You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Cumhuriyet Şehidi Astğm. Mustafa Fehmi Kubilay'ı Anıyoruz..

Cumhuriyet Şehidi Astğm. Mustafa Fehmi Kubilay'ı Anıyoruz..

Member
Cumhuriyet Şehidi Astğm. Mustafa Fehmi Kubilay'ı Anıyoruz..
KARANLIKLARDAN DOĞAN BİR MEŞALEYDİ O (KUBİLAY)

( CUMHURİYET ŞEHİTLERİNE HER DAİM SAYGIYLA )


Medeniyetin tohumları serpilirken kara yazgılı toprağa
bir halk doğuyordu küllerinden imparatorlığun,

ateş böcekleri gibi toplandılar öbek öbek
Alisak’ı, Berzan’ı, Dursun’u, Mehmet’i
koca bir coğrafyaya yayıldı ışıltıları.

aynı inançla suladılar kanlarıyla toprağı,
kağnıların gıcırtısına karıştı tekbir sesleri.
analar çıplak ayaklarıyla savaşa mermi taşırken,
dağa, taşa yazıldı varoluşun özgürlük destanı.

açlık, sefalet ve cahilliğin kol gezdiği yıllarda
güdülmeyi ve yoksullluğu kader belleyip,
tahvil edilen cennet hayallerine aldanan müşrikler,
ayrık otu gibi sivrildiler cehaletlerinin verdiği cesaretle.
ne Allah ne Peygamber tanıdılar canlara kıyarken.

ve bir gün paslı bir testereyle geldi ölüm
sarıkları cühela kaplı dört atlı meczup,
bir avuç insanı topladı belediye meydanında
gökyüzünden gri bulutlar çökmüştü Menemen’in üzerine
nefret kaplamıştı yüreklerini / gözleri kör...
katılmayanlar kaçıştı vicdanlarının kuytusuna
kadınlar çarşaflarından sarkan örümceklerle izlediler pencere gerisinden.

tarihe kara bir leke düşmüştü unutulmamacasına
şirk edip galeyana gelenler pervasızca kıydılar bir filize.

ki; onun dağları delecek, denizleri köpürtecek elleri vardı
aydınlıkların adamıydı, güneşin ferdi
daha çok filiz yetiştirecekti cumhuriyet okullarında.

bir meşale oldu tarihi aydınlatacak
ardından binlercesi katıldı o ışık kervanına.

ve sonra;
Balıkesir hutbesi ve Bursa nutkunun ışığıyla,
kakalaklar gibi kaçıştılar irtica hayalcileri
hep karanlıklardan beslendiler yarasalar gibi.


bu gün bile aynı hayallerini sürdürürler arka bahçelerinde
ve ne yazıktır ki;
devrim şehitlerinin cenaze törenlerinde
protokol koltuklarında görebilirsiniz onları.


Sonay Uçak Gürlek
Administrator
Cumhuriyet Şehidi Astğm. Mustafa Fehmi Kubilay'ı Anıyoruz..
[Resim: kubilayi.jpg]

Çocukluğumun Atatürk'ten sonra en büyük kahramanıdır Şehit Mustafa Kubilay. Mustafa Kemal Atatürk gibi 7 yaşında babasını kaybedip binbir zorlukla okumuş ve muallim olmuştur.
Eli kanlı yobaz dinciler o gün ne diyorlardı ?

[COLOR=Green]“Şapka giyen kafirdir, yakında yine Şeriata dönülecektir.”

“Taraf-ı İlahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz.” [COLOR=Green]

“Fes giymek isteriz, eski harfleri isteriz,”


Dün şapka giyen kafirdir diyen cani yobazlar bugün kafirlerin emrinde çalışıyorlar. Hristiyanın yaptığı otomobile,uçağa,trene,metrobüse,gemiye... binen,her türlü elektronik eşyasını kullanan haysiyet düşkünleri şimdi neden demiyorlar Trene,uçağa binen kafirdir diye...

Şeriat istiyoruz diyen dinciler Hakkın yarattığı bir canın başını kesmekten hiç çekinmiyorlar. Sizin şeriatınız budur işte !


Bir cana kıyan tüm insanlığın canına kıymış gibidir. (Kur'an Maide 32)

Bu dincilerin sözde inandıkları kitaptan da haberleri yok. Bunların dinle imanla Allahla da işleri yok. Olsaydı okudukları kitaba göre davranırlardı.

Dinci katiller cana kıymaktan özellikle yakarak can almaktan ayrı bir şehvet duyarlar. Tarih boyunca hep böyle olmuşlardır.

"Bu ülkede katı laikler tarafından yok edilmiş bir dindar hatırlamıyorum Ama fanatik dinciler tarafından yok edilmiş insanların uzun bir listesi önümüzde duruyor." Yılmaz ÖZDİL




Şehit Mustafa Kubilay'ı bir kez daha saygı ve minnet ile anıyorum. Temiz kanı ile vatan sevgisinin en büyük örneğini vermiş ve Kubilay ruhu ile örnek olmuştur.
Posting Freak
Cumhuriyet Şehidi Astğm. Mustafa Fehmi Kubilay'ı Anıyoruz..
Cumhuriyet 23.12.2011
’81’ Yıl Arayla İki Şehit
MERİÇ VELİDEDEOĞLU
Bu yılki ’Cumhuriyet’ kutlamalarının Kadıköy’de yapılan geleneksel fener alayı yürüyüşüne ’Çukurca Şehitleri’ damgasını vurdu.
On gün önce, ’24’ erimizin şehit edilmesi, on binleri daha da çoğaltarak yürüyüşün yapıldığı Bağdat Caddesi’nde bir araya getirmiş, taşınanAtatürk posterlerinin yanında şehitlerimizinki de yer almıştı.
Bana verilen, ’Piyade Uzman Çavuş Reşit Ercan’ın posteriydi, onunla birlikte yürüdüm.
Yürüyüş bitince de posteri geri vermedim; yine birlikte eve geldik.
29 Ekim akşamından bu yana, çalışma masamın ucunda, duvara dayalı duruyor. İlk günler zor oldu; öyle genç, öyle canlı, öyle yaşam dolu ki... Ama yine de bakışlarında yoğunlaşmış hüznü görmemek olanaksız...
Bu arada, ’23 Aralık’ tarihinin yazı günüm olan cumaya rastladığını görünce, ’Devrim Şehidi’miz ’Astsubay Hasan Fehmi Kubilay’ ile şehitReşit Ercan’ın ne denli benzediklerinin ayrımına vardım.
Yüz çizgilerinin eşleşmesi dışında, ikisi de hemen hemen aynı yaşta, ikisi de ülkelerinin insanlarınca şehit edildiler.
Biri, ’Cumhuriyet’in temel taşları olan ’Devrimleri’; öteki de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez ’bütünlüğü’nü korumak için.
’81’ yıl önce; Kubilay’ın şehit edildiği ’1930’ yılında, henüz ’yedi’ yaşındaki ’cumhuriyet’imizin çağdaş, ’aydınlık’ yüzü büyük ölçüde belirmiş, ışıldanmağa başlamıştı. Çünkü artık, ’dünyasal-dinsel’ erki kendinde toplayan ne ’Sultan’ ne ’Halife’ vardı; ne de ’Şeriat Vekâleti’ ve ’Şeriat Mahkemeleri.’
’Medrese’ler hepten tarih olmuştu; ’tekke’ler, ’türbe’ler kapatılmış; ’türbedarlık’ kaldırılmıştı; ’tarikat’ların sesi soluğu tümden kesilmişti.
’Türk Yurttaşlar Yasası’ (Medeni Kanun) ile ’dinsel’ çıkışlı yasalar tarihe karışmıştı...
’Yeni Türk Harfleri’nin, ’abc’sinin (alfabe) kabulüyle de Arapça harflerin kullanımı sona ermişti.
Bütün bu ’olan biten’ kısacası ’1923 Devrimi’; şeyhlerin, şıhların, mollaların, özellikle de ’Nakşibendi Tarikatı’ cemaatinin, izleyicilerinin içlerini yakıp kavuruyordu. Çünkü ’itibar ve kazançları’ için ’din’i kullanmalarının, halkı sömürmelerinin yolu artık kapanıyordu.
Balıkesir dolaylarında başlayan, ’şeriat’ (dinsel rejim) isteyen ’Nakşi’ kışkırtma, adım adım güneye yayıldığı sıralarda, ’TBMM’de ’1923 Devrimi’nin geleceğini sağlama bağlayacak bir atılım ’daha’ gerçekleştirildi; ’Liselerden ARAPÇA dersleri kaldırıldı.’
Kubilay’ın şehit edilmesinden önce en son yapılan bu köklü düzenleme, ’şeriat’ isteyen kesime ulaştığında, ’Devrim’in -yukarıda sayılan- öteki çağdaş yapılanmaları gibi ’tepki’yle karşılanacaktı.
’81’ yıl önce, ’İslami rejim’le (şeriat) yönetilmek isteyen bu insanların, ’Arapça dersleri’nin kaldırılmasına ’da’ karşı gelmeleri aslında’kaçınılmaz’ bir durumdu. Çünkü ’Arapça dersleri’nin, ’Arap harfleri’nin kullanımının sürdürülmesinin, ’Yazı Devrimi’ne karşı koyacak en etkili ’güç’ olacağının ayrımındaydılar. Dolaysiyle, ’81’ yıl önce ’Devlet’in liselerden Arapça derslerini kaldırması; bu ’dil’in ’ilkokul’dan başlayarak öğretilmesi çabasında olanlar ve böylece zamanla ’medrese’lerin yeniden oluşmasını düşleyenler için kuşkusuz çok ’yıkıcı’olmuştu.
Oysa günümüzde, ’8’ yılı aşkın bir süredir ’laik’ TC Devleti’nin ve Hükümeti’nin başında olanlar, yönetenler; ’Cumhuriyet rejimi’nin’başarılı’ olmadığını; ’değiştirilmesi’ gerektiğini; ’laiklik’ ile ’İslam’ın bir arada olamayacağını açıkça ’vurgulayan’lardır.
Böyle bir ’iktidar’ın ’bakan’larının da bu görüşlere katılanlardan, benimseyenlerden olacağı apaçıktır.
Nitekim Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de Cumhuriyet rejiminin ’işlev’ini ’yitirdiği’ni; cumhuriyet ve laiklik ilkelerinin yerlerini ’İslamla bütünleşme’ye ’terk’ etmesini söyleyip, Türkiye’de ’İslami rejim’in kurulmasını isteyen ’biri’dir.
Dolaysiyle Bakan Dinçer’in de ’Arapça dersleri’ni yeniden diriltilmesi -81 yıl öncesi gibi- ’kaçınılmaz’ bir durumdur.
Üstelik, ’Arapça’nın yalnızca liselerde yeniden konulması istenmiyor; daha ’kapsamlı’, daha ’yaygın’ ve daha ’köklü’ bir düzenleme uygulamaya konuyor.
İlkokul ’dördüncü’ sınıftan başlayarak, ’9-10’ yaşlarındaki çocukların Arapça öğrenmelerini, dolaysiyle de ’Arap harfleri’ni kullanmalarını istiyor Bakan Dinçer.
Kuşkusuz uygulama başlatıldıktan kısa bir süre sonra, bu küçük çocuklara göz alıcı resimlerle donatılmış ’Arapça’ dergiler çıkarılır.
Ardından, Arap halkının yaşamına, geleneklerine, ’necip Arap kavmi’nin tarihine özgülenmiş ’Arapça’ öykü (hikâye) kitapçıkları basılır,’CD’ler hazırlanıp okullarda parasız dağıtılır.
’TRT’, çocuklara Arapça izlenceler (program) hazırlar ve daha başkaları...
Biliyorsunuz, bunların bir bölümü Türkçe olarak çoktandır uygulanıyor; şimdi Bakan Dinçer bunları, ’Arapça’ olarak ’Devlet’in korumasında daha da genişletip yaygınlaştıracak. Peki, böylece ’TC Devleti’ eliyle ’Öğretim Birliği’ni parçalamaya ’kapı’ açmış olmuyor mu?..
Anneler, babalar, veliler; ’STK’ler, lütfen kıpırdanın!..
Çünkü günümüzde gerek ’iktidar’, gerek ’cemaat’ kaynaklı ’Derviş Mehmet’lere karşı, ’1923 Devrimi’ni koruyacak ’TSK’li ’Kubilay’lar artık ’yok’!..
[email protected]

Cumhuriyet Gazetesi
23 12 2011
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Posting Freak
Cumhuriyet Şehidi Astğm. Mustafa Fehmi Kubilay'ı Anıyoruz..
Attila İlhan Mustafa Kemal'im şiirinde diyorki;

.....

Elsiz ayaksız bir yeşil yılan
Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal
Hani bir zamanlar Kubilay'ı kestiler
Sen buyurdun kesenleri astılar
Sen uyudun asılanlar dirildi
Mustafa'm ,Mustafa Kemal'im....
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.