Cumhuriyet 23.12.2011
’81’ Yıl Arayla İki Şehit
MERİÇ VELİDEDEOĞLU
Bu yılki ’Cumhuriyet’ kutlamalarının Kadıköy’de yapılan geleneksel fener alayı yürüyüşüne ’Çukurca Şehitleri’ damgasını vurdu.
On gün önce, ’24’ erimizin şehit edilmesi, on binleri daha da çoğaltarak yürüyüşün yapıldığı Bağdat Caddesi’nde bir araya getirmiş, taşınanAtatürk posterlerinin yanında şehitlerimizinki de yer almıştı.
Bana verilen, ’Piyade Uzman Çavuş Reşit Ercan’ın posteriydi, onunla birlikte yürüdüm.
Yürüyüş bitince de posteri geri vermedim; yine birlikte eve geldik.
29 Ekim akşamından bu yana, çalışma masamın ucunda, duvara dayalı duruyor. İlk günler zor oldu; öyle genç, öyle canlı, öyle yaşam dolu ki... Ama yine de bakışlarında yoğunlaşmış hüznü görmemek olanaksız...
Bu arada, ’23 Aralık’ tarihinin yazı günüm olan cumaya rastladığını görünce, ’Devrim Şehidi’miz ’Astsubay Hasan Fehmi Kubilay’ ile şehitReşit Ercan’ın ne denli benzediklerinin ayrımına vardım.
Yüz çizgilerinin eşleşmesi dışında, ikisi de hemen hemen aynı yaşta, ikisi de ülkelerinin insanlarınca şehit edildiler.
Biri, ’Cumhuriyet’in temel taşları olan ’Devrimleri’; öteki de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez ’bütünlüğü’nü korumak için.
’81’ yıl önce; Kubilay’ın şehit edildiği ’1930’ yılında, henüz ’yedi’ yaşındaki ’cumhuriyet’imizin çağdaş, ’aydınlık’ yüzü büyük ölçüde belirmiş, ışıldanmağa başlamıştı. Çünkü artık, ’dünyasal-dinsel’ erki kendinde toplayan ne ’Sultan’ ne ’Halife’ vardı; ne de ’Şeriat Vekâleti’ ve ’Şeriat Mahkemeleri.’
’Medrese’ler hepten tarih olmuştu; ’tekke’ler, ’türbe’ler kapatılmış; ’türbedarlık’ kaldırılmıştı; ’tarikat’ların sesi soluğu tümden kesilmişti.
’Türk Yurttaşlar Yasası’ (Medeni Kanun) ile ’dinsel’ çıkışlı yasalar tarihe karışmıştı...
’Yeni Türk Harfleri’nin, ’abc’sinin (alfabe) kabulüyle de Arapça harflerin kullanımı sona ermişti.
Bütün bu ’olan biten’ kısacası ’1923 Devrimi’; şeyhlerin, şıhların, mollaların, özellikle de ’Nakşibendi Tarikatı’ cemaatinin, izleyicilerinin içlerini yakıp kavuruyordu. Çünkü ’itibar ve kazançları’ için ’din’i kullanmalarının, halkı sömürmelerinin yolu artık kapanıyordu.
Balıkesir dolaylarında başlayan, ’şeriat’ (dinsel rejim) isteyen ’Nakşi’ kışkırtma, adım adım güneye yayıldığı sıralarda, ’TBMM’de ’1923 Devrimi’nin geleceğini sağlama bağlayacak bir atılım ’daha’ gerçekleştirildi; ’Liselerden ARAPÇA dersleri kaldırıldı.’
Kubilay’ın şehit edilmesinden önce en son yapılan bu köklü düzenleme, ’şeriat’ isteyen kesime ulaştığında, ’Devrim’in -yukarıda sayılan- öteki çağdaş yapılanmaları gibi ’tepki’yle karşılanacaktı.
’81’ yıl önce, ’İslami rejim’le (şeriat) yönetilmek isteyen bu insanların, ’Arapça dersleri’nin kaldırılmasına ’da’ karşı gelmeleri aslında’kaçınılmaz’ bir durumdu. Çünkü ’Arapça dersleri’nin, ’Arap harfleri’nin kullanımının sürdürülmesinin, ’Yazı Devrimi’ne karşı koyacak en etkili ’güç’ olacağının ayrımındaydılar. Dolaysiyle, ’81’ yıl önce ’Devlet’in liselerden Arapça derslerini kaldırması; bu ’dil’in ’ilkokul’dan başlayarak öğretilmesi çabasında olanlar ve böylece zamanla ’medrese’lerin yeniden oluşmasını düşleyenler için kuşkusuz çok ’yıkıcı’olmuştu.
Oysa günümüzde, ’8’ yılı aşkın bir süredir ’laik’ TC Devleti’nin ve Hükümeti’nin başında olanlar, yönetenler; ’Cumhuriyet rejimi’nin’başarılı’ olmadığını; ’değiştirilmesi’ gerektiğini; ’laiklik’ ile ’İslam’ın bir arada olamayacağını açıkça ’vurgulayan’lardır.
Böyle bir ’iktidar’ın ’bakan’larının da bu görüşlere katılanlardan, benimseyenlerden olacağı apaçıktır.
Nitekim Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de Cumhuriyet rejiminin ’işlev’ini ’yitirdiği’ni; cumhuriyet ve laiklik ilkelerinin yerlerini ’İslamla bütünleşme’ye ’terk’ etmesini söyleyip, Türkiye’de ’İslami rejim’in kurulmasını isteyen ’biri’dir.
Dolaysiyle Bakan Dinçer’in de ’Arapça dersleri’ni yeniden diriltilmesi -81 yıl öncesi gibi- ’kaçınılmaz’ bir durumdur.
Üstelik, ’Arapça’nın yalnızca liselerde yeniden konulması istenmiyor; daha ’kapsamlı’, daha ’yaygın’ ve daha ’köklü’ bir düzenleme uygulamaya konuyor.
İlkokul ’dördüncü’ sınıftan başlayarak, ’9-10’ yaşlarındaki çocukların Arapça öğrenmelerini, dolaysiyle de ’Arap harfleri’ni kullanmalarını istiyor Bakan Dinçer.
Kuşkusuz uygulama başlatıldıktan kısa bir süre sonra, bu küçük çocuklara göz alıcı resimlerle donatılmış ’Arapça’ dergiler çıkarılır.
Ardından, Arap halkının yaşamına, geleneklerine, ’necip Arap kavmi’nin tarihine özgülenmiş ’Arapça’ öykü (hikâye) kitapçıkları basılır,’CD’ler hazırlanıp okullarda parasız dağıtılır.
’TRT’, çocuklara Arapça izlenceler (program) hazırlar ve daha başkaları...
Biliyorsunuz, bunların bir bölümü Türkçe olarak çoktandır uygulanıyor; şimdi Bakan Dinçer bunları, ’Arapça’ olarak ’Devlet’in korumasında daha da genişletip yaygınlaştıracak. Peki, böylece ’TC Devleti’ eliyle ’Öğretim Birliği’ni parçalamaya ’kapı’ açmış olmuyor mu?..
Anneler, babalar, veliler; ’STK’ler, lütfen kıpırdanın!..
Çünkü günümüzde gerek ’iktidar’, gerek ’cemaat’ kaynaklı ’Derviş Mehmet’lere karşı, ’1923 Devrimi’ni koruyacak ’TSK’li ’Kubilay’lar artık ’yok’!..
[email protected]
Cumhuriyet Gazetesi
23 12 2011