul aile çocukları okumaktadırlar. Mesleki eğitim okullarında zengin-fakir ayrımı yapılmaksızın gencin isteği, yetenek ve becerileri doğrultusunda eğitim almalıdırlar.
Mesleki eğitimde; nitelikli, uygulamalı, ülke gereksinimine uygun bir eğitim verilmelidir. “İş yaşamına atılan ilk adımda” gencin iyi bir mesleki kariyer edinmesi gereklidir. Nitelikli ara eleman yetiştirmeyi amaçlayan meslek ve meslek yüksekokulları gençlerimizin yarınlarının güvencesi olacaktır. Seviyeli ve nitelikli mesleki eğitim iş yaşamına üretken ve farklı bir bakış getirecektir. Klasik lise eğitimi yerine, iş yaşamına ilk adımı atacak olan gençlerimiz, beyinlerindeki karanlıklardan kurtulacaklardır. Mesleki eğitim, mesleki beceri, yetenek, bilgi ve güven getirecek, işsizlik kaygısını silecektir. Gençlerin gölgeli, karanlık ve umutsuz düşünceleri aydınlığa duracaktır. Onların geleceğe akıl, bilgi ve üretkenlikle yola koyuluşu nitelikli eğitimde yarınlarımızın güvencesi olacaktır.
Bir gazetenin düzenlediği “Baba Beni Okula Gönder” yarışmasının kompozisyon, şiir ve resimde derece alan eserleri duygulanarak okudum, inceledim. Okul ve okuma yoksunu o küçük yürekler, büyük düşüncelerini, görüşleri ve önerileriyle yörelerinin sorunlarını irdelemişler. Mardinli Eylem Kaya, kompozisyon birincisi yazısında duygularını büyümüş de küçülmüş biri gibi öykülemiş: “Bizim yörede gücün sembolü erkektir. Kızların gücü yok, yörede onları çok küçümserler.” “Erkekleri daha üstün görürler.” “Aileler, erkek çocuklarına daha çok özen gösterirler, şımartırlar; kızları da ezerler.” “Biliyorum yaşamak direnmektir.” “Umarım ben de hayatın getirdiği sorunlar karşısında azmimle her şeyin üstesinden gelirim.” “Eğer birilerine yardım etmek istiyorsam, önce kendimi kurtarmam gerekiyor.” Zeki, yetenekli ve üretken bu çocuğun görüşlerini paylaşmamak mümkün mü?.. Her biri ışıl ışıl, geleceğin yetenekleri olan bu çocuklarımız köreltilmeden iyi bir eğitim almalıdırlar. Becerikli, zeki, akıllı nice çocuğumuz eğitimsizliğin karanlığında yok olup tükeniyorlar. Eylem’ler, Bahar’lar, Dursal’lar, Harika’lar, Günseli’ler ve Mediye’ler çoğaltılmalıdır.
***
Soluğumuz yettiğince eğitimdeki kazanımımız olan Köy Enstitülerini anlatıyoruz. Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, daha nice yetenekli çocuğumuz geleceğe ışıl ışıl yetişecekti. Köylü aydınlığa ulaşacaktı. Zor ekonomik koşullar nedeniyle okuyamayan çocuklara eğitim ışığı olacaktı. Bugün karanlığa duran nice yetenekli çocuğumuz aydınlığa ulaşacaklardı.
SONUÇ: Eğitimde yarınlarımız, nitelikli eğitimle, çağdaş, bilimsel ve aklın önde tutulduğu bir öğretimle olmalıdır. Eğitimimizi dinsel ve ideolojik yapıdan uzak, akıl ve bilimin yer aldığı bir sisteme ulaştırmak gereklidir. “Eğitimimizde yarınlarımız” araştırma, uygulama ve üretkenliğe dönük, çağdaş biçimde yeniden düzenlenmelidir. Gençlerimiz AB ülkelerine katılım sürecinde eğitimli bir toplumun, eğitimli ve üretken bireyleri olabilmelidirler. Umudumuz onlardadır.
Eğitimimizde Yarınlarımız
Konu Sahibi / Yazar
Dogan
Kategori / Forum
Eğitim - Öğretim
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
2204
Eğitimimizde Yarınlarımız
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi