You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Cemaat-Kürtler ve Aleviler

Cemaat-Kürtler ve Aleviler

Posting Freak
Cemaat-Kürtler ve Aleviler

AKP-Cemaat kavgası, ritmini arttırarak devam ede dursun, bu kavganın dolaylı etkilerini de taşıyan ama AKP’siz bir iktidarda dahi gündem olasılığını sürdürecek olan paralel bir gerilim hattı daha bulunuyor. Gülen Cemaati(Hizmet) , Kürt Siyasi Hareketi (KSH) ve Aleviler arasındaki gerilimli ilişkidir bu. Üçünün de etnik aidiyetler dünyasında hareket etmelerinden yola çıkarak hem konumlarını hem de aralarındaki ilişkiyi anlamak açısından etnik sivil toplum ve etnik siyasal toplum kavramlarını öne sürmekteyim. Etnisiteyi, dil, din, kültürel vb. açılardan çok yönlü inşa edilen kolektif kimlikler olarak görebiliriz. Sivil toplum- siyasal toplum kavramlarının ülkemizde Batıdaki karşılıklarında n farklı bir konuma sahip olmasını da hesaba katarak etnisite üzerinden bina edilen topluluk evrenlerini söz konusu iki kavramsallaştır ma ekseninde anlamaya çalışabiliriz (Bu iki kavramın Weber’in ideal tipleri gibi soyutlamalar olduğunu da belirtelim).

Cemaat, 13-15 Aralık 2013’te yapılan 30’uncu Abant Platformu Toplantısı’nı “Aleviler ve Sünniler: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” başlığıyla Alevi meselesine ayırdı ve 11 maddelik sonuç bildirgesiyle tamamladı. Uluslararası sözleşmelere, inanç özgürlüğüne vurguların, cemevine ibadethane statüsü verilmesi gibi hususların dile getirildiği bildirgenin içeriğinden ziyade üzerinde durulması gereken nokta Cemaatin -cami-cemevi projesi başta olmak üzere- neden Alevilerle daha yoğun şekilde ilgilenmeye başladığıdır. Diğer taraftan KSH de DTK öncülüğünde 2-3 Şubat 2013’te, Diyarbakır’da 1.Kürdistan Alevi Konferansı düzenlemiş, Mezopotamya coğrafyasındaki Alevilerin “Mezopotamya Aleviler Birliği” adı altında örgütlenmesi kararıyla sonuçlandırmışt ı. Yanı sıra Temmuz 2013’te KCK’nin başına Cemil Bayık ve Bese Hozat (Kürt Alevi) getirilmişti. Aleviler bağlamında Cemaat için geçerli olan neden KSH için de geçerli. Cemaat’e yakın isimlerden Emre Uslu, ekim ayında kurulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında, HDP’nin Öcalan’ın Alevi partisi olduğunu ve CHP’ye giden Alevi oylarına talip olacağını öne sürüyordu. Alevilerin sosyalist partilere olan sempatisini kullanarak Türkmen Alevilere ulaşmayı hedeflediğini iddia ediyordu. Bu gelişmelerden hareketle ve Kürt illerindeki soysal ve bürokratik örgütleme rekabetinden bağımsız olarak, ortada nesnel açıdan Cemaat ile KSH arasında Alevi mahallesi üzerinden de cereyan eden bir gerilim bulunuyor.

Cemaat ile KSH arasındaki gerilimi Aleviler üzerinden ele aldığımızda; Cemaat’in etnik sivil toplum evreninde yaygın bir güce sahip olduğunu, KSH’nin ise etnik siyasal toplum evreni içinde önemli bir aktör olduğunu, buna karşın Alevilerin iki evren arasında gidip gelmelerinden dolayı iki evrendeki aktörün ilgi odağı olduğunu söyleyebiliriz (AKP-Cemaat kavgasının da bir bakıma etnik sivil alan ile etnik siyasal alan arasındaki çatışma olarak okuyabiliriz). Ancak çatışma sadece evrenler arasında değil, bir evrendekinin diğer evrende yer almak istemesi ya da aynı evrende bulunanların kaynakları arasında da cereyan etmektedir. Örneğin etnik sivil toplumda cemaatler, tarikatlar arasındaki rekabet daha fazladır ve genellikle siyasal alanla dolayımlanır bu mücadele. Zira etnik sivil toplum evreni ne kadar güvencesiz ve siyasal otoritelerin riski altındaysa bu evrendeki aktörler o kadar siyasete bulaşma gereği hissetmektedir. Ama siyasal alana girme gizlidir, derindir ve dolaylıdır.

Etnik sivil toplum evreninde Cemaat ve Aleviler
Kimlik mücadelesi veya kimliği tanımlama mücadelesi aynı zamanda siyasal bir mücadeledir. Sivil olması onun siyasal bir amaç taşımadığı anlamına gelmiyor. Cemaat, dinsel saiklerden hareketle bir kolektif kimlik inşa ederken siyasal bir mücadele de veriyor. Alevilere yönelmesi de siyasal bir nitelik taşıyor. Bunu cemaate yakından baktığımızda daha rahat anlayabiliriz.

Esin kaynağını Nurculuktan alan Gülen Cemaati’nin karakteristiğin i şöyle özetleyebiliriz : İslami referanslardan hareketle yetiştirdiği ‘altın nesil’leri kontrollü sosyalleşme süreçlerinin süzgecinden geçirip ekonomiden siyasete her alanda uzmanlaştırıp yerleşmesini ve birbirleriyle senkronize çalışmasını sağlayan; nizam, otorite, uyum mekanizmalarını koruyup bireyleri birbirinin denetçisi yapan, kamusal ve özel alanlarda kendine has bir sosyal ahlak tasarımıyla yola çıkan bir sosyal harekettir. Serbest teşebbüsü savunan ve üyelerinin ekonomik aksiyonla güçlenmesini amaçlayan Cemaat, devleti ise amacına giden yolda ahlaki bir dayanak ve meşru güven kapısı olarak görmektedir (bkz. Yavuz Çobanoğlu’nun “Altın Nesil”in Peşinde adlı kitabı, İletişim Yay., 2012). Başta eğitimde olmak üzere, ekonomide, basın-yayında, bürokraside en küçük yerleşim biriminden dünya çapında açtığı okullardaki yerlere kadar katı hiyerarşik bir örgütlenme ortaya koyan Cemaat, mümesillikler yoluyla iç denetimini de korumaktadır. Gündelik yaşamın bilgileri Fethullah Gülen’in izahatları doğrultusunda ışıkevlerinde kılavuza dönüştürülmekte , her cemaat üyesine, genel konulardan aktüeliteye kadar her düzeyde bir açıklama çerçevesi sunulmaktadır. Ekonomik gövdesini taşra burjuvazisinin, esnafın oluşturduğu bu sosyal ağda, esnaf ile öğrencinin bir araya gelme, ortak bilinç ekseninde aidiyet ve cemaat kimliği oluşturması sağlanmaktadır. Örneğin bir cemaat üyesi, Afrika’daki başka bir cemaat üyesi ile ortak bir ruhu paylaşabilmekte , ideal amaçların motivasyonu ile aksiyoner bir dinamizme kavuşturulmakta dır. Bürokrasideki örgütlülük ağı ise camianın asayişini sağlamakla birlikte, ona özgüven de kazandırmaktadı r.

Cemaat’in dünden bugüne inşa edip maddi kolektif kimliğe dönüştürdüğü sosyal varlığı etnik sivil toplum evreni içine konumlandırabil iriz. Bu evrene sadece Gülen Cemaati’ni değil, aleni şekilde politikleşmemiş tüm diğer cemaatleri de dâhil edebiliriz. Aleviler de her ne kadar siyasal alanda gözükseler de, pek çok politik girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmış, buna karşın yaygın örgütlülük ağlarından dolayı etnik sivil toplum evrenine girebilmişlerdi r. Cemaat gibi tek vücut olmasalar da taleplerini dile getirme veya reflekslerde bulunma tarzları açısından kolektif duruşa sahiptirler. Ancak siyasal alana tıpkı Cemaat gibi dolaylı bir katılımları vardır.

Aleviler ile Cemaat’in kesişim alanlarının başında eğitim, dolayısıyla da kamu örgütlülüğü geliyor. Bu yüzden Cemaat Alevilere yönelik sadece cami-cemevi projesi ile yaklaşmıyor, eğitim olanaklarını seferber ederek de sıcak temas kurmak istiyor. Neden Alevilere yöneldiğinin sorusunun cevabını ise Cemaat’in yayılmacı sosyal düzen düşüncesinde aramak gerekiyor. Zira Cemaat’i dinamik kılan ve çekim merkezine dönüştüren şey insanları ekonomik, eğitsel, kültürel, sosyal açıdan güvende hissettirebilme si ve özellikle genç bireylerin ya da ailelerin çocuklarının geleceğine ilişkin vaatler sunabilmesidir. Cemaat’in entelijansiyası na, yayın çeşitliliğine baktığımızda bunu daha net görebiliriz. Zira onun toplumda bıraktığı intiba nicel bir yaygınlıktan ziyadwe nitel olanaklar repertuarına sahip olmasıdır.

Sınır toplumundan etnik siyasal topluma Kürtler ve Cemaat
Kürtlerin, bugün, önceki uluslaşma tarzlarından farklı olarak yeni bir uluslaşma sürecine girdiklerini söyleyebiliriz. Bu uluslaşmayı var eden siyasal toplumsallaşma, önceki yapıdan kopuk değil, onu belirleyen, dönüştüren ve türevlendiren bir hüviyete sahip olmasından dolayı analitik anlamda yeni bir toplum tasavvurunun ortaya çıkmasına ön ayak olmuştur. Kürt entitesi artık “sınır toplumu”ndan “siyasal etnik toplum”a doğru geçmiştir. Kürtlüğe ilişkin birtakım dağınık nüveleri son 30 yılda Kürt entitesi etrafında ören KSH’nin, Kürtlerin yaşadığı coğrafyaları aşacak şekilde geniş bir örgütlenme ağını gerçekleştirmiş olması, onu ulusal bir hareketten öteye, etnik siyasal toplum evrenine dâhil ve müdahil kılmıştır. KSH kendisini her ne kadar “demokratik ulus” çerçevesinde her etnisiteye açık konumlandırmaya çalışsa da nihayetinde sosyolojik olarak belirli etniklik temelinde yükselen bir bağlama ve uzama sahip olmuştur. Sınır toplumunun iktisadi ilişkiler sistemi şekil değiştirip devam etse de bugün KSH özgün bir sivil toplum örgütlülüğünü çok fazla inşa edememiştir. Oysa Cemaat’in sivil örgütlenmesi, bürokrasiyi (üniversiteler de dâhil) içine alacak şekilde çok yaygındır bölgede. KSH sivil alana girmeye çalıştıkça (KCK örgütlenmesi aracılığıyla) da karşısına Cemaat’in ağları çıkmaktadır. Dershaneler, üniversiteler gibi eğitim alanlarından tutalım da iktisadi ilişkilere, sendikalara kadar bu gerilimin izlerini görebilmekteyiz . Irak Kürdistanı’nda Cemaat’in eğitimde ve iktisadi alandaki etkinliği de benzer gerilim kaynaklarından sayılabilir.

Bölgedeki gerilimin gerek yargıda ve emniyette, gerekse imamlar düzeyindeki din sahasında haberlere konu olduğunu görüyoruz. Örneğin Zaman’dan Hüseyin Gülerce 18.12.2013 tarihli yazısında AKP’nin üç büyük yanlış yaptığını dile getiriyordu: Birincisi dershanelerin kapatılması, ikincisi Başbakan’ın, Hizmet Hareketi “örgüt” diye itham edilirken bir AKP’li vekilin “KCK gibi paralel yapı” diye konuşmasına sessiz kalması, üçüncüsü de Cemaat’e düşman muamelesinin yapılmasıydı. Son olarak Cemil Bayık’ın Paris’te 3 PKK’li kadının öldürülmesinin arkasında Cemaat’in olduğunu öne sürmesi de benzer gerilime işaret ediyordu. Aslında iki hareketin bilgi stoğunda ve manevra kabiliyetinde geniş bir alternatif dizisi bulunuyor. İki hareket de son derece pragmatist, geniş ilişki ağına sahip ve öncelikle kendi örgütlülüğünün güvencesini almak derdindedir. Yaygınlaşma dinamizmi, hareket kabiliyeti, motivasyon güçleri bakımından da benzerliklere sahiptirler. Cemaat etkisini arttırmak için devletin otorite güçlerini kullandıkça ve KSH de sivil toplum örgütlüğünü yaygınlaştırmay a çalıştıkça çatışmaları kaçınılmaz oluyor. Buna bir de bölgesel ve küresel aktörlerle diyaloglarını eklediğimizde, gerilimin arka planı daha çok karmaşıklaşıyor . Alevilere yönelmelerinde ise hem yerel hem bölgesel gerekçeleri de bulunuyor. Ayrıca iki sosyal gücün girdikleri kavgada cephelerini genişletme stratejisinin de bir parçası sayılabilir. Ancak esas neden Alevilerin, etnik siyasal toplum ile etnik sivil toplum arasında köprü vazifesi görmesidir. Cemaat CHP’de kabul görebilmek veya kendisine zarar gelmemesini garanti altına alabilmek için Alevilerin teveccühünü kazanmak isterken, KSH gerek Batı illerindeki sivil toplumda örgütlüğünü arttırmak, gerekse toplumsal muhalefetin öncülüğünü yürütmek bakımından Alevilerin rızasını alma derdine düşüyor. KSH açısından önemli bir nokta da entelejansiyası nı genişletmek için de Aleviler önemli bir kaynak işlevi görüyor.

Ilımlı Sekülerizme mi doğru?
Bütün bunlar etnik sınırların siyasal ve sivil toplum sınırlarına dönüşmekte olduğunun da işareti oluyor. Diğer taraftan iki evrenin içindeki oyuncuların birbiriyle münasebetlerind en, gerilimlerinden dışsallaştırıla rak açığa çıkacak enerjinin “Ilımlı Sekülerizm”e doğru kaydırılmak isteneceğini söyleyebiliriz. Zira AKP-Cemaat kavgasında açığa çıkan “nasıl bir devlet?” sorusuna paralel olarak toplumsal açıdan nasıl bir arada yaşanacağının küresel egemenlerce verilecek cevabını bugünkü atmosferde Ilımlı Sekülerizm karşılıyor. Ulusalcıların Ilımlı Sekülerizme dâhil olmaları ise AKP karşıtı bir cephe (CHP) örgütlenmesinde denenmek isteniyor. Bunun maddi şartları olgunlaştırılıy or ama Erdoğan’ın başarısızlığına bağlı olduğu da görülüyor. Oysa başka türlü bir sekülerizm ve bir arada yaşama formu da pekâlâ mümkün. Bölgenin doğal kaynakları başta olmak üzere, ucuz işgücünün piyasanın iştahına sunacak emperyal bir projelere bir alternatif sunmak ise KSH’nin ve sosyalistlerin önünde seçenek olarak duruyor.

birgün
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.