You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Dış Politika Analizi

Dış Politika Analizi

Senior Member
Dış Politika Analizi
[COLOR=darkslategray]Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, 12-16 Şubat tarihleri arasında Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in daveti üzerine Rusya Federasyonu’na bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Abdullah Gül bu ziyaretinde Medvedev’in yanı sıra, Başbakan Putin, Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma Başkanı Boris Grizlov ve Federal Konsey Başkanı Segey Miranov ile temaslarda bulunmuştur. Ayrıca Tataristan’a da bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Moskova’nın ardından Tataristan’ın ziyaret edilmiş olması göz ardı edilmemesi gereken önemli bir noktadır. Rusya bu şekilde geçmişte Türkiye’nin bölgeye yönelik politikaları hakkında duyduğu kuşkulardan arındığını ve herhangi bir çekincesinin olmadığını dolaylı yoldan ifade etmiştir. Türkiye’nin Rusya Federasyonu içindeki ilk başkonsolosluğunun Tataristan’da açılmış olması, Türkiye’nin Tataristan’la olan ilişkilerinin gelişiminin anlaşılması bakımından önemlidir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Abdullah Gül’ün bu ziyareti, Türk-Rus ilişkilerinin gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Rusya cephesinin de bu ziyarete büyük önem verdiği, Abdullah Gül’e uygulanan en üst düzey devlet protokolünden anlaşılmaktadır. Rusya basınında görüşme ile ilgili birçok yorum ve habere yer verilmiştir. Rus düşünce kuruluşu Carnegie Endownment Moskova bürosu direktörlerinden Aleksey Maleşenko’nun Türkiye ile ilgili yaptığı değerlendirme dikkat çekicidir. Malaşenko yaptığı değerlendirmede: “Türk toplumunun hep ileriye doğru adım atması gerekiyor. Ara verirse İran ve Arap ülkelerinin konumuna düşebilir. Türkiye’yi harekete geçmiş bir araba ve kalkışını yapmış bir uçak gibi görüyorum, yerinde duramıyor” ifadelerini kullanmıştır. [COLOR=darkslategray][i] [COLOR=darkslategray] Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu gezisi çerçevesinde Rus İzvestiya ve Türk Zaman gazetesi ortak bir sayı çıkarmışlardır. [COLOR=darkslategray][ii] [COLOR=darkslategray] Rusya Federasyonu resmi haber ajansı Ria Novosti, iki liderin görüşmesi sonrasında imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu Arasındaki İlişkilerin Yeni Bir Aşamaya Doğru İlerlemesi ve Dostluğun ve Çok Boyutlu Ortaklığın Daha da Derinleştirilmesine İlişkin Ortak Deklarasyon”u ortak “stratejik anlaşma” olarak nitelendirmiştir. Abdullah Gül’ün bu ziyaretinin değerlendirilmesinde, imzalanan ortak deklarasyonun içeriğinin belirtilmesi ve bu doğrultuda bir analiz yapılması faydalı görülmektedir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Ortak Deklarasyonun Ana Hatları:
[COLOR=darkslategray]İki ülke devlet liderleri arasında imzalanan deklarasyonda 1921 yılında Rusya ve TBMM hükümeti arasından imzalanan dostluk ve kardeşlik anlaşmasına atıfta bulunulması göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır. İmzalanan deklarasyonun ana hatlarını şu şekilde özetlememiz mümkündür:
[COLOR=darkslategray]▪ İkili ziyaretlerin sıklaştırılması. İlişkilerin geliştirilmesi sadece iki ülke değil geniş Avrasya coğrafyası ve uluslararası alanda barışa, güvenliğe, istikrara ve kalkınmaya önemli katkı sağlıyor. Bu yönde çabaların sürdürülmesi.
[COLOR=darkslategray]▪ Bölgesel ve uluslararası sorunlarda ikili istişare mekanizmalarının kurulması. BM ve diğer uluslararası örgütlerde işbirliğinin geliştirilmesi.
[COLOR=darkslategray]▪ Kafkasların güvenliği için Türkiye'nin önerdiği Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu’nu, dondurulmuş ihtilaflara taraf ülkeler arasında mevcut olduğunu müşahede ettikleri güven eksikliğinin giderilmesini sağlayacak, yapıcı ve mevcut uluslararası mekanizmaları tamamlayıcı bir girişim olarak kabul eder.
[COLOR=darkslategray]▪ Avrupa-Atlantik alanında geniş kapsamlı ve bölünmez güvenlik sisteminin iyileştirilmesi için yapılacak tekliflerde ortak çalışma.
[COLOR=darkslategray]▪ BM, AGİT, Avrupa Konseyi ve diğer uluslararası kuruluşlarda aday seçiminde karşılıklı destek.
[COLOR=darkslategray]▪ Terör, uyuşturucu ile mücadele, silah kaçakçılığı ve diğer uluslararası suçlarla mücadelede işbirliğinin geliştirilmesi.
[COLOR=darkslategray]▪ Taraflar iki ülke çıkışlı mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımına imkân sağlayacak yasal düzenlemelerin, ikili anlaşmalara uygun olarak en kısa sürede hayata geçirilmesine yönelik iradelerini beyan ederler.
[COLOR=darkslategray]▪ Müteahhitlik alanında sağlanan başarının 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarına hazırlık kapsamında gerçekleştirilecek projelere taşınması.
[COLOR=darkslategray]▪ Kara, deniz ve demiryolu taşımacılığının geliştirilmesine yönelik projelerin desteklenmesi.
[COLOR=darkslategray]▪ 2003 yılında faaliyete geçen Mavi Akım'la birlikte iki ülke enerji ilişkileri stratejik bir önem kazandı. Enerji ilişkilerinin geliştirilmesi için potansiyel bulunuyor. Somut projelerle çeşitlendirilmesi.
[COLOR=darkslategray]▪ Nükleer enerji alanında işbirliği, ticari ve ekonomik ilişkilerin önemli bir parçası. Türk tarafı, Rus firmalarının nükleer enerji projelerine ilgilerini memnuniyetle karşılamaktadır.
[COLOR=darkslategray]▪ Turizm, askeri ve savunma sanayi konusunda işbirliğinin geliştirilmesi.
[COLOR=darkslategray]▪ Taraflar iki ülke halklarının birbirlerini ve kültürlerini daha iyi tanımaları amacıyla, sosyal, kültürel, eğitim, bilim ve teknoloji, basın-yayın, spor ve gençlik alanlarındaki mevcut işbirliğinin daha çok geliştirilmesi gerektiğini vurgularlar.
[COLOR=darkslategray]▪ Taraflar, Türkiye’deki Rus ve Rusya’daki Türk nüfusun artması dolayısıyla ortaya çıkan ihtiyaca binaen, iki ülkedeki Türk ve Rus çocuklarının öğrenimlerinin, karşılıklı olarak atılacak somut adımlarla kolaylaştırılması amacıyla, Milli Eğitim Bakanlıkları arasında işbirliğini yoğunlaştırmaya karar vermişlerdir.
[COLOR=darkslategray]▪ Vize işlemlerinde kolaylaştırıcı çalışmaların yapılması.
[COLOR=darkslategray]▪ Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, Blackseafor, Karadeniz Uyumu Harekâtı ve diğer işbirliği konularının ileri aşamalara taşınması. [COLOR=darkslategray][iii]
[COLOR=darkslategray]İmzalanan bu ortak deklarasyon sonrasında iki liderin yaptıkları açıklamalarda vurguladıkları ortak nokta, ilişkilerde yeni bir döneme girildiği olmuştur. Medvedev görüşmeler esnasında yaptığı açıklamada ikili ilişkilerin çok güçlü ortaklık seviyesine ulaştığını, ticaret hacminin her geçen yıl arttığını, bu yıl da artarak devam etmesini beklediklerini ifade etmiştir. İki ülke ticaretinin 1 milyar dolardan 32 milyar dolara ulaşması Medvedev’in dikkat çektiği bir başka nokta olmuştur. İki ülke ilişkilerinde enerjinin önemli bir yer tuttuğuna değinen Medvedev Mavi Akım, elektrik ve nükleer sanayi alanında önemli gelişmeler sağlandığını belirterek, ulaştırma ve tarım alanında da ortak projelerin geliştirilmesini umduklarını dile getirmişlerdir. Rusya Devlet Başkanı, Rusya ve Türkiye'nin Karadeniz ülkesi olarak bölgede istikrar ve barışın önemine inandıklarına, ziyaretle birlikte gelişen ilişkilerin yeni bir ivme kazanacağı konusuna vurgu yapmıştır. Medvedev’in yaptığı açıklamalarda belirttiği önemli bir ifade ise, birçok konuda Türkiye ile bölgesel anlamda hemfikir olduklarını vurgulaması olmuştur.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, ziyaretle birlikte iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açılacağını belirterek imzalanan deklarasyonla, ilişkilerin daha ileriye taşındığını ve bunun için siyasi bir iradenin ortaya konduğunu dile getirmiştir. Kafkaslar ve Karadeniz'in güvenliği konusunda neler yapılabileceğini tartıştıklarını belirten Gül, Türkiye'nin önerisi olan Kafkas İşbirliği ve İstikrar Paktı ile Ortadoğu sorununun ele alındığını dile getirmiştir. Aynı zamanda Abdullah Gül’ün de Medvedev gibi bölgesel ve uluslararası meselelerin çözümünde iki tarafın benzer düşüncelere sahip olduklarını ifade etmiştir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Bu nokta Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel ve uluslararası konularda çatıştıkları ve uyum içinde oldukları konuları netleştirmek ve iki ülkenin gelecek dönemdeki ilişkilerinin hangi yönde ilerleyebileceğinin anlaşılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Rusya-Türkiye Uzlaşma-Çatışma Alanları:
[COLOR=darkslategray]Uzlaşma Alanları:
[COLOR=darkslategray]Türkiye ve Rusya’nın işbirliği içerisinde olduğu en önemli konulardan birisini Karadeniz’in güvenliğinin sağlanması konusu oluşturmaktadır. İki devlet de Karadeniz’e kıyısı olmayan herhangi bir başka gücün burada rol almasını istememektedir. Ağustos ayında Rusya-Gürcistan arasında çıkan savaşın ardından ABD’nin insani yardım yollamak amacıyla boğazlardan geçerek Karadeniz’e gemilerini yollaması Montrö Sözleşmesinin delinip delinmediği konusunun tartışılmasına neden olmuştur. Ancak bu noktada Türkiye net bir tavır sergilemiş ve anlaşma gereğince yabancı gemilerin burada 21 günden daha fazla kalamayacağını deklare etmiştir. ABD, giremediği tek deniz olan Karadeniz’e de girmek ve burada da etkili olmak istemektedir. Fakat hem Türkiye hem de Rusya ABD’nin bu çabasına karşı ortak bir tutum sergilemektedir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]İki devletin politikalarının birbirine yakın olduğu bir başka nokta, Irak konusudur. Türkiye ve Rusya, Irak’ın ABD tarafından işgali öncesi ve sonrasında beyan ettikleri açıklamalarında, Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını dile getirmişlerdir. Özellikle TBMM tarafından reddedilen tarihi 1 Mart teskeresi, Rusya tarafından olumlu karşılanmış ve Rus basınında Türkiye’nin diğer devletlerden bağımsız karar alma sürecine vurgu yapılmıştır.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Orta Doğu’da iki ülkenin benzer yaklaşım sergilediği bir diğer konu, İsrail-Filistin sorunudur. Uluslar arası platformda adil bir çözüm iki tarafın da ortak temennisidir ve iki ülke de İsrail ve Filistin arasında barışın sağlanmasına yönelik bir nevi arabuluculuk girişimlerinde bulunmuşlardır.
[COLOR=darkslategray]İki ülke arasında her geçen gün artan ticaret hacmi ise, ülkelerin geliştirmek istedikleri başka bir alandır. İnşaat, enerji ve turizm iki ülke arasındaki ticaret hacmini artıran en önemli sektörler olarak karşımızda durmaktadır. Bu noktada Türkiye aleyhine bir durum söz konusudur, Türkiye’nin karşılıklı ticaret dengesini sağlaması gerekmektedir. Ancak şu anda Rusya’nın Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı seviyesine ulaşması, başlı başına iki ülke ilişkilerinin ileri bir aşamaya geçmesi bakımından önem arz etmektedir.
[COLOR=darkslategray]Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne üyelik talebinin Türkiye tarafından desteklenmesi, iki ülke arasındaki görüş birliğinin yansıdığı bir başka nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya Federasyonu uzun süredir Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmak istemekte fakat bu konuda henüz ABD ile bir anlaşmaya varamamış durumdadır. Türkiye ise, bu süreçte Rusya Federasyonu’nun girişimlerini desteklediğini dile getirmiştir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Çatışma Alanları:
[COLOR=darkslategray]Rusya ve Türkiye arasında karşılıklı politikaların uzlaştığı noktaların yanı sıra, sorunların olduğu noktalar da bulunmaktadır.

[COLOR=darkslategray]Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl Kosova’nın bağımsızlığı dünyadaki birçok ülke tarafından tanınmış ve Kosova yeni bir devlet olarak dünya devletleri arasındaki yerini almıştır. Kosova’nın bağımsızlığını tanıyan ülkeler arasında Türkiye de bulunmaktadır. Ancak Rusya Federasyonu Kosova’nın bağımsızlığına büyük tepki göstermiş ve bunun bölge açısından olumsuz bir örnek teşkil edeceğini belirtmiştir.
[COLOR=darkslategray]Yine geçtiğimiz Ağustos ayında Rusya-Gürcistan arasında çıkan savaş sonucunda G.Osetya bağımsızlığını ilan etmiş ve bu durum Rusya Federasyonu tarafından tanınmıştır. Ancak Rusya bu konuda yalnız kalmış, sadece Nikaragua, G.Osetya’nın bağımsızlığını tanımıştır. Bu süreçte Türkiye’nin sergilediği tutum ise, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünden yana olmuştur. Gürcistan sorunu ile ilgili Türkiye’nin Moskova büyükelçisi Halil Akıncı yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin Gürcistan savaşı sırasında Amerikan savaş gemilerine boğazları açmasının 1936 tarihli Montrö Anlaşması’nın bir gereği olduğunu hatırlatarak, Rusya’nın Ankara’nın söz konusu anlaşmaya uygun hareket etmesinden gayet memnun olduğunu belirtmiştir. Türkiye’nin tavrının Gürcistan’ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu belirten Halil Akıncı “Tabi, o bölgede sorunlar bulunmaktadır. Bu nedenle biz, Kafkas İşbirliği ve İstikrar Platformu inisiyatifini ortaya attık. Bu Platform sayesinde, başta Kafkasya’daki gerginliği azaltmak, daha sonra da bölgedeki tüm sorunları çözmeyi ümit ediyoruz” sözlerini kullanarak Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımını dile getirmiştir.
[COLOR=darkslategray] Türkiye ve Gürcistan arasında uzun süredir devam eden olumlu ilişkiler bulunmaktadır. Bu sorunda da Türkiye, Gürcistan’ın politikasını destekleyen bir tutum sergilemiştir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]İki ülkenin yürüttüğü politikalara bakıldığında, karşımıza çıkan bir başka anlaşmazlık noktası ise Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyelik talebidir. NATO üyesi bir ülke olarak Türkiye, Ukrayna ve Gürcistan’ın bu talebine olumlu yaklaşmaktadır. Rusya ise, böyle bir durumu ulusal güvenliğine tehdit olarak algılamaktadır. Ukrayna ve Gürcistan’ın orta ve uzun vadede gerçekleşebilecek muhtemel NATO üyeliğine, ya da bu sürecin ciddi bir boyut kazanması durumuna Rusya’nın vereceği tepkinin çok sert olacağı açıktır. Nitekim Rusya, gerektiğinde çekinmeden askeri güç kullanabileceğini Gürcistan savaşı ile bir kez daha dünya kamuoyuna göstermiştir.
[COLOR=darkslategray]İki ülke arasındaki ilişkilerdeki bir başka sorun ise, Rusya’nın PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmemesidir. Dünyadaki birçok ülke tarafından terör örgütü olarak kabul edilmesine ve Türkiye’de yıllardır sürdürdükleri terörist faaliyetlerin net olmasına rağmen, Rusya’nın bu eli kanlı örgütü terör örgütleri listesine almaması iki ülke yönetimleri ve halkları arasındaki gelişen işbirliğine önemli bir darbe vurmaktadır. Rusya Federasyonu’nun PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmemesinin hiçbir izahı olamaz ve Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından kabul edilemez. Bu bakımdan Rusya’nın bu konudaki tutumunu tekrar değerlendirmesinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine çok büyük katkı sağlayacağı Rusya tarafından göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir. Aksi takdirde, ileride yaşanabilecek sorunlarda bu tür konular gündeme gelebilecek ve bu durum iki ülke ilişkilerine zarar verecektir.
[COLOR=darkslategray]Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma’nın 2005 yılında sözde “soykırım”ı tanıması iki ülke ilişkilerine zarar veren en önemli konulardan biridir. Bu iddianın yalan olduğunun ispatlandığı birçok kaynak Rus arşivlerinde mevcuttur. Bu konuda yalnızca 1917 yılının sonlarında ve 1918 yılının ilk aylarında Erzurum ve Erzincan’daki Ermeni terörüne bizzat tanıklık eden Rus Yarbay Tverdohlebof’un anılarına bakmak bile yeterli olacaktır. Hatta o kadar geriye gitmeye de gerek yoktur. Asala terörü ve katlettiği aziz şehit diplomatlarımızın görüntüleri hafızalarımızdaki tazeliğini korumaktadır. Bu bakımdan, tüm gerçekler apaçık ortadayken, parlamento kanadının böylesine büyük bir yalan ve iftira kampanyasına alet olması, Türkiye tarafından asla kabul edilemeyecek bir durumdur. Devletlerin her şeyden önce, gerçeklerin saptırılmaması konusunda tarihe karşı sorumlu oldukları gerçeği unutulmamalıdır.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Kıbrıs sorunu konusunda Rusya’nın Güney Kıbrıs Rum Kesimine verdiği destek, Rusya Türkiye arasında sorun olarak göze çarpan bir başka nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası platformlarda meydana gelen gelişme ya da görüşmelerde Rusya, GKRK tezlerini savunan bir politika izlemektedir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Türkiye’nin alternatif enerji koridoru olma düşüncesi de, Rusya ile sorun yaratabilecek bir konudur. Özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan projesine Rusya uzun süre muhalefet etmiş, ancak daha sonra bu konuda somut bir değişiklik yaratamayacağını anladığında proje hakkında olumlu cümleler kurmaya başlamıştır. Şu anda iki taraf arasında tartışmaya neden olan bir başka proje ise, Nabucco projesidir. Hazar petrollerini Rusya’yı baypass ederek Avrupa’ya ulaştırmayı amaçlayan bu projeye Rusya tarafının ciddi muhalefeti bulunmaktadır ve bu projenin gerçekleştirilebilmesinin önünde birçok neden bulunduğunu öne sürmektedir. Bunların başında ise, henüz Hazar’ın hukuki statüsünün belirlenmemiş olması gelmektedir. Ancak Türkiye, Rusya’ya olan enerji bağımlılığı göz önünde bulundurulduğunda, alternatif enerji geçiş güzergâhı projelerinde rol alarak, enerjide merkez geçiş ülkesi olma konumunu güçlendirecek adımlar atmaktan çekinmemelidir.
[COLOR=darkslategray]
[COLOR=darkslategray]Sonuç:
[COLOR=darkslategray]Rusya-Türkiye arasındaki ilişkilerin her geçen gün olumlu yönde aşama kaydettiği açık bir gerçektir. Beş yıl öncesi ile şu anda olduğumuz konum çok farklıdır. Özellikle Kafkasya, Orta Asya, Karadeniz ve Hazar bölgelerinde istikrar ve güvenin sağlanması, bölgenin en önemli iki ülkesi olan Rusya ve Türkiye’nin işbirliğinden geçmektedir. Türkiye açısından Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesinin olumlu sonuçlar doğuracağı kuvvetle muhtemeldir. Ancak tüm bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, iki ülke arasında önemli konularda görüş ayrılığının da yaşandığı nettir. Karşılıklı olarak ilişkilerin geliştirilmesinin iki tarafın da çıkarına olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, mevcut problemlerin çözülmesine yönelik heyetler arası çalışmaların başlatılması gelecek için atılacak önemli bir adım olabilir. Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili oluşturulan görüşmeler zinciri, diğer sorunlu konular üzerinde de oluşturulmalıdır. Her iki tarafın da birbirlerinin hassas olduğu konularda ılımlı yaklaşması ve ortak bir noktada buluşmak için iyi niyetli çaba göstermeleri durumunda, mevcut sorunların kısa vadede olmasa da en azından orta vadede çözüme kavuşturulabilme olasılığı bulunmaktadır.
[COLOR=darkslategray]Burada önemli bir noktaya daha değinmekte yarar vardır. Türkiye hiçbir devlet ya da uluslar arası örgütü, birbirinin alternatifi olarak değerlendirmemeli ve ülkeler ile uluslararası organizasyonlara bu bakış açısı ile yaklaşmamalıdır. Komşu ülkelerden başlayarak tüm devlet ve organizasyonlar ile istikrarlı bir ilişki içerisinde bulunmak Türkiye’nin birinci önceliği olmalıdır. Aynı zamanda Türkiye, önümüzdeki dönemde ikili ilişkilerde meydana gelebilecek her türlü gelişmeye dair hazırlıklı olmalıdır. Örneğin, Rusya İran konusunda çıkabilecek muhtemel bir ihtilafta İran’ı destekleme yönüne giderse, Türkiye’nin bu durumda tutumu ve yaklaşımı ne yönde olacaktır, olmalıdır? Yürütülen Dağlık Karabağ görüşmelerinde bir çözüme ulaşılamaması ve tarafların masadan sorunlu ayrılması durumunda Ermenistan tarafından işgal edilmiş olan Azerbaycan toprakları konusunda nasıl bir girişimde bulunmalıdır? Orta ve uzun vadede Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliğine yaklaşması durumunda ve bu konuda Rusya’nın verebileceği sert tepkiler göz önünde bulundurulduğunda, bu tür bir süreç içerisinde Türkiye’nin hem bölge ülkelerine hem de Rusya’ya yaklaşımı ne olacaktır? Bu tür bir sorundan Rus-Türk ilişkileri ne ölçüde etkilenebilir? Türkiye’nin Rusya’ya olan enerji bağımlılığı ve bu bağımlılığın artma ihtimali göz önüne alınırsa, böyle bir durumda Rusya çıkabilecek ciddi bir anlaşmazlıkta bu avantajını Türkiye’nin iç politikalarına müdahale etme yönünde kullanmaya kalkarsa, Türkiye ne tür bir tepki vermeli ya da sürecin bu noktalara ulaşmaması için hangi yönde politikalar izlemelidir? Tüm bu soruları göz önünde bulundurmak ve verilebilecek her türlü cevap çerçevesinde oluşturulacak çok yönlü ve alternatif politikalarla Türkiye’nin orta ve uzun vadeli çıkarlarının korunması, birinci önceliğimiz olmalıdır.
“Ellerinde çıralarla gezen çıplak ayaklı körlere ihtiyacı var dünyanın”

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.