[COLOR="#696969"] ... Bu topraklarda Çaldıran'dan bu yana (1514) Alevi Sünni ilişkileri hep problemli olmuştur. Bu problemin çıkış noktası teolojik sebeplerden ziyade siyasi sebeplerle ilgilidir.
Biliyorsunuz Cami+Cemevi projesi Sayın Gülen'in önerisi ve Cem Vakfı başkanı Sayın İzzettin Doğan'ın sahiplenmesi ile gündeme geldi. Alevi ve Sünni işadamlarının katkıları ile Ankara Mamak'ta bu tarihi projenin temeli atıldı.
Dünya için küçük ama Türkiye için büyük bir adımdı.
Bu topraklarda Çaldıran'dan bu yana (1514) Alevi Sünni ilişkileri hep problemli olmuştur. Bu problemin çıkış noktası teolojik sebeplerden ziyade siyasi sebeplerle ilgilidir. Çaldıran'dan itibaren Aleviler hep sistemin periferisinde bırakılmıştır. Aradan 499 yıl geçmiş olmasına rağmen problem çözülmediği gibi Çorum, Maraş, Sivas provokasyonları ile sıcak tutulmuştur. Aleviler hem devlet hem toplum nezdinde ötekileştirilmişlerdir.
Bu kısa tespitten Cami+Cemevi projesine dönelim.
Bu tarihi projeye bir kısım çevrelerden itirazlar geldi. Bu gayet normaldir, itirazlar medeni bir toplumda olması gerektiği gibi olduktan sonra faydalıdır da.
En dikkatimi çeken itiraz ’ama bu Türkiye'deki Alevi problemini çözmez ki' oldu.
Bu yaklaşımı kısmen doğru kısmen de yanlış buluyorum. Biraz açayım.
Öncelikle şunu söyleyeyim; zaten oldukça ağır ve kronik olan bu problemi tek başına Cami+Cemevi ile çözebiliriz diyen yok. Bu iddia tamamen hayalcilik olur.
Alevi probleminin bir devlet ayağı iki toplum ayağı vardır.
Alevi toplumumun ve demokrat Sünnilerin devletten istediği Alevilerin ayırımcılığa uğramaması, eşit vatandaş muamelesi görmesidir. Bu konuda hükümetin adım atması, Alevilere karşı devletin asırlık reflekslerinden vazgeçmesi beklenmektedir. Ne yazık ki 500 yıllık bu reflekslerin kolay değişmediğini gözlemliyoruz.
Alevi probleminin ikinci ayağı da toplum ayağıdır. Bu devlet ayağından daha da önemlidir. Asırlardır ayrıştırılmış bu iki toplum birlikte, iç içe yaşamamışlar ve birbirlerine yabancılaşmışlardır. Ayrıca itilmişlik Alevileri toplumda kendi kimlikleri ile var olmalarını engellemiştir.
Bunun sonucunda da akla hayale gelmeyecek önyargılar oluşmuştur. Ayrımcılıkla ilgili yasalar bir şekilde değiştirilir ama toplumdaki önyargıları ortadan kaldırması ve karşılıklı güvensizliği gidermesi öyle kolay değildir.
Bu sebeple Aleviler ile Sünnilerin ’kendi kimlikleri ile' bir araya geleceği, dirsek teması kurabileceği ortak zeminler, köprüler kurulmasına acil ihtiyacın olduğu çok açıktır. Acil diyorum çünkü ihmallerin ve önyargıların kurbanı olan bu problemin artık beklemeye tahammülü kalmamıştır.
Alevi Sünni evlilikleri üzerine geçen sene kaleme aldığım ’Sevdim Seni Bir Kere' kitabımda (Ufuk Yayınları) karma evliliklerin ’nelere rağmen' yapılabildiğini incelemiş, ortak zemini olmayan, birbiri ile kaynaşamamış iki toplumun evlilikler üzerinden ne tür sancılar yaşadıklarını, ’bir yastıkta iki mezhebin' sonuçlarını nazara vermek istemiştim.
Cami+Cemevi projesi kurulması gereken ortak zeminlerden sadece biri olabilir. Aynı avluyu paylaşan Alevi ve Sünni tanışacak, birlikte sohbet edecek, önyargıların ne kadar asılsız olduğunu görecek ve toplumsal barış adına çok kıymetli adımlar atılabilecektir.
Sayın Gülen'in projeyi desteklemesinin Sünni toplumda Cemevleri'ne bakışı olumlu şekilde etkileyecek olması da meselenin bir başka boyutudur. Bundan böyle yeni Cemevleri'nin açılmasında Sünni toplumdaki direnci kıracak, Cemevlerine daha pozitif bakmalarını sağlayacaktır.
Devletin sorunun çözümü için adım atamamasına mukabil sivil toplumun adımlar atması, projeler hayata geçirmesi toplumumuz adına sağlık emaresidir. Alkışlanması ve desteklenmesi gerekir.
Toplumun buna hazırlanması anlamına da gelecek bu proje zamanla problemi çözme adına devleti yönetenlerin elini kolaylaştıracaktır.
Projeyi tenkit amaçlı deniyor ki Caminin yayınında yapılacak Cemevi'nin statüsü ne olacak, yani Cemevi mi tekke mi, dergâh mı? Projeyi yürütenler Cemevi olacak diyor. Yani Cemevi'nde ne yapılıyorsa o yapılacak.
Bir de bu proje ile Aleviler asimile edilecek iddiası var. Niye asimile olsun ki? başlarında dedesi ile alevi toplum ibadetlerini yapacak orada. Ayrıca Hacı Bektaş Dergahı'nın yanındaki Cami yüzyıllardan beri hangi Alevi'yi Sünnileştirmiş? Zaten bu projede HacıBektaş'taki yanyanalıktan esinlenmiş.
Bu ülkede Aleviler ile Sünnilerin ölüleri bile yan yana yatar. Hristiyanlıktaki gibi Katolik, Protestan ayırımı yoktur. Ölüleri bile yan yana olan bu toplumun dirileri neden yanyana, birlikte olamasın?
Bu projeden şu sonuç çıkmasın; ne yani Cemevleri, Cami üzerinden mi meşrulaşacak? Hayır. Tek başına Cemevleri bu ülkede yapılacak, hem de binlercesi. Cami+Cemevi ile Alevi Sünni topluma birliktelik mesajı verilmiş olacak.
Bütün bu gerekçelere ikna olmayanlar elbette çıkacaktır. Onlara sözüm şudur; Neticede iki sivil toplum örgütünün birlikte hayata geçirdiği, sponsorlarını kendilerinin bulduğu bir projedir bu. Yani tamamen sivil bir inisiyatif. Toplumda yer etmiş kronik bu problemi çözmek adına daha iyi bir projeniz varsa, bu proje yapacaklarınıza engel değil. Daha iyisini, daha doğrusunu bildiğiniz bütün projeleri elinizi cebinize atarak bir araya gelip uygulayabilirsiniz.
Devlet adım atmıyor diye beklemek/protesto etmek yerine sivil toplum olarak somut bir şeyler yapma zamana gelmedi mi?
Bu tarihi projeye önderlik eden Cem Vakfı Başkanı Sayın İzzettin Doğan'ı ve Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Sayın Doğan Bermek'i gönülden tebrik ediyorum.
Ümidim Cami+Cemevi projesi diyalog köprüleri adına son adım olmaması, arkasından yeni projelerin gelmesi.
Erkam Tufan Aytav
Twitter/erkamtufan
Cami+Cemevi projesine itirazlar haklımı?
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3073
Cami+Cemevi projesine itirazlar haklımı?
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi