cuma namazı hakkında
Konu Sahibi / Yazar
zümre
Kategori / Forum
Bir Sorum Var
Yorumlar / Cevaplar
51
Okunma / Görüntüleme
19719
cuma namazı hakkında
cuma namazı hakkında
SECDE yazdı:Hiç kimseyle dalga geçmiyorum. Ben birlikte ibadet yapamazmıyız onu anlamaya çalışıyorum sevgili kardeşim. Ben sizinle perşembe günü namaz kılmak isterim, ama siz benimle cuma günü kılmak istermisiniz.
bal gibide dalga geçiyorsunuz. neyse biz yine de ciddiye alalım. Birlikte tabiki ibadet edebiliriz. Ben bayanım. Cuma bana farz değil. Bu yüzden bu teklifinize olumlu yanıt veremeyeceğim.
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali dir"
cuma namazı hakkında
SECDE yazdı:Simdi siz perşembeyi cumaya devredip kılsanız günah mı işlemiş olursunuz.
peki onada eyvallah diyelim ki cuma gününe aldık perşembeyi. nolacak şimdi?
Bi de siz yapsanız aksini, siz cumayı bırakıpta perşembeye transfer olsanız nolur? :ok:
.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet:
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
![[Resim: ataturkimzale.gif]](http://img6.imageshack.us/img6/8138/ataturkimzale.gif)
cuma namazı hakkında
SECDE yazdı:Hiç kimseyle dalga geçmiyorum. Ben birlikte ibadet yapamazmıyız onu anlamaya çalışıyorum sevgili kardeşim. Ben sizinle perşembe günü namaz kılmak isterim, ama siz benimle cuma günü kılmak istermisiniz.
Neden olmasaın sevgili SECDE biz sizinle ibadet etmeyiz demiyoruz ki?
Edelim tabiki sonuçta Allah'ımızn bize farz kıldığı bir şey ise neden olmasın?
Üstelik bi önceki mesajınıza mahsuben söylüyorum:
-Sevgili SECDE biz perşembe günüde cuma günüde salı günüde kılarız namazımızı, hak için ederiz ibadetimizi,
Lakin bizim ibadetimizde sevap - günah kavramı yoktur, asla böyle düşünmeyin cuyma günü namaz kılan cennetlikte, çarşamba günü namaz kılan ne veya başka manada deyim size,
Salı günü kılınan namaz cumadakinden neden farklı görülüyor,
Sizler için Cuma dendiği anda akan sular duruyor nedense ? Sizler için bi tek günü cuma o zaman!!
Halbuki bizim farkımızda burada biz her kıldığımız namazı her yaptığımız ibadeti bizim deyimimizle perşembe, sizin deyiminizle e cuma günüyüş gibi yaparız.
Bizler için salının, perşembenin pazarın bi farkı yok birbirinden...
İbadetin salısı cuması olmaz...
İbadet eğer edilecekse Allah rızası için, her zaman edilir ona eyvallah.
Bunu günlerle yorumlamak doğru değil hemde hiçç
.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet:
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.
En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
![[Resim: ataturkimzale.gif]](http://img6.imageshack.us/img6/8138/ataturkimzale.gif)
Son Düzenleme: 27/06/2008, 13:23, Düzenleyen: ALİ_HAYDAR.
cuma namazı hakkında
Soru:
Cuma günü namaz çağrısı yapıldıktan sonra alışverişi terk ederek namaza koşmak emrediliyor. Binlerce işçinin çalıştığı bir fabrikam var. İşçilerimi namaz kılmak için serbest bırakıyorum. Bir kısmı namaza gidiyor, bir kısmı ise gitmiyor ve fabrika çalışmaya devam ediyor. Gidenlerden herhangi bir ücret kesilmiyor, kalanlar namaz vaktinde camiye gitmektense çalışmayı tercih etmiş oluyorlar. Bu durumda, namaza gitmeyip fabrikada kalan işçilerin ürettiği değer ve kazanç benim için helal olur mu?
(Bu soruyu dün akşam ...sahibi sordu. Vaiz ve Ezher'den doktoralı ... hocamız var. Mecliste o da vardı. ... Hoca tereddüt etti, "Siz ne dersiniz" dedi. Ben, bunu Hayrettin Hocam'a soralım dedim. Bazı arkadaşlar, "Aslında burada namaza gidene teşvik var" dediler. Daha sonra ... Hoca "Aslında namaza gitmeyenlerin ayrıca para kesmek vs. gibi şekillerde cezalandırılabileceğinden" söz etti. "Zorla namaz kıldırılır mı?" dedim. "Evet, şeriatte zorla namaz kıldırılır... " dedi.
Sonra ben "Şöyle düşünebilir miyiz" dedim: "Ben işçinin 8 saatlik emeğini kiralıyorum, sonra da bu vakit içerisinden namaz kılacağı vakitleri kendisine bağışlıyorum. Bu işçi bir bi-namaz değil bir kafir de olabilirdi. Köleliği kaldırmamış olsak kafir bir köle de olabilirdi. Kafir kölenin kazancı -Allah'a isyan etmesiyle birlikte- helal oluyorsa, bi-namaz işçinin kazancı da helal olmaz mı?"
... Hoca da: "Şeriat kafiri olduğu gibi kabul eder ve ahkamını ona göre yürütür; halbuki bir Müslüman namaz kılmaya mecburdur. Bu, ona kıyas edilemez" dedi. Sonra "hatta başı açık hanımların çalıştırılmasında da aynı mahzur sözkonusu olabilir; ama meseleyi daha geniş çapta da ele almak lazım; başı açık hanım çalıştırmazsanız da irtica var deyip ticaretinize engel olabilirler" dedi.
Mesele burada kaldı. Asıl sorudaki cuma vaktinde çalışan işçinin kazancı meselesine başı açık çalışan işçinin kazancı meselesi de eklenmiş oldu. Hatta bir arkadaş, "İşçinin ne durumda olduğunu bilemeyiz ki, kimisi içkili olabilir, kimisi cenabet olarak gelip çalışır, bu işvereni ilgilendirmez" dedi. Bir de içkili işçinin kazancı gibi bir mesele çıktı.
Cevap:
Güzel bir tartışma, laik düzende dini yaşamanın bazı problemlerini canlı olarak yansıttığı için de önemli.
İbadeti ihmal ederek, onu yapacak zaman içinde dünyalık için çalışan kimsenin kazancı helal olur mu? Bu sorunun cevabını Cuma örneğinden yola çıkarak bulmaya çalışalım:
Beş vakit namazını kılmayan bir kimse düşünelim, misal olarak da bir öğle namazını alalım; namazını kılınabileceği son zaman dilimine kadar bu kişinin kazandıklarına -genel olarak namazı kılmaması bakımından- haram diyemeyiz. Öğle namazının farzının kılınabileceği son zaman diliminde kazandığına gelince, Cuma namazı için söyleneni burada kıyasa esas olarak almak suretiyle "Haramdır" deriz. Çünkü, Cuma namazına çağırılınca buna gitmeyip çalışan ve kazanan kimsenin -yaptığı hukuki tasarrufların geçerli olup olmadığı tartışmalı olmakla beraber- kazancının haram olduğuna ittifakla hükmedilmiştir. Burada işin kendisi helal/mübah olsa bile, belli bir vakitte yapılması haram kılındığı için, haram olan bir işle elde edilen kazanç da haram olmaktadır.
İş yeri sahibinin sorumluluğuna gelelim:
Bazı işler vardır ki, ertelenmesi, durdurulması büyük zarar ve güçlüklere yol açar. Böyle bir iş söz konusu olduğunda iş sahibi, çalışanların günlük namazlarını kılabilmeleri için tedbir almakla yükümlüdür. Aynı zamanda mümkün oluyorsa Cuma günü, bu namaz ile yükümlü olmayanlardan yararlanmak, onlarla fabrikanın çalışmasını sağlamak, diğerlerinin Cuma'ya gitmelerine imkan hazırlamak mecburiyetindedir. Eğer bu da mümkün olmuyorsa -işin durdurulamaz olması- Cuma ve cemâatin terkini mübah kılan mazeretlerden biri olarak değerlendirilir. Bu takdirde, Cuma'ya gidemeyenler öğle namazını kılarlar.
İşyeri sahibi ve sorumlusu gerekli tedbirleri aldığı ve yükümlü olanlara namazların kılma imkanını sağladığı halde namaz kılmayanların, yaptıklar işten hasıl olan üretim ve kazanç işverene haram olmaz; çünkü namazın terkinde onun bir etkisi ve katkısı yoktur.
Namaz kılmayanların çeşitli yaptırımlarla buna mecbur edilmesi konusu, üzerinde iyi düşünülmesi gereken çok yönlü bir konudur. Meseleye ibadet kavramı açısından baktığımızda zorla yapılan bir hareketin ibadet olduğunu söyleyemeyiz. Zor ve baskı altında iman edenin, imandan çıktığını söyleyenin bu davranış nasıl gerçekte "imana girme veya ondan çıkma" sonucu doğurmuyorsa, zorla ibadet eden de ibadet etmiş olmaz; çünkü ibadette belli hareketler yetmez, bunların özgür bir irade ile Allah'a ibadet niyetiyle yapılmış olması gerekir.
Meseleye "emir bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker: İslam'a göre iyi ve gerekli olanlar yaptırma, kötü ve günah olanı yaptırmama çabası/ödevi" açısından baktığımızda, bazı mezheplerde olduğu gibi "farz namazları cemaatle kılmak da farzdır" diyenlere göre bütün erkekleri, beş vaktin ezanı okununca camiye gitmeye zorlamak gerekli olur. Cuma namazı bütün mezheplere göre -meşru mazereti bulunmayan- erkeklere farz olduğu için yükümlü olanları buna da zorla göndermek gerekir. Ancak zorlamayı kim yapar" sorusu da önemlidir. Dil ve gönül yoluyla insanları iyiye sevketme ve kötüden engelleme -eğer daha önemli bir zarar doğurmuyorsa- bütün müslümanların vazifesidir. Bunun dışında yaptırım uygulayarak sevketme işi kamu otoritesine aittir, sıradan insanların ödevi değildir. Bugün Türkiye'de kamu otoritesi böyle bir zorlamayı ve yaptırımla farz ibadete sevketmeyi ödev bilmek şöyle dursun, laikliğe aykırı olduğu için şiddetle reddeder ve engeller.
İşveren namaz kılmayanların ücretini kesemez; böyle bir hakkı -emeğin hakkını dini bir ceza olarak vermeme hakkı- yoktur.
Namaz kılmayan, başını örtmeyen müslümanlara iş vermemek, onların bu yüzden örtünmelerini veya namaz kılmalarını sağlamaz; yani yaptırım olarak kullanılan "iş vermeme" tedbiri amacına ulaşmaz. Böyle yapmak yerine müslümanların bu kimselere de şefkat, merhamet ve iyi niyetle muamele etmeleri, iş vermeleri, maddi ve manevi ihtiyaçların gidermelerine yardımcı olmaları zaman içinde onların toparlanmalarına, bazı kusurları üzerinde yeniden düşünmelerine, iyi örneklerden etkilenmelerine sebep olabilir.
ALINTIDIR....
İbadetsiz insan olmaz.Fakat engüzel ibadet canı gönülden gelerek yapılan ibadettir.
İbadetlerimizi lütfen birbirimizi ötekileştirmeden yapalım zira hepsi HAK için değil mi?
--------------------------------------------------------------------------------
Cuma günü namaz çağrısı yapıldıktan sonra alışverişi terk ederek namaza koşmak emrediliyor. Binlerce işçinin çalıştığı bir fabrikam var. İşçilerimi namaz kılmak için serbest bırakıyorum. Bir kısmı namaza gidiyor, bir kısmı ise gitmiyor ve fabrika çalışmaya devam ediyor. Gidenlerden herhangi bir ücret kesilmiyor, kalanlar namaz vaktinde camiye gitmektense çalışmayı tercih etmiş oluyorlar. Bu durumda, namaza gitmeyip fabrikada kalan işçilerin ürettiği değer ve kazanç benim için helal olur mu?
(Bu soruyu dün akşam ...sahibi sordu. Vaiz ve Ezher'den doktoralı ... hocamız var. Mecliste o da vardı. ... Hoca tereddüt etti, "Siz ne dersiniz" dedi. Ben, bunu Hayrettin Hocam'a soralım dedim. Bazı arkadaşlar, "Aslında burada namaza gidene teşvik var" dediler. Daha sonra ... Hoca "Aslında namaza gitmeyenlerin ayrıca para kesmek vs. gibi şekillerde cezalandırılabileceğinden" söz etti. "Zorla namaz kıldırılır mı?" dedim. "Evet, şeriatte zorla namaz kıldırılır... " dedi.
Sonra ben "Şöyle düşünebilir miyiz" dedim: "Ben işçinin 8 saatlik emeğini kiralıyorum, sonra da bu vakit içerisinden namaz kılacağı vakitleri kendisine bağışlıyorum. Bu işçi bir bi-namaz değil bir kafir de olabilirdi. Köleliği kaldırmamış olsak kafir bir köle de olabilirdi. Kafir kölenin kazancı -Allah'a isyan etmesiyle birlikte- helal oluyorsa, bi-namaz işçinin kazancı da helal olmaz mı?"
... Hoca da: "Şeriat kafiri olduğu gibi kabul eder ve ahkamını ona göre yürütür; halbuki bir Müslüman namaz kılmaya mecburdur. Bu, ona kıyas edilemez" dedi. Sonra "hatta başı açık hanımların çalıştırılmasında da aynı mahzur sözkonusu olabilir; ama meseleyi daha geniş çapta da ele almak lazım; başı açık hanım çalıştırmazsanız da irtica var deyip ticaretinize engel olabilirler" dedi.
Mesele burada kaldı. Asıl sorudaki cuma vaktinde çalışan işçinin kazancı meselesine başı açık çalışan işçinin kazancı meselesi de eklenmiş oldu. Hatta bir arkadaş, "İşçinin ne durumda olduğunu bilemeyiz ki, kimisi içkili olabilir, kimisi cenabet olarak gelip çalışır, bu işvereni ilgilendirmez" dedi. Bir de içkili işçinin kazancı gibi bir mesele çıktı.
Cevap:
Güzel bir tartışma, laik düzende dini yaşamanın bazı problemlerini canlı olarak yansıttığı için de önemli.
İbadeti ihmal ederek, onu yapacak zaman içinde dünyalık için çalışan kimsenin kazancı helal olur mu? Bu sorunun cevabını Cuma örneğinden yola çıkarak bulmaya çalışalım:
Beş vakit namazını kılmayan bir kimse düşünelim, misal olarak da bir öğle namazını alalım; namazını kılınabileceği son zaman dilimine kadar bu kişinin kazandıklarına -genel olarak namazı kılmaması bakımından- haram diyemeyiz. Öğle namazının farzının kılınabileceği son zaman diliminde kazandığına gelince, Cuma namazı için söyleneni burada kıyasa esas olarak almak suretiyle "Haramdır" deriz. Çünkü, Cuma namazına çağırılınca buna gitmeyip çalışan ve kazanan kimsenin -yaptığı hukuki tasarrufların geçerli olup olmadığı tartışmalı olmakla beraber- kazancının haram olduğuna ittifakla hükmedilmiştir. Burada işin kendisi helal/mübah olsa bile, belli bir vakitte yapılması haram kılındığı için, haram olan bir işle elde edilen kazanç da haram olmaktadır.
İş yeri sahibinin sorumluluğuna gelelim:
Bazı işler vardır ki, ertelenmesi, durdurulması büyük zarar ve güçlüklere yol açar. Böyle bir iş söz konusu olduğunda iş sahibi, çalışanların günlük namazlarını kılabilmeleri için tedbir almakla yükümlüdür. Aynı zamanda mümkün oluyorsa Cuma günü, bu namaz ile yükümlü olmayanlardan yararlanmak, onlarla fabrikanın çalışmasını sağlamak, diğerlerinin Cuma'ya gitmelerine imkan hazırlamak mecburiyetindedir. Eğer bu da mümkün olmuyorsa -işin durdurulamaz olması- Cuma ve cemâatin terkini mübah kılan mazeretlerden biri olarak değerlendirilir. Bu takdirde, Cuma'ya gidemeyenler öğle namazını kılarlar.
İşyeri sahibi ve sorumlusu gerekli tedbirleri aldığı ve yükümlü olanlara namazların kılma imkanını sağladığı halde namaz kılmayanların, yaptıklar işten hasıl olan üretim ve kazanç işverene haram olmaz; çünkü namazın terkinde onun bir etkisi ve katkısı yoktur.
Namaz kılmayanların çeşitli yaptırımlarla buna mecbur edilmesi konusu, üzerinde iyi düşünülmesi gereken çok yönlü bir konudur. Meseleye ibadet kavramı açısından baktığımızda zorla yapılan bir hareketin ibadet olduğunu söyleyemeyiz. Zor ve baskı altında iman edenin, imandan çıktığını söyleyenin bu davranış nasıl gerçekte "imana girme veya ondan çıkma" sonucu doğurmuyorsa, zorla ibadet eden de ibadet etmiş olmaz; çünkü ibadette belli hareketler yetmez, bunların özgür bir irade ile Allah'a ibadet niyetiyle yapılmış olması gerekir.
Meseleye "emir bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker: İslam'a göre iyi ve gerekli olanlar yaptırma, kötü ve günah olanı yaptırmama çabası/ödevi" açısından baktığımızda, bazı mezheplerde olduğu gibi "farz namazları cemaatle kılmak da farzdır" diyenlere göre bütün erkekleri, beş vaktin ezanı okununca camiye gitmeye zorlamak gerekli olur. Cuma namazı bütün mezheplere göre -meşru mazereti bulunmayan- erkeklere farz olduğu için yükümlü olanları buna da zorla göndermek gerekir. Ancak zorlamayı kim yapar" sorusu da önemlidir. Dil ve gönül yoluyla insanları iyiye sevketme ve kötüden engelleme -eğer daha önemli bir zarar doğurmuyorsa- bütün müslümanların vazifesidir. Bunun dışında yaptırım uygulayarak sevketme işi kamu otoritesine aittir, sıradan insanların ödevi değildir. Bugün Türkiye'de kamu otoritesi böyle bir zorlamayı ve yaptırımla farz ibadete sevketmeyi ödev bilmek şöyle dursun, laikliğe aykırı olduğu için şiddetle reddeder ve engeller.
İşveren namaz kılmayanların ücretini kesemez; böyle bir hakkı -emeğin hakkını dini bir ceza olarak vermeme hakkı- yoktur.
Namaz kılmayan, başını örtmeyen müslümanlara iş vermemek, onların bu yüzden örtünmelerini veya namaz kılmalarını sağlamaz; yani yaptırım olarak kullanılan "iş vermeme" tedbiri amacına ulaşmaz. Böyle yapmak yerine müslümanların bu kimselere de şefkat, merhamet ve iyi niyetle muamele etmeleri, iş vermeleri, maddi ve manevi ihtiyaçların gidermelerine yardımcı olmaları zaman içinde onların toparlanmalarına, bazı kusurları üzerinde yeniden düşünmelerine, iyi örneklerden etkilenmelerine sebep olabilir.
ALINTIDIR....
İbadetsiz insan olmaz.Fakat engüzel ibadet canı gönülden gelerek yapılan ibadettir.
İbadetlerimizi lütfen birbirimizi ötekileştirmeden yapalım zira hepsi HAK için değil mi?
--------------------------------------------------------------------------------
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi