Zülfikâr Akar / Zavallı Aleviler. Dağlarda sesi, ovalarda kanı eksik olmayan Aleviler. Binlerce yıldır kendi anavatanlarında şamar oğlanına dönen, en mazlum olmasına rağmen tüm günahların keçisi ilan edilen Aleviler. Her iktidara koşanın kullandığı, her iktidar olanın kellesini vurduğu, ak ekmeğin kara bahtı Aleviler.
Herkesin kendine bir yol bulduğu dünyada, kendi yolunu molozlarla tıkayan Aleviler. Binlerce yıldır herkesin siyasi mücadelesini verdiği bu topraklarda hala Kerbela ağıdı yakan, kalkıp yürümeyi unutan Aleviler. 72 Millete bir nazarda bakayım derken, 72 milletin içinde eriyip yiten, ’ben de varım’ demeyi unutan Aleviler. Yalnızca katillerinin değil, dostlarının da arka bahçesine dönen, tar u mar olmuş bahçe Aleviler’
Dünya tarihinin en uzun örgütlülüğüne sahipken, modern çağda örgütlülüğünü ve hafızasını kaybeden şaşkın Aleviler. Binlerce yıl bilimi baş tacı eden, bugün bilimden bihaber Aleviler. Kendi derdinin dermanını derdi verenin insafında arayan, takatsız Aleviler. Siyasi talepleri olan her halkın, her toplumun, her topluluğun siyasi bir yapısı olan bu dünyada, bu zamanda ’senin siyasi yapın nerede’ sorusuna şaşkın ve boynu bükük bakan Aleviler’
Bir daha, daha yüksek sesle bir daha soruyorum; senin siyasi yapın nerede?
Adil bir hukuk düzeni istiyorsun. Eşit yurttaşlık hakkı istiyorsun. Demokratik bir ülkeyi mümkün kılacak insan merkezli demokratik bir anayasa istiyorsun. Dini eğitim ve öğretimin devlet eliyle zorunlu olmasına karşı çıkıyor, eğitim ve öğretiminin bilim temelli olmasını istiyorsun. Vergilerinin sana hizmet olarak dönmesini istiyorsun. Devletinin savaş politikalarından vazgeçmesini istiyorsun. Sömürü düzenine karşı çıkıyor, adil bir ekonomik sistem istiyorsun. Dört dinden ayrı bir inancın olduğunu söylüyor ve inancının gereklerini özgürce ve güven içinde yaşamayı istiyorsun. Yüzyıllarca süren katliamların hesabını soruyor, üzerindeki fermanların kaldırılmasını istiyorsun.
Ben de soruyorum: Tüm bu isteklerinin hangisi siyasi istekler değil? Siyasi isteklerini neden siyasi yol ve yöntemlerle dillendirmiyorsun? Bir halkın en üst düzeydeki örgütlenmesi siyasal örgütlülük, siyasal bir parti iken sen neden hala sivil örgütlenmeler içine kendini hapsediyorsun? Üstelik siyasi örgütlenme senin en meşru, en yasal hakkınken?
Korkun ne?
Eksiğin ne?
Binlerce yıllık siyasi mücadelene, birikimine olan güvensizliğin neden?
Akşam kapatılan bir siyasi parti yerine, sabaha yenisinin kurulabildiği, siyasi parti deneyiminin, refleksinin bu kadar geliştiği bu ülkede, siyasi partinin hak olduğu bu ülkede, siyasi parti kurmaktan öcüden kaçar gibi kaçmanın bir çok nedeni var. İnsanı, hayatı, Evreni açıklayabilen bir felsefeye sahip olan bir öğretinin ve o öğretiyi taşıyan bir halkın siyasal arenada sürekli ayaklar altında ezilmesine rağmen hâlâ siyasi olarak ayağa kalkamamasının önemli nedenleri var.
Birinci ve en önemli neden tarihini bilmemesidir. ’Alevilik islam içi mi, islam dışı mı’ tartışmasının merkezinde boğulmasının da gösterdiği gibi, kendi varlığının süreçlerinden habersiz, asimilasyon süreçleriyle hafızasını yitirmiş bir durumdadır. Kendini bilme yöntem ve çalışmalarında bilime sırtını dönmüş, bilimsel gerçekliği olmayan duygusal hikayelerle hâlâ kendini açıklamaya çalışıyor olmasıdır.
İkinci önemli neden, yılgınlığı ve uğradığı başarısızlıkların getirdiği özgüven yoksunluğudur. 1966 yılında kurulan ’Birlik Partisi’ oyununun başarılı olmasının da en büyük katkı olduğunu burada hemen hatırlamak gerekiyor. Bunu biraz açalım:
Emperyalizmin felsefesini, yıldırma yöntemlerini araştırıp bilenler şunu çok iyi bilirler. Bir kitleyi yok etmenin, etkisiz hale getirmenin en önemli yöntemlerinden biri, o kitlede özgüven eksikliği ve yılgınlık yaratmaktır. Bunu şu şekilde yaparlar; O kitleyi kendi öngördükleri yöntemler ve kadrolarla yükseltir ve güçlendirirler. O kitlenin büyümesini, güçlenmesini sağlarlar. O kitle tam özgüvenini kazandığı ve kendini en güçlü hissettiği bir anda, birden bire, baş döndürücü bir hızla yerle bir ederler. Sabah kendini çok güçlü ve kurtulmuş hisseden bir kitle, akşama büyük hayal kırıklığı içinde, yılgın ve bitkin bulur kendini. Pentagonun, CIA’nın çalışma ilkelerine ve Pragmatizmin çalışma yöntemlerine göz atan herkes bunu örnekleriyle birlikte rahatlıkla görebilir. Son yüzyılımızda en çok uygulanan yöntemdir bu.
İşte 1966 yılında kurulan Birlik Partisinin işlevi sadece buydu. Ordu mensuplarınca ve güdümünce kurulan, Tüzüğü CHP tüzüğünden farklı olmayan bu parti, koskoca Alevi kitlesinin tüm umutlarını, coşkusunu bu şekilde planlı bir şekilde yerle bir etti. Bugün bile Alevi partisinden söz ettiğinizde, itiraz edenlerin kırık bir ses tonuyla verdikleri ilk ve en güçlü örnek budur, Birlik Partisi yılgınlığı ve umutsuzluğudur.
30 Yıl sonra, 1996 yılında lümpen bir havayla kurulan Barış Partisi de bu olaya tuz biber olmuştur. Zaten iktidar kavramına felsefik olarak karşı olan Aleviler, Gördüğü devletlerin kendine yaşama hakkı tanımaması, bunun için her insanlık dışı yöntemi kullanabilmesi tecrübeleriyle, devlet mekanizması içinde var olabilecek olan bir siyasi yapılanma defterini kapamış oldular.
Üçüncü Önemli neden ise bugünkü Alevi derneklerindeki yöneticilerin çoğunun, Aleviliğin dışında zaten birer ve birbirinden farklı, zaman zaman birbirleriyle çatışan siyasi partilere mensup olmalarıdır. Çelişkisi en acı durum budur. Tam bir ironidir, tam bir paradokstur.
Tam bir ironidir, paradokstur çünkü; bir siyasi parti düşünün ki ezilen, hak gaspına uğrayan bir halkın taleplerini kendi siyasi partisinde dile getiremiyor, mücadelesini kendi partisinde veremiyor da gidiyor o halk adına kurulan bir dernekte bu mücadeleyi veriyor. O halk adına mücadelesini verdiği siyasi taleplerin, yine o talepler doğrultusunda siyasal bir yapıya bürünmesini de yine kendisi küçümseyerek engelliyor. Bu siyasi taleplerin, siyasal bir yapı altında örgütlenerek mücadelesinin verilmesi küçümsenecek, yadırganacak bir durumsa, sen neyin peşindesin? Kendi siyasi yapına çekemediğin bir kitleyi bu şekilde elinde tutmaya mı çalışıyorsun yoksa herkesin arka bahçe olarak kullandığı bir bahçeden sen de kendi hasatını mı yapmaya çalışıyorsun. Daha da önemlisi bu halkın siyasi taleplerini neden kendi siyasi partinde dillendiremiyorsun? Bu en basit şekilde karikatürize edilecek olursa; evdeki karısına toz kondurmayan fakat cinsel dürtülerini bir metresle yaşayan egemen sistemin ezik erkek profilidir. Evinde, kendi eşiyle yapamadığını, dışlanmış ve toplumda yer etme şansı olmayan bir kadınla yapmak. Bu kadar trajikomik bir durum, bir siyasi paradokstur.
Kerbela, siyasi yenilgilerin, güçsüzlüğün-örgütsüzlüğün, kendi içinde birlik-dirlik olamamanın, kendi kendine ihaneti aşamamanın sembolüdür. Binlerce yıllık yorgunluğun, umutsuzluğun gelip katre olduğu bir demdir Kerbela sembolü. O Kerbelayı geçip giden bir yürüyüşü kendi bilinci, kendi örgütlülüğü ile gerçekleştiremeyen bir Alevilik, coşkulu türküler söylemek yerine ağıtlar yakmaya devam edecektir. Aleviliğin kendi dinamikleri, kendi bilinci, kendi rengiyle kurulmamış ancak Alevilere ’seni kurtaracağım’ diye elini uzatan her siyasi parti, Alevileri ve Aleviliği biraz daha acıya boğmaktan, biraz daha yılgınlığa ve karanlığa sürüklemekten başka hiç bir şey yapmayacaktır, yapamayacaktır.
Aleviliğin binlerce yıldır nefes almasını sağlayan, aslında dinsel değil, tamamen siyasi olan ve Cumhuriyetle birlikte lağvedilen dedelik örgütlenmesini, Alevilerin ve dostlarının kendisi görmezden gelmesinin, solcuların küçümsemesinin sonucunda egemen ve asimilasyoncu sistemin ürünü olan bir yapı kendi güdümüne aldı ve özünden kopararak uhrevi, sanal bir yapıya büründürdü. Ki bu örgütlülük güncellenebildiği takdirde, Alevilerin kendi örgütlülüğünü gerçekleştirmenin en önemli sıçrama tahtası olacaktı.
Bugün en yasal, en meşru, en demokratik hak olan siyasal yapılanma, partileşme hakkını Alevilerin elinden alan Alevi yöneticiler vebal altındadır. Kendi siyasal partilerinde Aleviliği dışlayan, siyasi mücadeleye layık görmeyen ancak Alevi sivil örgütlülüğünde yönetici olanlar en büyük vebal altında olanlardır. Unutmasınlar ki bir halk siyasi arenada ayaklar altına alınıyor, kullanılıyor, peşkeş çekiliyorsa kendi siyasal gövdesi olmadığı içindir.
__________ Zülfikâr Akar
Daha etkin bir Alevi örgütlenmesi nasıl olur? Â 4
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
4349
Daha etkin bir Alevi örgütlenmesi nasıl olur? Â 4
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi