You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

'Cemevi caminin karşısında gösterilemez!'

'Cemevi caminin karşısında gösterilemez!'

Posting Freak
'Cemevi caminin karşısında gösterilemez!'
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, cemevini caminin karşısında yer alan müstakil bir dinin mabedi olarak göstermenin bilimsel ve tarihsel olarak mümkün olmadığını belirterek, ''Bizim itirazımız cemevlerinin kendisine değildir. Cemevleri özgürce inşa edilebilmelidir. İçindeki ritüeller özgürce yaşanabilmelidir. Yapılması gereken, özgürlüklere müsaade etmektir. Cemevlerinin bir inanç ve kültür merkezi olarak kabul edilmesinin yaşanan statü sorununu çözebileceğini düşünüyorum'' dedi.

Görmez, Avrupa Birliği Genişleme Direktörü Alexandra Cas Granje ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.
Granje, burada yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği Genişleme Sürecinde ortaya çıkan en önemli kriterlerden birinin din ve ifade özgürlüğü olduğunu ve bu noktada Türkiye'nin önemli mesafeler aldığını belirtti.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın din özgürlükleri konusundaki görüşlerini merak ettiğini söyleyen Granje, Franco dönemini görmüş bir İspanyol olarak yapılan anayasa değişiklikleri sonucunda demokrasinin gelmesiyle İspanya'nın bir medeniyetler beşiği haline geldiğini ifade etti.
''AB Müktesebatının iç hukuka aktarılması büyük önem taşıyor'' diyen Granje, Görmez'e, Türkiye'de din alanında ne gibi faaliyetlerde bulunduklarını sordu.
Başkan Görmez de, ''Kamusal olmanın yanında özgür ve sivil olmanın'' dinin doğru bilimsel bilgisiyle hareket etme prensibini doğurduğunu belirterek, bu sayede Diyanet'in kimseden dini ve teolojik konularda talimat almadığını kaydetti.
Başkan Yardımcılığı döneminde Avrupa Birliği'nin Yargı ve Temel Haklar faslında müzakerelere bizzat katıldığını anlatan Görmez, kendisine yöneltilen ''laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir kamu kuruluşu olmasını hangi laiklik anlayışıyla açıklayabiliyorsunuz'' şeklinde bir soruya, Belçika, Almanya, Danimarka ve İngiltere'deki benzer uygulamaları örnek vererek cevaplandırdığını anımsattı.
Türkiye'de dini azınlık çevrelerini yakından takip ettiklerini ve ilgilendiklerini söyleyen Görmez, dini azınlıklara gelecek en küçük bir baskının kendi dinlerine yapılmış bir baskı olarak göreceklerini vurguladı.
Türkiye'nin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın son zamanlarda din ve ifade özgürlüğü konusundan büyük mesafeler kat etmesinin önemli bir durum olduğunu dile getiren Görmez, ''Bütün özgürlükler ve inançlar bizim açımızdan çok önemlidir. Her özgürlük dünya hayati ile sınırlıdır, ancak inanç özgürlüğünün insanın ebedi hayatını da ilgilendiren bir boyutu vardır'' dedi.
-''TÖRE CİNAYETLERİNİN DİNLE HİÇBİR İLGİSİ YOK''-
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kadın hakları konularında da çok hassas olduğunu belirten Görmez, başkanlığın kadınlara yönelik faaliyetleriyle ilgili bilgi verdi.
Kadın hakları konusunda 2 boyut üzerinde durduklarını anlatan Görmez, bunlardan ilkinin yanlış inanışlar sebebiyle kadın hakları konusunda yapılan hatalar olduğunu söyledi. Görmez, ''Töre cinayetleri ve çok erken yaşta evlendirilmek gibi ciddi yanlışlıklar vardır. Bunların dinle hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen yanlış geleneklerden kaynaklanmaktadır. İnsanların zaman zaman bunları dinle özdeşleştirmesi doğru değildir. Diğer bir konu ise dinin yapıcı rolünü ortaya çıkarmaktır. Biz bu konularda hem bilimsel projeler geliştirdik. Kadına karşı şiddet ve ayrımcılık konusunda din görevlilerimize eğitim seminerleri verdik'' diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde 12 bin 800 kadın din görevlisi bulunduğunu kaydeden Görmez, kadınların erkeklere namaz kıldırmak gibi dini bazı görevler dışında bütün din hizmetlerini yapabileceklerine işaret etti. Görmez, ayrıca, camilerde imamların namaz kıldırdığı kısmın adının ''mihrap'' olarak anıldığını, bunun da Kuran-ı Kerim'de Hz. Meryem'in kendisini ibadete adadığı yerin adı olduğunu anlattı.
-ALEVİLİĞİN ALGILANMASI-
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mezhep esasına göre kurulmadığına dikkati çeken Görmez, Diyanet'in bütün farklı yorum çevrelerini kuşatarak bilgi ürettiğini söyledi. Katolik, Ortodoks ve Protestanlıktaki faklılıkların İslam içindeki mezheplerde bulunmadığına işaret eden Görmez, bunun çok farklı bir konu olduğunu dile getirdi.
Alevilik konusunda 2002–2006 yılları arasında yayınlanan AB Genişleme Raporlarında yer alan ''Alevi azınlık'' ifadelerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Görmez, itirazlar neticesinde ''Alevi toplumu'' ifadesiyle değiştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Görmez, ancak buna rağmen Aleviliğin sözlü ve yazılı kaynakları ortadayken İslam dışında bir din olarak algılanmasının bilimsel ve tarihsel bir karşılığının olmadığını kaydetti.
Cemevlerinin statüsü konusuna da açıklık getiren Görmez, şöyle konuştu:
''Cemevini caminin karşısında yer alan müstakil bir dinin mabedi olarak göstermek bilimsel ve tarihsel olarak mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan, cami gibi bir ibadethane olarak tanımlanmasını istiyorlar. Biz kilise değiliz. Dinin otoritesi değiliz. Biz sadece dinin bilimsel bilgisine göre hareket edebiliriz. Bizim itirazımız cemevlerinin kendisine değildir. Cemevleri özgürce inşa edilebilmelidir. İçindeki ritüeller özgürce yaşanabilmelidir. Hristiyanlık'ta konsül toplanarak dini ve teolojik bir statü belirleyebilir ancak İslam'da böyle bir statüyü kimse veremez. Yapılması gereken, özgürlüklere müsaade etmektir. Cemevlerinin bir inanç ve kültür merkezi olarak kabul edilmesinin yaşanan statü sorununu çözebileceğini düşünüyorum. Bu sorunları rahatlıkla aşabiliriz. Bir inanç ve kültür merkezi olarak kabul edildiğinde daha fazla imkanlar bulunacaktır. Genel ve yerel yönetimlerin katkılarıyla bu sorun böylece aşılabilir.''


Kaynak: Star Gazete
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Junior Member
'Cemevi caminin karşısında gösterilemez!'
Alevilik Sünniliğin karşıtı değil Alternatifidir.
Orta Asya'dan Hacı Bektaş'a
Member
'Cemevi caminin karşısında gösterilemez!'
anamın_askeri yazdı:Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, cemevini caminin karşısında yer alan müstakil bir dinin mabedi olarak göstermenin bilimsel ve tarihsel olarak mümkün olmadığını belirterek, ''Bizim itirazımız cemevlerinin kendisine değildir. Cemevleri özgürce inşa edilebilmelidir. İçindeki ritüeller özgürce yaşanabilmelidir. Yapılması gereken, özgürlüklere müsaade etmektir. Cemevlerinin bir inanç ve kültür merkezi olarak kabul edilmesinin yaşanan statü sorununu çözebileceğini düşünüyorum'' dedi.

Görmez, Avrupa Birliği Genişleme Direktörü Alexandra Cas Granje ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.
Granje, burada yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği Genişleme Sürecinde ortaya çıkan en önemli kriterlerden birinin din ve ifade özgürlüğü olduğunu ve bu noktada Türkiye'nin önemli mesafeler aldığını belirtti.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın din özgürlükleri konusundaki görüşlerini merak ettiğini söyleyen Granje, Franco dönemini görmüş bir İspanyol olarak yapılan anayasa değişiklikleri sonucunda demokrasinin gelmesiyle İspanya'nın bir medeniyetler beşiği haline geldiğini ifade etti.
''AB Müktesebatının iç hukuka aktarılması büyük önem taşıyor'' diyen Granje, Görmez'e, Türkiye'de din alanında ne gibi faaliyetlerde bulunduklarını sordu.
Başkan Görmez de, ''Kamusal olmanın yanında özgür ve sivil olmanın'' dinin doğru bilimsel bilgisiyle hareket etme prensibini doğurduğunu belirterek, bu sayede Diyanet'in kimseden dini ve teolojik konularda talimat almadığını kaydetti.
Başkan Yardımcılığı döneminde Avrupa Birliği'nin Yargı ve Temel Haklar faslında müzakerelere bizzat katıldığını anlatan Görmez, kendisine yöneltilen ''laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir kamu kuruluşu olmasını hangi laiklik anlayışıyla açıklayabiliyorsunuz'' şeklinde bir soruya, Belçika, Almanya, Danimarka ve İngiltere'deki benzer uygulamaları örnek vererek cevaplandırdığını anımsattı.
Türkiye'de dini azınlık çevrelerini yakından takip ettiklerini ve ilgilendiklerini söyleyen Görmez, dini azınlıklara gelecek en küçük bir baskının kendi dinlerine yapılmış bir baskı olarak göreceklerini vurguladı.
Türkiye'nin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın son zamanlarda din ve ifade özgürlüğü konusundan büyük mesafeler kat etmesinin önemli bir durum olduğunu dile getiren Görmez, ''Bütün özgürlükler ve inançlar bizim açımızdan çok önemlidir. Her özgürlük dünya hayati ile sınırlıdır, ancak inanç özgürlüğünün insanın ebedi hayatını da ilgilendiren bir boyutu vardır'' dedi.
-''TÖRE CİNAYETLERİNİN DİNLE HİÇBİR İLGİSİ YOK''-
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kadın hakları konularında da çok hassas olduğunu belirten Görmez, başkanlığın kadınlara yönelik faaliyetleriyle ilgili bilgi verdi.
Kadın hakları konusunda 2 boyut üzerinde durduklarını anlatan Görmez, bunlardan ilkinin yanlış inanışlar sebebiyle kadın hakları konusunda yapılan hatalar olduğunu söyledi. Görmez, ''Töre cinayetleri ve çok erken yaşta evlendirilmek gibi ciddi yanlışlıklar vardır. Bunların dinle hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen yanlış geleneklerden kaynaklanmaktadır. İnsanların zaman zaman bunları dinle özdeşleştirmesi doğru değildir. Diğer bir konu ise dinin yapıcı rolünü ortaya çıkarmaktır. Biz bu konularda hem bilimsel projeler geliştirdik. Kadına karşı şiddet ve ayrımcılık konusunda din görevlilerimize eğitim seminerleri verdik'' diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde 12 bin 800 kadın din görevlisi bulunduğunu kaydeden Görmez, kadınların erkeklere namaz kıldırmak gibi dini bazı görevler dışında bütün din hizmetlerini yapabileceklerine işaret etti. Görmez, ayrıca, camilerde imamların namaz kıldırdığı kısmın adının ''mihrap'' olarak anıldığını, bunun da Kuran-ı Kerim'de Hz. Meryem'in kendisini ibadete adadığı yerin adı olduğunu anlattı.
-ALEVİLİĞİN ALGILANMASI-
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mezhep esasına göre kurulmadığına dikkati çeken Görmez, Diyanet'in bütün farklı yorum çevrelerini kuşatarak bilgi ürettiğini söyledi. Katolik, Ortodoks ve Protestanlıktaki faklılıkların İslam içindeki mezheplerde bulunmadığına işaret eden Görmez, bunun çok farklı bir konu olduğunu dile getirdi.
Alevilik konusunda 2002–2006 yılları arasında yayınlanan AB Genişleme Raporlarında yer alan ''Alevi azınlık'' ifadelerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Görmez, itirazlar neticesinde ''Alevi toplumu'' ifadesiyle değiştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Görmez, ancak buna rağmen Aleviliğin sözlü ve yazılı kaynakları ortadayken İslam dışında bir din olarak algılanmasının bilimsel ve tarihsel bir karşılığının olmadığını kaydetti.
Cemevlerinin statüsü konusuna da açıklık getiren Görmez, şöyle konuştu:
''Cemevini caminin karşısında yer alan müstakil bir dinin mabedi olarak göstermek bilimsel ve tarihsel olarak mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan, cami gibi bir ibadethane olarak tanımlanmasını istiyorlar. Biz kilise değiliz. Dinin otoritesi değiliz. Biz sadece dinin bilimsel bilgisine göre hareket edebiliriz. Bizim itirazımız cemevlerinin kendisine değildir. Cemevleri özgürce inşa edilebilmelidir. İçindeki ritüeller özgürce yaşanabilmelidir. Hristiyanlık'ta konsül toplanarak dini ve teolojik bir statü belirleyebilir ancak İslam'da böyle bir statüyü kimse veremez. Yapılması gereken, özgürlüklere müsaade etmektir. Cemevlerinin bir inanç ve kültür merkezi olarak kabul edilmesinin yaşanan statü sorununu çözebileceğini düşünüyorum. Bu sorunları rahatlıkla aşabiliriz. Bir inanç ve kültür merkezi olarak kabul edildiğinde daha fazla imkanlar bulunacaktır. Genel ve yerel yönetimlerin katkılarıyla bu sorun böylece aşılabilir.''


Kaynak: Star Gazete
İster kabul edin ister etmeyin Tarafsız olan Avrupa insan hakları bile Aleviliği ayrı bin din olarak kabul etmiştir Türkiye gibi bir müttefik olmasına rağmen. Bizi yönetenler biz öyle düşünmüyoruz diyebilir, peki bunu düşününce hangi Alevi fedarasyonlarıyla görüştüler.Bu yaklaşım Hristiyanların gelip Müslümanlar aslında Müslüman değil Hristiyanlardır dmesiyle aynıdır.Alevi halkı bilinçleniyor bunun önüne kimse geçemez.

Gelelim töre cinayetlerine; Türkiyenin en katı Müslüman tarafı Doğu ve G.doğu bölgesidir. Ama ne hikmetse insan katli, töre cinayetleri, aşiretler arası çekişme, medeniyete kapılarını kapama ne ararsan bu bölgede var. Sorun eğer dine dönmekse sözde en iyi dini yaşıyorlar hatta bunu da beğenmeyip daha katı olsun diyorlar. O zaman dönüp İslam dinine bakmamız gerek insanları neden iyi yapamıyor?

Bu ülkede Cemevleri caminin karşısında olması biraz zor; çünkü Aleviliğin felsefesi, çağdaşlığı, kadın-erkek ibadetini Müslümanlık kaldıramaz Alevilik var olduğu yerde Müslümanlık var olamaz.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.