Ali KOCA / Askerdeyken bir gün koğuşa girdim. Baktım iki asker konuşuyor. ’Bu Kızılbaşlar mum söndü yaparlar, şöyle şöyle yaparlar, ana bacı tanımazlar’ dedi bir tanesi. Yanında oturansa Malatyalı bir Kızılbaş’tı ve hiç sesini çıkarmadan dinliyordu. Ben bunu duyar duymaz kapının yanındaki sandalyeyi kaptım, bunu söyleyen askere fırlattım. Arkadaşlar araya girdiler, bizi ayırdılar. Komutan geldi ’komutanım askerlik buysa ben yapmıyorum. Bana küfredilen bir yerde ben niye askerlik yapayım?’ dedim. O gece elli üç Alevi asker benim koğuşta toplandı. Dayım geçen yaz askerlik anılarını anlatırken anlatmıştı bu anısını da. Eğer sandalyeyi fırlatmasaydı elli üç Alevi asker bir araya gelemeyecekti. Bu bir harekettir. İlk okul Türkçe dersinde bize anlatılan iş-oluş-hareketteki hareket değildir bu, onun çok ötesinde bir yerdedir.
Bu anı ile başlamayı uygun gördüm. Çünkü Alevi hareketi Alevi’dir ancak henüz tam manasıyla hareket olamamıştır. Öncelikle Alevi hareketini sadece Alevi örgütleri ile sınırlı düşünmemek gerekiyor. Alevilerin var olduğu her yerde, hayatın her anında Alevi hareketi de vardır/ var olmalıdır. Nitekim dayım o sandalyeyi fırlattığında sene 1970 idi. Ne Alevi manifesto yayınlanmıştı ne de AABK, ABF, HBVAKV, PSAKD ve CEM VAKFI kurulmuştu. Ama ’o’ bir hareketti. Alevice bir hareketti.
Gerçek bir Alevi hareketi olabilmemiz için Alevi olsun/ olmasın kitleleri etkileyebilmemiz lazım, yaşadığımız haksızlıkları, eşitsizlikleri, ayrımcılığı ve katliamları dünyaya anlatabilmemiz lazım. Her gün Alevilere küfredilen bir ülkede ’evde çekirdek çitleyerek ’muhteşem süleyman’ı izlemek yerine sokakta olmamız lazım. Hareketten kastettiğim budur. Oysa biz bunları daha yeni yeni yapmaya başladık. Ayda yılda bir miting yapıyoruz mesela. Bu dahi çok önemlidir. Ancak yetersizdir. Bizim paramızla beslenen ve karnı doydukça da bize küfreden, bizi asimile etmeye yeminli bir diyanet var mesela. Peki, biz ne yapıyoruz? Diyanete cem evlerimizin kapısını açıyoruz. Üstüne bir de posta oturtuyoruz. Diyanetin başkanı ile farklı platformlarda bir araya geliyoruz. Bugüne kadar dünyanın herhangi bir yerinde bir Alevi’nin çıkıp bu kurumun başkanını protesto ettiğini görmedim. ’Diyanet ver, vergimi geri ver’ diye bir ses duysak mesela diyanet işleri başkanın da katıldığı bir toplantıda kötü mü olur? Ya da diyanet işleri başkanlığının önüne gitsek ve diyanetin Alevi klasikleri diye yayınladığı ucubeleri yakıp ’Diyanetin haramı, geri versin paramı’ desek olmaz mı? Diyanet bizi camiye davet edip duruyor. Biz de dede, zakir ve sazımızı alıp girsek Sultanahmet’e güzel olmaz mı? Orda yezide nasıl lanet edeceğimiz ayrı bir tartışma konusudur. Hem belki bir iki turist görür bizi de varlığımızdan haberdar olur. Çünkü dünya tanımıyor Alevileri. Üniversite ikinci sınıfta yurtta kalırken bir gün yeni bir arkadaş geldi odamıza. Daha ben kendisiyle tanışmadan, arkadaşlar yeni gelen İranlı arkadaşın Alevi olduğunu öğrenince (aslında bu İranlı arkadaş on iki imamcı şii olsa da Aleviyim diyordu) benim de Alevi olduğumu söyleyivermişler. Tanıştığımızda ’Türkiye’de en az 15-20 milyon Alevi var’ dediğimde çocuk cin görmüş gibi şaşırmıştı. ’Yok, olamaz. Irak’tan fazla mı Alevi (burada da Şiileri kastediyor) var Türkiye’de’ diyip inanamamıştı. İranlı arkadaşa ’ Koçgiri’yi, Dersim’i, Maraş’ı, Sivas’ı, Çorum’u, Malatya’yı ,Madımak’ı ve Gazi’yi anlattım. Madımak katliamının daha 1993’te gerçekleştiğini öğrenince ’ İranlı mollalar dahi böyle bir şeyi yapmaz. Ne demek 93 tarihinde toplanıp bir otelde 35 insanı yakmak? O otelde bir de Hollandalı yakıldıysa artık hayatta sizi Avrupa birliğine almazlar.’ demişti. İşte biz Aleviler kendimizi anlatmazsak kimsenin umrunda olmayız. Arkadaş İranlı olduğu için Nesimi’yi, Hatayi’yi, Mevlana’yı da gayet iyi biliyordu. Hatta Nesimi’nin ’Küfrün Hak olduğu yer’ dizesini ben ilk defa ondan duydum.
