Yeni bir anlayış: 'Dersim Aleviliği'
Dersim Aleviliği siyasete bulaşmış bir anlayıştır.
Bu anlayışta Kürtçülük, yani bölücülük ön planda gelir.
Kürtçülüğün en büyük Alevi düşmanlığı olduğunu bilmezler.
Kürtçülerin, Dersimlilerin muhalif kimliğini istismar ederek, onları siyasetlerine meze yaptığını bilmezler.
Kuru gürültü ve cehaletin öfkesiyle birlikte biraz da terör ve terörist hayranlığı. Oldu sana Dersim Aleviliği.
Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını ön planda tutan, gerçekleri bilmeden kulaktan dolma bilgilerle ayrılıkçı siyasetin peşinde koşan, Aleviliği sadece etiket olarak takan, inanmayı ayıp ve gericilik sayan bir tutum.
Oldu sana Dersim Aleviliği.
Muhammed- Ali'ye ve Ehlibeyt'e bakışında, karşı olduğu Şeriatçıların bakışıyla aynı anlayışta olduğu çelişkisini görmezden, bilmezden gelen bir körlük.
Evliyaları, devrimci halk önderleri olarak gören, sınıfsal ve ırkçı mücadeleye Alevilik inancını kılf yapan bir inkarcılık. İşte sana Dersim Aleviliği.
Dersim Aleviliğine inanan bu üyemize, PKK üssü haline getirilmiş cem evlerinde Apo'nun dede olarak yürüttüğü cemlerde
onun postuna niyaz etmek pek yakışır.
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Bir Sorum Var
Yorumlar / Cevaplar
39
Okunma / Görüntüleme
213489
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
Bir Azeri ressamın ölüme yakın deneyimi
Doçent Dr. Letafet Memedova Azerbaycan’ın saygın ressamlarındandır. Babası eşi ve kendisi ressam olan Memedova, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesinde resim bölümü müdürü iken, 2001 yılında Azeri resmini tanıtmak üzere Türkiye’ye davet edildi. Halen İstanbul’da sanatını icra ederken, bir yandan da resim sanatını öğretiyor. Eşim vasıtasıyla tanışıp aile dostu olma şerefine ulaştığım Memedova’nın yaşadıklarını birinci ağızdan dinleme imkanı buldum. İşte onun ölüme gidip geliş öyküsü:
1989 yılı yazı idi. Yazlıktan Bakü merkezindeki evimize dönmüştük. Evde telaş içinde temizlik yaparken bir sancı hissettim. Kendimi iyi hissetmediğim halde işime devam ettim. (Yumurtalıklarımdaki kistlerin patladığını daha sonra öğrendim). İşimi bitirdikten sonra akşam gitmeyi planladığımız ziyaret için hazırlanmaya başladım. Eşim ailesinin evine gitmişti. Orada iken “eve dön” diyen bir ses duyduğunu söylüyor.
Gittikçe kötüleşiyordum. Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Çıkarken kapıda ayakta duramayacağımı hissettiğim için tutundum. Sonra kendimden geçip yüz üstü düştüm. Burnum kırılmış ve bayılmışım. Bu çarpma esnasında beyin travması geçirmişim. Ama gözlerim hep açık kalmış.
Koyu karanlık içinde gözlerimi açtım. Biraz sonra aniden ortalık rengarenk ışıklarla doldu. Bir anda kendimi dünyanın dışında uzayın içinde buldum. Bedenimden ayrılan ruhumun uçtuğumu anladım. Bulunduğum yerden dünya bütün güzelliğiyle görünüyordu. Hızla dönen yıldızların, yanımdan gelip geçen meteorların seslerini duyuyordum. Sonra dünyaya yaklaştım; atmosferin içine girdim. Bir sonraki aşamada yemyeşil bir kırdaydım. Rengarenk çiçekler, kelebekler ve kuşlar gördüm. Rengarenk bir gökkuşağı çevreliyordu bulunduğum alanı. Bir ressam olmama rağmen o renkleri bu dünyada hiç görmedim ve yapamadım. O doğanın bir parçası, toprak olduğumu hissettim. Üzerimde papatyalar salınıyordu. Bütün doğanın canlı olduğunu hissettim. Bir şelale çağıldıyordu yakınımda. Sesiyle huzur veren, dinlendiren bir şelale. Tam bir cennetti bulunduğum yer. Şelalenin sesini de duyuyordum. Bütün canlıların titreşimler halinde konuştuklarını hissediyordum. Sonra çimenlerin üzerinde uçar gibi gezinmeye başladım. Bir küre gibiydi çimenlik. Aynı anda kürenin öbür tarafını da görüyordum.
Hissettiğim mutluluğu ve rahatlığı tarif etmem imkansız. Böyle bir duyguyu ne öncesinde ne de sonrasında bu dünyada hiç hissetmedim. Uzun süredir ordaymışım, orası benim yurdum imiş gibi geliyordu. Bir anda uzaktan “Letafet, Letafet” sesleri gelmeye başladı. Sonradan öğrendiğime göre eşim Cavit beni sarsıyor, bana sesleniyor ve yanaklarımı tokatlıyormuş. O sarsmalarla birlikte şiddetli bir acı içinde kendime geldim. Eşim başımda durmuş yanaklarımı tokatlıyordu.
İlk sözüm “neden beni uyandırdın, ben çok mutluydum, neden beni döndürdün?” oldu. O gerçek mutluluğu tamamen yitirmiştim ve acılar içindeydim. Geri döndüğüme çok pişmandım. Eşim bana “sen ölmüştün, gözlerin açık ama sabitti, hiçbir hayat belirtin kalmamıştı” dedi.
Beni hemen hastaneye kaldırdılar ve ameliyata aldılar. Eğer 10 dakika gecikseymişim, kan kaybından ölecekmişim. Ameliyatla patlayan kistleri almışlar, ağır bir ameliyat olmuş. Doktorlar hayatta kalabileceğime teminat veremeyeceklerini söylemişler. Ama Allah’a şükür döndüm ve hayattayım.
Bu deneyim sonrasında ölüm korkum hiç kalmadı. Zaten önceden de rüyalarımda, daha sonra olacak olayları görüyordum. Eşime ve çevremdekilere yaşadıklarımı anlattığımda bana inandılar.
Çok istediğim halde o dünyanın görünüşünün ve mutluluk içinde uçtuğum yeşilliğin resmini hiç yapamadım.
Bir Ölüme Yakın Deneyim Yaşadığını ise uzun süre sonra öğrendi.
ALINTIDIR
ben kendimde öyd yaşadım.bunun kadar ayrıntılı değildi.ölüme yakın deneyimler
yaşayan insanların gördükleri beyaz ışıklı tüneli bnde gördüm.
hatta size bir şey söyleyeyim bizler ölürken bile bizlere seçim hakkı tanınıyor
ben burda kalmayı seçtim ve burda kaldım.
bu dünyaya gelirken bile belirli bir plan dahilinde ailelerimizide yaşayacağımız
hayatıda bizler seçiyoruz.herkesinde yaşadığımız olayların heran kayıtedildiği
yazılı değil tıpkı birer video kaydı gibi birer kitabı var.
öldüğümüzde bu kayıttan ;yaptığımız iyilikler ve kötülükler hepsini syredeceğiz
yaptığımız kötülükleri kendimize yapmış gibi yaşamış olup vijdan azabı çekeceğiz.onun için her kim kötülük yaparsa aslında kendisine yapmış olur.
Doçent Dr. Letafet Memedova Azerbaycan’ın saygın ressamlarındandır. Babası eşi ve kendisi ressam olan Memedova, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesinde resim bölümü müdürü iken, 2001 yılında Azeri resmini tanıtmak üzere Türkiye’ye davet edildi. Halen İstanbul’da sanatını icra ederken, bir yandan da resim sanatını öğretiyor. Eşim vasıtasıyla tanışıp aile dostu olma şerefine ulaştığım Memedova’nın yaşadıklarını birinci ağızdan dinleme imkanı buldum. İşte onun ölüme gidip geliş öyküsü:
1989 yılı yazı idi. Yazlıktan Bakü merkezindeki evimize dönmüştük. Evde telaş içinde temizlik yaparken bir sancı hissettim. Kendimi iyi hissetmediğim halde işime devam ettim. (Yumurtalıklarımdaki kistlerin patladığını daha sonra öğrendim). İşimi bitirdikten sonra akşam gitmeyi planladığımız ziyaret için hazırlanmaya başladım. Eşim ailesinin evine gitmişti. Orada iken “eve dön” diyen bir ses duyduğunu söylüyor.
