You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Din ve Marksizm üzerine zorunlu dersler

Din ve Marksizm üzerine zorunlu dersler

Administrator
Din ve Marksizm üzerine zorunlu dersler
Geçen hafta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bir kez daha, Türk eğitim sistemindeki zorunlu din derslerinin, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak bağlı bulunduğu insan haklarına dair belli başlı temel maddeleri ihlal ettiğine karar verdi.

Mahkeme Türk devletine dini konularda ’nötr ve tarafsız olma yükümlülüğünü’ hatırlattı ve müfredatta yapılan bazı son değişikliklerden sonra bile, Türkiye’de dini eğitimin hâlâ ağırlıklı olarak Sünni İslam’a odaklandığı hükmüne vardı.

Dava, Alevi inancına sahip olan ve AİHM’ye göre, meşru olarak, din derslerinde benimsenen bu tek taraflı yaklaşımın, çocuklarının okul ile evde öğrendikleri değerler arasında bir tabiiyet çatışmasıyla karşı karşıya kalmasını muhtemel kıldığından endişe eden, 14 Türk vatandaşı tarafından açıldı. Buna binaen, mahkeme, Türkiye’yi, gecikme olmaksızın, ’ebeveynlerin kendi dini ya da felsefi inançlarını açıklamak zorunda kalmasına gerek olmadan, öğrencilerin din ya da ahlak derslerinden muaf olabileceği bir sistemi’ uygulamaya sokmaya davet etti. Hıristiyan ve Yahudi öğrenciler zaten bu hakka sahipler.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, tepki vermekte gecikmedi ve şu dikkat çekici mukayesede bulundu: ’Nasıl ben Marksist değilsem ama Marksizm’i bilmek iktisat okunurken de uluslararası ülkeler okurken de bir zaruretse, bir ateistin dahi belli bir vasatta din kültürü sahibi olması zarurettir.’ Çarpıcı bir açıklama, fakat AİHM’nin ortaya koyduğu meseleyi gözden kaçırıyor. Mahkeme din derslerine karşı değil, mevcut derslerin İslam’ın Sünni yorumu lehine taraf olduğunu ve bırakın diğer dinleri, İslam’ın diğer yorumlarına bile eksik ve yüzeysel değinmekle yetindiğini söylüyor.

Zorunlu din dersleri ve bu soruna çözüm bulmak amacı taşıyan muaf olma hakkına dair şahsi tecrübelerimi anlatmak isterim.

Annem ve babam Protestan’dı. Protestanlık, bir diğer baskın Hıristiyan hareketi olan Katolik Kilisesi ile yüzyıllar süren bir kavga vermiş bir akım. Hollanda’da büyüdüğüm 60’lı ve 70’li yıllarda, bu iki eski düşman arasındaki husumet büyük ölçüde yumuşamıştı. Yine de Katolik bir liseye giden Protestan bir çocuk olarak, diğer arkadaşlarım Katolikliğe hafif vurgu yapılan din dersini aldıkları sırada benim sınıftan çıkma hakkım vardı. Çünkü ailem öyle yapmamı istemişti, ben de yaptım. Üstelik bu o zamanlar büyük bir olay değildi, çünkü Protestanlar ve Katolikler arasındaki ayırıcı çizgiler bulanıklaşmıştı. Ama bana göre, her hafta bu şekilde sınıftan çıkmak, benim farklı olduğum gerçeğinin altını çiziyordu ve bir çocuk olarak sınıf arkadaşlarımdan ayrılmak zorunda kalmanın yarattığı huzursuzluğu dün gibi hatırlıyorum.

İşte bu yüzden, AİHM tarafından getirilen koşula, yani bir Alevi, Hıristiyan ya da Yahudi öğrenci olarak zorunlu din derslerinden muaf olmanın farklı dini inançlara ya da ailelerine bağlanmaması gerektiğine inanmıyorum. Bağlanacaktır. Herkes bu öğrencilerin dersten çıkmasının tek nedeninin anne-babalarının Sünni olmayışı olduğunu bilecektir. Bu onları, o ya da bu şekilde ayıracaktır.

Dahası, herkesin genel olarak temel din bilgilerini öğrenmesi gerektiğini ifade ederken Davutoğlu’nun haklılık payı vardı. Kişinin dindar bir Müslüman, Hıristiyan ya da Yahudi olup olmayacağı, her birey için özgür bir seçim olmalı, fakat din sadece inananların meselesi olmayacak kadar da önemli.

Bu nedenle, bana göre, Türkiye’de ya da başka yerde, bütün lise öğrencileri, tüm inançlar hakkında objektif bilgi verecek zorunlu dersleri almalı. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olarak, Türkiye örneğinde, derslerin İslam’a belli bir vurgu içermesi normal ve hiç kimsenin bununla bir sorunu olmayacaktır.

Türkiye devleti böyle dengeli dersler önerme istekliliğinde olmadığı sürece, Alevi öğrencilerin derslere katılmama hakkı olmalı. Ama benim tercih ettiğim seçenek, tüm öğrencilere inanç ve din hakkındaki her şeyi anlamaları ve sonrasında üzerinde iyi düşünerek seçim yapabilmeleri için gerekli bilgiyi veren tarafsız bir müfredatın uygulanması olurdu. Bu bakımdan Davutoğlu haklı, müfredata Marksizmi de içeren, zorunlu felsefe dersinin eklenmesinin faydası olacaktır.

Joost Lagendijk-Zaman

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.