Alevi hareketi kendinden sonraki nesillere iyi bir miras bırakmak istiyorsa her şeyden önce kendi gençlerini örgütleyebilmelidir. Gençlik demek üniversite demektir. Ama Alevi hareketini üniversitelerde göremiyoruz. Üniversitelerde yoksanız bilin ki henüz hareket olmayı becerememişsinizdir. Çünkü hareket demek gençlik demek, gençlik demek üniversite demektir. Gençlik psikolojisi üzerinde çok durulması gereken bir konudur. Gençlik döneminde insanların idealleri, değerleri, fikirleri şekillenir. Gençken insanlar bir şeyleri değiştirmek konusunda çok isteklidirler. Gençlerin kanı serin akmaz. Genç insan hareket ister. Bu mücadeleyi başarılı kılmak istiyorsanız en başta gençleriniz üzerine kafa yormalısınız. Bugün Türkiye’de her il ve ilçede üniversite veya yüksek okullar var. Binlerce Alevi öğrenci her sene üniversite okumak için başka şehirlere gidiyor. ’Gençler bir araya gelip bu yola sahip çıkın’ demekle gençleri bir araya getiremezsiniz. ’Ama gençler de Cem evine gelmiyor’ gibi bir bahanenin arkasına da saklanamazsınız. 1960’lı yıllarda Seyfi Oktay, Mustafa Timisi gibi isimler üniversitede iken Alevi gençler üniversitelerde bildiriler yayınlayabiliyordu, örgütlenebiliyordu. Bugün ise hiç abartmadan söylüyorum iki Alevi öğrenci yan yana gelmekten korkuyor. Biri diğerinin Alevi olduğunu hissetse bile doğrudan ’Alevi misin?’ diye soramıyor. Örneğin Türkmenistan, Yemen, Filistin, Bosna gibi ülkelerden gelen yabancı öğrenciler bir araya gelip bir grup kimliği oluşturabilirken, Alevi gençler bunu dahi yapamıyor. Ne yapmamız lazım? Her şeyden önce Alevilerin başta büyük şehirler İstanbul, Ankara ve İzmir’de üniversite yurtları yapmaları gerekiyor. Gençleri bir araya getirmenin ve örgütlemenin en temel yolu budur. Şah kulu vakfının Kartal’da bir kız öğrenci yurdu yapma girişimi ayakta alkışlanmalıdır. Gençleri bir araya getirmeye yönelik piknikler, konserler, geziler, söyleşiler, paneller vb. düzenlenmelidir. Alevi gençlerin Aleviler ve Alevilik üzerine kafa yorması isteniyorsa; bu, gökten vahiy inmesi şeklinde olmayacaktır. Alevi gençlere yönelik eğitim programları olmalıdır. Alevi Enstitüsü ile Alevi örgütlerinin bu konuda ortak bir çalışma yürütmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu aynı zamanda akademisyenlerle gençlerin buluşmasını da sağlayacaktır. ’İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlık’ değil miydi zaten.
Üniversitelerde Alevi gençler hiç mi bir araya gelmiyorlar? Geliyorlar elbette. 1 Mayıs kutlamaları için sosyalist/sol gruplar içinde bir araya gelebiliyorlar mesela. Ya da Halepçe’yi anmak için Kürt/yurtsever gruplar içinde bir araya gelebiliyorlar. Ya da 19 Mayıs’ta Ankara’da anmaya katılmak için Kemalist gruplar içinde bir araya gelebiliyorlar. Ama Alevi hakları için, Alevi kimlikleri için bir araya gelmiyorlar/gelemiyorlar. Alevi kimliklerini bir yük, bir pranga olarak görüyorlar belki de. Alevi gençler başka siyasi oluşumlar içinde örgütlenip kayboluyorlar. ’Dostlar, yoldaşlar sizin örgütleriniz bizim dostumuzdur, ama biz de artık Alevi kimliğimizle örgütlenmek istiyoruz’ diyemiyorlar. Burada bir suç/yanlış varsa eğer gençlerden çok onları yanlış yönlendiren ebeveynlerine aittir. Dahası hepimize aittir.
4 yıllık üniversite hayatım boyunca Aleviler için olumlu diyebileceğim yalnızca iki tane olaya tanıklık ettiğimi söyleyebilirim. İlki Madımak katliamı davasının zamanaşımı kararı sonrası kollektif öğrenci gruplarının bunu protesto etmesi idi. Ki bu protestoya da gericiler saldırdı. İkincisi ise geçenlerde düzenlenen bahar şenliklerinde Şevval Sam’ın ’Canlar merhaba’ deyişi ile sahneye çıkması ve ’ Mademki ben bir insanım’ deyişi ile devam etmesi idi. Elbette bunlarla sınırlı değildir, bazı etkinliklerde Alevi sanatçıların da olduğunu duydum ama onlara da ben denk gelemedim. Başka katliamları anmak için bastırdıkları afişlerde küçücük de olsa Alevi katliamlarına da yer verenlerin yaptıklarının Şevval Sam’ın yaptığından daha etkili olduğunu ben düşünmüyorum. Gerçi deyişlerde halay çekme trajedisi de ayrı bir tartışma konusudur.
Gençlerden sonra kadınlar üzerine de bir şeyler söylemek gerekiyor. Alevi hareketindeki kadın figürünün çok yetersiz kaldığını düşünüyorum. Bu zayıflığın Alevilikteki kadın-erkek eşitliği ilkesinin gerçekliğine de zarar verdiğini düşünüyorum. Örgüt başkanlarının tümü, yöneticilerin çoğunluğu erkek. Bugüne kadar örgütlerden birinin başına bir kadın geçti mi? Belki kötü bir benzetme olacak ama ben bu durumu meclisteki erkek oranıyla bir erkek partisi görüntüsü yaratan MHP ye benzetiyorum. Biz MHP gibi bir hareket miyiz? Cevabımız hayırsa nerede yanlış yaptığımızı düşünmeliyiz.
Bir önerim daha var. ’Kızılbaş Deliler Heyeti’ oluşturalım. Bu heyeti bir ’Alevi otobüsü’ ya da ’Alevi konvoyu’na bindirip Anadoludaki Kızılbaşlarla kucaklaşalım. Kızılbaş’tan akil olmaz. Kızılbaşın makbulü deli olandır.
’Erenlerin Çoktur Yolu
Cümlesine Dedik Beli
Gören Bizi Sanır Deli
Usludan Yeğdir Delimiz’
dizelerinde olduğu gibi. Amma da hayelperestim. Yine de bu heyet için bazı isimler bile süzülmüyor değil zihnimden ’SBF’den Ayhan YALÇINKAYA, Pınar ECEVİTOĞLU, CTF’den Sebati ÖZDEMİR, İsviçre’den Nerbil KILIÇ, ABD’den Ayfer KARAKAYA, İran’dan Cavit MÜRTEZAOĞLU, Kayhan KALHOR, yanında Erdal ERZİNCAN, Dersim’den Haydar KARATAŞ, Metin KAHRAMAN, Ahmet ASLAN, Maraş’tan Ozan EMEKÇİ, Hatay’dan Hilmi YARAYICI, Adıyaman’dan Ali SİZER ilk anda aklıma gelen isimler.
Medya üzerine de bir şeyler söylemek gerekiyor. Dergide, gazetede filan gözüm yok. Ancak Alevilerin daha geniş online haber sitelerine ihtiyaçları var. İsviçre’de Alevilik tanınıyor ama ben bunun ne demek olduğunu bilemiyorum. Irak’ta Alevi-Bektaşi federasyonu kuruluyor ama bunu öğrenemiyorum. Son yıllara kadar Alevilerin pek çoğu Beşar Esad’ın Alevi olduğunu ve hatta Suriye’de Aleviler olduğunu bilmiyordu. Çünkü öğrenemiyoruz. İran’da Aleviler asılıyor ama ben bunu öğrenemiyorum. Makedonya’da Bektaşi tekkesi Sünnilerce işgal ediliyor ama ben bilmiyorum. Arnavutluktaki Bektaşiler ne yer ne içer? bilmiyorum. Küçülen dünyada Alevilerin daha geniş bir haber ağına ihtiyaçları var. Hatta öyle bir site hayal ediyorum ki İngilizce, Türkçe, Kurmanci, Arapça, Kırmancki, Almanca, Arapça ve Azerice yayın yapabilir olsun.
Söylediklerimin hiç birinin bugünden yarına yapılabilir olduğunu sanmıyorum Ancak yine de Gençler üzerine acilen düşünmemiz gerekiyor. AŞK İLE’
Daha etkin bir Alevi örgütlenmesi nasıl olur? Â 5
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3795
Daha etkin bir Alevi örgütlenmesi nasıl olur? Â 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi