Ne acı ki Türkiye’de ve dünyada konuya dair yeterli duyarlılık hala oluşabilmiş değil. Öncelikle birkaç noktaya temas etmek yerinde olacaktır. 1933 yılında Doğu Türkistan Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak ilan edildi. Bu devleti dünyada ilk olarak tanıyan ülke Atatürk’ümüzün liderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti olmuştu. Büyük Atatürk, hemen Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını tanıdı. Türkiye’ye binlerce öğrenci getirildi. Özellikle askeri okullara Uygur öğrenciler alındı. Doğu Türkistan maalesef beş yıl sonra Çin ordusu tarafından işgal edildi. Uygur Türkleri üzerinde korkunç bir ezme politikası uygulandı. Zorunlu kürtajlar ve kısırlaştırma politikalarıyla Türk nüfus azaltılmaya çalışıldı. Bölgeye kendilerine han diyen Çinliler yerleştirildi. Çinli nüfus Doğu Türkistan’da çoğunluğa geçti. Uygur Türkleri öz yurtlarında azınlığa düştüler. Tüm bu zulümler yaşanırken binlerce, on binlerce Uygur Türkü de Türkiye’ye göç etti. Bunlardan biri de Doğu Türkistan Cumhuriyeti lideri merhum İsa Yusuf Alptekin’dir. Alptekin, 1995’te İstanbul’da hakka yürüdü. Cenaze törenine büyük bir hüzünle iştirak etmiştim. Sağlığında elini öpme şerefine de nail olmuştum. Elini öperken, sanki Kaşgarlı Mahmut’un elini öpmüştüm. Malum Kaşgarlı Mahmut, Türkçe’nin ilk sözlüğünü yazan büyük Türkçe bilginidir. Türkçe’nin Arapça’dan üstün olduğunu ileri süren büyük bir Türk düşünürüdür. Aynı toprakların insanı oldukları için merhum Alptekin’de Kaşgarlı Mahmut’u hatırlamıştım. O zamanlar, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1. sınıf öğrencisiydim. Genç ve heyecanlı bir Türk birlikçisi idim.
Çin devleti, Doğu Türkistan’ı hiçbir zaman tam olarak zaptedemedi. Uygur Türkleri, sürekli isyan ettiler, ayaklandılar. Doğu Türkistan’da yaşayan Kazak, Kırgız, Tatar ve Özbek Türkleri de bu ayaklanmalara destek verdiler. Fakat Batı Türkistan devletleri ( Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ) Doğu Türkistan davasına destek vermediler. İçinde bulundukları koşullar nedeniyle Çin’in gücünden korktular. Aynı korkuyu Türkiye de yaşadı ve yaşıyor… Türkiye’de Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı döneminde Doğu Türkistan bayrağı yasaklandı. Çin Devlet başkanına maalesef MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli’nin de imzasıyla şeref madalyası verildi. Bu olay asırlar geçse de hiçbir zaman unutulmayacak bir büyük acı olarak Türk dünyasının bağrındaki yerini aldı.
Doğu Türkistan Türkleri, Alptekin’in hakka yürümesinden sonra uzunca bir zaman sürükleyici bir liderden mahrum kaldılar. Ancak birkaç yıl evvel bir Uygur iş kadını olan Rabiya Kadir, Dünya Uygur Kurultayı Başkanlığına seçilerek Doğu Türkistanlıların lideri oldu. Ona Uygur Türkleri “ Ana “ diyor. “ Uygurların Annesi “ olarak nitelenen Rabiya Kadir, bağımsız Doğu Türkistan davasının lideri olarak gerçekten büyük bir sempati oluşturmuş durumda. Bunda, kadın olmasının da önemli bir etkisi var. Kim bilir belki de Türk tarihi, Atatürk’te sonra bir de ANATÜRK diye anılan yeni bir liderini bağrından çıkarmış olacaktır.
Kuşkusuz Rabiya Kadir, Uygur Türklerinin annesi olduğu kadar bütün Türk dünyasının da anasıdır. Mazlum Uygur Türkleri belki de onun liderliğinde özgürlüğe yürüyeceklerdir. Yüzyıllar önce atalarımın göç ederek geldikleri Doğu Türkistan’ın bir gün bağımsız devlet olarak dünya devletleri arasındaki yerini almasını gönülden diliyorum.
Türkiye halkının, Filistin’e gösterdiği ilgi kadar Doğu Türkistan’a da ilgi göstermesini bekliyorum. Doğu Türkistan’ın Ay yıldızlı Gök Bayrağı ile Türkiye’mizin Al bayrağının, bir arada, kardeşçe dalgalanması hayalimizi gerçekleştirmeye ant içen Türkistan savaşçılarına ve onların özgürlük mücadelelerine selam olsun !
Doğu Türkistan Milli Marşının sözlerini Uygurca olarak sizlere sunmak istiyorum.
Qurtulush yolinda sudek aqti biznig qanimiz,
Sen üçün ey yurtimiz bolsun pida janimiz.
Qan kiçip hem jan birip akhir qurtuldurduq sini,
Qelbimizde qurtulushge bar idi imanimiz.
Yar-i hem dem boldi biznig himmitimiz sen üçün,
Dunyani sorghan idi ötken ulugh ejdadimiz.
Yurtumuz biz yüz-közigni qan birle pakizliduq,
Emdi hiç kirletmigeymiz çünki Türktur namimiz.
Attila, Çinggiz, Tömür Dünyani Titretken idi,
Qan birip nam alimiz biz ularnig evladibiz.
Çiqti jan hem aqti qan düshmendin boldi el aman
Yashisun hiç öçmüsun parlansun istiqbalimiz.
Türkiye Türkçe’sine çevirisi de şu şekildedir:
KURTULUŞ YOLUNDA
Kurtuluş yoluda su dek akti bizim kannımız,
Sen için ey yurdumuz olsun feda bu canımız.
Kan keçip hem can verip ahir kurtardık seni,
Kurtuluşa kalbimizde var idi imanımız
Yar-ı hemdem oldu bizim himmetmiz sen için,
Dünyayı sorgan idi himmet ile ecdadımız
Yurdumuz biz yüz gözünü kan ile temizledik,
Sonra hiç kirletmeyiz çünkü Türktür namımız.
Atilla,Cengiz,Timur dünyayı titreten idi,
Can verip can alırız, biz onların evladıyız.
Çıktı can hem aktı kan düşmandan oldu el aman
Yaşasın, bin yaşasın parlasın istikbalimiz.
]MUSTAFA CEMİL KILIÇ