Gittikçe kötüleşiyordum. Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Çıkarken kapıda ayakta duramayacağımı hissettiğim için tutundum. Sonra kendimden geçip yüz üstü düştüm. Burnum kırılmış ve bayılmışım. Bu çarpma esnasında beyin travması geçirmişim. Ama gözlerim hep açık kalmış.
Koyu karanlık içinde gözlerimi açtım. Biraz sonra aniden ortalık rengarenk ışıklarla doldu. Bir anda kendimi dünyanın dışında uzayın içinde buldum. Bedenimden ayrılan ruhumun uçtuğumu anladım. Bulunduğum yerden dünya bütün güzelliğiyle görünüyordu. Hızla dönen yıldızların, yanımdan gelip geçen meteorların seslerini duyuyordum. Sonra dünyaya yaklaştım; atmosferin içine girdim. Bir sonraki aşamada yemyeşil bir kırdaydım. Rengarenk çiçekler, kelebekler ve kuşlar gördüm. Rengarenk bir gökkuşağı çevreliyordu bulunduğum alanı. Bir ressam olmama rağmen o renkleri bu dünyada hiç görmedim ve yapamadım. O doğanın bir parçası, toprak olduğumu hissettim. Üzerimde papatyalar salınıyordu. Bütün doğanın canlı olduğunu hissettim. Bir şelale çağıldıyordu yakınımda. Sesiyle huzur veren, dinlendiren bir şelale. Tam bir cennetti bulunduğum yer. Şelalenin sesini de duyuyordum. Bütün canlıların titreşimler halinde konuştuklarını hissediyordum. Sonra çimenlerin üzerinde uçar gibi gezinmeye başladım. Bir küre gibiydi çimenlik. Aynı anda kürenin öbür tarafını da görüyordum.
Hissettiğim mutluluğu ve rahatlığı tarif etmem imkansız. Böyle bir duyguyu ne öncesinde ne de sonrasında bu dünyada hiç hissetmedim. Uzun süredir ordaymışım, orası benim yurdum imiş gibi geliyordu. Bir anda uzaktan “Letafet, Letafet” sesleri gelmeye başladı. Sonradan öğrendiğime göre eşim Cavit beni sarsıyor, bana sesleniyor ve yanaklarımı tokatlıyormuş. O sarsmalarla birlikte şiddetli bir acı içinde kendime geldim. Eşim başımda durmuş yanaklarımı tokatlıyordu.
İlk sözüm “neden beni uyandırdın, ben çok mutluydum, neden beni döndürdün?” oldu. O gerçek mutluluğu tamamen yitirmiştim ve acılar içindeydim. Geri döndüğüme çok pişmandım. Eşim bana “sen ölmüştün, gözlerin açık ama sabitti, hiçbir hayat belirtin kalmamıştı” dedi.
Beni hemen hastaneye kaldırdılar ve ameliyata aldılar. Eğer 10 dakika gecikseymişim, kan kaybından ölecekmişim. Ameliyatla patlayan kistleri almışlar, ağır bir ameliyat olmuş. Doktorlar hayatta kalabileceğime teminat veremeyeceklerini söylemişler. Ama Allah’a şükür döndüm ve hayattayım.
Bu deneyim sonrasında ölüm korkum hiç kalmadı. Zaten önceden de rüyalarımda, daha sonra olacak olayları görüyordum. Eşime ve çevremdekilere yaşadıklarımı anlattığımda bana inandılar.
Çok istediğim halde o dünyanın görünüşünün ve mutluluk içinde uçtuğum yeşilliğin resmini hiç yapamadım.
Bir Ölüme Yakın Deneyim Yaşadığını ise uzun süre sonra öğrendi.
ALINTIDIR
ben kendimde öyd yaşadım.bunun kadar ayrıntılı değildi.ölüme yakın deneyimler
yaşayan insanların gördükleri beyaz ışıklı tüneli bnde gördüm.
hatta size bir şey söyleyeyim bizler ölürken bile bizlere seçim hakkı tanınıyor
ben burda kalmayı seçtim ve burda kaldım.
bu dünyaya gelirken bile belirli bir plan dahilinde ailelerimizide yaşayacağımız
hayatıda bizler seçiyoruz.herkesinde yaşadığımız olayların heran kayıtedildiği
yazılı değil tıpkı birer video kaydı gibi birer kitabı var.
öldüğümüzde bu kayıttan ;yaptığımız iyilikler ve kötülükler hepsini syredeceğiz
yaptığımız kötülükleri kendimize yapmış gibi yaşamış olup vijdan azabı çekeceğiz.onun için her kim kötülük yaparsa aslında kendisine yapmış olur.
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
kristal yazdı:Bir Azeri ressamın ölüme yakın deneyimi
Doçent Dr. Letafet Memedova Azerbaycan’ın saygın ressamlarındandır. Babası eşi ve kendisi ressam olan Memedova, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesinde resim bölümü müdürü iken, 2001 yılında Azeri resmini tanıtmak üzere Türkiye’ye davet edildi. Halen İstanbul’da sanatını icra ederken, bir yandan da resim sanatını öğretiyor. Eşim vasıtasıyla tanışıp aile dostu olma şerefine ulaştığım Memedova’nın yaşadıklarını birinci ağızdan dinleme imkanı buldum. İşte onun ölüme gidip geliş öyküsü:
1989 yılı yazı idi. Yazlıktan Bakü merkezindeki evimize dönmüştük. Evde telaş içinde temizlik yaparken bir sancı hissettim. Kendimi iyi hissetmediğim halde işime devam ettim. (Yumurtalıklarımdaki kistlerin patladığını daha sonra öğrendim). İşimi bitirdikten sonra akşam gitmeyi planladığımız ziyaret için hazırlanmaya başladım. Eşim ailesinin evine gitmişti. Orada iken “eve dön” diyen bir ses duyduğunu söylüyor.
Gittikçe kötüleşiyordum. Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Çıkarken kapıda ayakta duramayacağımı hissettiğim için tutundum. Sonra kendimden geçip yüz üstü düştüm. Burnum kırılmış ve bayılmışım. Bu çarpma esnasında beyin travması geçirmişim. Ama gözlerim hep açık kalmış.
Koyu karanlık içinde gözlerimi açtım. Biraz sonra aniden ortalık rengarenk ışıklarla doldu. Bir anda kendimi dünyanın dışında uzayın içinde buldum. Bedenimden ayrılan ruhumun uçtuğumu anladım. Bulunduğum yerden dünya bütün güzelliğiyle görünüyordu. Hızla dönen yıldızların, yanımdan gelip geçen meteorların seslerini duyuyordum. Sonra dünyaya yaklaştım; atmosferin içine girdim. Bir sonraki aşamada yemyeşil bir kırdaydım. Rengarenk çiçekler, kelebekler ve kuşlar gördüm. Rengarenk bir gökkuşağı çevreliyordu bulunduğum alanı. Bir ressam olmama rağmen o renkleri bu dünyada hiç görmedim ve yapamadım. O doğanın bir parçası, toprak olduğumu hissettim. Üzerimde papatyalar salınıyordu. Bütün doğanın canlı olduğunu hissettim. Bir şelale çağıldıyordu yakınımda. Sesiyle huzur veren, dinlendiren bir şelale. Tam bir cennetti bulunduğum yer. Şelalenin sesini de duyuyordum. Bütün canlıların titreşimler halinde konuştuklarını hissediyordum. Sonra çimenlerin üzerinde uçar gibi gezinmeye başladım. Bir küre gibiydi çimenlik. Aynı anda kürenin öbür tarafını da görüyordum.
Hissettiğim mutluluğu ve rahatlığı tarif etmem imkansız. Böyle bir duyguyu ne öncesinde ne de sonrasında bu dünyada hiç hissetmedim. Uzun süredir ordaymışım, orası benim yurdum imiş gibi geliyordu. Bir anda uzaktan “Letafet, Letafet” sesleri gelmeye başladı. Sonradan öğrendiğime göre eşim Cavit beni sarsıyor, bana sesleniyor ve yanaklarımı tokatlıyormuş. O sarsmalarla birlikte şiddetli bir acı içinde kendime geldim. Eşim başımda durmuş yanaklarımı tokatlıyordu.
