You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Çeviri çalışmam (The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist )

Çeviri çalışmam (The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist )

Junior Member
Çeviri çalışmam (The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist )
Kısa bir çeviri çalışması olduğu için yayınlamakta sorun olmadığı kanaatindeyim.
Yazarın fikrin katılmadığımı belirtmek isterim , zira argümanları biraz çocuksu.Ama yine de bu tezleri de okumakta fayda var.

The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist.

In all large religions God is thought of as being the creator of men and the world, that is, the creator of the universe. And God existed already before space, time and matter was created. God was therefore capable to reside and govern in an absolute “nothingness” according to the theologians. Great thinkers of all times have attacked and criticized this God - idea with philosophical arguments. Despite of that the God - idea is still alive, respectively is being kept alive with questionable arguments and means. In what follows this idea of a Creator - God is analyzed and scrutinized with the logic of a physicist.

Tüm büyük dinlerde, Tanrı, uzay, zaman ve maddeden de önce var olan, insanların ve dünyanın yaratıcısı, yani evrenin yaratıcısı olarak düşünülür. Teologlara göre, Tanrı tam bir yokluk içinde varlığını sürdürüp hüküm sürme yeteneğine sahiptir. İnsanlık tarihinin büyük düşünürleri, bu Tanrı-fikrine felsefi argümanlarla saldırmış ve eleştirmiştir. Buna rağmen sorunlu fikri ve düşüncelerle desteklenerek hayat bulan bu Tanrı fikri halen yaşamaktadır. Bu durum, bu Yaratıcı-Tanrı fikrinin, Fizikçi mantığıyla analiz edilmesine ve tartışılmasına yol açmıştır.

The belief in a Creator - God stands and falls with the “nothingness”. If it can be proved that in nothingness nothing, absolutely nothing can exist, then the God - idea is finished. And when, in addition, it can be shown, that this nothingness of the theologians does not exist in reality, but can exist only as a thought, as a speculative idea in our brains, then the fundament for the existence of a Creator - God has vanished and this God is revealed to be only a thought of the brain, a fantasy - creature of the brain, which does not exist in reality outside of the brain. In what follows these proofs will be presented here.

Yaratıcı-Tanrı fikrinin esas dayanağı ve aynı zamanda zayıf noktası, yokluk kavramıdır. Yokluk içinde hiçbir şeyin var olmadığı ispat edilirse, Yaratıcı-Tanrı fikrinin sonunu getirecektir. Ve buna ek olarak, teologların yokluk kavramının gerçekte var olmadığı, bu kavramın sadece beynimizdeki bir düşünce, spekülatif bir fikir olduğu gösterildiği zaman, Yaratıcı-Tanrı fikrinin temel dayanağı yok olmuş, Tanrı da sadece bizim beynimizin ürünü, beynimizdeki fantezi yaratık, ve beynimiz dışında var olmayan, gerçek olmayan bir fikir olarak ortaya çıkmış olacaktır. Aşağıda getirilen deliller bu amacı desteklemektedir.

It is maintained that God already existed, before he created the Universe. This implies, that he was capable to reside in an absolute “nothingness“. This nothingness is conceived as being some kind of “super - emptiness”, or “super - vacuum”, in which God resides and in which space, time and matter is located after it was created by God. However, “nothingness” is only a synonym for “nonexistence”. If it is maintained, that God resided in “nothingness”, this only means: God resided in “nonexistence”. In other words, as nothing yet existed, as there existed neither space, time nor matter, we had the nonexistence of the universe. And this “nonexistence” expresses only a condition, namely the nonexistence of something, and this does not mean, that this nonexistence is a kind of a vacuum, where at the time “X” something can be created and can exist. A vacuum is space - like, is empty space; a vacuum, which is not space - like, that is, a vacuum which does not even contain space, does not exist, and never existed! No one can remove the space from the inside of an evacuated container. Therefore, where nothing exists, that is, where we have a “nothingness” or “nonexistence” respectively, we can not suddenly have space, time and matter.

Tanrının, evreni yaratmadan önce de var olduğu iddia edilmektedir. Bu da demektir ki, O tam bir yokluk içinde ikamet etmektedir. Bu yokluk, zaman, madde ve uzay Tanrı tarafından yaratılmadan önce, Tanrının bulunduğu “süper-vakum” veya “süper-boşluk” benzeri bir durum olarak tanımlanmaktadır. Halbuki yokluk, var olmamanın bir eşanlamlısıdır. Eğer, Tanrının yokluk içinde bulunduğu iddia edilirse, bu Tanrının var olmamalık içinde bulunduğu anlamına gelir. Başka bir deyişle, henüz hiçbir şey var olmadığında, yani ne uzay, ne zaman, ne de madde var olmadığında, evrenin de var olmadığı bir durumla karşı karşıyayız. Ve bu “yokluk” sadece durumu anlatır, yani bir şeyin var olmamasını durumunu anlatır ve bu da “X” zamanında bir şeyin yaratılıp, var olabileceği vakum olduğu anlamına gelmez. Vakum uzay-benzerdir, boş bir uzaydır; uzayı da barındırmayan vakumdur, böyle bir vakum yoktur ve hiçbir zaman da var olmamıştır! Hiç kimse havası boşaltılmış bir kutunun içinden uzayı söküp alamaz. Bu nedenle, hiçbir şey yokken, yani yokluk veya başka deyişle var olmama varken, bir anda uzay, zaman ve maddeyi elde edemeyiz.

From this follows, that the universe can not have emerged out of nothingness. Indeed, modern cosmology teaches today, that the universe emerged out of a quantum - mechanical state. In other words, before our universe emerged, there was already something existing. The universe existed, so to speak, at that time, in an embryo - state, which separated in space, time and matter with a bang, the “Big Bang”! In addition, according to the newest theories of the cosmologist (Physicists) there exist not only one universe, but infinitely many, all of which exist separately and causally independent of each other. This conclusion of those cosmologists appears also plausible; if there exists one universe, why should there not be very many somehow. In this “world - of - many - worlds” there is, of course, no more any room left for the “nothingness” of the theologians and that God, who resides in this nothingness.

Buradan da evrenin yokluktan var olamayacağı sonucuna varmaktayız. Gerçekten de modern kozmoloji evrenin kuantum-mekanik durumundan oluştuğunu söylemektedir. Başka bir deyişle evren oluşmadan önce bir şeyler vardı. Evren, böyle söylemek mümkünse, başlangıçta embriyo halinde iken daha sonra bir Büyük Patlama ile uzay, zaman ve madde dağılmıştır/ayrılmıştır, Ayrıca, uzay bilimcilerin (Fizikçilerin) son çalışmalarına göre, tek değil, sayısız ve birbirinden bağımsız var olan evrenlerin var olduğu düşünülmektedir. Bu uzay bilimcilerin (Fizikçilerin) sonucu, mantıklı gözükmektedir; eğer bir evren varsa, neden, bir yerlerde başka evrenler olmasın ki? Ve elbette bu durumda, bu “dünyalar dünyasında”, teologların “yokluğuna” ve bu yoklukta var olan Tanrıya hiç yer kalmamaktadır

But let us assume for a moment, that there is such a nothingness and God resides in this nothingness, and let us look at the consequences of this arrangement. God must have at least a form and a size. In addition he must be of some kind of substance in order to distinguish himself from nothingness. God can not be just a plane nothingness. But the notion of form and size are depending already on space. But where there is no space, that is, in nonexistence, nothing can have a form and a size and a substance. In nonexistence there are no means to differentiate and to distinguish. In nothingness there is also no time- flow possible. Time - flow is possible only in space in the presence of matter, which moves and undergoes changes. In nothingness there is nothing, that can move and undergo changes. There are therefore no clocks possible in nothingness. Only in space we can have time and only in space something can have a form, a size and also a substance. In nothingness everything looses therefore its distinguishing marks, and also a God would not be able to distinguish himself from nothingness, would not be able to choose the time “X” for the creation of space, time and matter, would melt together with nothingness, would become identical with nothingness and loose its existence, because the nothingness is nonexistence. That applies also if we imagine God to be of a spiritual nature, whatever the meaning of that notion may be. In order God to exist, the nothingness would have to be space and time. Only in space - time is existence possible. But space - time always appears together with matter. That means, God could exist only inside the universe, provided he existed. But then this God could not be a “Creator - God”, but has been created at the “Big Bang” together with the universe - as a perishable creature!

Bir an için farz edelim ki, böyle bir yokluk ve bu yoklukta bulunan Tanrı mevcuttur ve bu argümanın sonuçlarına bir göz atalım. Tanrı en azından bir form ve ölçüye sahip olmalıdır. Ayrıca kendisinin bu yokluktan seçilebilmesi için, Tanrının da bir tür maddesel varlık olmalıdır. Tanrı basit bir yokluk olamaz. Ama form ve ölçü kavramları uzaya bağlıdır. Fakat uzayın var olmadığı yerde, yani yokluk içinde, hiçbir şey form, ölçü ve madde-varlığa sahip olamaz. Yokluk içinde farklılaşma ve ayrılmaya gerek duyulmaz. Ayrıca yokluk içinde zaman akışı da mümkün değildir. Zaman akışı, sadece uzay var olduğunda ve bunun içinde madden hareket ettiğinde veya değişime uğradığında vardır. Yokluk içinde hareket edebilecek veya değişime uğrayabilecek hiçbir şey yoktur zaten. Yokluk içinde zamana sahip olamayız. Sadece uzay içinde zamana sahip olunabilir ve sadece uzay içinde bir şey formuna, ölçülerine ve madde-varlığına sahip olabilir. Yokluk içinde her şey farklılaşma özelliklerini kaybeder ki zaten Tanrı da kendisini yokluktan ayırt edemez, uzay, zaman ve maddenin var edebilmesi için bir “X” zamanı tayin edemez, yokluk içinde yoğrulup gider, yoklukla tıpatıp aynılaşıp kendi varlığını kaybeder, çünkü yoklukta “var olmamalık” mevcuttur. Aynı zamanda Tanrının eğer ruhani, her ne anlama geliyorsa, tabiatı varsa, o tabiat için de bu durum geçerlidir. Tanrının var olması için, yoklukta uzay ve zamanın var olması gerekmektedir. Zaman, var olabilme şansına sadece uzayda sahiptir. Ama uzaydaki zaman, her zaman maddeyle beraber ortaya çıkmaktadır. Bu da, Tanrının, ancak kendisinin var olmasını sağlayabilen evrenin var olması ihtimalinde, var olabilmesi anlamına gelmektedir. Ama bu zaman da Tanrı, “Yaratıcı-Tanrı” olamamakta, Büyük Patlama sonucu, evrenle beraber var olmuş bir fani yaratık olmaktadır!

But let us assume again for a moment, that the universe has been created by God out of nothingness. Logically, this universe must then be surrounded by nothingness, in order for God to continue to reside and govern in nothingness. However, as we have seen already, in nothingness there are no distinguishing marks possible. In nothingness therefore nothing can distinguish itself from nothingness. In particular in nothingness nothing can have a structure, a form and a size, and the universe, seen as a whole, seen as an object would loose its characteristic feature of being an object, would not be able to distinguish itself from nothingness, would melt together with this nothingness, would loose its existence, respectively would not be able to exist in nothingness .
Son Düzenleme: 07/05/2012, 02:27, Düzenleyen: Olimpiyat.
Junior Member
Çeviri çalışmam (The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist )
Ama yine de bir an için farz edelim ki, evren Tanrı tarafından yokluktan yaratılmıştır. Mantıken bu evrenin yokluk tarafından çevrelenmiş olması lazım ki, Tanrımız bu yokluk içinde bulunsun ve hüküm sürsün. Ama görmüş olduğumuz gibi, yokluk içinde hiçbir farklılaşma özelliğinin bulunması mevcut değildir. Yokluk içinde hiçbir şey kendisini bu “yokluktan” ayırt ettiremez. Özellikle yokluk içinde hiçbir şey, yapıya, forma veya ölçülere sahip olamadığından, evren de, bütünüyle ele alırsak, bir obje olarak bu yokluk içinde kendini ayıt ettiremez, yokluk içinde yoğrulup gider, varlığını kaybeder, sonuç itibariyle yokluk içinde varlığını sürdüremez.


But in that case, there can not have been such a nothingness before the universe came into being. This in turn means, that there can not be such a “Creator - God”, since there is no nothingness as a domicile for this God. It is therefore wrong to believe, that there is a “Super - Emptiness” outside the universe, or a “Nothingness” outside the universe, or a region of “Nonexistence” outside the universe, or a beyond of space and time. The “nothingness” of the theologians with a God residing in this nothingness, who possessed a clock and decided to create the universe at the time “X” together with heaven and hell, is an impossibility and an unsurpassed absurdity! There is no nothingness and there is no God residing in a nothingness. These Ideas can exist in our brains only as a thought of fantasy, but not in reality outside of our brains.

Fakat bu durumda, evren yaratılmadan önce böyle bir yokluk olamaz. Bu da yokluğun olamaması da, Yaratıcı-Tanrı yokluğu kendisine ikametgâh seçtiğinden dolayı, “Yaratıcı-Tanrı”nın olmaması demektir. Bu nedenle, evren dışında “Süper-Boşluğun”, “Yokluğun”, “Var olmama” bölgesinin bulunduğuna, ya da zaman ve uzay ötesine inanmak yanlıştır. Teologların, saatine bakıp, “X” zamanında cennet ve cehennemle beraber evreni yaratan Tanrıyı barındıran, Yokluk kavramı, imkansızlıktır ve ötesi söylenemez bir saçmalıktır! Yokluk yoktur ve yoklukta ikamet eden Tanrı da yoktur. Bu fikirler, beynimizde sadece bir hayal ürünü olarak var olabilir, fakat beynimiz dışındaki gerçek dünyada bunlara yer yoktur.

Besides, the notion of a nothingness outside of the universe would introduce an invisible border at the place, where space ends and the nothingness begins. One imagine a cosmic traveler, who suddenly reaches this border. One more step and he has vanished in nothingness. But not only our cosmic traveler would have vanished in nothingness, if he wanted to leave the universe, the universe itself, would have vanished in nothingness long ago, namely at that moment of its supposed creation by God. It would not have been able to exist in nothingness and would have vanished immediately after its creation, like this cosmic traveler. We recognize how absurd this notion of a nothingness outside of the universe is.

Üstelik yokluk fikri, evrenin bittiği ve yokluğun başladığı, görünmez sınır fikrini de getirmektedir, evrenin bittiği ve yokluğun başladığı bir sınır. Bir anda bu sınıra gelen bir uzay yolcusunu hayal edelim. Bir adım daha atarsa, bu yoklukta yok olacaktır. Ama sadece evrenimizi terk etme teşebbüsünde bulunan yolcumuzun bu yoklukta yok olmaması gerekirdi, zaten bizim evrenimizinde, çok daha önce, Tanrının onu yarattığı anda, tıpkı zavallı yolcumuz gibi, bu yoklukta yok olması gerekirdi. Buradan, evren dışındaki yokluk kavramının, ne kadar saçma olduğunu bir daha fark ediyoruz.

Since there is no nothingness as a domicile for God, there can not be regions like a “Beyond”, or a “Paradise” and a “Hell” as a domicile for the souls of the believers in God, and for the souls of the unbelievers, or for the souls of the islamic martyrs and for the souls of the soldiers of Allahs, etc. .etc. But when there does not exist a region outside of the Universe or beyond space and time, as a domicile for the souls, then the souls themselves can not exist and are thereby revealed as being notions of plain fantasy only. With God also the souls are gone, and we all will have to live in future without a soul! And since there is no God, there can not have been a “Son of God” named Jesus Christ and no holy, miracles making mother of the “God - Son“, the “holy virgin Maria”. For the Christian this means, that he will have to live from now on without doing sins, since there is no God son, who can forgive him and give him absolution of his sins.

Tanrının ikametgahı, yokluk var olmadığından dolayı, “Ötesi”, “Cennet”, “Cehennem” gibi, Tanrıya inananların, Tanrıya inanmayanların, İslam’daki acı çekenlerin, Allahın askerlerinin v.s. ruhları için de herhangi ikametgah bulunmamaktadır. Evrenin dışında veya zaman ve uzay ötesinde ruhların bulunacağı böyle mekanlar olamayacağından, ruhların da aslında bir hayal ürünü olduğu ve gerçekte mevcut olmadığı sonucunu çıkarmaktayız. Tanrıyla beraber ruhlar da gitmiştir ve böylelikle hepimiz ileride ruhsuz olarak yaşamak zorundayız. Ve Tanrı olmadığından, “Tanrının Oğlu” olan, İsa isimli birisinin de, kutsal ve mucizeler yaratan “Tanrı Oğlunun” annesi olan “Kutsal Bakire Meryem’in” de gerçek olamayacağı da açıktır. Hıristiyan için bu, onu affedecek ve günahlarından arındıracak bir “Tanrı Oğlunun” olmadığından, günah işlemeden yaşamak zorunda kalacağı anlamına gelmektedir.

If there is no “nothingness” outside of the universe, then this has serious consequences for our worldview. Since we know, that only in space - time something can exist, we must have space and time outside of the universe. And at any border of that space - time, that we may imagine, we find again space - time beyond this imagined border as a necessary condition for existence of the whole inside the border. This goes on and on and on and we have an infinitely large “space - time - world” before us. However, this “space - time - world” can not be an empty world, or hosting somewhere just a single universe, namely ours. We know, that a single universe is enormously large, but always finite in size due to its “big - bang” origin. We also know, that the duality “space - time” is possible only in the presence of matter. Without matter, there are no space - intervals possible, and without matter, which moves and changes, there are no time - intervals possible, that is, without matter, there can be no space - time, and wherever we have space - time, we must also have matter.

Evrenin dışında yokluğun olmaması, bakış açısında ciddi sonuçlar doğurur. Sadece uzay-zaman içinde bir şeylerin var olabileceğini bildiğimiz andan itibaren, evren dışında uzay ve zamanı bulundurmamız gerekecektir. Evrenin hayal edebileceğimiz bir sınırına vardığımızda, o hayali sınır dışında da zaman ve uzayın bulunması gerekecektir, evrenin o sınırlar içinde var olabilmesini sağlayan şart olarak. Bu durumun sürekli sürüp gitmesi sonucunda, önümüze sonsuz “uzay-zaman dünyası” çıkar. Sonuçta bu “uzay-zaman dünyası” boş veya sadece bir köşede tek, bizim evrenin olarak isimlendirilen bu evreni barındıran bir dünya olamaz. Evren, aşırı büyük, fakat Büyük Patlama merkezine bağlı olarak sınırlı olduğunu bilmekteyiz. “Uzay-zaman” ikilisinin de sadece maddenin varlığında var olduğunu bilmekteyiz. Maddesiz, ne uzay – bölümler mevcut olabilir, ne de ki, hareket eden ve değişebilen, maddesiz, zaman-bölümler mevcut olabilir; ki bu da maddenin olmadığı yerde uzay-zamanın olamayacağını, uzay-zamanın olmadığı yerde de maddenin olamayacağını gösterir

The recognition, that there can be no God and no souls, has, of course, other consequences. For instance, there is no justification anymore for the so - called religious education of our children. And, of course, the priest - seminars have to be closed. However, the non - existence of God has other consequences, which concerns the church itself. After the church had established itself, their bishops found it necessary to do something in order to reach also the educated class and the rulers. This was considered a prerequisite for spreading Christianity to other countries - for expanding the power of the church. It was recognized, that it was necessary to give Christianity a philosophical basis in order to achieve this goal. Platon and later Aristoteles were subsequently discovered to be very much Christian in their ideas.

Tanrının ve ruhların olamayacağı düşüncesine varmamız elbette başka sonuçları da getirmektedir. Örneğin, çocuklarımızın dini eğitimi diye isimlendirilen bir eylemi mantıklı olmayacaktır.. Ve elbette, rahip seminerleri de sona ermek zorundadır. Açıktır ki Tanrının var olmaması sırf kiliseyi ilgilendiren sonuçları da getirecektir. Kilisenin kurulmasından sonra, rahipler entelektüel ve yönetici sınıfına da ulaşma çabaları göstermiştir. Kilisenin gücünün arttırılması için, başka ülkelere yayılma politikası içinde bu önemli bir koşul olarak görülmüştü. Bu amaca ulaşmak için, Kilise öğretisine felsefi bir temel hazırlama uğraşına girilmişti. Sırasıyla Platon ve Aristoteles’in fikirleri çok “Hristiyani” bulunmuştu.

