Chp ankara mitinginde coşku sel oldu
Genel Başkan Baykal: -''Ekonomik Krize Yönelik Önlemleri Biz Eylül'de Söyledik, O Mart'ta Uygulamaya Koyuyor. Bunların Ampulü Geç Yanıyor. 6 Ay Sonra Uyguladı, Bu Arada Olan Oldu.''
ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Ekonomik krize yönelik önlemleri biz Eylül'de söyledik, O Mart'ta uygulamaya koyuyor. Bunların ampulü geç yanıyor. 6 ay sonra uyguladı, bu arada olan oldu'' dedi.
Baykal, partisinin Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, vatandaşların meydanın dört bir yanını doldurduğunu belirterek, ''Anlaşılıyor ki 360 derece miting olacak. Hepinize teşekkür ediyoruz'' dedi.
Ankara'nın yalnızca bir il değil, bir tarih, kültür, medeniyet, çağdaş devletin nasıl kurulduğunu gösteren bir simge, Cumhuriyetin kendisi olduğunu ifade eden Baykal, Ankara'nın zaman içinde farklı siyasi düşüncelerden kişiler tarafından yönetildiğini, ancak her zaman ''Mustafa Kemal'in Ankarası'' olduğunu kaydetti.
Baykal, ''Ankara'nın özüyle de sözüyle de Mustafa Kemal'in Ankarası olması için önümüze bir fırsat geliyor. Bunu yapacak mıyız? Ankara'yı kurda kuşa teslim etmeyelim. Ankara'yı Mustafa Kemal'e taşıyacak mıyız? Şimdi bunu başarmak zorundayız. Biz ayrışmaları, bölünmeleri aştık da geldik. Biz yaptık. Şimdi Ankara sen yapacaksın. Bu görev sana düşüyor. En iyisini yapacağınıza inanıyorum'' diye konuştu.
Hükümetin ekonomi politikasını eleştiren Baykal, ekonominin giderek küçüldüğünü, işsizliğin ve yoksulluğun arttığını söyledi. ''70 milyonun sofrasındaki somun küçülüyor etrafındakilerin sayısı artıyor. Zenginleşmek demek somunu büyütmek demek'' diyen Baykal, hükümetin ileri sürdüğü zenginleşmenin gerçek olmadığını savundu.
AK Parti hükümetinin cumhuriyet tarihi boyunca iktidara gelen tüm hükümetlerden daha fazla borç para aldığını ileri süren Baykal, ''nereye gitti bu paralar?'' dedi. Baykal, Türkiye Cumhuriyeti'nin çalmadan, çırpmadan, yolsuzluk yapmadan kurulduğunu ifade ederek, AK Parti iktidarının ise Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış ne kadar eser varsa yerli, yabancı, ucuz, pahalı demeden sattığını iddia etti. ''Zenginlikte çağ atlamadık ama yolsuzlukta çağ atladık'' diyen Baykal, Türkiye'de son dönemde gerçekleştirilen yolsuzlukların biçimi, miktarı ve niteliği açısından dünyada benzerlerinin olmadığını savundu.
Konuşmasında Deniz Feneri olayına da değinen Baykal, vatandaşların dini duyguları kullanılarak toplanan paraların teşkilat kurularak Türkiye'ye getirildiğini, bu paralarda şirket, televizyon kanalı kurulduğunu söyledi. Baykal, hükümeti bu yolsuzluk karşısında gerekeni yapmamakla suçladı.
-''ÇOK KIZDI DAVA ÜSTÜNE DAVA AÇIYOR''-
TÜPRAŞ ve TELEKOM'un özelleştirilmesini de eleştiren Baykal, ''Sizin cebinizden çıkan paralar birilerinin cebine girdi. Bunların hesabı sorulacak. Ne zaman sorulacak? CHP iktidara geldiği zaman sorulacak'' dedi.
Ekonomik krize yönelik olarak kendisinden öneri isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu önerileri ortaya koyduğunda ''sinirlendiğini'' ifade eden Baykal, ''(İktidar olmak ayrıdır, adam olmak ayrıdır) dedim. Çok kızdı dava üstüne dava açıyor. Güya bizi susturacak'' dedi.
Ekonomik krize yönelik önerilerini ilk kez gelişmeleri önceden görerek 2008 yılının Eylül ayında gündeme getirdiklerini hatırlatan Baykal, ''Ekonomik krize yönelik önlemleri biz Eylül'de söyledik, O Mart'ta uygulamaya koyuyor. Bunların ampulü geç yanıyor. 6 ay sonra uyguladı, bu arada olan oldu'' diye konuştu.
Çalışanların üzerindeki prim ve stopaj yükünün azaltılmasını, kredi kartı borçlarının dondurularak 2 yıl içinde eşit taksitlerle ödeme imkanı yaratılmasını, bu borçlara yönelik faiz oranının düşürülmesini isteyen Baykal, bu önerilerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Vatandaşın işsiz kaldığı için, imkansızlıktan kredi kartlarına başvurduğunu, Başbakan Erdoğan'ın ise bu kişileri ''dürüst olmamakla'' suçladığını ifade eden Baykal, ''O dürüst değil ama kendi reklamını yaptırmak için Sabah Gazetesi ile ATV televizyonunu damadının başında bulunduğu şirket alsın diye devlet bankasından kredi aldırtmak dürüst öyle mi?'' diye konuştu.
Çiftçinin yıllardır kriz içinde olduğunu hükümetin ise durumun ancak sanayide yaşanan sıkıntılar sonrasında farkına vardığını savunan Baykal, çiftçilere yönelik olarak da acil bir tedbir paketi hazırlanması gerektiğini belirtti.
Kendisinin yolsuzluğu ve ekonomik sıkıntıları dile getirdiğini, ancak Başbakan Erdoğan'ın bu sözleri karşısında sinirlendiğini ileri süren Baykal, şöyle konuştu:
''Başbakan bize sinirleniyor. Ne yapıyor? Veriyor, veriştiriyor Deniz Baykal'a. İşi, gücü bıraktı Başbakan, Deniz Baykal'la uğraşıyor. Gece yatağa Deniz Baykal'la giriyor, sabah yataktan Deniz Baykal'la kalkıyor. Aklı fikri Deniz Baykal'da. Sen Başbakansın bırak Deniz Baykal'ı, sana ne? Sen işine bak. Bak birilerinin bu kadar derdi var, sorunu var. Hayır... İçinde yüreğinde, beyninde Deniz Baykal. Ben Başbakan'a bu kadar takılmıyorum. Başbakan ne içimde, ne yüreğimde böyle bir yer tutmuyor. Görevimi yapıyorum, yanlışını görüyorum söylüyorum, bitti. Bu öyle değil, gece gündüz Baykal. Ne söyleyeceğini de şaşırıyor. Yalan yanlış söylüyor bize. Bazen laf çarpmaya çalışıyor, Ziya Paşa diyor eşeği, semeri karıştırıyor. Bazen Diyojen'leri karıştırıyor. Hep o takıntıdan. Bugün koyundu, sürüydü onlara takmış. Eşeği, semeri, koyunu bırak gel 70 milyonunun acısına, Türkiye'nin gerçeğine. Ciddi ol, ciddi. Başbakan ol, başbakan. Bana saldırıyor kesmiyor, içindeki ateş yüksek, sönmüyor. Bu defa İsmet Paşa'ya saldırmaya çalışıyor. İsmet Paşa nereden çıktı? İsmet Paşa senin neyine?''
-''İSMET PAŞA'NIN OĞLUNUN KUYUMCU DÜKKANI MI VARDI?''
Başbakan Erdoğan'ın İsmet İnönü dönemindeki uygulamaları eleştirdiğini hatırlatan Baykal, o dönemin koşullarının görmezden gelinemeyeceğini bildirdi. Baykal, şöyle devam etti:
''Sana milli mücadele mi anlatalım, tarih mi anlatalım? Ne anlatalım? Sen ananın karnına düşmemişken bu millet bu devleti nasıl kurdu biliyor musun? Bu devlet nasıl kuruldu, ne çilelerden geçerek kuruldu biliyor musun? O İsmet İnönü 2. Dünya Savaşı günlerinde Türkiye'yi savaşa sokmamak, analarımızı, babalarımızı savaşın tehdidinden tehlikesinden korumak için dünyanın en büyük ülkeleriyle hangi diplomatik başarılar yaptı, Türkiye'yi kılına bile dokundurtmadan 2. Dünya Savaşının dışında tutmayı nasıl başardı senin aklın basıyor mu? İsmet Paşa döneminde karne varmış... O dönemde dünya birbirine girmiş, İngiltere'de karne var, Almanya'da karne var. Savaş ortamı. 10 milyonun üzerinde insan cephede öldü.''
İsmet İnönü'nün böyle facia ortamında ülkeyi yönettiğini belirten Baykal, ''İsmet Paşa'nın oğlunun kuyumcu dükkanı mı vardı? Bu memleketin dürüst, namuslu kahramanlarına, liderlerine, devlet adamlarına saygıyı öğren bari. İsmet Paşa'ymış... Onun eserlerini satarak sen gününü gün ediyorsun.''
-“BUZDOLABI DAĞITARAK YOKSULLUK YENİLİYOR MU?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetin yoksullukla mücadelede gerekli önlemleri almadığını, buna karşın seçim öncesi yardım dağıttığını belirterek, ''Dünyanın herhangi bir ülkesinde buzdolabı dağıtarak yoksullukla mücadele edildiğine dair bir örnek var mı? Onları dağıtarak yoksulluk yeniliyor mu?'' dedi.
Baykal, partisinin Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, hakkındaki iddialara yanıt veremediğini savundu.
Erdoğan'ı bir kez daha televizyonda tartışmaya davet eden Baykal, ''Ben senin arkandan konuşmak istemiyorum, sen de benim arkamdan konuşma. Kendine güveniyorsan yüzüme söyle. Ben senin gözlerinin içine bakarak söylemek istiyorum'' dedi.
Meydanlarda konuşmanın yeterli olmadığını belirten Baykal, şöyle devam etti:
''Milletin önünde konuşalım, konuşurken istersen Uğur Dündar'ı yönetmeye çağıralım, istersen Ali Kırca'yı çağıralım, istersen Mehmet Ali Birand'ı çağıralım, istersen o milletin sevdiği bir showmen var ya onu çağıralım. Üstelik bak Mehmet Ali Erbil de bir şeyler dağıtmayı seviyor. Dağıtıversin. Programın arasında dağıtımı da yapsın. Gel çıkalım. Hayır. Hatta diyorum ki istersen senin o damadının başında bulunduğu şirket aldı ya ATV, orada çıkalım diyorum ya da o Deniz Feneri parasıyla kurulmuş olan kanalda çıkalım. Daha ne yapayım? Hayır çıkmıyor.''
Başbakan Erdoğan ve kendisinin dokunulmazlıklarının kaldırılması teklifinde de bulunduğunu hatırlatan Baykal, ancak buna da olumlu bir cevap alamadığını söyledi.
''Sen tartışmaktan kaçıyorsun, yargıya çıkmaktan kaçıyorsun. Ne yapıyorsun? Devlet imkanlarını kullanarak iş tutuyorsun'' iddiasında bulunan Baykal, Tandoğan Meydanı'ndaki kişilerin buraya herhangi bir şey karşılığı ya da talimat gereği değil, yüreklerinden gelen istekle toplandıklarını kaydetti. Baykal, AK Parti mitinglerine ise memurların resmi yazı ile çağrıldığını, devletin araçlarıyla götürüldüklerini savundu.
-''DEVLET MEMURLARI PARTİZAN OLDU''-
Tunceli'deki yardımları da eleştiren Baykal, seçimden önce yapılan bu yardımların akla, mantığa, vicdana sığmadığını söyledi. Baykal, ''Dünyanın herhangi bir ülkesinde buzdolabı dağıtarak yoksullukla mücadele edildiğine dair bir örnek var mı? Onları dağıtarak yoksulluk yeniliyor mu?'' dedi.
Bu yardımlara ilişkin Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) değerlendirmesinin hükümet tarafından dikkate alınmadığını belirten Baykal, ''Başbakan çıkıyor diyor ki 'bunlar beni ırgalamaz.' Seni ne ırgalar? Kanun ırgalamıyor, hukuk ırgalamıyor? Ne ırgalar seni, ne ırgalar? İnşallah 29 Mart sabahı milletin alacağı karar seni öyle bir ırgalayacak ki herkes şaşacak. Devlet, hukuk, ölçü bitti. Devlet memurları partizan oldu'' şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın, CHP döneminde valilerin il başkanı yapıldığına ilişkin sözlerini hatırlatan ve bunun tek parti döneminde yaşandığını anlatan Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Şimdi sen 80 yıl sonra bir hukuk devletinde devletin olması gereken valileri, kendi siyasi partinin militanı, partizanı haline getirmişsin. Şimdi iktidarda Recep Tayyip Erdoğan var, AKP var diye kimse güvenmesin. AKP ile gelenler APS ile giderler. Başbakan bu tablo karşısında sıkıntıdan bize sataşıyor, önüne gelene sataşıyor, herkese hakaret ediyor, kötü söz söylüyor ama bu, durumu değiştirmiyor.''
