Domuz gribi salgını nedeniyle hac iptal edilecek mi? ,Verdana,Arial]Duygu Özel - Kenan Butakın/ VATAN Haber Merkezi
[FONT=Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif]Dünya Sağlık Örgütü'nün alarmı en üst seviyeye çıkardığını ama buna rağmen seyahet kısıtlaması olmadığını belirtti.
Akdağ, "yurtdışından gelen domuz gribi aşısı bulundu" haberlerine ise temkinli yaklaştı.
Aşı üretme sürecinin devam ettiğini söyleyen Akdağ, "Klinik araştırmalar yapılmadan, onay olmadan, bu tür biyolojik materyaller insanlarda kullanılamaz" dedi.
Akdağ, aşı üretme çalışmalarını yapan 3 firma ile bizzat temas kurduğunu da anlattı, "İlacın ancak eylül ekim aylarına doğru piyasaya çıkabileceğini söylüyorlar. Yan tesirleri de olabilir" diyerek uyardı.
Keleş: "Yapılmasında sakınca yok"
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkan Vekili Ekrem Keleş de, domuz gribi konusunda ilgili kuruluşlarca açık tehlike olduğu açıklanırsa, haccın bu sene yapılmamasında dinen bir sakınca olmadığını belirtti.
Keleş, İslam dininin sağlığa verdiği önemi vurgulayarak, insan sağlığının bile bile tehlikeye atılmasının söz konusu olamayacağını söyledi.
Diyanet İşleri Başkanlığı olarak, sağlık konusunda ilgili kuruluşlarca açık bir tehlike olduğu yönünde karar alınması durumunda haccın bu sene yapılmamasının dinen uygun olduğunu bildiren Keleş, insanların sağlığını tehlikeye atmayı doğru bulmadıklarını ve verilen karara uymak gerektiğine dikkati çekti.
Keleş, ayrıca hac mevsimine 4-5 ay süre olduğunu anımsatarak, hacı adaylarının şu an için endişe duymalarını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.
Başkanlık olarak hac yapılacakmış gibi hazırlıklarını sürdürdüklerini bildiren Keleş, "Ümidimiz böyle bir tehlikeyle karşılaşmamak ve vatandaşlarımızın güven içinde haclarını yapmasıdır" diye konuştu.
Keleş, erteleme söz konusu olursa, bu yıl hacca gitmeye hak kazanan hacı adaylarının durumunun bakanlıklar arası Hac-Umre Üst Kurulu'nca kararlaştırılacağını kaydetti.
Keleş’in açıklamasının ardından VATAN görüşlerine başvurduğu ilahiyatçılar da bu yaklaşımı doğruladı. İşte o görüşler;
Prof. Dr. İsmail Hakkı ÜNAL. A.Ü. İlahiyat Fakültesi Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
“Hac organizasyonunun salgın hastalık durumunda iptal edilmesinde bir sakınca yoktur. Müslümanlar, dini vecibelerini yerine getirememiş sayılmazlar. Çünkü burada esas olan sağlıklı bir şekilde bu ibadetin yapılabilmesidir. Eğer hacca gidilmeyi önleyecek herhangi bir salgın hastalık, savaş durumu varsa ya da yollar emniyetli değilse, bunların daha sonra yapılmasında hiçbir sakınca yoktur. Tersine bu tedbirlerin alınması uygundur. ”
Prof. Dr. M. Saim Yeprem, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi “Kuran-ı Kerim’de Ali İmran Süresi 97. Ayetinde her insanın hac ibadetini yapmakla yükümlü olduğu belirtiliyor ancak ” yolculuğa gücü yeten “ ifadesi de geçiyor. Bu ayet sadece maddi açıdan ve sağlık bakımından anlamına gelmiyor. Ayrıca o bölgede bir savaş olması halinde veya tıpkı bugünlerde konuşulan domuz gribi olması halinde de geçerlidir. Kuran’daki farz olmasının şartı, oraya huzurla ve sağlıkla gidilip gelmesine bağlıdır. Böyle bir salgın hastalık halinde hac yükümlülüğü kalkar.”
A.Ü. İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Beyza Bilgin
“Ülke sınırları savaş sırasında nasıl kontrol altına alınıyorsa, salgın hastalık sırasında da kontrol alınmalıdır. Kuran-ı Kerim’de gücü yeten ifadesi geçmektedir. Bir insan hastaysa gidemez. Yani demek oluyor ki salgın hastalık sırasında da hastalanabileceği için aynı durum geçerlidir. ”