However, a few hundreds years later this was suddenly not true anymore. (The birth and death of the Scholastic in Christianity). In those years proofs for the real existence of God were constructed, because the educated people and the rulers would ask questions and would want to see proofs. The most important of those proofs were the ontological argument, the cosmological argument and the teleological argument. However, we can not go into details about these proofs here, since this is not a place to take up philosophy.

Bununla birlikte, birkaç yüzyıl sonra, bu düşünce artık aniden doğru bulunmamaya başlandı.( Hıristiyanlıkta ,skolastik düşüncenin doğuşu ve ölümü) Bu yıllarda, yönetici ve aydın sınıfı sorular, sorup kanıtları görmek isteyebileceklerinden, Tanrının varlığına dair deliller üretilmiş ve oluşturulmuştur. Bu kanıtlardan en önemlileri ontolojik, kozmolojik ve teleolojik kanıtlardı. Ancak, konumuz felsefe olmadığından bu ispatların ayrıntılarına değinmeyeceğiz.

All that can be said here is, that until the time of Immanuel Kant (1726 - 1806) practically everybody believed in the existence of God and the Devil (and of the Witches, the brides of the Devil). Immanuel Kant proved, that those proofs for the real existence of God were all wrong. However, Kant was not the first to criticize the teachings of the church. The first one was actually the Englishman David Hume (1711 -1776). He was the one who initiated this grand process with his criticism. After Kant many other great thinkers entered in this hard argumentation with the church, which lasted to the present time. Today the position of the church is: “The real existence of God can indeed not be proved with certainty, but the “nonexistence” of God can also not be proved”. Since the year 2003 the church is here wrong; The “nonexistence of God” has here and today been proved with certainty. What are the consequences the church is going to draw now from this new situation? When is the church going to close its doors?

Burada tümüyle şu söylenebilir, Immanuel Kant (1726 – 1806) dönemine kadar genel olarak herkes Tanrıya ve Şeytana (ve Şeytanın gelinleri olan Cadılara) inanıyordu. Kant, Tanrının gerçekliliğini ispatlayan bu delillerin aslında tamamen yanlış olduklarını gösterdi. Bu arada Kilise öğretisini eleştiren ilk kişi Kant değildi. Aslında bunu ilk yapan İngiliz David Hume (1711 -1776) du. Kiliseyi eleştirerek bu süreci başlatan ilk kişiydi. Kant’tan sonra Kiliseyle tartışmaya birçok düşünür girmiştir ve bu tartışma günümüze kadar süregelmiştir. Kilisenin bu konudaki bugünkü iddiası şudur: “Tanrının varlığı tam olarak kanıtlanamaz, ama Tanrının var olmadığı da kanıtlanamaz.” 2003 ten bri Kilise yanılmaktadır; Tanrının “var olmadığı” kesinlikle ispatlanmıştır. Kilisenin bu yeni durumdan çıkaracağı sonuçlar nelerdir? Ne zaman kilise kapılarını kapatacaktır?
Junior Member
Çeviri çalışmam (The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist )
Bu makaleye karşı olarak yazılmış olan bir kaç makaleyi daha Türkçeye çevirmekle meşgulüm. Tez- anti tez açısından iyi olur kanaatindeyim.
Posting Freak
Çeviri çalışmam (The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist )
Forumumuza hoşgeldiniz.

Çevirilerin hangi hukuki zemine oturduğunu bilmiyorum ama yazarın ismini, yazının/makalenin yayınlandığı tarih, site ve/veya dokümanın ismini verebilirseniz sanırım daha uygun olacak.

Çok ilgi çekici fırsat buldukça okuyup fikirlerimi belirteceğim. Bu arada sizin de konu ile ilgili fikirlerinizi öğrenmek isterim.

Emeklerinize sağlık.

(The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist: Yazının başlığının çevirisi şu mudur: Bir fizikçinin gözüyle Tanrı'nın gerçek varlığı sorunu)
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]
Junior Member
Çeviri çalışmam (The Problem of the real Existence of God seen with the Eyes of a Physicist )
Bahr Alfred in bir çalışması.
İnternette bulmuştum.Yani nerede yayınlandığını bilmiyorum
http://www.politicsforum.org/forum/viewt...=23&t=5816

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.