![[Resim: soz-savunmanin-dursun-albay-diyor-ki-278331.jpg]](http://www.haber3.com/images/news/soz-savunmanin-dursun-albay-diyor-ki-278331.jpg)
4 aydır gündemde olan ve darbe planı yapmakla suçlanan Albay Dursun Çiçek, 10 sayfalık bir mektupla kendini savundu..
Türkiye'nin 5 aydır tartıştığı isim olan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'in savunması internet medyasında ilk kez Haber3.com'da.. Mektubun bir bölümünü dün yayınlamıştık. Bugün de tamamını yayınlıyoruz..
Türkiye, 12 Haziran 2009 tarihinden bu yana “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” olduğu öne sürülen belgeyi ve o belgede imzası olduğu iddia edilen Albay Çiçek’i konuşuyor.
Bu süre içinde tartışmaların odağındaki kişiden hiçbir açıklama olmamıştı. Ta ki 3 gün öncesine kadar..
E-MAIL İLE YANIT VERDİ
Albay Çiçek hakkındaki iddialara önceki gün gönderdiği bir e-mail ile yanıt verdi. 3 Kasım günü, saat 10:48’de yakın mesai arkadaşları, devre arkadaşları, aile çevresi ve diğer yakınlarına bir mail gönderen Çiçek, hakkında çıkmış tüm iddiaları yalanladı.
Çiçek'in kendisini savunmak için bizzat kaleme aldığı e-mail'i Star Haber'in Ankara Temsilcisi Murat Çelik ele geçirdi ve Star Ana Haber'de yayınladı.
Bir giriş bölümü olan e-mailin ekinde 10 sayfalık “Gerçekler” başlıklı bir word dosyası bulunuyor.
Dosya açıldığında ise “Gerçeklerin üstü örtülemez ve kamuoyundan gizlenemez” ana başlığı altında açıklamaların iki ana başlık altında toplanmış olduğu görülüyor:
1) Gerçeklerin Peşinde Olalım
2) İftitarlar ve Gerçekler
GİRİŞ BÖLÜMÜ
Albay Çiçek'in e-maili şu yazı ile başlıyor:
"Bilgi kirliliği ve komplo teorileri içinde atılan çamurlar, özü ve sözü doğru, millete ve orduya sadakatle hizmet, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan anayasal düzene bağlılık yemini etmiş olan insanlara yapışmaz. Bu konuda erinde gecinde gerçeklerin ortaya çıkması engellenemez.Haber3.com
Hazırlanmamış bir planı ve atılmamış bir imzayı maksatlı olarak gündeme taşıyanlar ve yargısız infaz yapanlar her iki cihanda da bu kirli eylemlerinin hesabını vermekten kurtulamaz.
Bir kağıt parçası gerekçe gösterilerek gerçek emellerini gizleyen ve bilgi kirliliği yaratanlar, asimetrik psikolojik harekat yapanlar ve onların komploları hakkında hazırlanan bazı gerçekleri dile getiren yazılar ektedir.
Sağlık ve başarı dilekleriyle sevgi ve saygılar"
GERÇEKLERİN ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ VE KAMUOYUNDAN GİZLENEMEZ
13 maddede Islak imza
Islak imzalı belgenin bir ihbar mektubu ile Savcılığa ulaştırılmasının ardından; ilginç bir süreç yaşanıyor.
Bu süreçte Askeri Savcılık, ıslak imzalı metni tüm ayrıntıları ile incelemek ve bu süreçte ihbarcının kimliğine de ulaşmak istiyor.
Sivil yargı ise kendi incelemesini yeterli görüyor. Sivil yargı; ihbarcının peşine düşmek yerine, imzanın 'Dursun Çiçek eliyle atıldığı' yolundaki Adli Tıp raporunu yeterli görüp, belgenin içeriğinin 'suç unsuru' taşıdığı boyutuyla ilgileniyor.
Askeri savcılıkta inceleme bekleyen Dursun Çiçek, şimdi ikinci kez sivil yargının önüne çıkacak. Çiçek'in tutuklanması ihtimali yüksek.
İşte bu süreçte; ilginç notlar var.
1- ÇİÇEK ATTI:
İmza, Dursun Çiçek tarafından atılmış, belge de kendi üretimi olabilir. Bu durumda ıslak imzalı metin elde olduğu için; kanıtlamak mümkün ama zor. Kişinin kendi eliyle attığı imzaya bile Adli Tıp ve bilirkişiler ancak, "benzemektedir" diye rapor verebilir. Oysa; Adli Tıp "Dursun Çiçek eliyle atılmıştır" şeklinde rapor verdi. Bu rapor çok tartışma yaratacak. Dursun Çiçek'in Adli Tıp'ın bu raporuna dava açması kaçınılmaz.
2- BAŞKASI ATTI:
İmzayı taklik yeteneği olan bir başkası atmış olabilir. Bu durumda iki alternatif ortaya çıkıyor. Ya ilk metin hazırlandığında ıslak imzalı taklit metin vardı ya da sonradan atıldı. Eğer sonradan atıldı ise; kopya metindeki imzanın birebir kopyası mümkün değil. Eğer zaten ilk başta atılmış bir imza söz konusu ise ve bu orijinal belge şimdi ortaya çıktıysa; bu kez de tartışmalı olmasına karşın; imzanın taklit olduğu anlaşılabilir.Haber3.com
3- SUÇ UNSURU VAR MI?:
Belgenin içeriğine ilişkin olarak farklı hukuki yorumlar yapılıyor. Karargah içinde hazırlandığı kabul edilse bile; bu tür bir belge hazırlamanın suç unsuru olup olmadığı yolunda hukuki tartışma başlayacak. Emir komuta içinde zinciri içinde hazırlanmış bir rapor ise olay Dursun Çiçek'i aşacak. Ancak üst emir olmadan; bireysel bir çalışma yapılmış ise bu durumda da organize bir iş olmadığı için; kişisel düşünce ve düşünceyi yayma özgürlüğü kapsamında bir tartışma yaşanacak.
4- İHBARCI KİM?
Çiçek cephesinden bakılınca, kesinlikle karargah içini bilen birileri tarafından sızdırma var ve yargı ile basın yönlendiriliyor. İhbarcı da, kendisini gizlemesine karşın, aslında ipuçları bırakıyor. Bu metnin, Ayışığı ve Sarıkız ihbar metni ile aynı kalemden çıktığı yolundaki tartışmalar bu izlerden biri. Ancak asıl izler, Savcılığın elinde bulunan metinde olabilir.Haber3.com
5- KİMYASAL İZLER:
Belge üzerinde kağıt yapımında kullanılan kimyasallar dışında bir kimyasal iz analizi yapıldığı takdirde, metni hazırlayan ve bu belgeye dokunan kişilerin izleri tespit edilebilir.
6- POSTAHANE İNCELEMESİ:
İhbar mektubunun hangi postaneden atıldığının belirlenmesi ve bu merkezin kamera kayıtlarının incelenmesi, ihbar mektubunun zarfı üzerinde kimyasal ve parmak izi incelemesi yapılması da ihbarcının kimliğinin ortaya çıkmasını sağlayabilir.
7- KAĞIT ESKİTMESİ:
Yapılacak incelemede suni kağıt eskitmesi olup olmadığı, kağıtların doğal yoldan eskiyip eskimediği yönünden de inceleme yapılacak. Bu inceleme, orijinal belgenin yaşını, hazırlandığı tarihi de ortaya çıkartacak. Kopya belgelerin de ne zaman hazırladığını da belirleyecek. Bu, kronolojik yapı belgenin sahte olup olmadığına da ışık tutabilir.Haber3.com
8- ASKERİ SAVCILIK İHBARCIYI ARAYACAK:
Askeri Savcılık, belge üzerinde yapacağı inceleme sırasında ihbarcının izini de arayacaktı. Dursun Çiçek'in imzasının taklit olup olmadığı yolundaki ayrıntılı ve bilimsel araştırmanın yanı sıra; karargah içindeki 'muhbir' i de bulmak için bir inceleme yapacaktı. Ancak, orijinal belgeyi askeri savcılığa göndermeyen ve sadece Adli Tıp raporunu gönderen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şimdilik bu incelemeyi durdurmuş oldu.
9- BELGE ÇOĞALTMA İZLERİ:
Orijinal belgenin Genel Kurmay içinde çoğaltılmadığı önceki araştırma ile belirlendi. Şimdi belgenin çoğaltıldığı makine araştırılıyor. Her makinenin kendi parmak izi olarak tanımlanan bir izi var. Çoğaltılan makineye ulaşılırsa; kime ya da hangi kuruluşa ait olduğu ve kimler tarafından kullanıldığından yola çıkılarak, bu metnin kimler tarafından ve niçin servis edildiği belirlenebilir.
10- ISLAK İMZA MAKİNESİ:
Dünyada bu tür ıslak imza atabilen, ıslak metin ya da şekil hazırlayabilen makine üretimi ve kullanımı yaygın. Türkiye'de de bu tür makineler var. Hatta bazı kamu kurumları bile bu tür makinelerden kullanıyor. Bazı makinelerin ürünlerinin incelenmesinde; makine işi olduğu anlaşılabiliyor. Ancak çok gelişmiş bazı makinelerin hazırladığı metinler ve o makinelerde atılan imzaların insan eliyle çıkıp çıkmadığının tespiti çok güç.
11- ASKERİ SAVCILIĞA NEDEN GİTMEDİ?:
İstanbul Başsavcılığı, kendisine gelen ihbar mektubunun soruşturmasını kendisi yapmak istiyor. Ancak, Askeri savcılık konunun kendi sorumluluk alanında olduğunu düşünüyor. Askeri savcılığın incelemek için istediği ıslak imzalı, orijinal metin Askeri savcılığa gönderilmedi. Burada yargının kendi içinde bir 'güven sorunu yaşadığı' yolunda tartışmalar da başlayacak. İhbarcının kimliğinin ortaya çıkmaması için sivil yargının belgeyi askeri yargının incelemesinden uzak tuttuğu yorumları da yapılacak.Haber3.com
12- İMZA DEĞİŞİKLİĞİ TARTIŞMASI:
Dört ay önceki kovuşturma sırasında Albay Çiçek, savcılıkta farkıl bir imza atmıştı. Bunun nedeninin savcılık ifadesinde kendisine sorulmadığı belirlendi. Ancak Albay Çiçek'in kayıtlara geçmesi için, "Neden farklı imza attığım sorusu sorulmuyor?" dediği ve yanıtını da verdiği öğrenildi. Albay Çiçek, söz konusu belgedeki imzayı 3 yıl önce terk ettiğini ve yeni bir imza kullandığını da savcılara bildirmiş. Bu durumda belgenin sahte olarak hazırlandığı ve hazırlayanların imza değişikliğini bilmediği için eski imzasını kopyalayıp, metne yerleştirdiklerini de iddia etmişti.
13- İNCELEME NEREDE YAPILACAK?:
Askeri Savcılık inceleme yapsaydı, Emniyet Kriminal Şube, Jandarma Kriminal Şube, Tübitak’ın doküman inceleme cihazları üreten birimi ve bazı uzman bilirkişiler tarafından inceleme yapılacaktı. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Tıp incelemesinin ötesinde bir inceleme yapmadan; Çiçek'i tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edebilir. Bu durumda bu incelemeler ancak Çiçek'in yargılama safhasında talebi üzerine yapılabilir.
Tüm bunlar belge tartışmasının not edilmesi gereken unsurları. Bu tür noktalar bilinmeden ahkam kesmek olsa olsa ucuz yorumculuk ya da kasıtlı, manüple etmeye dayanan yorumlar olur.
"GERÇEKLERİN PEŞİNDE OLALIM"
“İrtica ile mücadele planı“ adıyla önce bir fotokopisi bazı gazetelere servis edilen dokümanın altında Alb. Çiçek’in ıslak imzasının olduğu iddia edilmektedir.
Alb. Çiçek tarafından kesinlikle hazırlanmadığı ve imzalanmadığı Askeri Savcılık tarafından tespit edilerek hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen, Çiçek'in ilk defa 12 Haziran 2009 tarihinde bir gazetede gördüğü planın ıslak imzalı olduğu iddia edilen belge ile ilgili olarak yapılacak olan kriminal incelemenin, bazı önemli teknik kriterler dikkate alınarak yapılması, bu konudaki gerçeklerin ortaya çıkması için gereklidir.
-Islak olduğu iddia edilen imzanın el ile mi, yoksa bu amaçla üretilmiş (CNC türevi) “Islak İmza Taklit Makinesi” ile mi atıldığının incelenmesi ve bu tür makinelerle atılan imzaların iğfal kabiliyetlerinin seviyesinin belirlenmesi,Haber3.com
- Islak imzanın atılmış olabileceği tarihin tespiti, belirlenen tarihin 12 Haziran 2009 tarihi ile mukayesesi, ıslak olduğu iddia edilen imzanın yaşlandırma/eskitme işlemine tabi tutulup tutulmadığının araştırılması, tutulmuş ise, belgenin tüm sayfalarında, her sayfanın arka ve ön yüzleri ile sayfaların kesitleri ve/veya merkezlerinin homojen olarak eskimiş olup olmadığının ve bunun doğal yollarla mı, suni olarak mı eskimiş olduğunun analiz edilmesi,
- Daha önce Askeri Savcılık tarafından soruşturma açılan kağıt parçası ile ıslak imzalı olduğu iddia edilen belgenin her bir karakteristik noktasının koordinatlarının (satır ve harf aralıkları, imzanın metnin değişik yerlerine mesafe ve açılarının, harf karakterleri ile noktalama işaretleri ve diğer karakteristik izler gibi) her iki belgede de aynı yerlerde olup olmadığının, özellikle imza bloğundaki tüm noktaların bire bir aynı olup olmadığının tetkik edilmesi,Haber3.com
- Sahte belgenin sayfaları üzerindeki tüm izlerin (parmak izi, kağıt yapımında kullanılan kimyasallar hariç diğer kimyasal atık veya izlerin, ve diğer izlerin) tespiti ve analizleri ile bu izlerin şahsımla ilişkisinin belirlenmesi, bu izlerin belgeyi dosyadan eliyle aldığını ifade eden ihbarcı olarak bilinen şahıs yönüyle de değerlendirilmesi,
- Islak imzalı olduğu ileri sürülen belgenin yazımında kullanılan kağıtların, yazıcı ve imza mürekkeplerinin Gnkur. Başkanlığı birimlerinde kullanılan ürünlerle uyum durumunun spektrofotometrik analizler yöntemiyle araştırılması, bu araştırmanın kurumun aynı malzemelerin tedariki için kullandıkları standart tip şartnamelerine uygun olup olmadığının laboratuar analizleriyle tespit edilmesi, konu ile ilgili gerçeklerin bulunmasını sağlayacaktır.
- Zarf üzerindeki yazı ve parmak izlerinin detaylı olarak incelenmesi, medyada “İhbarcı” olarak bilinen kişinin tespitine yönelik olarak, belgelerin gönderildiği postanenin belirlenmesi, postalama işleminin yapıldığı zamandaki kamera kayıtlarının incelenmesi, gerekirse aynı saatlerde postanenin ilgili biriminde görev yapan personelin bilgisine başvurulması, aynı zarf üzerinde sahte belgedeki analizlerin yapılması, gerekirse bu konularda ülke dışındaki akredite kişi ve kuruluşlardan destek alınması gereklidir.
Islak imza diyenlere soruşturma (02 Kasım 2009 Pazartesi 15:18)
İhbar mekttubuyla ortaya çıkan son belgeyle ilgili raporu veren 3 Adli Tıp uzmanı için soruşturma talep edildi.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Serdar Öztürk, "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" olduğu ileri sürülen belgedeki ıslak imzanın Albay Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğu şeklindeki raporda imzaları bulunan 3 adli tıp uzmanı hakkında soruşturma açılmasını istedi.
Çiçek için "sahte resmi belge düzenlemek", "görevi kötüye kullanmak" ve "bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaa vermesi" gerekçeleriyle soruşturma talep etti.Haber3.com
Öztürk'ün avukatı Demet Reçber tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen dilekçede, ihbar mektubuyla birlikte savcılığa gelen belgenin Adli Tıp Kurumu'na gönderildiğini, burada prosedüre göre önemli belgelerin kurulun tüm uzmanlarının katılımı ile incelendiği yönündeki yerleşik uygulamaya göre incelenmediği ileri sürüldü.
Dilekçede, incelemeden bir hafta önce kuruma atandıkları iddia edilen adli tıp uzmanı olan Hacı Mehmet Akın ile Lokman Başer'in tıp doktorları olduğu ve görevlendirme sonucu uzman sıfatıyla belgeyi inceleyerek, "Belgenin ıslak imzaya sahip olduğu ve imzanın Albay Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı" yönünde mütalaa verdikleri öne sürülerek, kurumun Fizik İhtisas Dairesi Başkanı Prof. Dr. Bülent Üner'in de incelemeye katılmadığı halde, usul gereği raporu imzaladığı savunuldu.
Bu iki uzmanın grafolog olmadıkları, tıp doktoru olarak, uzman olmadıkları bir alanda inceleme yaparak mütalaa verdikleri anlatılan dilekçede, tüm bunların sonucunda inceleme heyetinin özel olarak atandığı ve bilinçli olarak sahte mütalaa verdiklerinin ortaya çıktığı ileri sürüldü.
Dilekçede, sahteciliğin ortaya çıkarılması için belge aslının İstanbul Teknik Üniversitesi, Jandarma Kriminal Laboratuar ve TÜBİTAK'ta incelenerek ıslak imzanın orijinal belgeye Haziran 2009 tarihinden sonra atılıp atılmadığının tespiti gibi çeşitli incelemelerin yapılması istendi.
Belgede gerçekten bir ıslak imza bulunup bulunmadığı, varsa Albay Çiçek'in el ürünü olup olmadığının belirlenmesi de talep edilen dilekçede, Türkiye'de internet üzerinden veya resmi alımla "ıslak imza makinesi" alan tüm şahısların ve resmi kuruluşların belirlenerek, bu makinelere soruşturma sonucuna kadar el konulması isteminde bulunuldu.Haber3.com
Dilekçede, yapılacak soruşturma sonucunda, uzman olmayarak gerçeğe aykırı bir şekilde grafoloji raporu hazırladıklarının tespiti halinde Prof. Dr. Üner ile diğer 2 kişi hakkında, "Sahte resmi belge düzenledikleri"; uzman olmaları durumunda da gerçeğe aykırı raporu bilerek düzenledikleri bu nedenle, "görevi kötüye kullanmak" ve "bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaa vermesi" gerekçeleriyle haklarında dava açılması istendi.
İFTİRALAR VE GERÇEKLER
Bir kısım medya tarafından ıslak imzalı bir plan olarak bilinçli bir şekilde gündeme tekrar taşınan “İrtica ile mücadele planı” hakkındaki bilgi kirliliği her geçen gün artmaktadır.
12 Haziran 2009 tarihinde bir gazetede yayımlanan plan kesinlikle Alb. Çiçek tarafından hazırlanmamış ve ilk defa ‘Taraf” gazetesinde görülmüştür. Bu konuda; dördü suç duyurusu olmak üzere (Taraf ve Star gazeteleri, yasal delil olmadan yetkisini kötüye kullanarak tutuklama talebinde bulunan savcı ve bu talebi kabul eden nöbetçi hakim ile RTÜK hakkında) toplam on altı ayrı davada başlatılan hukuk mücadelesi devam etmektedir. Bu hukuk mücadelesine yeni davalar eklenecektir.
“Alb. Çiçek şekil ve içerik olarak kurumsal kriterlere uygun olmayan bir planın altına imzasını atmış olsaydı, kaybedeceği bu davaları açarak o kadar büyük hukuki sorumluluğun ve maddi riskin altına girer miydi?” sorusuna verilecek cevap, gerçeği ortaya koyan en önemli delildir.Haber3.com
Kurumsal olarak verilen görevleri, yasalar ve emirler çerçevesinde başarı ile yapmak bir Türk Subayı için esastır. Gücünü yasalardan alan, milletin göz bebeği bir kurumun üyesi bir Kurmay Subayın, hukuken suç olan eylemleri planlara yansıtması düşünülemez. Kurumda yapılan çalışmaların yasalara uygunluğu her seviyedeki amirler tarafında kontrol edilir ve düzeltilir. 12 Haziran 2009 tarihinde kamuoyunu yönlendirme kampanyalarının odak noktası olan bir gazetede yayımlanan plan, Genkur. Askeri Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, bilirkişi raporları ile tescil edildiği gibi, askeri yazım tekniklerine ve çalışma usullerine kesinlikle uygun değildir. Kurmaylık ve doktora seviyesinde eğitim görmüş, uzun yıllar TSK bünyesinde verilen görevleri başarıyla tamamlamış bir subayın böylesi açık hatalar içeren bir planı yazıp altına imzasını atacağını ve bu belgeyi amirlerine sunacağını düşünmek en büyük hatadır. Onaylanmamış ve kurumsal yaptırım gücünü arkasına almamış bir kağıt parçasının gündeme taşınması ve tartışılması iyi niyetle açıklanamaz.
Türkiye Cumhuriyetinin sağladığı imkanlarla bu günkü eğitim ve yaşam seviyesine ulaşmış bir Türk Subayına karşı yapılan tüm karalama kampanyalarına rağmen Türk halkı, her zaman doğrunun ve mağdurun yanında olmuştur. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti anlayışını yapmış olduğu tüm eylemlerine yansıtan Alb. Çiçek ne bir cuntacı, ne de bir darbecidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin onurlu bir vatandaşı ve TSK'nin şerefli bir üyesi olmaktan her zaman gurur duymaktadır.
Önce bir fotokopi, sonra ıslak imzalı olduğu iddiaları ile bir kısım medya tarafından gündeme taşınan kağıt parçası bahane edilerek kamuoyunda Alb. Çiçek’in yargısız infazla suçlu ilan edilmesi hukukun ve insan haklarının hiçe sayılmasıdır. Hazırlayanı belli olmayan ve yasal delil niteliği taşımayan bir ihbar mektubu ile karalama kampanyasına sistematik olarak devam edilmektedir. Bu güvensizlik ortamı ve bilgi kirliliği içinde, bireylerin korunması gereken en temel hakkı, suçsuzluk karinesinin güvence altına alınmasıdır. Günümüzde kopyalama ve taklit teknikleri ve imkanları karşısında, sahte ıslak imza üretmenin kolaylığı, Alb. Çiçek’in imzasının sade ve yalın olduğundan taklidi kolay, tersimi basit ve tek hareketli bir imza oluşu da mutlaka dikkate alınmalıdır.Haber3.com
Alb. Çiçek hakkında yapılan soruşturmada Genkur. Askeri Savcılığı’nın yetkili olduğu kuşkusuzdur (AS.YUK MD.9). Adı geçen Savcılığın ıslak imzalı olduğu medyaya yansıyan planı inceletme hakkını kullanması tartışılamaz. Adli Tıp Kurumundan seçilmiş üç kişi tarafından hazırlandığı ileri sürülen ve kamuoyuna yansıyan iddialarla şaibeli hale gelen bir raporla desteklenen ıslak imza iddialarının başka kurum ve bilirkişiler tarafından da incelenmesi ve ıslak imza ile ilgili gerçeklerin açıklanması kamuoyunun beklentisidir.
HABER3.COM