İlk sözüm “neden beni uyandırdın, ben çok mutluydum, neden beni döndürdün?” oldu. O gerçek mutluluğu tamamen yitirmiştim ve acılar içindeydim. Geri döndüğüme çok pişmandım. Eşim bana “sen ölmüştün, gözlerin açık ama sabitti, hiçbir hayat belirtin kalmamıştı” dedi.
Beni hemen hastaneye kaldırdılar ve ameliyata aldılar. Eğer 10 dakika gecikseymişim, kan kaybından ölecekmişim. Ameliyatla patlayan kistleri almışlar, ağır bir ameliyat olmuş. Doktorlar hayatta kalabileceğime teminat veremeyeceklerini söylemişler. Ama Allah’a şükür döndüm ve hayattayım.
Bu deneyim sonrasında ölüm korkum hiç kalmadı. Zaten önceden de rüyalarımda, daha sonra olacak olayları görüyordum. Eşime ve çevremdekilere yaşadıklarımı anlattığımda bana inandılar.
Çok istediğim halde o dünyanın görünüşünün ve mutluluk içinde uçtuğum yeşilliğin resmini hiç yapamadım.
Bir Ölüme Yakın Deneyim Yaşadığını ise uzun süre sonra öğrendi.
ALINTIDIR
ben kendimde öyd yaşadım.bunun kadar ayrıntılı değildi.ölüme yakın deneyimler
yaşayan insanların gördükleri beyaz ışıklı tüneli bnde gördüm.
hatta size bir şey söyleyeyim bizler ölürken bile bizlere seçim hakkı tanınıyor
ben burda kalmayı seçtim ve burda kaldım.
bu dünyaya gelirken bile belirli bir plan dahilinde ailelerimizide yaşayacağımız
hayatıda bizler seçiyoruz.herkesinde yaşadığımız olayların heran kayıtedildiği
yazılı değil tıpkı birer video kaydı gibi birer kitabı var.
öldüğümüzde bu kayıttan ;yaptığımız iyilikler ve kötülükler hepsini syredeceğiz
yaptığımız kötülükleri kendimize yapmış gibi yaşamış olup vijdan azabı çekeceğiz.onun için her kim kötülük yaparsa aslında kendisine yapmış olur.
Bu vatandaşın anlattıklarını günlük rüyalarımızda da görmemiz mümkün olan şeylerdir. Adam açıkça söylüyor zaten kafasını çarpmış. Tramva geçirmiş. Bu tür darbeler esnasında değişik görüntülerin beyinde oluşması gayet normaldir. Hemen bunu gittim geldim şeklinde değerlendirmek yanlış olur...
Öbür tarafa gidip gelmek konusunda seçim yanlış anlamadıysam insanlara bırakılmıştır demişsin. Öyle olsaydı emin ol kimse öbür tarafa gitmeyi pek istemezdi diye düşünüyorum. Çünkü dünya hayatı tatlıdır. Nefis daha çok bu dünyadan yana meğillidir. Herkesin yaşayacağı bir süre vardır. O süre dolduğunda kimse ben gitmek istemiyorum diyemeyecektir...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
Pazarlık edelim alim seninle
İki cihan senin Haydar olsun sen benim
Hayrını gör imanınla dininle
Hatmin Kur'an senin olsun sen benim
Keselim sıratın kazana çöksün
Olanca katranı haydar çamura döksün
Beraber gülelim cehennem korksun
Sırat nizam senin olsun sen benim
Ayıp değil midir Adem'e mihnet
Başına çalınsın Haydar hurili cennet
Dostluk pazarında olma muhannet
Huri Kılman senin olsun sen benim
Akarsu'yum böyle vereyim dursun
Senin aşkın onu Haydar yaksın kavursun
Anladım Ali'sin Canansın Nursun
Kanber Selman senin olsun sen benim
Kaynak: Muhlis Akarsu
Yöre: Kangal
ne guzel soylenmis sozler her duydugumda icim titrer..cennet sizin OLSUN.....
İki cihan senin Haydar olsun sen benim
)
İki cihan senin Haydar olsun sen benim
Hayrını gör imanınla dininle
Hatmin Kur'an senin olsun sen benim
Keselim sıratın kazana çöksün
Olanca katranı haydar çamura döksün
Beraber gülelim cehennem korksun
Sırat nizam senin olsun sen benim
Ayıp değil midir Adem'e mihnet
Başına çalınsın Haydar hurili cennet
Dostluk pazarında olma muhannet
Huri Kılman senin olsun sen benim
Akarsu'yum böyle vereyim dursun
Senin aşkın onu Haydar yaksın kavursun
Anladım Ali'sin Canansın Nursun
Kanber Selman senin olsun sen benim
Kaynak: Muhlis Akarsu
Yöre: Kangal
ne guzel soylenmis sozler her duydugumda icim titrer..cennet sizin OLSUN.....
İki cihan senin Haydar olsun sen benim
)
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
Lazın dediği ,gibi, Habi saha ,Habi baha, geriye kalanda baha
Dünya.
Dünya.
ON İKİ İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
1. İmam ALİ
2. İmam CAFER
3. İmam ZEYNEL
4. İmam BAKIR
5. İmam RIZA
6. İmam CAFERİ SADIK
7. İmam HASAN
8. İmam TAĞI NAĞI
9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA
*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
1. İmam ALİ
2. İmam CAFER
3. İmam ZEYNEL
4. İmam BAKIR
5. İmam RIZA
6. İmam CAFERİ SADIK
7. İmam HASAN
8. İmam TAĞI NAĞI
9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA
*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
Cennete pirler peygamberler Veliler ve onlara sıdk ile inanan ve onların güzel ahlak öğütlerini yoluna doğru gidenlerin gireceğini biliyoruz
bunun yanısıra dini sömüren dini kullanarak insanları kandıran masumların haklarını yiyenlerin kul hakkını dilinde kullanıp uygulamada gözetmeyen insanları yargılayan din adına katliam yapan insanları diri diri yakan toprağa gömen alevileri öldürmek bin hacca karşılık gelir diyip beyinsizleri peşi sıra sürükliyenlerin iftiracı yüzü karaların cehenneme gireceklerini de çok iyi biliyoruz çok şükür
bunun yanısıra dini sömüren dini kullanarak insanları kandıran masumların haklarını yiyenlerin kul hakkını dilinde kullanıp uygulamada gözetmeyen insanları yargılayan din adına katliam yapan insanları diri diri yakan toprağa gömen alevileri öldürmek bin hacca karşılık gelir diyip beyinsizleri peşi sıra sürükliyenlerin iftiracı yüzü karaların cehenneme gireceklerini de çok iyi biliyoruz çok şükür
İnsan isen yola gel
Bülbül isen güle gel
İkilik yoktur bizde
Kafir isen dine gel
ZÖHRE ANA
Bülbül isen güle gel
İkilik yoktur bizde
Kafir isen dine gel
ZÖHRE ANA
Cennete ve Ceheneme Kimler Girer, Kimler Giremez?
Cennet, Peygamberlerin, Evliyaların, Ehlibeyt'in mekanıdır. Bizim gibi nefis sahibi mahlukatların girmeyi hakkettiği bir yer değildir şahsi görüşüm.
İbadetlerimizi, insanlığımızı her daim yapalım ve Ehlibeytin yolundan gidelim. Bu güzellikleri hakkıyla yapalım ve gerisini Hakk Muhammet Ali Şahımıza bırakalım.
[TD="width: 100%, align: left"][COLOR=#A2431E]Aşkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni;
Ben yanarım dünü, günü,
Bana seni gerek seni,..
Aşkın, âşıklar öldürür.
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni.
Sofilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leylâ gerek
Bana seni, gerek seni.
Yunus durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni...
[TD="width: 100%"]
[TD="width: 100%, align: left"]
İbadetlerimizi, insanlığımızı her daim yapalım ve Ehlibeytin yolundan gidelim. Bu güzellikleri hakkıyla yapalım ve gerisini Hakk Muhammet Ali Şahımıza bırakalım.
[TD="width: 100%, align: left"][COLOR=#A2431E]Aşkın aldı benden beni,
Bana seni gerek seni;
Ben yanarım dünü, günü,
Bana seni gerek seni,..
Aşkın, âşıklar öldürür.
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni.
Sofilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leylâ gerek
Bana seni, gerek seni.
Yunus durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni...
[TD="width: 100%"]
[TD="width: 100%, align: left"]
[COLOR=#A2431E]Yunus Emre
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi