Diyanet İşleri Başkanlığı ‘Aleviler’i bir inanç grubu olarak nasıl tanımlıyor, Aleviler Diyanet’e göre bir mezhep midir?
Diyanet İşleri Başkanlığı, kültürel kimliğimizin önemli bir parçası olan ve ülkemizin sosyal, kültürel ve tarihi yapısının oluşumunda önemli bir yere sahip bulunan Alevilik ile benzeri oluşumları, İslam içi oluşumlar ve İslam’ın tarihi süreçte ortaya çıkmış zenginlikleri olarak gördüğünü beyan etmiştir ve etmektedir.
İslam’ı din, Hz. Muhammed’i son peygamber, Kur’an’ı kutsal kitap olarak kabul eden Alevilik ve Bektaşiliğin, ayrı bir din olarak ifadelendirilemeyeceği ortadadır. Alevilik ve Bektaşilik hakkında alan araştırmalarına dayalı olarak yapılan çalışmalar, adı geçen yapıya mensup kesimlerin büyük çoğunluğunun, kendilerini İslam, hatta ‘İslam’ın özü’ olarak gördüklerini beyan etmektedir.
Alevilik ve Bektaşiliği benimseyen ve gereklerine göre davranan toplulukların bu yapı içerisindeki ilişkilerinin, dedeler-talipler ve pir-mürşid-dede-talip-derviş hiyerarşisi içerisinde şekillenmesi de, Aleviliğin tasavvufi düşünce geleneği içinde değerlendirilmesini isabetli kılmaktadır.
Alevilerce kaleme alınan kitaplarda kullanılan kavramların ana iskeleti oluşturduğu terminoloji göz önüne alındığında, Aleviliğin bir ‘tasavvuf hareketi’, dolayısıyla İslam içinde ve ana hatlarıyla burhan, beyan ve irfan şeklinde tasnif edilen İslam düşünce geleneklerinden irfani gelenek içerisinde değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Cemevleri bir ibadethane olarak görülebilir mi?
‘Cemevi’ isminin geleneksel mekanların yerine isim olarak kullanılması son döneme mahsus bir gelişmedir. Aleviler, geçmişte gerekli adab ve erkânı, köy ya da şehirde ‘ana ocaklar’ veya ‘ocaklar’ın bulunduğu yerler veya bunlara bağlı başka yerlerde bulunan tekke ve dergâhlarda tekke ya da dergâhın bulunmadığı yerleşim yerlerinde ise gerekli büyüklükte evi olan bir dede ya da talibin evinde toplanıp yürütmüşlerdir. Şehirleşmenin etkisiyle öncelikle ‘Cemevi’ ismiyle şehir merkezlerinde teşekkül eden, daha sonra köylerde de oluşan son döneme ait bu yeni yapıların, farklı sosyal etkinliklerle beraber aslında adab ve erkanın yürütüldüğü mekânlar olduğu dikkat çekmektedir.
Cemevi ismiyle anılan ve tasavvuf geleneğindeki benzerleri gibi adab ve erkânın yürütüldüğü bu mekânların da, camilerin alternatifi ve muadili görülmesine yol açacak bir algıya neden olunmaması gerektiği açıktır. Çünkü cami, belli bir mezhebin, namaz kılanların ve camiye gelenlerin, Sünnilerin veya Hanefi-Maturidi anlayışını benimseyenlerin değil mezhebi, meşrebi ve İslam içi inanç grubu, dini pratiği ne olursa olsun, bütün Müslümanların ortak mabedi olmuş ve böyle algılana gelmiştir.
Başkanlık, bugün daha çok Cemevi ismiyle anılan adab ve erkanın yürütüldüğü mekânları özgün, kültürel, mistik kimliği ve misyonu bulunan ve korunması gereken bir zenginlik olarak gördüğünü bu ve benzeri mekânların yasal sistem içinde sosyal, ekonomik ve kültürel olarak çeşitli yollarla desteklenmesinin yerinde ve gerekli olduğunu defalarca açıklamış olup bu vesileyle bir kez daha beyan etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığında bir Alevi bölümü kurulmasını ister misiniz?
Başkanlık, İslam içi inanç ve dini gelenek farklılaşmasını sosyal ve tabii bir olgu olarak görmekle ve bunu yadırgamamakla birlikte, toplumu bu ayrışmalara göre değil, İslam’ın ortak ve nesnel bilgisini merkeze alarak aydınlatmakta, mezhebi, meşrebi, siyasi görüşü ve düşünüşü ne olursa olsun, vatandaşlarımız arasında hiçbir şekilde ayırım yapmadan Kanun’un kendisine verdiği görevleri yerine getirmektedir.
Diyanet İşleri, İslam içi oluşum ve grupların hepsine, aralarında bir değerlendirme ve karşılaştırma yapmaksızın eşit mesafede durmaya ve bütün vatandaşlarımızı İslam dini konusunda doğru bilgilendirmeye, toplumsal birlik ve bütünlüğü sağlayıcı hizmet sunmaya özen göstermektedir.
Aleviliğin Diyanet içerisinde yapılanması veya Diyanet İşleri Başkanlığının İslam içi inanç gruplarını temsil edecek tarzda yeniden yapılandırılması talebi, üzerinde herkesin dikkatlice düşünmesi gereken yeni bir durumdur. Bu tür talepler dikkate alındığında, o zaman İslam içi grupların her birinin kendine has bir yapılanma için teşebbüs edeceğinin ve sivillik ve özgürlük adına kendine yurtiçinden ve dışından destek bulacağının da bilinmesi gerekmektedir.. Bunun için de, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcut yapısının gözden geçirilmesi, toplumdaki dini-sosyal ve dini-kültürel oluşumlara ve gruplara göre hizmet sunması veya bunların Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde temsil edilmesi talebi, sadece Diyanet İşleri Başkanlığını değil 85 yıllık Cumhuriyet dönemi kazanımlarımızla birlikte devlet yapımızın ve siyasal sistemimizin bütün unsurlarını ilgilendiren ve çok yönlü olarak tartışılması gereken önemli bir konudur.
Alevi örgütleri, Alevilere ilişkin tanımlamaların Alevilerle birlikte yapılmasını istiyorlar. Başkanlığınız bu talebi nasıl karşılıyor?
Alevilerin hangi örgüt tarafından ne ölçüde temsil edildiği tartışması bir tarafa, Alevilerin din kültürü dersinin okutulmasına veya zorunlu oluşuna ne nisbette karşı olduğuna dair kesin yargıda bulunmanın zorluğu ortadadır. Din kültürü ders kitaplarında Alevilikle ilgili yeterince ve doğru bilgilerin yer alması elbette gereklidir. Bunu da belirlerken Alevilerin kendilerini nasıl algıladıkları ve tanımladıkları kuşkusuz önemlidir. Ancak bu konuda tabanı temsilde ve sözcülüğü belirlemede çok ciddi sıkıntılar bulunduğu için, alan araştırması şeklinde yapılacak bilimsel çalışmalar daha güvenilir sonuçlar verecektir.
Bilimsel ve objektif yaklaşım dışında kişiler, örgütler veya kurumların bir tanımlama yapması sağlıklı bir sonuç doğurmayabilir. Bu yolla bir tanım yapıldığı zaman kişiler ve gruplar, kendileri hakkında lehte veya aleyhte yargıda bulunulduğu algısına kapılabilirler ve yapılan tanımlama kendi kanaatleriyle uyuşmuyorsa kendilerini dışlanmış hissedebilirler.
Alevi köylerine cami yapılması eleştiri konusu oluyor, sizin bu konudaki yaklaşımınız nedir?
Ülkemizde camiler, vatandaşların katkılarıyla şahıslar ya da dernekler gibi özel ve tüzel kişiliklerce yapılmaktadır. Başkanlığımızın görevi, inşası tamamlanmış camilerin ibadete açılış beratlarını vermek, camileri yönetmek, denetlemek ve din hizmetinin sunulmasını sağlama amacı ile kadro taleplerini karşılamaktır. Zaman zaman dile getirilen ‘Başkanlığımızın Alevi köylerine kendi istek ve önerileri olmadan, cami inşa ettiği ya da ettirdiği’ yönündeki iddiaların gerçekle bir ilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, Anadolu’da Alevi vatandaşlarımızın yaşadıkları farklı yerleşim yerlerinde, içlerinde eski tarihlerde yapılan ve tarihi değeri olanlar da dahil, bir çok cami bulunduğu, ayrıca pek çok Alevi vatandaşımızın köylerine ya da yerleşim yerlerine kendi istekleri ve sivil inisiyatifleriyle cami yapmakta oldukları göz önüne alınırsa, bu konuda tek tip ya da genellemeci bir kabulün doğru olmayacağı kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
diyanetten açıklama cem evleri camilerle aynı statüde olamaz
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]