İktidarın milleti tehdit ettiğini ve oy istediğini ileri süren Baykal, milletle gelenlerin milletin kendisine böyle bir tavır sergileme hakkına sahip olmadıklarını söyledi. Baykal, ''Bu kadar şımarıklık yeter, bu kadar küstahlık yeter; buna bir çare bulmak lazım, bu gidişe bir son vermek lazım'' dedi.
-''YENİLENMENİN BAŞLANGICI NEVRUZ...''
Bugün; yenilenmenin, baharın, tazelenmenin başlangıcı Nevruz olduğunu anımsatan Baykal, Nevruz'un bu coğrafyanın ortak bir değeri olduğunu, el ele birlik ve beraberlik içinde kutlanması gerektiğini vurguladı. Nevruz'u ''bir milli kabus, korku günü'' olmaktan çıkarmak istediklerini, bunun için TBMM'ye bir teklif verdiklerini, 1 Mayıs için de geçerli olan bu tekliflerine ise gereken yaklaşımı göremediklerini söyledi. Baykal, herkesin Nevruz Bayramı'nı kutladı.
Ankara'nın da yenilenmeye ihtiyacı olduğunu ifade eden Baykal, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin uygulamalarını eleştirdi. CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Karayalçın'ın, proje ve sorunlara çözüm önerileriyle göreve hazır olduğunu belirten Baykal, ''Türkiye'de belediyeciliğin en parlak isimlerinden biri önünüzde aday olarak dururken, bu sıkıntılara tahammül etmek kabul edilebilir mi? Ankara hak ettiği şekilde yönetilecektir'' dedi.
-''BÜTÜN ANALARI SANDIĞA BEKLİYORUM''-
Vatandaşlardan 29 Mart günü mutlaka sandık başına gitmelerini isteyen Baykal, T.C Kimlik Numaralı belgelerle oy kullanma zorunluluğunu da eleştirdi. ''Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bu nasıl iş bilirliktir, nasıl hükümet etmektir, nasıl yönetmektir, nasıl seçim yapmaktır bu?'' diye sordu. Baykal, vatandaşlardan bir kez daha kimliklerini kontrol etmelerini istedi.
Baykal, şunları kaydetti:
''Siz sakın haa 'geçenlerde baktım kimlik numaram var' diye güvenmeyin. Birisi gelip silmiş olabilir... Her şey beklenir bunlardan, bir daha bakın. Kendinizinkine bakın, eşinizin, dostunuzun, konu komşunun, hısım akrabanınkine bakın. 29 Mart sabahı eşinizi, oy kullanacaklarsa çocuklarınızı yanınıza alın, babanızı alın, bilhassa ananızı yanınıza alın, mutlaka ananızı da alın sandığa gidin. Ananıza deyin ki 'Anacım seni görmek isteyenler varmış. Gel yüzümüzü bir gösterelim onlara'. Bütün anaları sandığa bekliyorum. Zaten bunların hakkından analar gelecek; babalar gelemedi, analar gelecek.''
- MİTİNGTEN NOTLAR-
Çevresindeki bazı cadde ve sokakların trafiğe kapatıldığı Tandoğan'da, miting nedeniyle yaklaşık bin 750 polis görev yaptı.
Alan, Türk bayrağı ve CHP bayraklarının yanı sıra Atatürk, Baykal, Karayalçın ile bazı belediye başkan adaylarının posterleriyle donatıldı.
''Anamı Aldım Sandığa Gidiyorum, Anam da Hesap Soracak'', ''Anamı Aldım Sandığa Gidiyoruz, Babam da Geliyor'', ''Yolsuzluğa, Yoksulluğa Teslim Olmayacağız'', ''29 Martta Gidecekler'' yazılı pankartların açıldığı meydanda, Karayalçın'ın projelerini anlatan dövizlerin varlığı dikkat çekti.
Platforma Karayalçın'dan sonra çıkan Baykal, konuşmasının ardından partisinin Ankara'daki belediye başkan adaylarını anons ederek sahneye davet etti.
Adaylarla birlikte halkı selamlayan Baykal, sahnedeki adayları bir ''takım'', Karayalçın'ı da bu takımın ''kaptanı'' olarak nitelendirdi.
[COLOR=#fbfbfc]4
Bir ismi AliÂdir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)