Alıntı:aleviforumlari.com
Danişmend Alevi Devleti (1071-1178)
Malazgirt savaşından sonra Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Amasya, Merzifon, Niksar, Tokat, Sivas, Divriği, Seyit Gazi, Çorum, Kemerhisar, Malatya bölgelerinde 1071-1178 yılları arasında Alevi Danişmend Devleti hüküm sürdü. Devletin kurucusu Danişmend Gazi’dir.
Kısa sürede Alevi Devleti genişledi ve güçlendi. Danişmend Gazi Atalarının şehri olan Malatyayı almak istiyordu ve 1097 yılında Malatya’yı kuşattı. Selçuklu Hükümdarı 1. Kılıçarslan Danişmend Alevilerin aşırı güçlenmesinden ve genişlemesinden çekinerek Malatya üzerine yürüdü. İki ordu Malatya surlarında karşı karşıya geldi. Bu sırada İznikin haçlılar tarafından kuşatıldığı haberi gelince 1. Kılıçarslan Danişmend Gaziyle anlaşma yaparak İznike doğru gitti. Ama Selçuklu başkenti İznik, Haçlıların eline geçti.
Alevilerden korkan ve savaşmayı göze alan Selçuklu Danişmend Gaziden yardım istedi. Danişmend Gazi yardım etti. Haçlılara ağır kayıplar verdirdiler.
Danişmend 1098, 1101 yıllarında Malatya’yı yeniden kuşattı. Malatya kumandanı Khuril, Antakya prensi Boemondan yardım istedi. Savaşlar oldu. Danişmend yendi. Yardıma gelen Baemondu tutsak etti. Niksara geldi. Amasyada Haçlı ordusuyla çarpıştı. Daha sonra 1102 yılının 18 Eylülünde Malatya ya bir sefer daha yağtı ve nihayet Ata şehri Malatya’yı aldı.Daha sonra Danişmen Han 1105 yılında Niksarda Hakka yürüdü. Selçuklular Arap Alfabesi kullanırken o dönem sikke’lerinde, Danişmend Alevi Devleti para ve sikkelerde latin alfabesi kullanmıştır. Ve bu sikkelerde islam motifleri yoktur. Motif ve semboller Alevi kanaklı semboller ve motiflerdir. Danişmend gazinin naaşı Hristiyan ve Müslüman adetlerinde yer almayan, Alevi geleneğine uygun bir biçimde yani Mumyalanarak, Niksarda türbesine konmuştur.
Danişmendin hakka yürümesinden birkaç yıl sonra , 1. Kılıçarslan Maltayayı kuşatmış ve almıştır. Daha sonra Danişmend Gazi’nin oğlu Emir Gazi Malatyayı tekrar aldı. Sakarya ya kadar olan Selçuklu hakimiyetine son verdi. Diğer bölgelere sıkışan selçuklu zor günler yaşadı.
Bizans Tarihçisi Ostrogorsky şöyle der:
“Bu sıralarda baş düşman Konya Selçuklu Sultanlığı değil, Malatyadaki Danişmendli Emirliği idi.”
O dönem Abbasi Halifesi Emir Gazi’ye hediyeler göndererek onun anadoludaki hakim güç olduğunu kabul etti. Emir Gazi 1134 yılında Hakka yürüdü. Türbesi Kayseri Pazarören’de kendi adıyla anılan köydedir. Ardından Melik Gazi hüküm sürdü ve o da 1143 yılında Hakka yürüdü. Naaşları Mumya’lanırdı. Daha sonra Danişmendler Elbistan-Malatya kolu, Kayseri ve Sivas kolları olarak 3e bölündüler. Bu zayıflamayı fırsat bilen Selçuklular 1173 yılında kayseri, 1175 yılında sivas, 1178 yılında Elbistan-Malatya kolunun egemenliğine son verdiler. Tarihten bir Alevi yıldızı daha kaydı.
Şeyhi Danişmendi Veli
Cümlesi birdir er yolu
Yunus dervişler kulu
Taptuk gibi serveri var
Yunus Emre
Şeyhi Danişmendi fakı
Gönül yapan bulur hakkı
Sen bir gönül yıktın ise
Gerekse var yüzyıl oku
Yunus Emre
İslam Ansiklopedisi 3. Cilt sayfa 476’ da şöyle der::::
“ Anadolunun mühim bir kısmında bir asra yakın zaman hakim olan Danişmendlilerin oralarda pek çok Cami, Medrese, ve diğer hoyrat vücuda getirmiş olmaları lazım gelir. Fakat şimdiye kadar yapılan bütün tetkiklerde bunlara ait bir kitabe bulunamamıştır”
Alevilik İslamdır diyenlere bir örnek daha… Cami yok 1100lü yıllarda.. ama bügünün serbestliğinde Cami hayranı olanlar türediyse ne yazık.
*** 1987 yılında Kayseri Pınarbaşında Melik Gazi türbesinde Melik Gazi ve Üç büyük yöneticinin Mumyaları ATEŞE verildi. Yangında kısmen yanan mumyalar yobaz, gerici iştahları doyurmamış olacak ki Mumyalar 1996 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı talebi ile::
“ İslamiyet döneminde Mumya yoktur. Bunlar uydurma” gerekçesiyle Kayseri İl Müftülüğü gözetiminde toprağa gömüldü.
Daha sonra yani 50-60 yıl sonra BABAİler bu ahı ve kanı yerde bırakmayıp 1240 yılında isyan etmiştir Selçuklulara karşı.
ÖZET:::
1) Danişmendliler Alevi Devletidir.
2) Danişmendliler Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde kurulmuştur.
3) Danişmendliler Müslümanlar ve Selçuklular gibi Arap değil
Latin Alfabesi kullandı.
4) İslamda olmayan Mumyalama yöntemiyle Yöneticiler Türbeye konurdu.
5) Danişmendlilerde Cami yoktu. İzine de rastlanmamıştır.
6) Danişmendlilerin kullandığı sembol ve motifler Alevi kökenlidir.
7) Anadolunun bilinen ilk Eğitim kurumu Danişmendliler zamanında kuruldu.
8) Alevi Pirlerin nefeslerinde Danişmend Gazi anılır ve övülür.
Doğruya varırdı yolları
Kalem tutardı elleri
Bülbüle benzer dilleri
Danişmend yiğitler yatar
Yunus Emre
Onuncu yüzyıl zorunlu göçleri Alevi’lerin, Bizans eliyle yurtlarından son koparılışları ve son sürgüne gönderilişleriydi. Büyük ölçekte yaşanan zorunlu göçlere rağmen Anadolu’da kalmayı başaranlar varlıklarını ,çoğalarak sürdürdüler.
On birinci yüzyılda Selçuklu’lar Anadolu kapılarına dayandılar.Bu yüzyılda Aleviler ile Hıristiyan kilisesi arasında ki kan davası hala sürüyordu.Selçuklular, yüzyıllardır süren kanlı Hıristiyan inanç işgalinden ve Bizans’ın kıyıcılığından iyice bunalmış Anadolu halkı tarafından büyük bir heyecanla karşılandılar.
Alevi ocakları yaşadıkları onca felaketle rağmen hala ayaktaydılar ve halkın güven duyduğu, inandığı, Anadolu’da inancı ve sosyal yaşamı düzenleyen yegane kurumlar olarak varlıklarını sürdürüyorlardı.
Alevi ocakların tamamı başta Queshean’lar ve Aghoussian’lar başta olmak üzere o tarihte Danişmentliler olarak anılan Battal Gazi ailesinin etrafında yeniden bir araya geldiler.Bizans’a ve Hıristiyan kilisesine karşı Selçuklular ile ittifak yaptılar.
1071’de Malazgirt ovasında yapılan savaşta Selçuklu-Alevi ittifakı Bizans ordusunu bozguna uğrattı. Malazgirt hezimetinden sonra Bizanslılar yüzyıllardır işgali altında tuttukları Anadolu’dan on yıl gibi çok kısa bir süre içinde bir daha dönmemek üzere çekilmek zorunda kaldılar.
Malazgirt Savaşı’nı kazanan Selçuklu-Danişment ittifakı.Malazgirt savaşından sonra yollarını ayırdı.Muhtemelen savaştan önce üzerinde uzlaşılmış bir paylaşım planına uyarak Selçuklular Batı Anadolu’ya doğru ilerleyerek o bölgeyi kendilerine yurt yaptılar.Danişmendliler, Aleviler Orta Anadolu’da kalarak kendi devletlerini kurdular. Devletin başkenti Niksar’daydı.Danişmentliler, Niksar, Amasya, Merzifon, Şebinkarahisar, Sivas, Divriği ve Malatya’yı içine alan geniş Alevi coğrafyasında yüz yıldan fazla hüküm sürdüler.
Destanlar halkın ‘toplusal bellek’leridirler.Resmi tarih yazıcıları geçmişi karartmada ne kadar becerikli iseler, destanlar da gerçekleri masaldan bir elbisenin içinde saklayıp aydınlığa taşımada o kadar mahirdirler.
Elimizde iki büyük Anadolu destanı var.Bunlardan birincisi ‘Battalname’,ikincisi de ‘Danişmendname’dir.
Anadolu halkının sekizinci ve onuncu yüzyıllar arasında Hıristiyan kilisesine karşı verdiği mücadeleyi ve bu mücadelenin,ünlü kahramanı Battal Gazi’nin yaşamının anlatıldığı Battal Gazi Destanı’ında Battal Gazi’nin soyağacı Danişmendlilere bağlanır.Bu destanda Danişmendliler, Battal Gazi’nin ardılı ve mirasçıları olarak anılırlar.
Danişmendname, Battalnamede verilen bilgileri doğrular ve Danişmendname, Battalnamenin onun devamı niteliğindedir. Bu destan Battal Gazi ve arkadaşlarını anarak başlar.
Danişmendname’de rivayet edilir ki, Danişmend Gazi düşünde büyük atası Battal Gazi’yi görmüş, Battal Gazi ona Malatya başta olmak üzere ülkesinin tamamını Hıristiyan işgalinden kurtarma görevini vermiştir.
Danişmendname’de ağırlıklı olarak, Battal Gazi’nin şehri, Hıristiyan elindeki Malatya’nın kuşatılması ve Bizanslılardan geri alınması tasvir edilir.
Danişmendname’de Bizans zulmü ile dağılmış sağa sola savrulmuş, Anadolu Alevilerinden Doğu’ya doğru gidenlerin geriye dönerek Bizans ile yeniden hesaplaşması ve Anayurt’ta gizlenerek, kalanlarla yeniden buluşması hikâye edilir. Destanda Danişmend Gazi ve gaza arkadaşları tarafından fethedilen Şebinkarahisar, Sivas, Malatya ve Amasya gibi yerler, Alevilerin sekizinci ve onuncu yüzyıllar arasında ağır soykırım baskısı altında terk etmek zorunda kaldıkları bölgelerdir.
On ikinci yüzyılın Anadolu haritalara bakarsanız Selçuklu devletinin batı sınırında bulunan Eskişehir ve civarının bir daire içine alındığını ve bu bölgenin Kapadokya ile birlikte, o yüzyılda Danişmendlilere ait olduğunu görürsünüz. Seyitgazi ilçesinin yakınında bulunan, Melikgazi adıyla bilinen Danişment Gazi oğullarından Emir Gazi ve ailesine ait olan türbe ve içindeki mumyalardan, bu bölgenin uzunca bir dönem Danişmentlilerin egemenliğinde kaldığı anlaşılır.
Bu da destanların geçekleri naklettiğinin ve Danişmendlilerin Battal Gazi geleneğinin ardılı olduklarını ve Eskişehir’deki büyük mabede tutku ile bağlı olduklarını doğrulayan bir veridir..
Danişmendli Devleti’nin kurucusu, Danişment Gazi yaşadığı devirde faziletli ve bilge kişiliği ile tanınıyordu.. Amin Maalouf, onu şu sözlerle tanımlıyor.
“Özellikle Doğu’da Anadolu yaylasının perişan yüksekliklerinde, bu belirsiz dönemlerde Danişmend adında garip bir kişi yaşamaktadır. ‘Mürşit’ denilen bu kişinin geçmişi karanlık ve maceralıdır. Çoğu okuması yazması olmayan diğer Türk beylerinin tersine çok çeşitli alanlarda eğitim almıştır. Kısa bir süre sonra ‘Danişmendname’ olarak adlandırılan ünlü destanın kahramanı haline gelecektir.”
Selçukname’nin yazarı ünlü tarihçi İbni Bibi de, başlangıçtan beri o dönem Anadolu’sunda Alevi coğrafyasına hakim olmuş emirlerin soy ağaçlarına ilişkin bilgilerin bilgilerinin kirletilerek anlaşılmaz hale getirildiğini yazmaktadır.
“Emir Mengücek, Emir Artuk ve Emir Danişmend gibi büyük emirler hakkında kesin bilgim yoktu. Onlar hakkında yazılmış olan tarih kitaplarının anlaşılması çok zor olduğu için bunlardan faydalanma imkânı bulamadım. Üstelik eski zamanlardan gelen sözlü rivayetler ise çelişkili ve tutarsızdı.’
Amin Maalouf ve İbni Bibi, on birinci yüzyıl Anadolu’sunun bu efsanevi kişisinin geçmişinin karanlıkta bırakıldığını söylüyorlar ki ben de aynı kanıdayım.
Battalnameleri ve Danişmendnameyi birlikte ele aldığımızda hangi ellerde ve neden karartıldığını bilmediğimiz bir geçmişi bir nebze olsun aydınlatabiliriz.
Danişmentnamede, Hıristiyan Kilisesinin asırlarca sürmüş, sistemli mezaliminden ,soykırımlardan ve zorunlu sürgünlerden kurtularak daha doğuya, daha yükseklere göç eden veya şehirlerin gizliliklerine saklanan Alevilerin, iki yüzyıl sonra Selçukluların Ön Asya fetihleri ile birlikte geriye, arkada bıraktıkları ülkelerine geri gelişleri anlatılmaktadır..
Danişmendname bir dönüş hikayesidir.Danişmentnamede anlatılanlar Battal Gazi’nin başlattığı o büyük direnişin yeniden canlanışının öyküsüdür.
Danişmendname’ye göre Danişmentli devletinin kuruluşu, Danişmend Gazi’nin büyük atası Battal Gazi’yi rüyasında görmesi ile başlar.Battal Gazi ne kadar Alevi ise Danişment Gazi de o kadar Alevidir.
Danişmentli devleti Alevi coğrafyası üzerinde vücut bulmuştur.Halkı Alevidir.
1071 yılında, Malazgirt ovasında Danişment Gazi saflarında Selçuklular ile ittifak ederek Bizans’a karşı savaşan ordunun omurgasını Queshean’lar ve Aghoussian’lar oluşturuyorlardı.
Danişment emirlerinin türbeleri bugün bile Alevilerin en kutsal saydıkları ziyaret mahallerdir.
Anadolu’da Mumyalamanın eski bir Alevi geleneği olduğunu konuşmuştuk Danişmentliler de eski çağdaki Aleviler gibi, Müslümanlardan ve Hıristiyanlardan farklı olarak devlet büyüklerini mumyalıyorlardı.Ancak ne yazık ki onlardan günümüze gelen mumyalardan bir kısmı Kayseri Pınarbaşı’nda1996 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yazılı talebi ile, “İslamiyet döneminde mumya yoktu. Bunların hepsi uydurma...” gerekçesiyle Kayseri İl Müftülüğü tarafından toprağa gömüldü.
Danişmentliler resmi tarihte ifade edildiği gibi Müslüman değillerdi. İslam Ansiklopedisi’nde Danişmendliler maddesinde yer alan bir cümleyi bunun delili olarak nakletmek istiyorum
“Anadolu’nun mühim bir kısmına bir asra yakın bir zaman hâkim olan Danişmendlilerin oralarda pek çok cami, medrese ve diğer hayrat vücuda getirmiş olmaları lazım gelir. Fakat şimdiye kadar yapılan bütün tetkiklerde bunlara ait kitabe bulunamamıştır.”
Kimse mumyaları toprağa gömmekle yada Danişmentlilerden gönümüze kalan tarihi eserlerin kitabelerini ortadan kaldırmakla onların hüviyetlerini değiştiremez.Görüyorsunuz gerçek tarih geç de olsa bir gün mutlaka ortaya çıkıyor.
Danişmentlilerin Anadolu’nun on birinci yüzyılda Hıristiyanlar tarafından yeniden işgal edilmesi girişimine karşı verdikleri amansız kavga bence onların Alevi kimliğini ortaya koyan en büyük delildir.
Danişmendli Devleti’nin kurucusu Danişmend Gazi’nin en büyük tutkusu;Yüzyıllardan beri agır zulüm ve sonu gelmez ızdıraplar içinde yaşadıkları atalarının yurdunu Bizans’ın ve onun işbirlikçisi Hıristiyan kilisesinin işgalinden kurtarmak ve geçmişte atalarının uğradığı mezalimin sorumlusu Bizans Devleti ve Hıristiyan zihniyeti ile yeniden hesaplaşmaktı.
Danişmend Gazi’nin arkasında Bizans’ın baskısından bunalmış halkın büyük desteği vardı. Öyle ki; Malazgirt Savaşı’ının üzerinden çok geçmeden.Sivas, Amasya, Tokat, Niksar ve Çorum bölgelerine hâkim güçlü bir devlet kurdu. 1097 yılına gelindiğinde Anadolu’nun en büyük gücü Danişmentli devletiydi..
Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu’nun diğer etkili devletiydi. Malazgirt savaşında Bizans’a karşı omuz omuza savaşan bu iki gücün arası çok geçmeden açılmaya başladı.Bu iki devlet arasında ilk çatışma 1097 yılının ilk aylarında Danişmend Gazi’nin atalar kenti Malatya’yı kuşatması ile başladı. Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan,Bizanslılar ile bir anlaşma ve ittifak yaptı Ardından süratle Malatya üzerine yürüdü. İki ordu Malatya önlerinde karşı karşıya geldiler.
Savaş an meselesiydi. Tam bu sırada Selçuklu başkenti İznik’in, Haçlı Ordusu tarafından kuşatıldığı haberi geldi. I. Kılıçarslan, Danişmend Gazi ile ateşkes anlaşması yaparak geri döndüyse de, başkentini kurtaramadı. Selçuklu başkenti İznik, Haçlıların eline geçti.
I. Kılıçarslan Haçlı ordusu karşısında çaresiz kaldı.Onun imdadına Danişment Gazi koştu.
Danişment Gazi için Anadolu’nun yeniden Hıristiyan işgaline uğramasından daha büyük felaket olamazdı. Beş yüzyıldan beri çekmedikleri çile kalmamıştı.Eskiye dönmek onun için tahammül edilebilir bir durum değildi.
Danişmend Gazi ve I. Kılıçarslan kuvvetlerini birleştirerek 1097 yılının ortalarında Eskişehir yakınlarında Haçlı Ordusu’na saldırdılar. Birinci günde ağır kayıplara uğrayan Haçlı Ordusu daha sonra kendini toparladı. Paniğe kapılan I. Kılıçarslan , askerleriyle geri çekildi.Danişmend Gazi, cephe savaşını bırakarak Haçlılarla gerilla savaşına girişti. Antakya yolunda Haçlı Ordusu’na hayli ağır kayıplar verdirdi.
Tarih, Danişmentlilerin gerek haçlı ordularına karşı,gerek Bizans’a karşı pek çok kez gerilla savaşı verdiklerini ve düşmanlarını bu savaş yöntemi ile alt ettiklerini yazar.Gerilla savaşını ancak, sivil halk ile ittifak içindeki yerel güçler yapabilirler.Danişmentlilerin uyguladıkları savaş stratejisi onların Anadolu’da Bizanslılardan daha eski ve yerli olduklarını gösterir.
Danişment Gazi 1101 yılında Malatya önlerinde büyük bir Haçlı ordusunu imha etti.İleri gelen Haçlı komutanlarını esir aldı.Danişment Gazi ertesi yıl bir büyük Haçlı ordusunu da Amasya yakınlarında bozguna uğrattı
Danişmend Gazi Amasya zaferinden sonra değişmez sevdası, ömrünün sebebi Malatya üzerine yeniden yürüdü. Anadolu’nun tartışmasız en büyük gücüne sahipti ve o çağın Anadolu’sunun en saygın kişisiydi. Malatya 1102 yılının 18 Eylülünde Danişmend Gazi’nin eline geçti. Yüzyıllar süren bir rüya gerçekleşmiş oldu.
Danişmend Gazi Büyük atası Battal Gazi’nin diyarında coşkun sevinç gösterileri ile karşılandı. Müsaade ederseniz,ben size olayların en yakın tanığı Gregory Abu’l-Farac tarihinden Malatya’nın düşüşünü anlatan paragrafı aktarmak istiyorum
“Çünkü Danişmend oğlu şehrin servetini askerlerine dağıtmıştı ve yalnız ahaliye dokunmamıştı. Danişmend oğlu, bir kimsenin öldürülmesine müsaade etmeyerek bütün ahaliyi kendine ait saymış, herkesi evine göndermiş ve kendi memleketinden buğday, inek vesair lüzumlu şeyleri getirterek ahaliye vermişti. Onun devrinde Malatya birçok nimetlere nail oldu.’
Danişmend Gazi 1105 yılında Niksar’da Hakk’a yürüdü. Danişmend Gazi’nin bedeni Hıristiyan ve Müslüman adetlerinde yer almayan bir usulde, kadim Alevi geleneğine uygun bir biçimde mumyalanarak Niksar’daki türbesine konuldu.
Danişmend Gazi’nin ölümünden birkaç ay sonra,Danişmentli devletinde kısa bir karışıklık dönemi yaşandı.Bu karışıklığı fırsat bilen I. Kılıçarslan Malatya’yı kuşattı.Şehir kendiliğinden teslim oldu.
Danişmend Gazi’nin Hakk’a yürümesinden ve Malatya’nın düşmesinden sonra kısa süren çalkantılı döneminin ardından, Danişmendli Devleti’nin başına Danişmend Gazi’nin oğlu Emir Gazi geçti. Emir Gazi, Danişmendlilerin en güçlü hükümdarlarından biri oldu. O hükümranlığı döneminde Malatya ‘yı Selçuklular’dan geri aldı
Emir Gazi de babası gibi gözü pek bir savaşçı aynı zamanda âkil ve bilge bir adamdı Selçukluları, Bizanslıları ve Haçlıları savaş meydanlarında sayısız kere mağlup etti. Emir Gazi on ikinci yüzyıl Anadolu’sunun tartışmasız en büyük hükümdarıydı.
Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi adlı çalışmasında Emir Gazi’nin saltanat yıllarındaki gücünü şöyle nakleder:
“Bu sıralarda Anadolu’daki baş düşman, iç karışıklıklar yüzünden zayıflamış olan Konya Selçuklu Sultanlığı değil, Malatya’daki Danişmendli Emirliği idi.”
Emir Gazi’den sonra onun yerine geçen Melik Muhammed son büyük Danişmendli Melik’i oldu. Melik Muhammed, kardeşler arasındaki taht kavgalarından faydalanarak, kuzeyde saldırıya geçen Bizanslıları geri püskürttü. Güney’den Elbistan bölgesinden, Danişmendli ülkesine giren Haçlıları da ağır bir darbe vurdu.
Melik Muhammed 1143 yılında Hakk’a yürüdü. Kayseri Melik Gazi Medresesi’ndeki türbesinin kitabesi bilinmeyen eller tarafından, bilinen sebeplerle ortadan kaldırılarak yok edilmiştir.
Melik Muhammed’in ölümünden sonra, Danişmend Hanedanı’na mensup oğullar ve kardeşler arasında taht kavgaları başladı. Danişmendliler; önce Elbistan–Malatya Kolu, Kayseri Kolu ve Sivas Kolu olmak üzere üçe bölündüler.Ardından birer birer tarih sahnesinden çekildiler. Selçuklular; Danişmendlilerin, 1173 yılında Kayseri Kolu’nun, 1175 yılında Sivas Kolu’nun, 1178 yılında Malatya Kolu’nun, egemenliğine son verdiler.
1071 Malazgirt savaşının iki galibi bir mağlubu vardı.Bu savaşın mağlubu bilindiği gibi Bizans oldu..Savaşın galipleri ise Selçuklular ve Danişmentlilerdi. Danişmentliler Selçuklular ile ittifak ederek Anadolu’yu Hıristiyan mezaliminden kurtarmakla kalmadılar,onlar aynı zamanda on birinci yüzyılda akın akın Anadolu’ya inen Haçlı ordularının önünde aşılmaz bir duvar oldular.
Danişmendliler, Battal Gazi neslinden geliyorlardı Onlar 1071 yılından başlayarak yüzyıl boyunca Anadolu’da Bizanslılar ve Haçlılara karşı, geçmişin acılarından aldıkları dirençle amansız savaşlar verdiler. Onlar hem Battal Gazi’nin öcünü aldılar,hem de onun başlayıp da bitiremediği bir işi tamamladılar. Bizans’ı Anadolu’dan söküp attılar.Hıristiyan mezaliminin,haçlı zihniyeti ile birleşerek Anadolu’yu yeniden İşgal etmesinin de önüne geçtiler.
Battal Gazi Divriği kalesinde Bizans elçisi Sicilyalı Peter’e şöyle demişti.“İmparator barış istiyorsa Doğu’dan vazgeçip çekilsin ki Batı’yı yönetebilsin, aksi takdirde ‘şahın kulları’ onu tacından edecekler.”
On birinci yüzyılda Bizans İmparatoru tacından olmadı ama bir daha dönmemek üzere Doğu’yu terk etti.
Danişmentliler, Aleviydiler.Kimse bundan şüphe etmesin.
Danişmentlilerin Malatya kolunun ortadan kalkmasının üzerinden altmış sene kadar geçtikten sonra 1240 yılında Büyük Babai Başkaldırısı ortaya çıktı.Selçuklular bu ünlü Alevi yürüyüşünü Hıristiyan Frenk askerlerini cepheye sürerek güçlükle durdurabildiler.
1240 yılı Anadolu Aleviliği için bir dönüm noktası oldu.Tekrar Anadolu’ya ve 1240 yılına döneceğim.
Ben şimdi geniş bir parantez açarak sohbeti Aleviliğin Avrupa macerasına , Aleviliğin Avrupa’da ki sürgün yıllarına götürmek istiyorum.
873 yılında Divriği Kalesi düştükten sonra Anadolu’daki Hıristiyanlık karşıtı direnişe kalkışanlar Balkanlarda zorunlu iskana mecbur edildiler.
Yedinci yüzyıldan başlayarak onuncu yüzyılın sonlarına kadar, yaklaşık üç yüzyıl boyunca Anadolu kökenli yüz binlerce insan Bizanslılar tarafından göçe ve zorunlu iskâna tabi tutularak Balkanlara,ağırlıklı olarak da Bulgaristan’da Filibe civarına yerleştirildiler.
İlk zorunlu iskan İmparator IV. Konstantin zamanında yedinci yüzyılın son çeyreğinde başladı ve aralıksız üç asır devam etti.
Bizans İmparatoru adına Divriği Kalesinde Battal Gazi ile barış görüşmelerinde bulunan Sicilyalı Peter, raporunda, Battal Gazi’nin Bulgaristan’daki Alevi topluluğuna katkı sağlamak için misyoner dervişlerini Trakya’ya gönderdiğini duyduğunu not eder.
Sicilyalı Peter 869 veya 870 yılında Divriği’de bulundu. Alevilerin Balkanlara ilk sürgününün üzerinden tam yüzyıl geçmişti. Sicilyalı Peter’in tuttuğu notlardan,aradan geçen onca zamana rağmen Balkanlara sürgün edilen bu insanların inançlarına sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını ve anayurtları ile bağlarını koparmadıklarını anlıyoruz.
Dokuzuncu yüzyılda Divriği kalesinin düşmesinden sonraki acılı yıllarda ve onuncu yüzyılda son zorunlu göç dalgasıyla Trakya’ya savrulan Alevi toplulukları, yedinci yüzyıldan beri Filibe civarında yerleşik olan Aleviler tarafından hoş karşılanmış olmalarını kolayca tahmin edebiliriz.Muhtemelen önceki kafileler sonradan gelenlere ev sahipliği yaptılar.
Alevilerin Balkanlar’daki varlığı, onuncu yüzyılın son çeyreğinde yaşanan son büyük sürgünden önce ortaya çıktı. Bogomili adındaki Alevi dervişinin faaliyetlerinden ilk endişelenen, 927-969 yılları arasında hüküm süren, Bulgaristan Çarı Peter oldu Çar Peter, Ortodoks Patriği Theopylact Lecapenus’a bir mektup yazarak onu uyardı.
Balkan coğrafyasın Alevi toplulukları Çar Peter’in mektubuna konu olan Bogomil adlı dervişin adı ile Bogomiller olarak tarihe geçtiler.Biliyorsunuz Alevi geleneği içinde bir pire bağlı olan topluluklar o pirin adı ile anılırlar. -Baba Mansur’lular,Sarı saltuk’lular gibi-
Bogomil Bulgarca bir sözcüktür. ‘Hakk dostu’ anlamındadır.
Bulgar Çarı’nın Ortodoks Patriği’ne yazdığı kaygılı mektuptan sonra Bogomillerden detaylı olarak bahseden ikinci Bulgar belgesi, Papaz Cosmas’ın 977 tarihinde kaleme aldığı risalesidir. Bulgar Papazı Cosmas risalesinde, Bogomilleri ağır bir dille suçladıktan sonra, Ortodoks Kilisesi’ni onlara karşı tedbir almamakla suçluyordu.
Danişmend Alevi Devleti (1071-1178)
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana